Unutulmamalıdır ki makamlar gelip geçicidir, şahıslar fanidir. Baki olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun muhafızı olan yegâne güç ise büyük Türk milletidir.
Kıbrıs; şehit emanetidir, mücahit mirasıdır, Türk milletinin namus meselesidir, Akdeniz’deki milli varlığımızın kalesidir.
Ada’da iki eşit millet ve egemen iki devlet vardır.
Ancak Avrupa Parlamentosu’nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu, Avrupa’nın Kıbrıs meselesinde ne derece taraflı, tarihi gerçeklerden kopuk ve Rum-Yunan tezlerinin tesiri altında ikiyüzlülük yarışında ne kadar ileri gidebileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Kıbrıs Türk halkını egemen bir halk olarak değil, yalnızca Ada’nın “meşru bir topluluğu” olarak tanımlayan bu Rapor; Türkiye’ye Kıbrıs Türklerine “siyasi alan açması” çağrısında bulunmakta ve tüketilmiş federasyon modelini tek çözüm seçeneği olarak dayatmaktadır.
Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel’de değildir!
Bu irade; Türk Mukavemet Teşkilatı mücahidinin yıllarca terk etmediği mevziisinde, şehitlerimizin kanıyla sulanan Ada toprağında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kıbrıs’ta ortaya koyduğu kararlı müdahalede ve Kıbrıs Türklerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kuran kudretindedir.
Kıbrıs Türküne azınlık gömleği biçen, Türkiye’nin Ada’daki meşru varlığını hedef alan ve KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatıyla İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde geliştirdiği münasebetlerden rahatsızlık duyan Avrupa Parlamentosu’nun değerlendirmeleri bizim açımızdan siyaseten sakat ve yoklukla maluldür.
Yıllardır farklı isim ve ambalajlarla tedavüle sokulan, fakat özünde Kıbrıs Türkü’nü Rum idaresine tabi bir unsur haline getirmeyi amaçlayan federasyon düşleri bayatlamıştır.
Kıbrıs Türklüğünün müktesep haklarını, egemen ve eşit statüsünü yok sayan hiçbir yaklaşımın adil ve kalıcı bir çözüme hizmet etmesi mümkün değildir.
Kıbrıs Türkünün Rum idaresi altında azınlık statüsüne boyun eğmesi düşünülemeyeceği gibi, egemen eşitliğinin teyit ve tescil edilmesi de ertelenemez bir hak ve tarihi sorumluluktur.
Kıbrıs’ta iki ayrı devlet varlığının kayıtsız, şartsız, tartışmaya kapatılarak kabul edilmesi; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası statüsünün diğer devletler nazarında tescil edilmesi kalıcı barışın yegâne anahtarıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı kutluyor; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi şükranla ve dualarla yad ediyorum.
Tarihi Harekât kararını cesaret ve kararlılıkla alan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı rahmet ve minnetle anıyor; bu kararı eşsiz bir kahramanlık ve vatan sevgisiyle sahada zafere taşıyan şanlı Türk Silahlı Kuvvetlerimize şükranlarımı sunuyorum.
Kıbrıs Türk’tür, Türk’ün öz yurdudur ve ilelebet Türk kalacaktır!
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
Ankara ile Lefkoşa’nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü’nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz’deki itibarı da birbirinden kopartılamaz.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
Türk askerinin Ada’daki mevcudiyeti; yeni saldırıların önünü kesen caydırıcılığın, Kıbrıs Türkü’nün güvenliğinin ve Doğu Akdeniz’deki barış ikliminin yegâne sigortasıdır.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
Yıllar boyunca devletimizin kurum ve kuruluşlarına sinsice yuvalanan bu ihanet şebekesi, 15 Temmuz gecesi iki büyük hakikati hesap edemedi.
Birincisi, ilahi adaletin tecellisiydi. Uzun yıllar boyunca bu millete reva gördükleri haksızlıkların, kurdukları kumpasların, attıkları iftiraların ve işledikleri adaletsizliklerin mutlaka bir karşılığı olacaktı. Gençlerimizin emeklerini çalan sınav manipülasyonlarından, devletin kılcal damarlarına uzanan kirli organizasyonlarına kadar her zulmün ilahi adalet nezdinde bir hesabı vardı.
İkincisi ise aziz Türk milletinin sarsılmaz millî refleksiydi.
O gece tankın karşısına imanıyla çıkan, kurşuna göğsünü siper eden, vatanını canından aziz bilen milletimiz; istiklaline ve istikbaline uzanan hain ellere geçit vermedi.
15 Temmuz; yalnızca bir darbe girişiminin bastırıldığı gece değil, Türk milletinin devletine olan sadakatini, bayrağına olan bağlılığını ve bağımsızlık iradesini tüm dünyaya ilan ettiği destansı bir direnişin adıdır.
Prof. Dr. Mevlüt Karakaya
@KarakayaMevlut
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekilimiz
15 Temmuz; Türk milletinin iradesine, devletimizin bağımsızlığına ve demokrasimize yönelmiş hain bir işgal teşebbüsüdür.
FETÖ’cü hainlerin milletimizin silahlarını yine milletimize doğrulttuğu o karanlık gecede; aziz Türk milleti meydanlara çıkmış, devletine ve istiklaline canı pahasına sahip çıkmıştır.
Türk milletinin cesareti, kahraman güvenlik güçlerimizin mücadelesi ve devlet-millet dayanışması karşısında ihanet bertaraf edilmiş; vatanımızın teslim alınamayacağı bir kez daha bütün dünyaya gösterilmiştir.
Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin kararlı duruşuyla Milliyetçi-Ülkücü Hareket, ilk andan itibaren devletinin ve milletinin yanında dimdik yer almıştır.
Ülkü Ocakları olarak 15 Temmuz’da tecelli eden millî irade şuurunu daima diri tutacak, Türk gençliğini her türlü ihanet odağına karşı uyanık, şuurlu ve vatanına bağlı şekilde yetiştirmeye devam edeceğiz.
Bu vesileyle 15 Temmuz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun. 🇹🇷
MHP Tokat Milletvekilimiz Yücel Bulut’un Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin birinci bölümü üzerine MHP Grubu adına konuşması
🇹🇷@yclblt06 : Konuşmamın başında, Sayın Adalet Bakanımız Akın Gürlek ve tüm yargı mensuplarımıza, faili meçhul cinayetlerin ve toplum vicdanında bir hayal kırıklığı olarak hâlen yer almaya devam eden ve karanlıkta kalmış dosyaların yeniden ele alınması ve aydınlatılması konusunda göstermiş oldukları irade, cesaret ve kararlılık nedeniyle şükranlarımı sunuyorum.
Bu minvalde, son dönemde önemli görmüş olduğum bir gelişme yaşandı, Adalet Bakanlığı bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı -tam ismi sanıyorum böyle- adı altında bir Daire Başkanlığı kuruldu. Tabii ki bu son dönemde adalet teşkilatı içerisinde kanaatimce atılmış en önemli adımlardan bir tanesiydi.
Kimilerine göre sembolik bir değeri olabilir ama bu, en azından bu konuda bir farkındalık yaratılması için gerçekten etkili bir adım oldu çünkü "faili meçhul" kavramı yaklaşık yarım asırdır Türkiye'de politik tartışmaların merkezinde yer alan, merkezini işgal eden önemli bir tartışma noktasının siyasi iktidar tarafından dikkate alınmak suretiyle bir idari birim adı altında örgütlenmesine sebebiyet verdi ve şimdi, inşallah, bu birim, bu Daire Başkanlığının sevk ve idaresinde, koordinasyonunda kararın karanlıkta kalmış faili meçhul bütün suçların aydınlatılması konusunda esaslı ve etkili soruşturmalar birbiri ardına gelecek.
https://t.co/k5jHC1uwhk
MHP Tokat Milletvekilimiz Yücel Bulut: Türkiye Cumhuriyeti'nin, özellikle birinci yüzyılının, özellikle son yetmiş yılının çok önemli gündem maddelerinden bir tanesi faili meçhullerdir.
🇹🇷@yclblt06 : Neden faili meçhullerdir? Çünkü Türkiye'de çok partili demokratik hayata geçtiğimiz günden bugüne kadar, özellikle 1960'ların ortasından bugüne kadar Türk siyasetinin bütün kırılma noktaları maalesef bugün hâlâ aydınlatılamamış olan bu faili meçhul cinayetler, faili meçhul suikastlar ve toplumu provokasyonlarla iç çatışmaya sürüklemeye dönük alçak girişimlerin üzerine inşa edilmiştir.
Bu faili meçhul cinayetlerle, hâlen aydınlatılamamış suçlarla Türkiye Cumhuriyeti birkaç defa darbeye zorlandı ve darbeyle yüzleşmek mecburiyetinde kaldı, darbe sonrası işlenen suçların failleri de hiçbir zaman yargılanamadı.
Şimdi, cumhuriyetin ikinci yüzyılına kapı araladığımız şu günlerde, artık, Türkiye'de iç kaleyi tahkim etmek konusunda herkesin elini taşın altına koymuş olduğu şu günlerde kardeşlik duygularını yeniden tesis edebilmenin en etkili yolunun Kürt'üyle, Türk'üyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle; köküne, kökenine bakmadan, suçun mağdurunun mezhebine, meşrebine bakmaksızın, mutlak surette devletin hukukuna, anayasal düzene emanet olduğunu bilmek suretiyle her faili meçhulü aydınlatacak bir hukuk düzenini inşa etme konusunda hep beraber gayret göstermekten geçtiğini bilmek zorundayız.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına elbette ki bu kanun teklifini destekliyoruz. Bundan sonrasında da özellikle sahadan gelen yani yargı teşkilatının içerisinden gelen, hâkim ve savcılarımızın beklentilerine uygun, onların ihtiyaçlarına uygun, uygulamayı bilen ve yargıda sürati temin edecek, yargıda iradeyi temin edecek, yargıda sonucu temin edecek düzenlemeleri de birbiri ardına bu Meclisin bir an evvel hayata geçirmesi en asli görevlerinden bir tanesi çünkü artık hepimizin de bildiği üzere, gerçekten, bir devlet teşkilatının temeli adalet teşkilatı üzerine inşa ediliyor ve o adalet teşkilatının tüm yurttaşlarına hakça, eşit bir şekilde davranabilmesi, cumhuriyetin gerçekten kimsesizlerin kimsesi olduğunu ortaya koyabilmesi için yeterli kadroyla, etkin bir mevzuatla, gerekli siyasi destekle, gerekli siyasi iradeyle birlikte sahada hakça, adil bir mücadelenin yılmaz savunucusu olarak bu kadrolara, bu düzenlemelere ihtiyacı var.
Ülkü Ocakları Antalya İl Başkanlığı olarak, Ülküdaşlarımızın katılımlarıyla, Ocağımızda Başbuğumuz Alparslan Türkeş, dava arkadaşlarımız ve aziz şehitlerimizin ruhlarına ithafen Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirdik. Allah kabul ve makbul eylesin.
@ayyildirim1
2235 yıllık şerefli mazisiyle Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarında doğan cihan hakimiyeti ülkümüzü, Anadolu’da vatanlaştığı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam saldığı milli hafızamızdır.
Türk Kara Kuvvetlerimiz; medeniyet iddiasının nice coğrafyada henüz bir iz, bir işaret, bir esame olarak dahi belirmediği devirlerde, düzenli ordunun tesisini, emir-komuta silsilesinin kudretini ve askeri teşkilatlanma kabiliyetini dünya milletleriyle tanıştıran kutlu ve köklü bir mirastır.
Malazgirt’te Anadolu’nun kapılarını Türk milletine mahşere dek açan iradenin, Sakarya’da milletin makus talihini yenen dirayetin, bugün ise terörle mücadelede sınırlarımızın ötesine taşan milli beka düsturunun vücut bulmuş halidir.
Kara Kuvvetlerimiz, toprağı yalnızca bir coğrafya parçası değil; şehidin emaneti, devletin haysiyeti, milletin namusu ve gelecek nesillerin mukaddes istikbali olarak gören bir tarih şuurunun adıdır.
Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde; Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır.
Türk Kara Kuvvetlerimizin 2235’inci kuruluş yıl dönümünü, dünya milletlerinin de şahitlik edeceği büyük bir iftiharla kutluyorum.
Aziz şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Fedakârlık abidesi gazilerimizi minnetle, görev başındaki kahraman ordumuzu şükranla selamlıyorum.
Devlet BAHÇELİ
Kıbrıs Türkü’nü Avrupa Birliği’nin kör tarafgirliğinin, Rum-Yunan ikilisinin bitmeyen şımarıklığının insafına terk etmedik, terk etmeyeceğiz.
MHP Genel Başkanı
Devlet BAHÇELİ
Hiçbir evladımız okuluna korkuyla gitmesin, hiçbir anne baba okul kapısında yüreği ağzında beklemesin, hiçbir öğretmenimiz öğrencisini korumak için canıyla siper olmak zorunda kalmasın diye #MilliyetçiHareketPartisi, buradadır ve her daim milletinin yanında olacaktır.