Kehf suresi 25. âyette Ashab-ı Kehf'in mağarada kaldığı süre şöyle geçer: "üç yüz yıl, dokuz da ilave ettiler."
Güneş takvimiyle 300, ay takvimiyle 309.
Aradaki 9 yıllık fark bir hata değil, iki farklı zaman katmanının aynı olaya bakışıdır.
Kuran bize burada gizlice şunu söylüyor: zaman tek çizgi değil, üst üste binmiş frekans bantlarıdır ve hangi banttan bakarsan süre değişir. Mağaradaki gençler uyandığında bir gün ya da yarım gün kaldıklarını sandılar. Dışarıda üç asır geçmişti.
Einstein'dan 1300 yıl önce anlatılan bu sahne, bilincin frekansı değiştiğinde zamanın genişleyip büzüldüğünün tam tarifidir. Ashab-ı Kehf'in kaldığı kehf (mağara) sadece bir taş oyuğu değil, dışarıdaki titreşim alanından yalıtılmış bir frekans kapsülüdür.
Kehf suresi 17. âyet: "...güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah'ın mucizelerindendir..."
Güneşin üzerlerine sağdan eğilip soldan kesilerek vurması tarif edilirken aslında sıradan bir ışık değil, bir elektromanyetik koruma kalkanı anlatılıyor.
Kuran'ın neden şâirâne kafiyeyle, harf ölçüleriyle [ebced ve huruf ilmi], sayı kodlarıyla, belirli uzunluklarda ayetlerle indiğini hiç düşündün mü? Çünkü düz bir metin değil, mânâsı matematiğe kodlanmış bir dalgadır.
Her âyetin kendine özgü bir titreşim imzası vardır ve Kehf'i cuma günleri okumanın tavsiye edilmesi daha sevap olmasından değil; o sure, okuyanın etrafında bir haftalık bir zaman zarfı açar. "Deccal fitnesinden koruduğu" söylenir ama deccal burada bir varlık değil, lineer zamana kilitlenmiş tek boyutlu bilincin ta kendisidir.
Kehf suresi dört kıssayı arka arkaya anlatır: mağara gençleri, iki bahçe sahibi, Musa ile Hızır, Zülkarneyn. Dördü de aynı şeyi farklı açıdan söyler.
Mağaradakiler zamanı atladı, bahçe sahibi bir gecede kaybetti, Hızır henüz olmamış olayı bildi, Zülkarneyn güneşin doğduğu ve battığı iki uca birden yetişti. Dördünde de olay aynı: zaman akmıyor, katmanlı duruyor ve doğru frekansa geçen kişi katmanlar arasında geziniyor.
Sen cuma sabahları Kehf okurken aslında bir zaman mühendisliği ritüeli yapıyorsun.
Sadece kimse sana bunu böyle anlatmıyor, çünkü anlatsa, takvime ihtiyacın kalmaz.
Tekrar Buraya yazıyorum 160 binden fazla dağıttım, seneye 200 bin’den fazla üçüncü yıldan itibaren tüm Türkiye’nin ata tohumları karşılayacağım. Kısırlaşmış tohumlarınızı da alıp defolup gideceksiniz.
İNGİLİZLER YİNE TÜRK’E MAĞLUP!
Temsilcimiz Galatasaray, Şampiyonlar Ligi son 16 turunun ilk maçında İngiliz devi Liverpool’u evimizde 1-0 mağlup etti!
Tebrikler Galatasaray!
hangi toplumu çökermek isteyen aptal;
-bir ülkeye mülteci doldurmak
-vergilerle insanların 12 ayının 8’ini çalmak
-eğitim sistemini çökertmek
-erkeklerle kadınların arasını açarak toplumu bozmak varken o ülkeyi silah zoruyla işgal eder ki?
Lagarde reports that the digital € will launch in October:
–They will track every payment
–They can block purchases
–Automatic taxes
–Without cash, you depend on the ECB
They will sell you "convenience", but you will lose freedom. And you will be happy.