Sözcü Deniz Ayhan yazmış;
Ayranımız yok içmeye
Hastahane açmaya gidiyoruz Suriye'ye!
20 bin TL ile açlığa mahkum ettikleri emekliden katılım payı alan Bakanlık Suriye'de herşey bedava hastahaneler kuruyor!
Türkiye'de 71 hastaneyi satışa çıkaran iktidar, Suriye'de
toplam 450 yatak kapasiteli 2 hastahane yapacak.
Tüm masrafları Türkiye karşılayacak.
2 yıl boyunca Suriyelilerden hiçbir ücret alınmayacak.
Personel ilaç ve işletme giderlerini de biz karşılayacağız.
#EmekliMutlakAçlıkta
Erdoğan'ın da imza törenine katıldığı Çin'li araba markası BYD'nin, Manisa'da açacağı araba fabrikasından vazgeçererek tesisi Macaristan'da kuracağı anlaşılalı birkaç saat oldu
Müdürlükten alınmış öğretmen olarak devam edecekmiş.Şimdi bu cezamı oldu . Irmak Koparan toprağın altına konulacak,öğretmenlik yapamacak,bitti hayaller umutlar bitti bu kadına ceza mı verilmiş oluyor Allah aşkına biri bana söylesin benim aklım almıyor.🥹
#MelahatİleriTutuklansın
Ağrı’da anasınıfı öğretmeni Irmak Ayşe Koparan evinde ölü bulunmuştu.
Öğretmenin okul müdüründen şiddet gördüğüne dair tutanak.
Gencecik bir öğretmeni hayattan koparılmasına sebep olanlar cezasını çeksin. @abakingurlek@adalet_bakanlik@tcmeb@Yusuf__Tekin@irmakicinadalet
NASIL KIYDINIZ❗
Bir askerin bile tek başına gönderilmeyeceği, 50 km uzaklıkta ki dağlık bölgeye 24 yaşındaki genç bir kızı göndermek...
Hangi akla hizmet.
Ayrıca okulda ve ilçedeki kişilerce mobbing'e maruz kalıyor.
Bile bile ölüme gönderilmiş.
Allah Rahmet Eylesin 😔
Şenay Aybüke Yalçın, PKK terör örgütünün saldırısı sonucu Batman/Kozlukta 9 Haziran 2017 22 yaşında şehit edildi.
Acı bir tesadüftürki, dün haberleri okurken Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan, 24 yaşındaki İzmirli öğretmen Irmak Ayşe Koparanın, şüpheli şekilde yaşamını yitirdiğini okudum. Daha sonra genç öğretmenin intihar ettiği yazıldı.
Hüzünlendim. 2010 yılında Ağrı, Hamur ilçe Emniyet Amiriydim. Ağrı/Hamur ilçesinde görev yaptığım günlerden bu genç öğretmen kızların ne zorluklar çektiklerini bilirim. İlçede acı, tatlı günlerim geçmişti. Konu ile ilgili başka haberleri okuduktan sonra Ağrıdan arkadaşlarla da görüştüm.
Irmak öğretmenin ilk tayin edildiği Soğanlıtepe köyü Ağrı, Aladağların en son noktasında yer alan bir köy. İlçe merkezine 50 kilometre, ama öyle düz bir 50 kilometre olarak düşünmeyin. Günlük ulaşım yazın dahi çok zor. Kışın imkansız.
Bir genç kadının ikamet, ulaşım ve güvenlik konularında tek başına hayatını idamesinin imkansız olduğu bir yer.
Sanırım bu sebeblerden dolayı görev yeri önce ulaşıma elverişli Karakazan köyüne alınmış. Ancak Karakazan okul müdüresiyle yaşadığı hatta şiddet gördüğü söylenen bir hadise sonrası, tek başına hayatını idame ettiremeyeceği bilinen Soğanlıtepe köyüne, dönem içinde tekrar gönderilmiş.
Köye gidip gelebilmek için günlük 3000 TL ulaşıma para veriyormuş. Ekonomik olarak idare edemediğini çevresiylede paylaşmış.
Hamurda görevde iken nöbetçi memur 3 genç kadın öğretmenin görüşmek istediklerini iletmişti. Ögretmenleri odama aldım. Görevlendirdikleri köyün dolmuşunun saat kaçta geldiğini ve saat kaçta geri döndüğünü soruyorlardı. Ağlamakla gülmek arasında kaldım. Çünkü köy dolmuşu yoktu, ve ben bunu nasıl söyleyecektim. İkamet için kalacak ev aradıklarını söylediler. Ben ilçe emniyet amiri olarak sıkıntı yaşamıştım. Belediye başkanı ve kaymakamla görüştüm, şartları zorlayarak kalacak yer ayarladık.
Arkadaşları, Irmak öğretmenin, elverişsiz yaşam, çalışma koşulları ve düştüğü ekonomik açmazdan dolayı pek çok kez yer değişikliği talebinde de bulunduğunu bulunduğunu söylediler. Kimse ilgilenmemiş. Kızı ortada tek başına bırakmışlar.
Annesinin evinde soba yakmamış bu genç kadınların okul sobasını yakmayı öğrenmek, bunun için odun kömür taşımak gibi işleri en basit zorluklardı. Gece duyduğu bir tıkırtıdan dolayı ilçe emniyetin telefonuna ulaşıp hüngür hüngür ağlamaktan konuşamayanları acıyla hatırlarım.
2003 yılında, Doğubayazıt ilçesi, Ortadirek Köyü İlkokulu'nda sobayı yakarken Aysun Kayalar, Burçin Uysal isimli ögretmenler ve bir öğrencileri yanarak hayatlarını kaybetmişlerdi.
Benim görev yaptığım zaman demekki sorumluluk sahibi idarecilere rast gelmiştik ki, okullara planlama yapılırken kaymakam ve ilçe milli eğitim müdürleri coğrafya ile mütenasip görevlendirmeler yapmaya çalışıyorlardı. Zaman zaman güvenlik gerekçesiyle biz de müdahil olurduk. Bir genç kadın öğretmen için zaten zor olan şartları imkanlar elverdiğince düzeltmek ögretmene de burada yalnız olmadığı hissiyatını vermek önemliydi. O duygu bile bu öğretmenlerimizi güven verirdi.
Şu yaşanan acı olayda artık o sorumluluk sahibi idarecilerin gittiğini, eline geçen yetkiyi öğretmenine yardımcı olmak için değil zaten zor olan şartlarını daha da zorlaştırmak için kullanan cezalandırmak idarecilerin geldiğini anlıyorum.
Göreve yeni başlayan bu genç ögretmenler, atanabildiklerine şükretmenin suskunluğu ile okullarında, bir yandan o küçük çocuklarla, bir yandan zamanlarının çoğunu geçirecekleri sınıflarını güzelleştirmekle sıkıntılarını bastırmaya çalışırlardı. Sanırım hala öyle. Aslında yazamadığım o kadar çok şey varki…
Nice Aybükeleri, Irmakları bu aymazlık ve sorumsuzluk içinde kaybettik. Maalesef bu aymazlık ve sorumsuzluk devam ettiği sürece de nice Aybükeler, Irmaklar kayan bir yıldız gibi yitip gidecekler. Birkaç ay sonra aileleri ve bir kaç arkadaşları hariç kimse de hatırlamayacak.
#AybükeYalçın
#IrmakAyşeKoparan
#Irmaköğretmeniçinadalet
Ses kayıtlarına göre kızı sırf iyi bir okula vermemek için ücretli öğretmeni çıkarmamış işten.Her zaman atanmış öğretmen önceliklidir ve ücretli öğretmen bir öğretmen gelirse gideceğini bilerek gelir.Bu torpili ve mobingi yapan herkes cezalandırılmalı #Irmaköğretmeniçinadalet
Irmak’ın gittiği serviste de şoför buraya “benden başka şoför giremez” dediği için de tek servis gidiyor. Daha sonra şoför uçarı bir zam yapıyor. Buna Irmak ve okuldaki yakın arkadaşı ses çıkardığı için de şoför tarafından yaftalanıyor. Müdür ile bir koalisyon içinde oluyorlar.
Irmak öğretmene mobbing yapanla kalmasın aynı zamanda göz yumanlar mani olmayanlar da göz altına alınsın.Görevlerine son verilsin.Öyle bir ceza verilsin ki bundan sonra kimse koltuğuna güvenip kimseye şiddet uygulamasın.Uygulanmasına izin vemesin #Irmaköğretmeniçinadalet#memur
Öğretmenimiz Irmak Koparan'ın öğretmen arkadaşının konuyla ilgili açıklaması:
" 1,5 yıl atanmayı bekledikten sonra 2024-2025 yılının ikinci döneminde Ağrı'nın Hamur ilçesi Soğanlıtepe İlkokuluna Irmak hoca ile birlikte atanmıştık. Hamur İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş'ün bana bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalması uygun değil diyerek beni Soğanlıtepe İlkokuluna, Irmak hocayı ise Karakazan İlkokulu-Ortaokuluna görevlendirdiler. Millî Eğitim Müdürüne ben de "Ben o köyde yapamam. İhtiyaçlarımı karşılayamam, köyün servisi yok beni de görevlendirin" diye söylemiştim. Fakat bana "İster uçakla istersen neyle gidiyorsan git!" dedi. Kimse yardımcı olmayınca köy muhtarının yardımıyla köye geldim. Hatta ilk atandığımızda bütün öğretmenlere "okullarınıza gidin ve görün" demişlerdi. Irmak hoca da gidemediği için İlçe Milli Eğitim Müdürü Irmak hocaya takmıştı diyebilirim.
5 Mayıs 2025'te ben askere gittim. Bir yıl sonrasında askerliğim bitmeye yakın Irmak hoca beni aradı. Durumunu anlattı: Karakazan'daki okul müdürü ile tartışma yaşıyor ve okul müdürü Irmak hocaya vuruyor. Bu konu başka kişilere tam tersi olarak anlatılıyor. Olay servis şoförünün gözü önünde olduğu hâlde hiçbir şey söylemiyor. Servislerde bulundurulması zorunlu olan kamera olmadığı için olay tam olarak açıklığa kavuşamıyor. Fakat Irmak hoca olayı gerçekliğiyle anlatacak şahitlerin olduğunu da söylüyordu. Sonuç olarak Irmak hoca Soğanlıtepe İlkokuluna sürülüyor. Köy, Irmak hocanın evine yaklaşık 60 km uzaklıkta. Onun için durum gerçekten çok zordu. Lojman kalınacak durumda değildi ki şu an ben de ana sınıfında kalıyorum. Lojman rutubet içinde ve orada kalacak olan kişinin hastalanması kaçınılmaz. Irmak hoca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne yazı gönderiyor lojmanın durumuyla ilgili ve yaptıkları tek şey duvarları boyamak. Sonuçta da lojmanı yaptık kalabilir diyerek Irmak hocanın vermiş olduğu dilekçeler hiçbir zaman olumlu yanıtla karşılanmıyor. Fakat Irmak hoca sürekli Kaymakamlığa, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne gidip durumunu anlatıyor. İlk zamanlarda taksiye 3.000 lira para veriyordu. Bunun üstüne ev kirası da eklenecek olursa bu durum maddi olarak kabul edilemezdi.
Ulaşımın zorluğu ise işin fiziksel tarafıydı. Ruhsal olarak ise daha kötüydü. Sabahları kahvaltı yapmadan geliyordu. Bunları haber alınca köyde tanıdığım ve güvendiğim bir öğretmene Irmak hocaya iyi bakmasını tembih ettim. Sağ olsun sabahları çay ve kahvaltılık getiriyormuş. Olabildiği kadar gönlünü hoş tutmaya çalışıyormuş. Fakat Mehmet Özmüş'ün uyguladığı mobbing arkadaşımı bitirdi, mahvetti. Özellikle yanlı davranmak. Irmak hocanın sürgün edilmesi fakat arkadaşımı darp edenlerin hiçbir ceza almaması işi psikolojik olarak çok kötüye götürdüğünü düşünüyordum. Ben bunları hocamızdan dinleyince ona şöyle söyledim: "Hocam merak etmeyim askerliğim biter bitmez ben oraya geleceğim ve sizin durumunuzu düzeltmek için elimden geleni yapacağım. Nasıl olsa bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalmasını uygun görmüyorlar." Sürekli konuşurduk ve ona olabildiğince moral vermeye çalışıyordum. 13 Mayıs 2026'da göreve başladım. İlçe Millî Eğitim Müdürü ile görüşemedim fakat şube müdürü ile konuşup arkadaşımın durumunu anlattım. Hatta en sonunda "Sizden müdürlük yapmanızı değil abilik yapmanızı istiyorum, Irmak hocanın durumu iyi değil" dedim. Fakat hiçbir gelişme olmadı. Bu süreç içinde Irmak hoca dilekçe vermeye ve durumunu ilgili makamlara iletmeye devam etti. Yine hiçbir sonuç alamadı. "
Hamur İlçe Milli Eğitim Müdürü
Mehmet Özmüş
Kıvanç Tatlıtuğ’un bir giyim markasıyla yaptığı 44 milyonluk anlaşmaya bir vatandaşın tepkisi ;
“Bir reklama 44 milyon harcayan bu firma, tezgahtarlarına 1.000 TL fazla vermemek için bin takla atarlar. Haksız mıyım?”!!