Dünya, amına bile koyacak, haberi yok.
Tanrının çalışma prensibini bilmeniz gerekiyor.
En temiz kalplilere en acı hayatı yaşatır, en kötü kalplilere de kral yapar.
İnsan zihni bir saf rasyonel akıl içermez aksine bir sürü safsata (mantık hataları), bilişsel önyargılar (bilişsel çarpıtmalar) ve düşünce hataları (otomatik negatif düşünceler) içerir.
Bunlar insan aklının sıkça ve kolayca düştüğü TUZAKLARDIR.
Üstüne hormonlar ve duyguları da eklediğimizde çoğu insanın düşüncelerinin BULANIK olması şaşırtıcı değildir.
SAF KESKİN BİR RASYONEL AKIL çok nadir görülür. Özellikle pratik hayata odaklanmış böyle bir akıl MİLYONDA bir görülüyor.
Bir erkek hayatta durup biraz DİNLENEYİM biraz kenara çekileyim sakin kalayım dediği zaman işler KONTROLDEN ÇIKMAYA başlar.
İyi bir hayat inşa etmek ZOR olduğu kadar o hayatı bir arada tutmak daha ZOR.
Erkeğin hayatı hep MÜCADELEDEN ibaret çünkü her sabaha yeni PROBLEMLERLE uyanıyorsun.
Standartlarınızı her zaman yüksek tutun.
İstediklerinizden taviz vermeyin.
Standardı olmayan bir insan her şeye alışır ve çöp gibi yaşar.
Yüksek değerli erkekler her zaman kendi standartlarına göre yaşamışlardır, zayıf erkekler ise başkalarının yaşamalarına izin verdiği gibi yaşarlar.
Aslan aç olduğun da otla yetinmez.
Yüksek standartlara sahip ol ve vazgeçme.
Her zaman kendine AŞIRI GÜVENMEN gerekiyor.
Kimse seni senden daha fazla DÜŞÜNEMEZ.
Kimse senin iyiliğin için her şeyi sonuna kadar SÜRDÜREMEZ.
Hiç kimse senin başarını senin kadar İSTEYEMEZ.
Bu yüzden güveneceğin tek kişi KENDİN.
Eğer kendine de güvenmiyorsan bu hayatta İŞİN BİTMİŞ demektir.
Vücudun aşırı fazla KORTİZOL üretiyorsa sürekli kronik yüksek stres altındaysan sıkça anksiyete yaşaman, ağır depresif olman ve bitik hissetmen normaldir. Bağışıklık sistemin bile çöker rüzgar esse hasta olursun. Kortizol testosteronu baskılıyor ayrıca tüm libidon ve hırsın gider AĞLAK bir adam olursun.
Vücudun tam aksine YÜKSEK TESTOSTERON üretiyorsa hırslı, öfkeli, libidosu yüksek, enerjisi yüksek, canlı, tuttuğunu koparan, istediğini alan bir adam haline gelirsin.
Düşüncelerine ve hislerine HORMONLARIN hükmediyor.
Aşırı fazla kendi nasıl HİSSETTİĞİNİZE odaklanmayın.
Her gün mükemmel ve iyi hissetmek diye bir şey yok.
Önemli olan hayattaki PERFORMANSIN ve bunu sürekli hislerine endeksleyemezsin.
İyi hissetsende kötü hissetsende yapman gerekeni YAPACAKSIN.
Kötü hissediyorsun diye her şeyi bırakıp PANİKLEMEKTEN vazgeç bu kadar YUMUŞAK olmayın.
Boş boş işlerle uğraşmayı bırakıp bütün işi gücü bi kenara koyun. Netflix veya YouTube'da takılmaktan daha faydalı bir 1 saat sizi bekliyor. Ama ben bara cluba gidicem, starbucks moruk ya, akşam okeydeyiz diyenler varsa kendileri bilir.. Zorla finansal özgür yapamayız sizi.
Bir işte ilerlemek istiyorsan önce mükemmeliyetçilik tuzağından kurtul. Mükemmel olma takıntısı seni hareketsiz bırakır, zamanını tüketir. İnsan hatalardan ders alıp her adımda güçlenerek ilerler. Başlamak, mükemmel plan yapmaktan daha değerlidir.
Işığınızı söndüren, yaşam enerjinizi emen ve hayatınızı çürüten alışkanlıklar tam liste:
-Sürekli küfretmek
-Porno izlemek
-Yalan söylemek
-Gıybet ve dedikodu yapmak
-Verdiğiniz sözü tutmamak
-Günün hakkını vermemek
-Başladığınız işi sürekli yarım bırakmak
-Uzun süre hareketsiz kalmak
-Kendinize ve görünüşünüze özen göstermemek
-Yaşadığınız ortamı kirli ve dağınık bırakmak
-Ruhunuzu aşağı çeken boktan müzikleri sürekli dinlemek
-Sabah uyanır uyanmaz telefona bakmak
-Gece geç saatlere kadar amaçsızca ekranda kaybolmak
-Sürekli şikayet etmek
-Küçük başarılarınızı önemsiz görüp yalnızca eksiklerinize odaklanmak
-Sahip olduklarınıza şükretmemek
-Herkesi ve her şeyi eleştirmek
-İnsanların sizin hakkınızda ne düşündüğünü, sizin kendiniz hakkında ne düşündüğünüzden daha önemli görmek
-Başkalarının başarısını kıskanmak
-İnsanların başarısızlığından gizlice keyif almak
-Kendinizi sürekli başkalarıyla kıyaslamak
-Sürekli kurban rolüne girmek
-Hatalarınızın sorumluluğunu başkalarına yüklemek
-Özür dilemekten kaçmak
-Teşekkür etmeyi bilmemek
-İnsanları küçümsemek
-Güçsüz gördüğünüz kişilere kötü davranmak
-Anne babayı, eşi veya çocukları sebepsiz yere kırmak
-Birinin iyiliğini unutup tek hatasında onu silmek
-İnsanların sırlarını başkalarına anlatmak
-Yüzüne başka, arkasından başka konuşmak
-Sırf kabul görmek için olmadığınız biri gibi davranmak
-Sürekli geçmişte yaşamak
-Affetmediğiniz insanlarla zihninizde kavga etmeye devam etmek
-Kin, nefret ve intikam senaryoları beslemek
-Her niyetinizi ve planınızı herkese anlatmak
-Her tartışmayı kazanmak zorunda hissetmek
-Haklı çıkmak uğruna huzurunuzu kaybetmek
-Size iyi gelmediğini bildiğiniz insanlara tekrar tekrar dönmek
-Sınır koyamamak ve herkese “evet” demek
-İlgi görmek için kendinizi küçültmek
-Başkaları rahatsız olmasın diye kendi ışığınızı kısmak
-Kendinizle sürekli aşağılayıcı şekilde konuşmak
-Bedeninizi çöp gibi beslemek
-Uykuyu önemsiz görmek
-Güneşten, temiz havadan ve doğadan kopmak
-Sürekli tüketip hiçbir şey üretmemek
-Sürekli “Bende şans yok”, “Benden olmaz”, “Ben zaten böyleyim” gibi olumsuz tekrarlar yapmak
-Borcunuzu veya emeğin karşılığını geciktirmek
-Size yapılan iyilikleri karşılıksız bırakmak
-İnsanları yalnızca işiniz düştüğünde aramak
-Sizi gerçekten sevenleri cepte görüp sevgisini esirgeyen insanların peşinden koşmak
-Sürekli negatif, amaçsız ve dedikoducu insanlarla vakit geçirmek
-Her boşluğu alkol, yemek, seks, alışveriş veya ekranla doldurmak
-Sessizlikten kaçmak
-Dua, tefekkür ve iç muhasebeye hiç alan bırakmamak
-Yeteneğiniz olduğu halde tembellikten onu çürütmek
-Olabileceğiniz kişiyi sürekli ertelemek
Şimdi bu listedekilerin kaçını yaptığınıza dürüstçe bakın.
Bugün olduğunuz kişiden, yaşadığınız hayattan ve üzerinizde taşıdığınız enerjiden memnun değilseniz, nedenini yalnızca kaderde veya çevrenizde aramayın.
Çünkü hayatınızı çoğu zaman başınıza gelenler değil, her gün tekrar ettiğiniz alışkanlıklar oluşturur.
Olduğumuz hal gerçek dünyamızı, başımıza gelenleri - çoğu zaman gerçekliğimizi yaratır.
Bazı şeyler başınıza gelmedi.
Bazı şeyleri, her gün yaptığınız seçimlerle kendinize siz yaptınız.
Anlamak lazım.
Gündüz ve gece oyununda kadınlara ısrar edilmesini önermem.
Israr çok gri alanda kalan bir konudur.
Kadın naz yapıyor kolay gözükmek istemiyor ile kadının gerçekten rahatsız olması arasındaki çizgiler çok incedir.
Ayrıca kadınlar reelde daha kibardır ve sahte nezaket gösterirler bu açıdan kibarca reddediyor diye kadının nazlandığını düşünmek doğru değildir.
Kadınlardan gelen sinyalleri okumak çoğu zaman karmaşıktır ve ciddi sosyal zeka gerektirir. Sosyal zekası düşük otistik bir adam bu nüansları görmezse sürekli başı çeşitli durumlardan dolayı ağrıyacaktır.
O yüzden danışmanlık öğrencilerime asla ısrar etmemeleri gerektiğini öğretirim. Kadın hayır mı dedi? Olay bitmiştir iyi günler teşekkürler diyerek sohbeti bitir.
İnstagramda veya tinder'da ise zamana yayılmış bir tatlı ısrar ya da bağ kurma tekniği işe yarayabilir. Bunda da önemli olan kadınları bunaltmamaktır. Hiçbir kadın ona yapıştığınızı ve yük olduğunuzu düşünmemelidir.
Her zaman düşüncelerinizle eylemleriniz birbiriyle uyuşsun.
Kendinizi herkesten üstün görmenize gerek yok.
Fakat kimseyi de kendinizden üstün görüp karşısında ezilip büzülmeyin.
İnsan kendi değerinden emin değilse, çevresindeki herkes onun zihnine girip kim olduğunu yeniden yazmaya başlar.
Biri yüzünü ekşitir, kendinden şüphe edersin.
Biri başarını küçümser, yaptığın işi değersiz sanırsın.
Biri seni onaylamaz, yanlış yolda olduğunu düşünürsün.
Böyle yaşarsan hayatının direksiyonunda sen değil, çevrendeki insanların mimikleri oturur.
Bizim halkımızda böyle sevmediğim bir özellik var.
Sana doğrudan bir şey söylemez.
Burnunu kıvırır.
Gözünü devirir.
Başarını küçümser.
Sanki senin yaptığın hiçbir şey yeterli değilmiş gibi davranır.
Bazıları bunu sana yol göstermek için yapmaz.
Kendisini büyük hissedebilmek için seni küçük görmek ister.
Sen yükseldikçe kendi hareketsizliği gözüne batar.
Bu insan ailenin içinde de olabilir.
Arkadaşın da olabilir.
Sevgilin, patronun veya yıllardır tanıdığın biri de.
Sen ne yaparsan yap tatmin olmayacaktır.
Çünkü mesele senin ne yaptığın değil, onun kendi içinde ne kadar eksik olduğudur.
Bugün para kazanırsın, “Şanslıydı.” der.
Bedenini geliştirirsin, “Başka işi yok.” der.
Yeni bir işe girersin, “Bakalım ne kadar sürecek?” der.
Başarırsın, yöntemi küçümser.
Başaramazsın, seni küçümser.
Bu oyunun kazanılacak bir tarafı yoktur.
Çünkü karşı taraf hakikati aramıyor; seni aşağıda tutarak kendi konumunu korumaya çalışıyor.
Bu yüzden özgüveninizin içini doldurun.
Yapacağım dediğinizi yapın.
Bir konuda bilginiz yoksa öğrenin.
Bedeninizi geliştirin.
Paranızı yönetin.
Sözünüzün arkasında durun.
Sınırlarınızı koruyun.
Özgüven, aynanın karşısında “Ben mükemmelim.” demek değildir.
Kendine verdiğin sözleri tutarak zihnine sunduğun kanıttır.
İçi boş özgüven bağırır.
Gerçek özgüven açıklama ihtiyacı duymaz.
Ne yaptığını, neden yaptığını ve nereye gittiğini bilen insan, herkesin fikrine göre yön değiştirmez.
Kimsenin övgüsüne bağımlı olmayın.
Çünkü övgüyle yükselen, yergiyle çöker.
Bugün seni alkışlayanlar yarın susunca kendini değersiz hissediyorsan, özsaygını başkalarının eline bırakmışsındır.
Eleştiriyi dinleyin.
Haklıysa alın ve kendinizi düzeltin.
Boşsa sahibine geri bırakın.
Her söylenene kapanmak özgüven değildir.
Her söyleneni reddetmek de güç değildir.
Gerçek güç, hangisinin veri hangisinin zehir olduğunu ayırt edebilmektir.
Karşınızdaki kibirliyse onunla kibir yarışına girmek zorunda değilsiniz.
Fakat size tepeden bakmasına da izin vermeyin.
Sınırınızı çizin.
Gerekiyorsa yol verin gitsin.
Sonra arkanızı dönüp yolunuza devam edin.
Demir gibi olun.
Ama demirin gücü sürekli etrafa vurmasından değil; kolayca eğilip bükülmemesinden gelir.
Hayat sizin hayatınız.
Doğrusuyla yanlışıyla.
Günahıyla sevabıyla.
Bedelini siz ödeyeceksiniz.
Bu yüzden direksiyonunu da başkasına vermeyeceksiniz.
KİMSENİN SİZİ KÜÇÜK HİSSETTİREREK KENDİSİNİ BÜYÜTMESİNE İZİN VERMEYİN.
SİZİN DEĞERİNİZ, BAŞKASININ YÜZ İFADESİNE GÖRE DEĞİŞMEZ.