' Tıp fakültesinde ilk kez kadavra başına toplanan öğrenciler, baya bir merak ve ilgiyle kadavrayı incelemektedirler.. Profesör dersine başlar.. 'Tıpta iki şey doktorlar için çok önemlidir, ilki insan vücudu ile ilgili hiç bir şey sizin için iğrenç olmamalıdır..' Örneğin, der ve parmağını cesedin kıçına sokar ve çıkartıp kendi ağzına götürür.. 'Hadi bakalım şimdi sizlerde aynı şeyi yapınız..!' Ögrenciler şok içinde, hepsi duraksarlar ama bakarlar ki profesör çok ciddi, istemeye istemeye hepsi sırayla kadavranın kıçını parmaklayıp sonrada emerler.. Öğrencilerin hepsi bu işin tadına bakıp berbat bir hale gelmişken, profesör konuşmasını sürdürür; 'Bir tıp doktoru için ikinci en önemli nokta gözlemdir' der ve devam eder; 'Ben kadavranın kıçına orta parmağımı soktum ama kendi ağzıma işaret parmağımı götürdüm..' Şimdi bir doktor için, dikkat etmenin ne kadar önemli olduğunu da öğrenmiş bulunuyorsunuz..!'
Neymiş..?
Sonuç olarak, işimizi dikkatli yapmazsak boku yeriz.. ''
Fotoğrafını sosyal medyaya koyup "Rabbime şükürler olsun" yazmış.
Rabbine kalsa bırak savcı olmayı, Bakara-282'ye göre şahit bile olamazdın.
Rabbine kalsa bırak savcı olmayı, Nisa-3'e göre kocan senden 3 tane daha nikahına alırdı.
Rabbine kalsa bırak savcı olmayı, Ahzap-33'e göre ancak evinde otururdun.
Rabbine kalsa bırak savcı olmayı, Nisa-34'e göre kocana itaatsizlik edince dayağı yerdin.
Rabbini bir kenara koyup seni bu makama getiren laik sisteme teşekkür etmen lazım.
Kadın ve erkeği hukukun önünde eşit kılan Atatürk'e şükretmen lazım.
Neyse kime ne anlatıyoruz ki.
12 masum Kürt'ü öldüren bir Türk, çıkıp Türklük üzerine konuşma yapsa, Türk milleti onu yuhalar; meydandan da kovar.
Ama Kürt kimliği adına meydanları dolduranlar, 12 vatandaşımızı katleden caniyi alkışlarla karşılıyor.
Sonra da utanmadan "Türkler faşist" diyorlar.
Hadi ordan!
ÖZEL HABER | TÜRK ŞİRKETİNİN YAPTIĞI BİNALARDA YAKLAŞIK 800 ÖLÜ, 600 KAYIP! KOMPLEKS İÇİN YIKIM KARARI ALINDI!
Komplekste yaşayan Venezuelalılar doğrudan Türkiye'ye seslendi: "Altyapı ve hasar tespiti için bize yardım edin. Madem depreme dayanıklıydı, neden dayanmadılar?"
Venezuela’da Türk şirketinin inşa ettiği 3.400+ konutluk devasa kompleks için depremin ardından yıkım kararı alındı. Sahadaki görevli ve yetkililerin aktarımlarına göre komplekste yaklaşık 800 can kaybı ve 600 kayıp olduğu kaydediliyor.
Mahalle sakinleri ise Sivil Savunma yetkililerinin kendilerine binaların dayanıksız olduğunu söylediğini belirtiyor. Yıkımın boyutu ve depremzedelerin tanıklıkları videoda..
📌 Mustafa Özdemir, La Guaira/ Venezuela
#Deprem #Venezuela #ÖzelHaber #Sondakika #Summa #Venezuella
Eskiden gemilerde fareleri yok etmek için *İn*gi*liz gemilerinde uygulanan bir metodtur.
Bir fareyi canlı olarak yakalayıp boş bir tenekeye koyarlar ve günlerce aç bırakırlar. Sonra birgün yakaladıkları küçük bir fareyi bu farenin yanına koyarlar. Günlerce aç kalmış olan fare yeni koyulan fareyi yer. Sonra bir daha bir daha derken yamyam bir fare elde ederler. Bu fare artık iyice de semirmiş ve kuvvetlenmiş olur. Sonra bu fareyi geminin içine salarlar, şimdi ortada tebdil kıyafet gezen güçlü kuvvetli bir yamyam fare vardır ve bu fare rahatlıkla diğer farelerin yanına sokulur ve yakaladığını yer. Böylece gemi farelerden temizlenir.
Bir nesli yok etmek için uyguladıkları bu metodu, şimdi içimize eğitilmiş, semirmiş, beyni yıkanmış, yamyam fareler sokularak, bizi de yok etmek için kullanıyorlar.
Şimdi aramızdaki bu yamyam farelere dikkat.
Şavaş bahanesi ile %50 benzin zammı kalıcı oldu
Savaştan önce brent petrol 72 dolar
Motorin 42 tl
Şimdi brent petrol 72,34 dolar
Motorin 64 tl
Ah biz kerizler ah , susmaya devam
ÇUVALIN ANLAMI
23 yıl önce bugün (4 Temmuz 2003) Süleymaniye’de ABD askerleri 11 Türk askerini kahpece yaptıkları baskınla gözaltına alıp başlarına çuval geçirerek yaklaşık 60 saat alıkoydu. Olay, Türkiye-ABD ilişkilerinde derin onanmaz bir kırılma yarattı. Halk büyük bir infial göstermesine rağmen dönemin hükümeti istenen tepkiyi vermedi.
Esasında bu olay; ABD’nin her istediğini yapmaya çalışan ama Türkiye Cumhuriyeti’nin asker dahil denge ve kontrol mekanizmalarını patlatmak ve etkisiz hale getirmek için yapılan bir dizi itibarsızlaştırma ve hukuk görümümlü (Ergenekon, Balyoz vb) kumpasın işaret fişeği idi. Cemaat ve iktidar bu operasyonlarda birlikte ve eşgüdüm içinde çalıştılar 17-25 Aralık 2013’e kadar.
Bugün ise Trump’ın söylemi ile “ben ne istersem yapıyorlar” durumuna geldik. Yapılanlar ise Türkiye’nin çıkarları, güvenliği ve bekasıyla çelişmekte ama alınan destek ve meşruiyetle iktidar ömrünü uzatmaktadır.
Emekli Tümgeneral Rafet Kılıç, İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan'ın, İYİ Parti'nin “Bayrak Açıyorum” mitingine yönelik tepkisine yanıt verdi:
“Bende kendisine soruyorum:
PKK'nın dört şehirde Türk bayrağı açmadan, PKK paçavraları ve terörist başının posterleriyle, Terörle Mücadele Kanunu'na göre suç teşkil eden eylemler gerçekleştirdiği DEM Parti adı altındaki mitinglerden rahatsız olmadın da, Tandoğan'ın Türk bayraklarıyla bezenmesinden mi rahatsız oldun?”
Kürt isyancı Koçgiri Ankara'ya mektup yazar:
"Kürdistan'ı kurduk, bizi tanıyın yoksa tanıtırız".
Mustafa Kemal Atatürk yanıt verir:
"Nurettin Paşa ve Topal Osman yola çıktılar. sizi tanımaya geliyorlar"
Adliyedeyiz yine.
Deniz Göktaş’ın savcılık sorgusu devam ediyor. Bulunduğumuz koridora milletvekili, avukat ve atanmış kayyumlar dışında girişe izin verilmiyor.
Deniz’in işlediği tek suç sarayın istediği seviyede korkmamış ve konuşmuş olmak.
Tek suçu bu.
Rakiplerinden korktuğu yetmemiş olacak şimdi de 30 yaşında bir komedyenden korkuyorlar.
#DenizGöktaşıSerbestBırakın
Troller sabahtan beri korkunç bir yalan yayıyorlar.
Bugün tutuklanan komedyen Deniz Göktaş’ın babası Kemal Göktaş’ın 1 polis memurunu şehit ettiği iddia edilmişti.
Bana da “babası FETÖ’cü terörist vs” diye iftira attıkları için olayı iyice araştırdım. Not: Babam emekli ve 2002’de gazi olmuş bir polis memurudur. Yani tam tersi.
Oda TV de araştırmış, ben de araştırdım. Polisi şehit eden Deniz Göktaş’ın babası değil. Odatv'ye konuşan davanın avukatlarından Sadık Eral, "Olayın sadece iki sanığı var. HKO'dan Ali Rıza Özdemir ve Günay Kılıç!” dedi. Yani Kemal Göktaş polis şehit etmemiş.
Şimdi bunu yayarak bir insana korkunç bir leke sürdüler! Eğer inanıyorsanız, özür dilersiniz.
Şahsen ben, bana attığınız iftirayla ilgili hiçbirinize hakkımı helal etmiyorum.
Milli takımın villaları istememesine rağmen İbrahim Hacıosmanoğlu'nun neden zorla o villaları yaptırıp vermek istediğini biliyor musunuz…Çünkü o bölge sit alanı. Milli takım üzerinden bütün izinleri çıkartıp, birinci derece korunması gereken o bölgeyi yaşam alanına çevirerek tam 4000 tane villa yapacaklar..Bunu hayata geçirebilmek için de basını ve medyayı çok güzel kullandılar, durumu futbolculara "Milli Maç Hediyesi" olarak servis ettiler..O yasaklı bölgenin eski sahibi Ali Ağaoğlu'ydu. Eskisi gibi gücü ve imkanı kalmadığı için, projeyi TFF'nin başına geçen İbrahim Hacıosmanoğlu'na devretti. O da elindeki bütün imkan ve gücü bu doğrultuda çok güzel kullanarak izinleri çıkardı. Üstelik kamuoyu algısı yaratılarak yaptırılan haberlerde, sanki sadece milli takımdaki oyuncu sayısı kadar villa yaptırılacağı söyleniyor ama maalesef gerçek bu değil..Toplamda 4 bin tane villa yapılacak. Ve birinci derece korunması gereken sit alanında yüzlerce yaşayan canlı var..Hem doğaya hem de hayvanlara yazık olacak..Umarım proje iptal edilir, futbolcular da adam gibi çıkıp "O villaları istemiyoruz" diye basın açıklaması yapar. Çünkü bizler hiçbir zaman yapılan bu kötülüğü unutmayacağız.
ABD eski Başkanı Reagan'ın hukuk danışmanı Bruce Fein:
“Asıl katliamı Anadolu'da 2,4 milyon insanı katleden Ermeni çeteler yaptı. Türkler arşivlerini açtı, Ermeniler reddetti. Ermeniler, tüm dünyadan ama özellikle de Türklerden özür dilemek zorunda kalır.”
Deniz Göktaş tutuklandı. Ama bu kadına soruşturma bile açmadılar..
Bu kişini adı: Amal Zaamta. Aslen Suriyeli. İstanbul'da yaşıyor. Kendi sayfasındaki beyanına göre TRT World ve El Cezire kanalında çalışıyor. Bir video konuşmasını yayımladı ve videoda şöyle dedi:
"Aleviler tüm dünyada katledilmelidir."
Gözaltına alınmadı, soruşturma açılmadı!
Böyle şartlarda kondisyonu en yüksek olan personel öncü olur.İzlerken bile o yorgunluğu hissediyor insan bu şekilde kilometrelerce yürüdüğünüzü hayal edin.
Sonra da bu zorluklara göğüs gerdikten iki üç yıl sonra dev şehir meydanlarında enikleriyle ölümüne savaştığın katilin posterlerini gördüğünüzü düşünün.
Nasıl bir duygu?