Yomra’da 4 bayanın ölümüyle sonuçlanan kazada Minik Takım oyuncumuz Yiğit Bülbüloğlu’da ağır yaralanmıştı.
Ve Yiğit bu sene antrenmanlara başlayıp, belki de basketbol sayesinde hayata tutunacaktı.
Yiğit evladımız için bile olsa basketbolumuz yaşamalı! #TrabzonBasketBuSevdaBitmez
Bugün dönüp baktığımda, o sessizliğin şampiyonluk sevincini bastıran bir sessizlik değil; sporun özünde olması gereken saygının sessizliği olduğunu düşünüyorum.
Belki de bu yüzden o yolculuğu hiç unutamadım. #TrabzonBasketbolTarihi
Bir anlamda otobüsün içerisindeki herkes, birkaç saat önce aynı hedef için mücadele eden ve şimdi büyük bir hayal kırıklığı yaşayan Yeşilgiresun camiasının üzüntüsünü hissediyor, ona saygı duyuyordu. #TrabzonBasketbolTarihi
Şampiyonluk kazanmış bir takım otobüsünde olması beklenen coşkunun yerini derin bir sessizlik aldı.
Yol boyunca neredeyse kimse konuşmadı.
Ne tezahürat vardı, ne kutlama, ne de bir sevinç gösterisi... #TrabzonBasketbolTarihi
Yeşilgiresun cephesinde yaşanan büyük hayal kırıklığına duyduğu saygıyı bu sözlerle ortaya koyan Alp, sevinç gösterilerinin Trabzon sınırlarına girildikten sonra başlamasını istedi.
Ve gerçekten de öyle oldu. #TrabzonBasketbolTarihi
Şampiyonluk sevincinin bütün kafileyi sardığı anda M.Yiğit Alp, tüm kafileye kısa ama oldukça anlamlı bir konuşma yaptı:
"Arkadaşlar, Trabzon il sınırına girene kadar kimse herhangi bir kutlama yapmayacak. Sonuçta komşuda cenaze varken bizde düğün olmaz." #TrabzonBasketbolTarihi
Giresun Emniyeti'nin gerekli güvenlik tedbirlerini almasının ardından kafile nihayet Trabzon'a doğru yola çıktı.
Ancak dönüş yolculuğunun en anlamlı anlarından biri daha otobüs hareket etmeden yaşandı. #TrabzonBasketbolTarihi
#TrabzonBasketbolTarihi ni kaleme aldığım kitabımdaki bölümlerden, Play-Off yarı final serisini 2-1 ile geçerek Giresun’da şampiyon olduktan sonra dönüşe geçtiğimiz bölüm en unutamadığım anılardan birisiydi.
Hatıralarımız canlansın diye kitap çıkmadan buradan paylaşmak istedim.
Sevgili dostum @SaltikYavuz
İyiliğin en güzel tarafı, hesabının tutulmamasıdır.
Siz unutursunuz, hayat unutmaz.
Bir gün,
Yıllar sonra,
Uzak bir şehirden gelen bir selamla yeniden karşınıza çıkar.
ÇOCUKLARINA BOT GÖTÜRDÜĞÜ ÇÖP İŞÇİSİ PARASINI VERİP
YAVUZ SALTIK'A AVUKAT TUTMUŞ!
YAVUZ SALTIK ANISINI
ANLATIRKEN AĞLADI
İBB Davası'nda savunma yapan İBB Muhtarlık İşleri Daire Başkanı Yavuz Saltık, "Ben tutuklandığımın 3. ayında "Avukat görüşü var" dediler. Ben de avukat görüşüne çıktım, elimde kâğıtlarımla beraber kabine girdim. Avukatı tanımadım. "Yavuz Saltık siz misiniz?" dedi, "Benim" dedim. "Siz kimsiniz?" dedim, ismini söyledi. "Yavuz Bey" dedi, "beni Ağrı Doğubayazıt'tan şu isimli bir vatandaş gönderdi." Onu da hatırlayamadım. "Hoş geldiniz" dedim, "buyurun" dedim, "nedir? Size nasıl yardımcı olabilirim?"
"Yavuz Bey" dedi, "siz bundan 1-2 yıl önce Doğubayazıt'a gitmişsiniz bundan birkaç sene önce bir kış ayında." "Onu hatırladım" dedim, "evet hatırladım ben o konuyu." Ondan sonra orada, dedi, 2500 tane çocuğa ilçe milli eğitim, kaymakamlığın da desteğiyle, ilçe milli eğitimin de rehberliğinde biz bot ve mont getirdik 2500 çocuğa, yoksul çocuğa. "Onları da almışsınız" dedi, "evet" dedim. "O siz çalışmayı bitirdiğiniz akşam..." Doğubayazıt'ı bilenler vardır, trafiğe kapalı bir caddesi vardı, İsmail Beşikçi Caddesi. "Orada oturuyoruz" dedi, alçak tabureli evlerde çay içerken...
"Sizin yanınıza" dedi, "bir çöp toplama işçisi geldi, aracın arkasından inerek." "Çok iyi hatırladım" dedim ben. Hatta sizi takdim etmişler; "İşte İstanbul Büyükşehir'den geldi arkadaşlarımız, böyle bir çalışma yapmışlar burada" diye. Siz bir de o çöp toplayan arkadaşla tanışmıştınız. Öyle durunca benim işte İstanbul'dan bu amaçla geldiğimi görünce, üstünde tabii şey kıyafeti vardı, işçi kıyafeti. Dedi ki Kürtçe söyledi: "Heval" dedi, "biraz kirli" dedi "üstüm. Sarılmak isterim ama" dedi, "üstüm kirli, o yüzden" dedi, "eldivenleri çıkaracağım, elim temiz" dedi. "İnşallah başka bir zamanda sarılırım ama" dedi, "bir elini sıkayım senin, elini sıkayım" dedi. "İnşallah bir gün de sarılabilirim" dedi. Orada arkadaşları çağırdılar onu ve oraya araca konuştular. Tamam, ben detayların hepsini biliyorum, hatırladım ben, evet. O çöp işçisi tutmuş avukatı. "Git" dedi, "Yavuz Bey'e selam söyle. Ona benim yerime de sarıl" dedi; çünkü bizim bot ve mont verdiğimiz çocuklardan biri onun kızıymış. Ben de dedim ki —kâğıtlar vardı, elimden düştü kâğıtlar— dedim ki Elazığ'da, Palu'da bir yaşlı amcadan öğrenmiştim, çok güzel bir sözdür, aklıma nakşetmişim: "Biz dostlarımızın azını çok, yokunu var sayarız." Söyle ona, onu geldi kabul ettim. Gönderdiği selamı da al" #İBBDavası
@Mrt_gnaydin Eyvallah Murat’ım.
Beykoz maçıydı.
Oraları yazalı çok oldu.
Ayrıca Basketbol tarihimizin en kritik maçlarından biriydi.
İlk maçı içeride vermiştik, ikinci maçı ist’da almış ve Trabzon’daki son maçı alan final four yapacaktı.
Senin de desteğinle maçı alıp final four yapmıştık.
O gün geldiğinde, yalnızca bir kitabın sayfalarını değil; yıllardır dağınık halde duran hatıraları da birlikte açacağız.
Şimdiden hepinize teşekkür ederim dostlar.
Bir dip not bırakıp tamamlayayım:
Arada sırada kitaptan kısa kesitler paylaşmaya devam edeceğim.
Çünkü bu hikâye tek bir kişinin değil...
Sevinçleriyle, kırgınlıklarıyla, başarılarıyla ve hayal kırıklıklarıyla bir döneme tanıklık eden herkesin hikâyesi.
Kısaca hepimizin hikayesi...
Planımız; kitabı Eylül ayında Trabzon'da düzenlenecek bir lansmanla, bu hikâyenin satır aralarında yer alan aktörler ve sizler dahil tüm dostlarımızla birlikte kamuoyuyla buluşturmak.
Ve son olarak...
Aylardır üzerinde çalıştığım bu eser; yalnızca bir kitap olarak değil, Trabzonspor basketbolunun ortak hafızasına bırakılmış bir emanet olarak Eylül ayında tamamlanacak.
Ve belki de bu kitabın en ironik taraflarından biri şu olacak:
Trabzonspor basketbolunda bir dönemin hikâyesi 1. Cömert Küce'nin sisteme girişiyle başlayacak...
Ve yine 2. Cömert Küce'nin yer aldığı bir dönemde noktalanacak.
Aradaki farkı ise tarihin notları anlatacak.
Yazdıkça fark ettim ki...
Basketbolun bugünlere ulaşmasında görünen ve görünmeyen tarafta inanılmaz emekler verilmiş.
“Ulan... biz hakikaten çok uğraşmışız.”
İnsan yaşarken anlamıyor bazen.