Türkiye'de vatandaşın SAHİL HAKKI GASP EDİLİYOR. Ve bu gasp gizlice yapılmıyor, herkesin gözü önünde gerçekleşiyor.
İlgili bakanlıklar, belediyeler bu gaspı izliyorlar.
4 tarafı denizlerle çevrili Türkiye'nin sahil bölgelerine kim olduğu belirsiz insanlar çöküyor.
Bu haber için İzmir'deki beach club dedikleri yerlere bizzat girdim ve sahile girmek için bu şahıslara 8 bin TL ödemek zorunda kaldım. Bunu vermezseniz içeriye alınmıyorsunuz.
SAHİLLER VATANDAŞIN ANAYASAL HAKKIDIR.
Vatandaşın bu hakkını gasp edenler memlekette sahil alanı bırakmamışlar. Antalya, İzmir, Muğla...
Her şehrin en güzel sahillerine KM'lerce çökülmüş.
İspanya ise sahillerinin her noktasını 20 yıl boyunca korumuş ve İspanya'da da 'SAHİLLER HALKINDIR' kanunu var.
Aynı yasalar Türkiye'de de olsa, herkesin gözü önünde milletin hakkı GASP EDİLİYOR. Tüm bu sahil noktalarını tek tek inceledim.
Bu çalışmamın daha fazla insana ulaşması için beğenip paylaşabilirsiniz. Bu gaspların tüm belgelerini paylaşmaya devam edeceğim.
Yaptığım belgeselin 20 dakikalık halini Youtube'da paylaştım: https://t.co/yurMUQTbHB
Uzun süredir üzerinde çalıştığım bir projeyi bugün duyurmanın mutluluğunu yaşıyorum.
Bilge ve Yonga: 7-12 yaş çocuklar için 32 kitaplık bir bilgisayar mimarisi serisi. Tamamı ücretsiz, bugün yayında.
Yıllardır üniversitede bilgisayar mimarisi anlatıyorum. Öğrencilerin çoğu bir işlemcinin içinde ne olup bittiğini ilk kez ikinci ya da üçüncü sınıfta duyuyor. Oysa bu konuların özü, doğru anlatıldığında bir çocuğun rahatlıkla kavrayacağı şeyler: bir anahtar açılır ve kapanır, her şey sıfır ve birle yazılır, işlemci bir buyruğu alır, anlar ve yapar.
Seride meraklı bir çocuk olan Bilge ile küçük robot arkadaşı Yonga var. Bilge sorar, Yonga anlatır. Kumdan yonga nasıl çıkar, bilgisayar neden ısınır, önbellek ne işe yarar, bir program nasıl makine diline dönüşür. Her kitabın sonunda kısa bir "Bugün Ne Öğrendik?" özeti var.
426 sayfa, her sayfanın kendi çizimi var. Kapaklarla birlikte 458 özgün görsel. Tarayıcıda okunuyor, isteyen PDF ya da EPUB indiriyor.
Bir şeyi de açıkça söyleyeyim. Bu seriyi birkaç yayınevine anlattım, destek çıkan olmadı, çoğundan yanıt bile gelmedi. Açık erişimi ilke olarak zaten tercih ediyorum, kitaplar bu yüzden ücretsiz. Ama çocukların kitabı eline alıp sayfasını çevirme deneyimini yaşayamıyor olması benim için bir eksiklik.
Ülkemizde yayıncılığın mürekkep ve kağıt masrafını hesaplamanın ötesine geçmesi gerekiyor. Bir eserin değeri satacağı kopya sayısıyla ölçülmüyor.
Basmak isteyen bir yayınevi çıkarsa kapım açık. Tek koşulum, kitapların dijitalde ücretsiz kalması.
https://t.co/o5sHPrIwzT
Ablamı kaybedeli 600 gün oldu. Bir sabah 5. kattaki evinin balkonundan düştüğü haberini aldım. Duygularımı tarif edemem.
Gece eşiyle 2 saatlik bir kanlı boğuşmanın hemen ardından düştü.
Sanık eş o gün ailemizle bağlantısını kesti. 78. gün serbest kaldı.
Olay enine boyuna soruşturulmadı. Hiçbir sorumuza cevap alamadık. Bırakın sanıktan cevap alamamamızı, mahkeme en önemli sorularımızı bu davanın konusu değil diye engelledi.
Resmen bu kadar gün sanığın ifadesine göre yargılama yapıldı.
Kamera görüntüleri incelenmedi. 2. katta düşme anını gören tanık dikkate alınmadı. Canlandırma yapılmadı.
Güllü olayında biz etkin soruşturma nedir görmüş olduk.
Sanık kendini kahraman ilan etti ve şimdi suçsuz ilan edilecek.
Biz sorularımıza cevap almadığımız sürece Tuğba’nın ailesi olarak suçsuzluğuna inanmıyoruz.
Biz sadece Tuğba’ya inanıyoruz ve şu an ciddi bir adaletsizlik yaşıyoruz.
#tuğbayavaşiçinadalet
#düşerseminanma
Emekli Albay Mustafa Önsel, “Kürt sorunu benim” diyen Ahmet Türk'ün siyasi geçmişi ve servetini sıraladı:
“Bu bir mağduriyet hikâyesi değil, ayrıcalık hikâyesidir!”
• Kendisi ta 1972'den beri çeşitli partilerden (DP, CHP, SHP, HDP) yıllarca milletvekilliği yapmış, 32 yıl üstüne belediye başkanlığı! Hangi yetenekle, hangi öğrenimle diye sormaya gerek bile duymuyorum.
• Kardeşi Abdurrahim de 12 Eylül öncesi Adalet Partisi'nden milletvekili olmuş. (Ne güzel değil mi?)
• Dedesi, 1915'te Ermenilerin mallarına çökmüş. Onlardan gasp ettikleri ve Kasr-ı Kanco ismi verdikleri şatoda yaşayıp, onlardan ele geçirdikleri topraklarda pek çok köyün sahibi olarak feodalitenin zirvesine yerleşmiş.
• Zenginliğin hepsi orada değil haliyle, Çeşme'de de bir malikanesi, pardon yazlığı var.
• Derik'teki şatosunda, Mart 1980'de, kendisi milletvekili iken, saklanmakta olan o zamanki ismiyle Apoculara PKK yapılan operasyonda kurulan tuzakla 1'i yüzbaşı 3 askerimiz şehit oldu.
• Bugüne gelirsek; Yavuz Selim sonrası İran-Zagros'lardan geldikleri bu coğrafyadan arsızca Kürdistan diye bahseden bu bölücü şahıs, şimdi kimliğini beğenmediği ülkenin her zenginliğinden, her olanağından en azından benden daha fazla yararlanmış.
• Pek milliyetçi adı lazım değil bir liderin bile övgülerine mazhar olmuş.
• İddialara göre, Suriye sınırındaki duvarın yapım ihalesinin alt yüklenicilerinden biri bunun yeğenlerinin şirketi imiş.
• Vesselam, ne verirseniz verin, daha fazlasını isteyecek arsız ve Türk devletine emperyalist devletlerin desteğiyle meydan okuyan, meydanı boş gördüğü için pervasız bu ve bunun gibiler yüzünden ülkeye yazık olacak.
• Ama daha çok zarar gören de, meclisin %65'ini Edirne'de bile bir milletvekili Kurmanç Kürt, düşünün. İş insanlarının %60'ından fazlasını oluşturan Kurmanç kardeşlerimize olacak.
ABD'li yayıncı Auger, İstanbul'da bindiği takside:
• Auger, yaklaşık 300 TL'lik yol için taksicinin 50 euro (2.677 TL) isteğini kabul etti.
• Taksici, yayıncının kartından 136 euro (7.282 TL) çekti. (Platcorn)
Adı Kardelen Başak Altınsoy. Vakit bulup yeterince aşağılamadıklarımızdan…
Cumhuriyetimizin kurucusu ve kadınlara o zaman İngilterede bile verilmeyen hakları veren Mustafa Kemal Atatürk’e düşmanlık yapar,
Bebek katili PKK sevicisidir,
Kadınları döven Yılmaz Güney’e hayranlık duyar,
Evladı katledilen Yasamin Minguzziye çemkirir,
Eski eşine psikolojik ve fiziksel şiddet uygulayan rapçi Şehinşahı (Ufuk Yıkılmaz) savunur,
ama Kadıköyde feministlik kaşar…
Bunları gerektiği şekilde dışlamıyoruz…
Bunları yeterince aşağılamıyoruz.
Unutmayalım… boş vaktimiz oldukça gereğini yapalım…
Vatan hizmetidir…
Partimize mahkeme tarafından atanan yönetimin bugün ortaya koyduğu tavır, en az Genel Merkezimize polis sokmak kadar ağır bir zarara neden olmuştur. Yalanlarla bezenmiş bir seviyesizlik ne yazık ki bayram gününde sergilenmiştir.
O zaman artık, sustuğumuz gerçekleri anlatmanın zamanıdır.
İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak tüm vatandaşlarımızın bilmesini isterim ki;
1-Genel Merkezimizin bahçesinde seviyesizce sergilenen iki araç da partimizin kendi parasıyla alınmıştır, tüm faturaları mevcuttur.
2-Araçlardan biri 2022 yılında Sayın Kılıçdaroğlu döneminde alınmış ve bizzat Sayın Kılıçdaroğlu tarafından makam aracı olarak kullanılmıştır. O araçları Genel Merkezimizin bahçesine koyanlar bunu bilemeyecek kadar cehalet sahibidir.
3- Diğer araç da partimizin kendi parasıyla henüz bu yıl satın alınmıştır.
4-O araçlardan hiçbirinin Özkan Yalım ya da Aziz İhsan Aktaş ile ilgisi yoktur. Bunu iftirayı attıkları için şimdi ilk kez açıklamak zorundayım. Sayın Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta saldırıya uğradıktan sonra, Sayın Erdoğan Toprak, İstanbul’dan, Aziz İhsan Aktaş’tan bir zırhlı araç almış ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun kullanımıma sunmuştur. Sayın Kılıçdaroğlu, Aziz İhsan Aktaş’ın zırhlı aracını 1,5 yıl boyunca kullanmıştır. Kasım 2023’teki kurultaydan bir gün sonra ise Sayın Erdoğan Toprak o zırhlı aracı alıp yeniden İstanbul’a götürmüştür. Bunların hepsinin kayıtları mevcuttur.
Bir daha böyle seviyesiz görüntüler görmemek umuduyla söylüyorum:
Evi camdan olan başkasının evine taş atmasın!
PKK’lı teröristler tarafından kaçırılan, işkence edilerek katledilen ve naaşı günler sonra Munzur Çayı’nda bulunan 23 yaşındaki Şehit Öğretmen Necmettin Yılmaz…
Şehadetinin üzerinden 9 yıl geçti…
🇹🇷Aziz ruhu şad olsun.
Sosyal medyada sıkça görüyorsunuz: "Ata tohumu satan köylüye ceza kesildi." Resmi kurumlar hemen hukuki kılıfı öne sürüyor: "Bitki pasaportu yok, hastalık riski var, mevzuata aykırı..." Peki işin aslı ne? Kanunlar ne diyor, bu kurallar küreselcilerin ekmeğine nasıl yağ mı sürüyor?
Olay sadece yerel bir denetim değil dostlar. Türkiye’nin de imzaladığı küresel bir sözleşme var: UPOV. Yani bitki çeşitlerinin patent enstitüsü. Bu sistem diyor ki; bir tohumu ticari satacaksan o tohum 'tek tip' ve 'kararlı' olacak.
Bu tohum köylünün elinde doğaya uyum sağlayıp çoğalamasın, üretici her yıl sisteme mahkum olsun! İşte o cezalar, gıdamızı tamamen barkodlayıp küresel mekanizmalara bağlama sürecinin bir parçasıdır. Tohumu kontrol eden, insanlığı kontrol eder. Bu yüzden ata tohumlarımıza evlerimizde, bahçelerimizde sivil ağlarla sahip çıkmaya devam edeceğiz!"👇
UPOV Sözleşmesi, gıdanın ve tarımın küresel ölçekte tek bir çatıdan yönetilmesi, dijitalleştirilmesi ve şirketlerin kontrolüne verilmesi için tasarlanmış uluslararası hukuki bir altyapıdır. Türkiye dahil 70'ten fazla ülkenin bu sözleşmeye taraf olması, yerel tarım kanunlarının (5553, 5042 vb.)yazılması ile sonuçlanmıştır…
👇
#AtaTohumu #Tarım #GıdaEgemenliği #KüreselSistem #Biyogüvenlik #UPOV #TohumculukKanunu #Farkındalık
📢Arkadaşlar soldaki bir futbol sahası. Sağdaki ise KKTC. İşte bu topraklarda İsrailliler 2 bin şirket üzerinden 27 bin dönüm arazi aldı. Bak 27 dönüm değil 27.000 DÖNÜM! Tam 3800 futbol sahası eder. Açık kaynaklarına göre rakam bu. Şimdi daha kötüsüne geliyoruz sıkı durun!
-
📢KKTC vatandaşı Yahudiler eliyle alınanlar da varmış meğer ve bu rakamı da katarsak rakam 160 bin dönümü buluyor. Yani 22.000 tane futbol sahasını yan yana koyun anlarsınız.
-
📢Şimdi haklı olarak şunu soracağız.
"Biz Kıbrıs'ta toprağa düşen 1672 Anadolu ve Kıbrıs evladını, kendilerine seçilmiş halk olduğuna inanan bu çocuk katili ve tecavüzcü kriminal 0R0SPU çocukları gelsin arsa diye satın alsınlar diye mi verdik?"
-
📢Toprak satarak vatan kaybeden Filistinlileri eleştirirken burnunuzun dibindeki KKTC'de İskele vilayeti topraklarının beşte birinin İsraillilere satıldığını anlamanız için ne yapmam gerekiyor? Ne zaman ayılacaksınız?
-
📢Birileri AKP'yi CHP'ye kışkırtırken ve AKP'ye hiçbir faydası olmayacak bu tür krizleri organize ederken zannedersem gerçek oyun için tüm şartlar hazırlanıyor.
-
📢Biz birbirimizi yerken Kıbrıs adası parsel parsel satılıyor. Yarının Filistinlileri KKTC Türkleri olduğunda bu twiti de şimdilerde uyuyan yetkililerin önüne korsunuz.
@DrHakanBahadir başkanım bulunduğumuz sokakta binamızın önünde dün yol çökmesi oluştu. Çağrı merkezini arayıp bildirdiğimiz halde hâlâ yapılmış değil. Birinin canının yanması mı bekleniyor yapılması için?
Çakarlı araçla şov yapan Begüm Ece Pazarcı’nın babası Emin Pazarcı, çalıştığı gazeteden ayrıldı.
Yolda kişisel ihtiyaçları için kaç çakarlı aracın yanımızdan geçtiğini tahmin bile edemiyoruz.
Vatandaşın, durduğu yerde bile hakkı yeniyor. Çakar sahibi olan herkes baştan sona araştırılmalı.
Ülkeye hiçbir faydası olmayan kişiler çakarlı araçlarla geziyor.
Bir makam sahibi bile kişisel meselesi için bir yere gidiyorsa ÇAKAR AÇMAMALI. Bu da görgü ve eğitimden geçiyor maalesef bizdeki eksiklik bu.