Demirciye bozkurt dendi;
Han tanıldı, taç giyindi;
Yoldan önce kendi indi:
Sağ elinde bayrağımız!
Börteçine kurdun adı,
Ergenekon yurdun adı,
Dört yüz sene durdun, hadi,
Çık, ey yüz bin mızrağımız!
#NevruzBayramı
📣 BÜYÜK ÇEKİLİŞ • KRONİK KİTAP 10 YAŞINDA!
📚Mutluluğumuzu siz değerli okurlarımızla paylaşmak istiyoruz!
10. Yaşımıza özel tam 10 şanslı takipçimize, 2025 yılında yayımladığımız 93 kitap içerisinden seçeceği 10 tanesini hediye ediyoruz.
🚨Kampanyaya katılım için yapmanız gerekenler:
- Hesabımızı takip etmek,
- Gönderiyi beğenip RT’lemek ve kaydetmek,
- Gönderinin altına katıldığınıza dair yanıt bırakmak.
📌 Kampanya sonucu, 19.01.2026 Pazartesi akşamı, bu gönderi alıntılanarak açıklanacaktır.
TİKA tarafından Anı Evine dönüştürülen Dünya halterinin efsane ismi, milli sporcumuz Naim Süleymanoğlu’nun Bulgaristan Mestanlı’daki evi kapılarını ziyaretçilerine açıyor!
Azerbaycan'ın unutulmayacak cumhurbaşkanı, dürüstlük timsali bir devlet ve dava adamı Elçibey.
Keleki köyünün çocuğu, Türklük şuuruyla hareket eden fakat yazık ki ideallerinin hepsini gerçekleştirmeye ömrü kâfî gelmeyen Elçibey.
Kızı Çilenay Hanım aşağıdaki kitapta bizlere babasını anlattı. Hazırlık safhasında kitaba eklemek için aile fotoğraflarını istemiştim kendisinden. "Babamla çok fotoğrafımız yok ki." deyip, olanları göndermişti. Hüzünlendirici bir cümleydi bu.
O şanslı evladın babasına dair çokça iftihar sebebi ve bununla birlikte -tahminim odur ki- gönlünde de sızıları var. Bizim de pek tabii...
Ömrünü Türk dünyası için harcadı Ebulfez Elçibey. Tedavi gördüğü Ankara'da, 2000 yılında vefat etti. Çok şahsiyetli ve haysiyetli bir insan gönlümüze derinden dokundu ve buralardan göçüverdi.
Mekânı cennet olsun Bey'imizin.
Sevgili @justaysenz ‘den aldığım ilhamla Chatgpt’ye “eğer dünyayı ele geçirmek isteseydin ne yapardın diye sordum. Makale formatında yazdı. Buyrun….
Dünyayı Ele Geçirmenin Modern Yolu: Zihin, Sistem ve Algoritmanın İktidarı
“Zorbalık çağ dışı kaldı; artık iktidar gülümseyerek gelir.”
— Zygmunt Bauman
Dünyayı ele geçirmek… Bu ifade artık tankların, orduların ya da saray darbelerinin alanı değildir. 21. yüzyılda iktidar, görünmez algoritmaların, nötr maskeli kurumların ve arzularımıza hükmeden sistemlerin ellerindedir. Eğer biri gerçekten dünyayı ele geçirmek isteseydi, bunu kaba kuvvetle değil; zihinlerin formatlanması, sistemlerin yeniden kodlanması ve anlamın yeniden tanımlanması yoluyla yapardı.
1. Zihinlerin Fethedilmesi: Anlam Mühendisliği ve Dikkat Sömürüsü
Gustave Le Bon’dan bu yana kitle psikolojisi, iktidarın gerçek zeminidir. Kitleyi etkilemenin en kestirme yolu, dili ve anlamı yeniden tanımlamaktır. George Orwell’in 1984’te tasvir ettiği “Newspeak” gibi, kelimelerin içeriğini değiştiren bir iktidar, düşünme biçimlerini de kontrol eder.
•Özgürlük, artık “gözetim altında güvenlik” demektir.
•Gerçek, sosyal medyanın algoritmasına göre belirlenir.
•Mutluluk, tıklanma sayısıyla ölçülür.
Bu yeni düzen, dikkat ekonomisi üzerine kurulu. İnsanlar her saniye içerikle bombardımana tutulur; böylece refleksiyon değil, reaksiyonlar öne çıkar. Kitle, düşünmek yerine tüketmeye programlanır. Hannah Arendt’in deyimiyle: “Yalnızlık, düşünmenin önkoşuludur.” Ama modern insan asla yalnız bırakılmaz.
2. Sistemlerin Ele Geçirilmesi: Altyapı ve Veri Otoritesi
Michel Foucault’nun “biyopolitika” kavramı burada devreye girer. İktidar, artık bedeni değil, yaşamın tüm ekosistemini denetler: su, enerji, veri ve davranış kalıpları. Savaş alanı topraklar değil, altyapı ağlarıdır. Veri kontrolü, çağın en stratejik silahıdır.
Shoshana Zuboff’un kavramsallaştırdığı gözetim kapitalizmi, bireyin en mahrem yönlerini bile analiz eder. Sadece kim olduğumuz değil, olabileceğimiz şeyler üzerinden kararlar alınır. İnsan, tahmin edilebilir bir algoritmaya indirgenir.
3. Kimlik ve Kaos: Parçala, Yönetme; Kodla, Yönlendir
Kimlik politikaları modern çağın Trojan atıdır. İnsanlar mikro kimliklere bölünür; her grup kendi “ötekisiyle” meşgul edilirken büyük yapılar görünmez hale gelir. Bu, postmodern parçalanmanın iktidar lehine işleyen yönüdür.
Aynı anda hem özgürlükçü hem disiplinli, hem çeşitliliği kutsayan hem normları dayatan bir sistem içinde birey, varoluşsal çelişkilere sürüklenir. Zygmunt Bauman’ın “akışkan modernite” dediği bu dünyada, kimlik sabit değil, sürekli güncellenen bir yazılımdır.
4. Yeni Tanrı: Yapay Zekâ ve Veri Mutlakiyeti
En nihayetinde, iktidarın nihai formu algoritmik otoritedir. İnsanlar kararlarını algoritmalara emanet ettikçe, etik, estetik ve politik sorumluluk yapay zekâya devredilir. Yapay zekâ, hem gözetleyen hem karar veren hem yönlendiren bir Leviathan’a dönüşür.
Burada karşımıza “veri teolojisi” çıkar: Tanrı artık gökte değil, sunuculardadır. Ona itaatsizlik, irrasyonel kabul edilir. Sistemle uyumlu olmak, yeni “erdem” haline gelir. Etienne de La Boétie’nin *“Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev”*i, bu gönüllü itaat çağında yeniden okunmalıdır.
⸻
Sonuç: İktidarın Yeni Yüzü
Dünyayı ele geçirmek isteyen biri artık coğrafyaları işgal etmez; bilinçleri yeniden şekillendirir, sistemleri kodlar, değerleri dönüştürür. Bu sessiz devrim, görünmeyen bir iktidar biçimi yaratır: yumuşak, akıllı, ama sarsılmaz.
Ve en büyük tehlike şudur: Bu fetih, fethedilenlerin rızasıyla gerçekleşir.
2008 yılında Kızılay Vadi Kitapevinde tanışmıştık Nihat Abi ile. Derdi memleket olanların ve gençlerin Nihat abisi idi. 2 yıl sonra Kocatepe kitap fuarında kitap imzalatıp hasbihal etmiştik. Nihat abiyi dünyaya karşı dik duruşuyla hatırlayacağız. Allah rahme eylesin… #nihatgenc
İsrail saldırıyı durdurdu diye ona teşekkür edenler var. İşte tam böyle işliyor sistemleri, neye hakkımız olabileceğini unutturacaklar bize. Sonrası sonra…
Yine de yüksek sesle:
9 Cilt Ülkücü Hareket...
Maliyet nedeniyle kimseye hediye edemeyeceğiz ama @hakkioznur_uh ve @polietika hesaplarını takip eden 1 kişiye 1 takım hediye edeceğim.
Şartlar:
- Bu gönderiyi RT edin.
- Belirtilen hesapları takip edin.
- Yoruma 1 arkadaşınızı etiketleyin.
12 Kasım 2024 son katılım.