başına böyle bir şey geleceğini zaten tahmin etmiştir. yine de geri durmamış, istediği gibi yazmış, söylemiş, çekmiş. bu berbat günlerde hakiki bir direniştir yaptığı. Mabel Matiz canımızdır. yerimiz yanıdır.
Mabel Matiz'le uğraşılmasının nedeninin ne olduğu çok net ortada.
Türkiye'yi ısrarla Ortadoğululaştırmaya çalışıyorlar.
Örtülü ahlak polisliği yapmayı bırakın.
Mabel Matiz'i de rahat bırakın.
deniz göktaş'ın arkadaşı olarak tutuklanmasına tek bir söz etmedi, paylaşım yapmadı. üstüne deniz, kuyu hapsindeyken izlediği saçma sapan feyyaz reklamlarını hafifçe iğneledi o ise ben fero'yla alaçatı tatilinden paylaşımlarına devam etti. feyyaz yiğit başkasına ait memnuniyetin gölgesinde dinlenmenin yolunu bulmuş demek ki.
Bilinen hiçbir sağlık sorunum yokken 10 kilo vermek için 5-6 aydır kendimi paralıyorum, dümdüz insanın bile yeme alışkanlıklarını düzeltmesi hiç de kafaya takmayarak olacak iş değil siktirsinler…
"Kilo vermek çok kolaymış, meğer kafaya taktığımız için veremiyormuşuz..." bakış açısı, ne yazık ki insülin direnciyle, hormonlarla, genetikle ya da psikolojik yüklerle mücadele eden milyonlarca insana haksızlık oluyor.
Kendi sürecimizi, ya da irademizi parlatacağız diye kimsenin mücadelesini küçümsememeli... Gerçekten de iğne değil mucizevi bir irademiz de olsa; kilo kaybını "Ağzımı tuttum bitti, büyütmeyin" sığlığına indirgememiz hoş olmaz.
Hukuk kazanamadım diye çok üzülüp (ki o da benim hayalim sayılmazdı) iktisat kazanmıştım herkes daha okula gitmeden işsiz kalacaksın dedi, ki kaldım da ama sonrasında gayet iyi bir iş buldum. Önemli olan insanlar değil gerçekçi beklentiler ve çaba hatta biraz da şans
Bizim dönemimizde de ne olursa olsun İİBF yazma işsiz kalırsın falan filan diyorlardı. Sayısız akrabaya ve öğretmenlere karşı mücadele vermek zorunda kaldım genç yaşımda…… Kendi potansiyeliniz yerine elalemin ezberlerini rehberiniz bellemeyin, her tercih döneminin tek ortak tavsiyesi olabilir bu.
Deniz Göktaş'ın gözaltına alınması, Ekrem İmamoğlu'nun salondan çıkartılması, Murat Ongun'un savunmasının yarıda kalması ve Tuncay Yılmaz'ın savunmasını yapması için nöbetçi avukat atanması. Hepsi aynı gün oldu. Barış ve demokrasi şenliği bugün yine zirvede.
Birkaç yıl önce kedimiz öldüğünde bunun ne kadar büyük bir sorun olduğunu fark ettik. Kediniz köpeğiniz ölüyor, onun ölüm acısı içindeyken bir de nereye gömeceğiz derdi başlıyor üstüne.
Hayvan mezarlığı yok. Varmış da dolmuş! E demek ki yenisi lazım dimi? Ama yok. Çıksan kıra bayıra bir yer belirlesen, e Jandarma görse başın belaya girecek, düşünsenize 'gizli gizli ne gömdünüz' diye gelse kapına, bir de onunla uğraş.
Kendi bahçeniz, araziniz yoksa çok sevdiğiniz, kaybettiğiniz hayvanınıza bir mezar açmak bile dert. Tweetteki olaya da kahroldum. Ailesi gelip bakacak ve mezarı gitmiş hayvanın, kimbilir ne yaptılar ölüsünü, bir de onun üzüntüsü... Ne alçaklık.
Benimle aynı madam coco valize sahip bir alman turist yanlışlıkla benim valizimi Yalova’ya götürdüğü için evime bir gün sonra dönebildim… böyle mistik bir olay sadece benim başıma gelirdi zaten
Şimdi arkadaşlar çok basit bir bilgi. Türkiye'de vatandaşın aleyhine bir şey yaşanıyorsa bu iktidar ile ilgilidir. Vize randevusu alamıyorsanız bu Türkiye'yi yönetenler ile ilgilidir. Vize alamıyorsanız bu da Türkiye'yi yönetenlerle ilgilidir.
Ali İsmail Korkmaz'ın kaldırıldığı hastanede tedavi etmeyip kas gevşetici vererek eve gönderen katil doktor Hasan Gülcü Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi'nde hala görevine devam ediyor. Unutmadık hesaplaşacağız.