Mesele şikayetle ilgili bir durum değil ki. Apaçık ortada olan mağduriyetler var. Taban maaş düzenlemesinin olmaması ciddi bir emek sömürüsüne neden oluyor, yasal düzenleme gerekiyor. Bu yasal düzenlemenin yapılması için ise öğretmenler yıllardır mücadele ediyor. Bunun bilinmiyor olması mümkün değil. Mülakat mağduriyetinin doğrudan sorumlusu zaten MEB. 1611 öğretmen oldukça uzun süredir maruz kaldıkları haksızlığın son bulması için mücadele ediyor. Açlık grevi öğretmenlerin geldiği son nokta artık. Olumsuz sonuçlarla karşılaşmadan bu sorun artık çözülmeli. Öğretmen arkadaşlarımızın zarar görmesi kabul edilebilir bir durum olmayacaktır.
#TürkiyeÖğretmenleriniKaybediyor
Kıçıkırık yarıyıl tatili kaldırılacak diye 5 milyon tweet atan canım atanmış öğretmenlerim atanmamış öğretmenlerimizin biber gazı yemesini yerlerde sürüklenmesini gündem yapmıyor. İnsan gerçekten hayret ediyor
Ankara’da açlık grevindeki öğretmenlerle dayanışmak için İstanbul’da eylem yapan öğretmenlere polis şiddeti uygulandı.
Gözaltılar var.
#ÖğretmenlerGözaltında
CHP Bartın Milletvekili Av. Aysu Bankoğlu, atama bekleyen ve mülakat mağduru öğretmenlere yönelik müdahaleye tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Bankoğlu, öğretmenlerin taleplerinin meşru olduğunu belirterek, gözaltı ve ters kelepçe uygulamalarını eleştirdi. Yaşanan görüntülerin kabul edilemez olduğunu ifade eden Bankoğlu, öğretmenlere destek mesajı verdi.
Öğretmen haklarını istiyorlar.
1001 kez gözaltına alsanız da, kollarını kafalarını 1001 kez kırsanız da vazgeçmeyecekler!
Holdingler önünde secde ederek emekçiye hakkın yok diyenler kaybedecek!
“Hak diyenin ağzına vurulmamalı,yol açanın yolu kesilmemelidir.Bu mücadeleye giren insanlar,sonuç ne olursa olsun,bunlara katlanmayı bilmelidir. Biz bileceğiz,bizden sonraki öğretmenler de bilecektir. Çok iyi biliyor
ve inanıyoruz, çektiklerimiz boşa gitmeyecektir!”
Fakir Baykurt
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
#AyşenGürcanKomisyonuTopla
Anayasal haklarını kullanarak seslerini duyurmak isteyen eğitimcilere suçlu muamelesi yapılması ve ters kelepçe takılması, mesleğin onuruna ve demokratik hak arama hürriyetine vurulmuş ağır bir darbedir. Öğretmenlerin yeri gözaltı araçları değil, sınıflardır. Onları bu çaresizliğe iten kölelik düzenine ve haksız puanlama ile yapılan mülakat sistemine göz yumanlar, hak arayanı susturarak kendi başarısızlıklarını örtbas edemezler.
Göreve geldiği günden beri okullardaki temizlik, bütçe, liyakat ve fırsat eşitliği gibi dağ gibi biriken yapısal sorunları çözmek yerine eğitimi ideolojik bir laboratuvara çeviren Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, eğitim camiasının değil, manipülasyonların bakanı haline gelmiştir. "Mülakat gibi mülakat" aldatmacasıyla binlerce gencin emeğini gasbeden, öğretmenlerin feryadına kulak tıkarken suni gündemlerle toplumu kutuplaştıran bu vizyonsuz yönetim anlayışı meşruiyetini yitirmiştir.
Eğitimi ve öğretmeni değersizleştiren, hak arayanı kelepçeleyen bu baskıcı ve manipülatif düzeni şiddetle kınıyoruz. Öğretmenlerin haklı mücadelesi susturulamaz!
Kadrolu öğretmenlerle ücretli öğretmenler arasındaki muazzam maaş farkı bile; tek başına devletin maaş sistemindeki kabul edilemez çarpıklığı ortaya koymaya yetiyor.
Ücretli öğretmenlerin eline haftada ortalama 25-30 saat ders karşılığı 25-30 bin lira geçiyorsa; bu ancak kadrolu öğretmenlerin 4’de 1’i kadar maaş alabildiklerini gösteriyor.
Eğer bir öğretmen, haftada 30 saat ders verebiliyorsa; neden normal kadrodaki öğretmenlerin ders yükümlülükleri sadece 15-18 saatle sınırlı tutuluyor ve öğretmen yetersizliği nedeniyle ücretli öğretmen tutulmak zorunda kalınıyor?
Kadrolu öğretmenlerin ders yükümlülüğü 15-18 saatle sınırlı iken; biraz daha fazla para kazanabilmek için 30 saate kadar ders vermek zorunda kalan ücretli öğretmenlere, kadrolu öğretmenlerin aldığı maaşın 4’de 1’i kadar ücret vermek, açık bir adaletsizliktir ve kabul edilemez.