Bir insanın zor durumda olduğunu öğrendiniz.
Yardımınızı herkese duyurabilirsiniz…
Ya da mümkünse onun mahcubiyetini artırmadan elinden tutabilirsiniz.
İyiliğin güzelliği yalnızca vermekte değildir.
Verirken insanın izzetini korumaktadır.
Milletimize ekonominin nasıl yönetildiğini sormuşlar.
Cevap öyle açık ki üzerine söz söylemeye hacet yok:
Milletimizin %81,1’i “Ekonomi kötü yönetiliyor.” diyor.
Ama asıl dikkat edilmesi gereken şudur:
AK Parti’ye oy veren vatandaşlarımızın %52,9’u, MHP’ye oy veren vatandaşlarımızın ise %53,4’ü ekonominin kötü yönetildiğini söylüyor.
Yani bu artık muhalefetin itirazı değildir.
Bu, milletimizin yaşadığı hayatın hükmüdür.
Maaşı eriyor, kirası artıyor, pazar filesi küçülüyor. Emekli geçinemiyor, işçi ay sonunu getiremiyor, esnaf dükkânını açık tutmaya çalışıyor.
Siz istediğiniz kadar gündemi değiştirin; milletin mutfağındaki yangının gündemini değiştiremezsiniz.
İktidara oy veren de vermeyen de aynı hayat pahalılığını yaşıyor, aynı faturayı ödüyor, aynı pazara çıkıyor.
Ve artık milletin gördüğü hakikat şudur:
Ekonomi kötü yönetiliyor.
Millet görüyor.
Millet yaşıyor.
🇹🇷 11 Ağustos 2017’de Maçka’da hain saldırı sonucu şehit düşen Eren Bülbül ve Ferhat Gedik’i şehadetlerinin yıl dönümünde rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Ruhları şad olsun.
Türk futbolunda yıllardır değişmeyen tuhaf bir alışkanlık var!
Para İstanbul’da harcanınca adına “vizyon” deniyor. Gayrimenkul İstanbul’da geliştirilince “mali bağımsızlık projesi” oluyor. Dünya yıldızı İstanbul’a gelince “Türkiye’nin marka değerine katkı” diye alkışlanıyor. Aynı şey Trabzon’da yaşanınca birileri hemen hesap makinesini çıkarıyor:
“Bu para nereden geldi?”
Asıl konuşmamız gereken biraz da bu ikiyüzlü ölçü. Çünkü rakamlar ortada. Galatasaray, Victor Osimhen için Napoli’ye 75 milyon Euro bonservis açıkladı. Wilfried Singo için 30 milyon 769 bin Euro ödedi.
Fenerbahçe, Temmuz 2026’da Mason Greenwood için 39 milyon Euro bonservis açıkladı. Bir önceki dönemde Youssef En-Nesyri’ye 19,5 milyon Euro bonservis ödemişti. N’Golo Kanté anlaşmasında 14,4 milyon Euro imza parası ardından milyonlarca Euro’luk sezonluk ücretler KAP’a bildirildi. Ederson’un yıllık garanti ücreti ise 11 milyon Euro.
Beşiktaş, Orkun Kökçü için şartların gerçekleşmesi halinde 25 milyon Euro bonservis ve beş sezon boyunca toplam 25 milyon Euro garanti ücret içeren bir sözleşme yaptı.
Bunları eleştirmek için yazmıyorum. Parayı üretebilen kulüp harcar. Gelirini büyüten yatırım yapar. Markasını genişleten dünya yıldızını getirir. Futbol ekonomisinin doğası budur. Fakat aynı ekonomik mantığı Trabzonspor uyguladığında ortaya çıkan şu kuşku dili artık sorgulanmalı! İstanbul’un parası ticaret de Trabzon’un parası neden siyaset?
Spor kulüpleri artık haftada bir maç oynayıp bilet parası toplayarak yaşayamaz. Gayrimenkul geliştirir, mağazacılık yapar, sponsorluk üretir, marka haklarını pazarlar, dijital gelir yaratır ve tesislerini ekonomik değere dönüştürür.
Galatasaray yapınca gayrimenkul yönetimi… Fenerbahçe yapınca finansal bağımsızlık… Trabzonspor yapınca “devlet desteği”.
Bu hesabın matematiğinde bir sorun var. Aynı devletin kurumları, aynı mevzuat, aynı ekonomik modeller, aynı futbol endüstrisi…Kulübün adı değişince kavramların anlamı da değişmemeli!
Trabzonspor son yıllarda ciddi bir ekonomik dönüşüm geçirdi. Bankalar Birliği olarak bilinen yapılandırmadaki kredi anapara ve faizlerinin tamamı kapatıldı. 2025’te gerçekleştirilen sermaye artırımı sürecinde 6,4 milyar TL’nin üzerinde fon girişi sağlandı. Kulübün finansal raporlarında mali disiplin, gelir artırıcı projeler, sponsorluk faaliyetleri ve futbolcu transferlerinden kazanılan bonservis bedelleri açık biçimde yer alıyor.
Bu yapının başında da Ertuğrul Doğan var.
Fakat ortaya çıkan ekonomik dönüşümü görmezden gelerek Mohamed Salah transferini birkaç telefon görüşmesine, birkaç siyasi isme veya Ankara’dan geldiği varsayılan görünmez bir paraya bağlayarak salya sümük ağlayan gazetecilik tiplemesiyle sözüm ona ekonomik analiz sayılmaz.
Mohamed Salah satın alınan bir futbolcudan daha büyük ekonomik ölçeğe sahip bir marka. Onu Trabzon’a getirdiğiniz anda forma satarsınız. TS Club’ın müşteri kitlesini büyütürsünüz. Kombine talebini yükseltirsiniz. Locaların değerini artırırsınız. Yeni sponsorların kapısını açarsınız.
Trabzonspor armasını Kahire’den Londra’ya, Afrika’dan Orta Doğu’ya kadar milyonlarca insanın ekranına taşırsınız. Saha içinde sağ kanattan içeri kat eden Mohamed Salah’ı alırsınız saha dışında küresel bir dağıtım ağı kazanırsınız.
Asıl mesele şu! İstanbul’un üç kulübüne tanınan ekonomik aklı Trabzonspor’a çok görmek!. Onlar arazi geliştirince proje, Trabzonspor geliştirince iltimas demeyin. Onlar 30, 40, 75 milyon Euro’luk transferler yapınca vizyon yazıp, Trabzonspor Salah’ı getirince Ankara’da para aramayın.
Galatasaray’a sormadığınız soruyu Trabzonspor’a soruyorsanız. Fenerbahçe’de alkışladığınız ekonomik modeli Trabzon’da kriminal bir şüpheye dönüştürüyorsanız. Beşiktaş’ın tahsis edilmiş arazisini tarihsel hak sayıp Trabzonspor’un tahsisini siyasi imtiyaz diye sunuyorsanız… Orada ekonomi tartışmıyorsunuz.
Orada Trabzonspor’a biçtiğiniz sınırı tartışıyorsunuz. Aslında hepinizi iyi tanıyoruz. Sizi gidi maskeli süvariler sizi :)
Yönetimimiz gövdesini taşın altına koydu ve Muhammed Salah gibi bir dünya yıldızını şehrimize getirdi.
Şimdi sıra bizde, büyük Trabzonspor taraftarında!
Başkan yardımcılarımızla birlikte kendi imkânlarımızla aldığımız 61 adet yeni sezon formamızı baş tacımız olan Şehit Ailelerimize armağan ediyoruz.
“O sene, bu sene” diyerek; imkânı olan tüm bordo-mavi yürekleri, formalarını alarak şampiyonluk yürüyüşümüze omuz vermeye davet ediyoruz.
Yolun açık olsun Trabzonspor’um… ❤️💙
Mısırlı gazeteci arkadaşım, Salah'ın imza töreni ve bir gün öncesindeki coşkulu karşılamayı tüm ülkeyi etkilediğini ve Mısır'da hemen hemen herkesin artık Trabzonspor taraftarı olduğunu söylüyor.
Ayrıca daha önce böyle bir karşılama görmediğini de ifade ediyor ve bu transferin saha dışında çok büyük etkiler yapacağını da vurguluyor.