Bir yabancı dili seçebilenlerin değil, tüm öğrencilerin öğrenebilmesi gerekir. Almanca dersinin seçmeli havuzunda kalması hem öğrencilerin hakkını hem de eğitimin niteliğini olumsuz etkiliyor. Almanca, liselerde ortak dersler arasında yer almalıdır.
@tcmeb@Yusuf__Tekin
#AlmancaÖğretmeniVarDersYok
Bir pervasızlık, bir aymazlık bir iş bilmezlik örneği Kocaeli- Körfez ilçesinde Yarımca Anadolu Lisesinde bir müdür yardımcısı.
Daha altı gün önce doğum yapmış psikolojik danışman arkadaşı sistem üzerinden alınabilecek evraklar için "sen gelip vereceksin" diye öğretmeni tutanak tutmakla tehdit ediyor. Öğretmen temsilcimizle okula gidiyor. Müdür yardımcısının hadsiz tavırları, okul müdürünün işbilmezliği ile sessiz kalması yüzünden yeni doğum yapmış öğretmenimiz orada sinir krizi geçiriyor.
İnsanlıktan nasibinizi almadınız mı? İstediğiniz evrakları sistem üzerinden alabiliyorsunuz, hadi alınmıyor diyelim. Doğum yapalı daha bir hafta olmamış kadın öğretmeni okula getirtip üzerine bir de hadsizlik yapmak nedir?
Okul müdürü, iş bilmiyorsan bırak git, müdür yardımcın gözünün önünde hadsizlik yapacak, öğretmenin sinir krizi geçirecek sen de öylece izledin mi?
Bu yaşanan açıkça mobbingtir, yönetim krizidir. Okulun Müdürü ve müdür yardımcısı tüm yaşananlardan sorumludur.
Bu işin peşini bırakmayacağız. Bizzat takip edeceğim. Kocaeli Şubemiz hukuki desteği sağlayacak gerekli işlemleri başlatacağız. Okul yönetimleri kimsenin egosunu tatmin yeri değildir. Yaşananlar gösterdi ki bu işi bilmiyorsunuz, yapamıyorsunuz, üstelik eziyet de ediyorsunuz.
@tcmeb@Yusuf__Tekin@kocaelivaliligi@valiilhamiaktas@memkocaeli@emrullahaydin25@Krfz_Kymkmligi@ugurkalkar@KorfezIlceMem@SergulenKurt
Aile birliği mazeretine bağlı yer değiştirme başvurularında getirilen "talep edilen yerde 360 gün sigortalılık" şartı, çok sayıda öğretmenimizin başvuru hakkını kullanamamasına ve aile bütünlüğünün olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır.
Bu nedenle; aile birliği mazeretine bağlı yer değiştirmelerde getirilen yeni sigortalılık şartının bu yıl için uygulanmamasını ve uygulamanın önceki yıllarda olduğu gibi son iki yılda 360 gün sigortalılık esasına göre yürütülmesini MEB’den talep ettik.
🔎 Detaylar için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
🔗https://t.co/2QWZqjtuSD
Hukuk mücadelemiz sonuç vermeye devam ediyor.
Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde görev yapan yüksek lisans mezunu öğretmenlerimizin artırımlı ek ders ücreti hakkı mahkeme kararıyla tescillendi.
Haklı olanın yanında durmaya, eğitim çalışanlarımızın mali ve özlük haklarını kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.
Dün Şanlıurfa’da 2. Olağan Genel Kurulumuz vesilesiyle üyelerimiz ve il teşkilatımızla bir araya geldik. Bugün ise Hatay Şubemizin 1. Olağan Genel Kurulu için yoldayız.
Eğitim Gücü Sen olarak üyelerimizin haklarını savunurken, her gün daha da büyüyerek yolumuza devam ediyoruz. Gücümüz, birlikteliğimizden ve kararlılığımızdan geliyor.
Aile birliği anayasal bir haktır.
Bu yıl getirilen “talep edilen yerde 360 gün sigortalılık” şartı, binlerce öğretmenimizi mağdur etmektedir.
Talebimiz açık: Bu yıl eski uygulama esas alınmalı, yeni düzenlemeler ise mağduriyet oluşturmaması için makul bir geçiş süreciyle hayata geçirilmelidir.
Eğitim Gücü Sen’in açtığı davada, Rehberlik ve Araştırma Merkezinde görev yapan yüksek lisans mezunu öğretmenimizin artırımlı ek ders ücreti hakkı mahkeme kararıyla tescillendi.
Mersin 2. İdare Mahkemesi, yüksek lisans yapan öğretmenlere artırımlı ek ders ücreti ödenmesi gerektiğine hükmederek dava konusu işlemi iptal etti.
Üyelerimizin mali ve özlük haklarını korumaya yönelik hukuk mücadelemiz kararlılıkla devam etmektedir.
🔎 Detaylar için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
🔗 https://t.co/2fE7m95MYx
Bir eğitim öğretim yılını daha geride bırakıyoruz...
2025-2026 eğitim öğretim yılını özveriyle tamamlayan tüm eğitim çalışanlarımıza emekleri, sabırları ve fedakârlıkları için teşekkür ediyoruz.
Yoğun geçen bir dönemin ardından öğrencilerimize keyifli, sağlıklı ve verimli bir yaz tatili; eğitim çalışanlarımıza ise dinlenme ve yenilenme fırsatı sunacak huzurlu bir tatil dönemi diliyoruz.
İyi tatiller dileriz.
Bünyesinde ikili eğitim yapan okul öncesi, özel eğitim ve uygulama sınıfları bulunan okullarda görev yapan yöneticiler, fiilen ikili eğitimden kaynaklanan idari yükü üstlenmelerine rağmen ilave ek ders haklarından yararlanamamaktadır.
Bu nedenle; ikili eğitim yükünü üstlenen okul yöneticilerinin haftalık ilave 2 saatlik artırımlı ek ders ücretinden yararlanmaya devam etmelerini ve uygulamadaki mağduriyetin giderilmesini MEB’den talep ettik.
🔎 Detaylar için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
🔗 https://t.co/I71vdmr7OT
Eğitimde fedakarlık var ama hak yok! Ücretli öğretmenlerin ve usta öğreticilerin sorunları çözülmeli 💼✨
Statü, özlük hakları verilmeli kotasız kurslar olmalı ve kesintisiz maaş için tek ses, tek yüreğiz! ⚖️
#EDESEN EK DERSLİLER SENDİKASI
@TBMMresmi@TBMMGenelKurulu@mebhbogm
Kuşlar dahi şahid bu zülme
Yetip giden Canlar Çocuklar var hesabını kim ödeyecek..
Peki ya Görüp susanlar ne diyecek.
Kork o mahkemeden ki, Hakim'in kendisi şahid
La tahzen; innallahe meana..
Bir Ses, Bir Gazze
#SeeHearSpeakPalestine
Filistin'i Gör, Duy, Konuş
Geçen yıl, memura, işçiye, emekliye verilecek zammı belirleyen TÜİK'in verilerinin yanlış olduğuna dair bir açıklama yapmış ve TÜİK'e dava açmıştık. Davamız kabul edildi ancak TÜİK, mahkemeye verilerin gizli olduğunu söylemiş, mahkeme de gizliliğe dayalı olarak reddetmiştir. Ancak TÜİK bu verileri açıklamak mecburiyetindeyken, gizli diyemez. Bu sebeple davayı bir üst mahkemeye taşıdık.
TÜİK'in bu verileri açıkça mahkemeye sunamaması, komik enflasyon rakamlarının gerçeği yansıtmadığının açık göstergesidir.
Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası olarak, milyonlarca kamu çalışanının ve vatandaşın gelirini doğrudan etkileyen enflasyon verilerinin şeffaflığı için yürüttüğümüz hukuk mücadelesini kararlılıkla sürdürüyoruz.
Açtığımız davada mahkeme, TÜFE verilerinin maaş zamlarından kiralara kadar doğrudan hukuki ve ekonomik sonuçlar doğuran bir idari işlem olduğunu kabul etmiştir. Ancak yargılama sürecinde TÜİK, mahkemenin talep ettiği verileri paylaşmamış; enflasyon hesaplamalarına esas teşkil eden verilerin yargısal denetimine izin vermemiştir.
Buna rağmen mahkeme, denetleyemediği verilerin hukuka uygun olduğu varsayımından hareketle davayı reddetmiştir. Böylece TÜİK’in verileri gizlemesi nedeniyle ortaya çıkan denetimsizlik, vatandaşların gerçek enflasyonu öğrenme ve adil ücret artışlarından yararlanma hakkını zedeleyen bir sonuca dönüşmüştür.
Şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukukun üstünlüğü ilkeleri adına mücadelemiz devam edecektir. Sendikamız, 5429 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinin Anayasa’ya aykırılığı iddiasını üst yargı mercilerine taşıyacak ve kamu çalışanlarının haklarını savunmaya kararlılıkla devam edecektir.
🔎 Detaylar için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz;
🔗https://t.co/NKsV3rfdWM