otobüse biniyorlar kirlenmesin diye ayakta duruyorlar, camiye gidiyorlar halı kirlenmesin diye bir şey örtüp namaz kılıyorlar, afet oluyor sessiz sedasız en büyük yardımı yapıyorlar. ama hakları verilmiyor, direnişlerine sahip çıkılmıyor
Gecenin 4’ünde “yavaş çalışıyor” bahanesiyle ustası tarafından katledilen 12 yaşındaki çocuk işçi Eyüp Can Güner…
Bazı çocuklar hiç çocuk olamadı, bazı çocuklar ise hiç büyüyemedi.
Evlat yoksa vatan da yoktur.
Evlatlarını koruyamayan bir millet, vatanını da koruyamaz.
Evlatlar giderse, geriye sadece boş bir toprak kalır.
Vatan, evlatla vatandır.
Okulunda yapılan denemede 2.olmuş,madalya takmışlar çok sevinmiş.
Ailesinin tek çocuğuymuş Adnan Göktürk.
Ömrünün baharında bile değilken,küçücük bedenini tabuta koydular bugün.Hayalleri,geride kalan ailesi her şey yarım kaldı.
Adnan'ı unutmayın.
Çünkü unutturmaya çalışacaklar.
Şırnak'ta 18 yaşındaki lise öğrencisi, ABD'nin en prestijli sanat okullarından Virginia Commonwealth Üniversitesi'ne tam burslu olarak kabul edildi.
"Türkiye'yi sanat alanında temsil edeceğim. Sanatın Aziz Sancar'ı olacağım."
Raporlara rağmen savcının iddiasına rağmen istismarcı Ayhan Şengülere takipsizlik kararı verip serbest bırakan hakim kim? İlk iş ona soruşturma açılmalı. Yok öyle insanların hayatıyla oynayıp elini kolunu sallayarak gezmek. Bu hatayı bir doktor yapsaydı milyonluk ceza öderdi.
Adı: Fatih
Soyadı: Acacı
Fatih, akranı olan bir katil tarafından 12 bıçak darbesiyle katledildi.
Ve bugün Fatih’i katleden katil 12 yıl ceza aldı ve bunun sadece 8 yılını yatacak!
Gören herkes RT yapsın.
Fatih’in sesi olalım, karar bozulsun!
⚠️ Bulunan cesetlerin, ‘Kuran’a Hizmet Vakfı’ yöneticisi tarafından cinsel istismara uğrayan 8 yaşındaki kız çocuğuna ve evladı için 5 senedir adalet nöbeti tutan annesine ait olduğu ortaya çıktı.
⚠️ Açığa alınan Astsubay Mehmet Öztürk, adalet istediğine dair mektup yayınladı:
“26 Ekim 2025 tarihinde, arkadaşımın babasının vefatı nedeniyle Kuzey Irak’tan cenazeye katılmak için yıllık izne geldim. Akşam saatlerinde, ben ve kız arkadaşım birlikte şehirde geziyorduk.
Ardından evlerimize gitmek üzere bölgeden ayrıldık. Ben de biraz sonra eve geri döndüm.
Kısa bir süre sonra kız arkadaşım beni telefonla arayarak, bulunduğu yerde birkaç kişi tarafından tacize uğradığını ve yardım istediğini bildirdi.
Bunun üzerine arkadaşımla kız arkadaşımın yanına yardım etmek amacıyla döndüğümüzde tacizci ve maddeci 4 şahıs küfürler ve hakaretler ederek saldırıda bulundu.
Bu kişiler ellerinde tabure ve sopalarla ben, kız arkadaşım ve yanımda arkadaşımın vurmaya başladılar.
Ardından şahıslardan biri döner bıçağı (55 CM) ile göğsüme doğru saplamaya çalıştı.
Ben de o anda hayatım ve beden bütünlüğüm ciddi şekilde tehlikeye girdiği için meşru müdafaa (nefsi müdafaa) kapsamında profesyonel askerlik geçmişim nedeniyle ateşli silah kullanma yetkisine sahip olmama rağmen, yalnızca kendimi ve yanımda bulunanları korumak amacıyla, havaya 1 el, yere ise 2 el ateş ettim.
Bir şahıs ayağından, bir şahıs da mermi çekirdeği betonda parçalanması sonucu ağzından yaralandı.
Ardından şahıs jeepe binerek, olay yerinde bulunan abisi ise beni sıkıca tutarak aracın önüne atıp öldürmeye çalıştılar.
Ben de can güvenliğim nedeniyle beylik tabancam ile saldırgan şahsın üzerime sürdüğü aracın lastiklerine kontrollü 1 el ateş ettim.
Ardından gelen bu şahsın çağırdığı 5-6 kişilik grup da orada bana ve arkadaşlarıma saldırıp, yere yatarak darp etti.
Beylik tabancamı elimden alıp beni vurmaya çalıştılar.
Amacım kimseyi yaralayıp veya öldürmek olmayıp, yalnızca saldırıdan kurtulmaktı.
İsteseydim daha farklı sonuçlar doğurabilecek imkâna sahipken bunu bilinçli olarak yapmadım.
Ancak saldırı devam etti; bu sırada sağ kolum kırıldı. Kız arkadaşım da taciz ve fiziksel saldırıya uğradı.
Olayın ardından gözaltına alındı. 13 ay tutuklu kaldım ve mesleğimden uzaklaştırıldım.
Yüce Türk milletinin adaletine sığınıyorum ve adalet istiyorum.”
Hem kızları taciz ediyorlar, hem insanların üzerine araba sürüyorlar hem de korumaya çalışan astsubaya saldırıyorlar. Üstelik astsubay 13 ay hapis yatıp görevden uzaklaştırılıyor.
Duruşması 26 Şubat’ta. Savunma Bakanlığı umarım personeline sahip çıkar.
TÜVTÜRK istasyonunda dövülerek katledilen polis memuru Melih Okan Keskin’in 2 gün önce 44 yaşına girdiği ve iki çocuk babası olduğu ortaya çıktı.
Polis memurunun eşi Emel Keskin çarpıcı detayları anlattı:
“Aracın park lambasının yanmadığını söylüyorlar. Eşim tekrar dışarı çıkıp arabayı çalıştırdıktan sonra park lambasının yandığını görüyor ve tekrar içeri geliyor. 'Park lambam yanıyor' diyor. İçerideki görevli şahıslar ‘Artık geçti, burada kamera kaydı vardı; ama şu an yapacak bir şey yok. Dışarıdaki kamera bizi ilgilendirmez’ diyerek, eşimi gönderiyorlar. Ama alay eder bir şekilde ‘Geçmiş olsun, yarın tekrar gelirsiniz’ diyorlar.
Eşim de 'Yetkili kimse yok mu' diye sorduğunda, ‘Burada bir bayan mühendisi var, onunla görüşebilirsin’ diye yönlendiriyorlar. Eşim bayanın yanına gidiyor, orada onunla konuşurken bir ağız dalaşı meydana geliyor ve sonucunda 20-30 kişi toplanıp eşimi darbetmeye başlıyorlar. Eşim bu darp esnasında diğer vatandaşlar tarafından kurtarılmaya çalışırken daha fazla darbedildiğini söyledi.
Sonra eşim tekrar dışarı çıkıyor, darp raporu almak için eline telefonu alıyor, 112’yi arıyor. Bu esnada biri eşimin üstüne doğru arabayı sürüyor. Hatta kamera kayıtlarında eşimin ayağının ezildiği gözüküyor. Sonra eşim 'Ne yapıyorsun' falan diye el kol hareketi yapıyor. Sonra eşim telefon görüşmesi yaparken araçtan inen şahıs şiddetli bir şekilde eşime bir yumruk atıyor. Eşim bu yumruk darbesiyle sarsılıyor, düşmüyor, kendini toparlıyor. Tekrar eşimin üzerine yürüyorlar. Yani 3 ayrı olay var; ama 2’nci olayda yumruk darbesiyle eşim sarsılıyor. Ardından eşim tek başına arabasına atlayıp darp raporu almak için onkoloji hastanesine gidiyor.
Ben hastanedeyim bir olay oldu darp raporu alacağım. Sen çocukları al' diyor. Sonra tomografinin sonucunu söylemek için tekrar görüştüğümüzde 'Beynimde kanama varmış, beni ameliyat edecekler' dedi.
Eşime, 'Melih ne oldu' diyorum; ‘Kavga oldu, dayak yedim, 20-30 kişi üstüme saldırdı’ dedi. Sonra hastaneye gittim. Doktor bana eşimin beyninde 7 milimlik bir kayma olduğunu, kanamasının olduğunu, açık bir ameliyat olacağını, zor bir ameliyat olacağını, ameliyattan çıktığında felç kalabileceğini, her türlü ihtimali söyledi. Eşim ameliyata girerken benim elimden tutarak ‘Seni seviyorum, kedine iyi bak, çocuklarıma iyi bak’ dedi. Benim eşim elimi öpe öpe ameliyata girdi. Benim eşim bir yumrukla hayatını kaybedecek bir insan değildi. Hayatının baharında gitti. Ardında 2 çocuğunu bıraktı. Hayallerimiz yarım kaldı. 2 çocuğum babasız kaldı. Eşim olay yerinden ambulansla sevk edilmedi. Kimse tarafından ambulans çağırılmadı. Kendi şahsi aracımıza binip hastaneye darp raporu almaya gitti. Eşim bir tane bile yumruk sallamamış. Sadece kendini savunmaya almış. Canını kurtarmaya çalışmış. Her şeyimiz yarım kaldı. Çok gençti, 44 yaşındaydı. 2 gün önce doğum günü vardı. Sadece yumruk atandan şikayetçi değilim zaten. Herkesten şikayetçiyim.
Olayın daha çok araştırılmasını ve aydınlanmasını istiyorum. Firma 'Bizim personelimiz değil, eski personelimiz' diyor. Hayır kendi personelleri. Sonuna kadar bu olayın arkasında olacağım. Elimden geldiğince güçlü olmaya çalışacağım. Bu personelin sabıka kaydı varmış. Avukatımız dosyayı inceledi. Savcılık dosyasını inceledi. Olaya karışan, darbeden 25-30 kişiyi şirket avukatları temsil ediyor. Adamı darbettikleri yetmiyormuş gibi gelip utanmadan bir de hepsi şikayetçi oluyorlar. Melih vefat edene kadar ne bir açıklama ne bir özür ne bir telefon hiçbir şey yok. Öldüğünde de artık işin ucu kendilerine de dokunacağını anladıkları zaman açıklama yapma gereği duyuyorlar. 20 kişinin darbettiği bir insan orada tek başına bırakılıyor. Kocaman bir şirket olayı örtbas etmeye çalışıyor. Eşim sadece kendini koruma altına almaya çalışmış"
Oğlum 11 yaşında bisikletinin frenlerinin koparması sonucu 13 metreden düşerek hayatını kaybetti ve dosyamız “kovuşturmaya yer yok” denilerek kapatıldı; adalet istiyorum lütfen sesimi duyun
4 yaşındaki kızını istismara maruz bıraktığına dair rapor hazırlanan Kuran’a Hizmet Vakfı’nın sorumlusu Ayhan Şengüler’in dosyası kapatıldı.
Anne H.Ş. itirazında boşanma aşamasında olduğunu belirterek, “Bana vakıfta tecavüz eden Şengüler ile zorla evlendirildim” dedi.
Tarikat ve cemaatlerde gerçekleşen cinsel istismar skandalı iddialarına bir yenisi daha eklendi. Sessiz sedasız üzeri kapatılan bir istismar skandalı iddialarının son adresi selefi söylemlere sahip olduğu bilinen Kuran’a Hizmet Vakfı oldu.
Vakfın sorumlusu ve de önemli isimlerinden biri olduğu ifade edilen 30 yaşındaki Ayhan Şengüler’in, 4 yaşındaki kızını istismara maruz bıraktığı iddia edildi. Kısa sürede kapanan dosyaya ilişkin olaylar şöyle gelişti:
27 yaşındaki Anne H.Ş., kızı D.Ş.’nin, babası Ayhan Şengüler tarafından istismara maruz bırakıldığı iddiası ile 20 Şubat 2023 tarihinde İstanbul Çekmeköy İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne giderek şikâyetçi oldu.
‘VAKIF’TA TECAVÜZ ETTİ’
Anne H.Ş., emniyette verdiği ifadede olayı şöyle anlattı:
“Ayhan Şengüler ile 2017 yılında resmi olarak evlendik. Evliliğimizden D.Ş., isimli 4 yaşında bir kızımız var. Ancak şu an eşimle boşanma aşamasındayız ve mahkeme devam ediyor. Evlenmeden önce eşim, Kuran’a Hizmet Vakfı’nın Ümraniye Ihlamurkuyu’daki adresinde bana tecavüz etti ve sonrasında ailemin zoruyla evlenmek zorunda bırakıldım.
- Evlendikten sonra sürekli olarak ben ve çocuğum psikolojik, fiziksel şiddete maruz bırakıldık. Sürekli ‘Sana yaptıklarımı birine anlatırsan aynısını kızına da yaparım’ diye tehdit ediyordu. Tüm bunları bir yıl önce savcılığa giderek anlattım ve bu olayların tümü şu an soruşturma aşamasında.
- Kızım bir süre önce babasının vücuduna dokunduğunu söyledi. Ben ihtimal vermemiştim. Kızım küçük olduğundan söylediklerinin gerçek olmayacağını düşünmüştüm. Kızım Sosyal Hizmetler bünyesinde takip altındadır. Bu yüzden bugün gittiğim devlet hastanesinin sosyal hizmetler birimde kızımla görüşme yapan görevli uzman hekim, ‘kızımın istismar konusunu kendisine anlattığını’ söyledi. Kızımın, ‘babasının vücudunun özel bölgelerini ellediğini ve dövdüğünü’ söylediğini anlattı ve beni Çocuk Büro Amirliği’ne yönlendirdi. Kızıma cinsel istismarda bulunan Ayhan Şengüler’den davacı ve de şikâyetçiyim.”
Kaynak:
Birgün’den gazeteci @ismailari_
Haber yılı 2023…
Ekleyeceğim haberle olayın gelişimine bakın… +
bu bir annenin tarikat karanlığında yaşadığı korkunç bir hikaye. 19 yaşındayken kuran’a hizmet vakfı yöneticisinin tecavüzüne uğradı.sonra tecavüzcüsüyle evlendirildi. kabus bitmedi ve çocuğuna da aynı şey olunca adalet için nöbete başladı. o anneyle konuştum. “çığlığımı duyun”