@ajansmuhbir1923 Acillerde yeşil alan kalkmalı bu tip arkadaşları sarı ve kırmızı alanda bir sandalyede oturtup 3 gün asıl acil hastalarını göstermek lazım, kim acillikmiş görsünler başka türlü anlamaz bunlar.
📢 SAĞLIK PERSONELİ ATAMASI SAĞLIK SİSTEMİ İÇİN ZORUNLUDUR
OECD verilerine göre bin kişi başına düşen hemşire sayısı OECD ortalamasında 9,2 iken, Türkiye'de yalnızca 2,9'dur.
Bu tablo sadece atanamayan sağlık çalışanlarının değil, tüm sağlık sisteminin sorunudur.
❗ Yetersiz hemşire sayısı;
🔹 Hekimlerin iş yükünü artırıyor,
🔹 Hasta bakım kalitesini olumsuz etkiliyor,
🔹 Sağlık çalışanlarında tükenmişliği büyütüyor,
🔹 Hasta güvenliğini riske atıyor.
Daha kaliteli sağlık hizmeti için yalnızca bina yapmak yetmez; sağlık insan gücünü de güçlendirmek gerekir.
Sağlık personeli ataması;
✅ Hastaların daha nitelikli bakım almasını,
✅ Hekimlerin iş yükünün azalmasını,
✅ Sağlık hizmetlerinin daha güvenli ve sürdürülebilir olmasını sağlayacaktır.
Atanamayan sağlık çalışanları iş beklerken, sağlık sistemi insan gücü açığıyla mücadele ediyor.
📌 Sağlık çalışanı ataması bir tercih değil, sağlık hizmetinin geleceği için bir zorunluluktur.
#Unutulduk
Kurban Bayramı; dayanışmanın, fedakârlığın ve paylaşmanın en anlamlı zamanlarından biridir.
HEKİMSEN ailesi olarak, başta hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımız olmak üzere tüm islam aleminin Kurban Bayramı’nı kutluyoruz.
Bayram boyunca fedakârca görev yapacak Acil Servislerimizdeki hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın emeklerini saygıyla selamlıyor; gösterdikleri özveri için teşekkür ediyoruz.
Bu mübarek günlerin ülkemize, milletimize ve tüm islam alemine sağlık, huzur ve bereket getirmesi dileğiyle HAYIRLI BAYRAMLAR.
Ülkemiz yetkililerini göreve çağırıyoruz. Hadi Gazze'ye yardım edemedik, Akdeniz'in ortasında babalarının tarlasıymış gibi insanları korsanlık yapıp esir almalarına da mı ses çıkarmayacağız. 30 civarı da Türk vatandaşı aralarında var. Ne oldu bize ?!
BU KARAR TÜM VATANDAŞLARIMIZI İLGİLENDİRİYOR! -
*Hastanın Kayıtlı Kararına Uyan Hekim Mahkûm Edildi*
Türkiye’de sağlık sistemini yakından ilgilendiren tartışmalı kararın yankıları sürüyor.
Hastanın kendi özgür iradesiyle testi reddetmesine rağmen, bu durum epikrizde açık biçimde yer almasına ve Sağlık Bakanlığının veri havuzunda görünmesine rağmen, bilirkişinin “hekimin kabahati yoktur” demesi de göz ardı edilerek hekimin tazminata mahkûm edilmesi sağlık camiasında derin bir kaygı oluşturdu.
Dosyaya göre gebe hasta, down sendromu açısından önerilen testleri üç ayrı başvuruda açık ifadelerle istemediğini belirtti.
Hekim, hastanın özgür iradesine saygı gösterdi, tıbbi etik çerçevesinde bu kararı epikriz raporuna işledi ve “riskler anlatıldı” bilgisini kayda geçti.
Tüm bu kayıtlar hem hastanenin bilgi sisteminde hem de bakanlık veri havuzunda bulunmasına rağmen, mahkûmiyet kararı verildi.
Bu durum sadece ilgili hekimi değil, sağlık sisteminden faydalanan tüm vatandaşlarımızı yakından ilgilendiriyor.
Çünkü bu kararı gören hekimlerimiz, hastanın tedaviyi reddetmesi ya da test istememesi durumunda bile ileride suçlanabilecekleri endişesini taşıyacaktır.
Bu da hekimleri savunmacı tıbba iten, gereksiz tetkik ve işlemleri artıran, sonuçta tüm sağlık sistemini yoran ve hasta güvenini zedeleyen bir tabloya kapı aralar.
Aslında bu mahkûmiyet, tek bir hekimin değil, kayıtlı hasta beyanına göre çalışan bütün hekimlerin ve sağlık hizmeti alan tüm vatandaşların meselesidir.
Karar bu haliyle, “hasta özgürce reddetse bile hekim yine de sorumlu tutulabilir” mesajı vermektedir.
Bu mesajın kalıcı hale gelmesi, hem adalet duygusunu hem de sağlık hizmetinin sürdürülebilirliğini derinden sarsar.
Bu nedenle bu yanlış karardan ivedilikle dönülmesi, dosyanın kayıtlar ışığında yeniden ele alınması ve hekimin itibar hakkının geri verilmesi gerekmektedir.
Hastanın özgür iradesine saygı duyan, bu iradeyi eksiksiz şekilde kayda geçiren hekimlerimiz suçlu değil, sistemin güvencesidir.