***
1- Eğer Tayyip gözlerimi kaparım , işimi yaparım dese bile;
2- SEÇSİS ile seçim hileleri önlenebilecekse,
YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK HEVESLİLERİNE ONURSAL CUMHURİYET BAŞSAVCISI
SABİH KANADOĞLU'NDAN UYARI
***
Kimse kendi kendine gelin, güvey olmasın!
***
YENİ ANAYASA
***
Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun Yeni Anayasa konusundaki görüşleri:
***
1. Bu meclis; dört yıl için yasama yetkisi almıştır.
2. Meclis üyeleri mevcut anayasaya sadakat yemini etmiştir.
3. 1. ve 2. maddelerde belirtilen nedenlerle bu meclisin bir yeni anayasa yapma yetkisi yoktur.
4. Yeni bir anayasa yapma şartları oluşturmak için,
a. Önce halkın yeni bir anayasa isteyip istemediği halkoylamasına sunulur.
b. Nitelikli çoğunlukla kabul edildiği takdirde barajsız bir seçimle bir kurucu meclis oluşturulur.
c. Bu kurucu meclisin hazırlayacağı yeni anayasa taslağı yeniden referanduma sunulur.
***
EĞER; ÜLKENİZİ SEVİYOR VE KORUMAK İSTİYORSANIZ , BU YORUMUN YAYILMASINA PAYLAŞARAK YARDIMCI OLUNUZ ...
Süper
İlyas Salman açıklamış, 40 yıl kendimi Kürt sandım, Kürtlük için yaşadım, kavga ettim, meğerse Karakeçili Türkmenmişim.
Yazık olmuş, bir ömrü heba etmiş. En verimli çağlarında kendine karşı dövüşmüş, ne diyelim, beterin beteri var.
Evelsi gün tesadüfen trt spora bakıyorduk, bayanlar cimnastik turnuvası, çok güzel bir spor, muhteşem bir estetik, insan vücudunun ne kadar elastiki, ne kadar güçlü ve güzel olduğunu görmek mümkün oluyor.
İsrail'li yarışmacı hanımın adı, yani soyadı Ataman idi. Adı dikkatimizi çekti. Ataman çok açık bir Türk ismi. Her şehrin bir Gazisi vardır ya, örneğin Ankara'nın Hüseyin Gazi, Eskişehir'in Seyyid Battal Gazi, Çorum'un Melik Gazi, Kocaeli'nin Akkoca Gazi, Kastamonu'nun Ataman Gazi.
Adı Türkçe olan başka ülkelerin yarışmacıları da vardı ama Türkiye aralarında yoktu.
İsrail'i bize Yahudi diye hep düşman bellettiler. Bu düşmanlık emevi zihniyetinin bize sunduğu malum olan herkesi düşman gösteren ideoloji. Bir tarihçiden okumuştum, yeryüzünde yaşayan Yahudilerin %70'i Türk kökenlidir diyordu. Hazar Türkleri yahudiliği kabul ettikten sonra Avrupa, Asya ve Amerika'ya yayılmışlar. Rusya, Polonya, Alman yahudileri hemen hepsi Hazardır. Bu teoriyi kendisi Yahudi olan ünlü Macar yazar Artur Köstler de yazmıştı. Nitekim halen Baltık ülkelerinde ana dili Türkçe olan Yahudiler yaşıyormuş. İstanbul'da Karaköy'ün kurucuları da bu Hazar Türk yahudileri Karaimler imiş.
Almanya'da en az yarım milyon Alman'ın soyadının Türk olduğunu bizzat araştırdım ve gördüm, telefon rehberini açıp herkes inceleyebilir. Fransada da öyle, İtalya'da, Polonya'da,...
Avusturya'nın adı Avarya'dan geliyor.
Amerika'da soyadı Türk olan 100 bin Amerikalı, kimi Alman, kimi İskoçyalı biraraya gelmiş kulüp kurmuş.
En kolay yargı Türklerle ilgili oluyor. Çünkü Türkleri koruyan kollayan herhangi bir kurum yok. Devletleri var Türklerden nefret edenler yönetiyor. Özellikle tarih, kültür sanat, mimari, dil konusunda Türkler tamamen yağmaya açık.
Solculuğu yeni öğrendiğimiz gençlik zamanlarında abilerimiz bol keseden Türk aleyhine laf ediyordu ve biz de onları ciddiye alıyorduk. Mesela birisi diyordu ki Türkler ilkel göçebedir, ne sanat bilir, ne medeniyet. Bir başkası diyordu ki saz ilkel bir alet, sazla söylenen türküler de canhıraş acıklı.
İlki sonradan pkklı oldu, diğeri türküleri çalıp şiirlerinde kullandı.
Türk kültürü dağların başında kar gibi. Sıcak vurunca eriyip çığıl çığıl berrak su gibi ovalara akar, taze baharı getirir.
Ama kar içinde yaşamak imkansızdır, titrersin, aç kalırsın, donarsın.
Ta ki Erenler ortaya çıkıp kendini bilmeyi öğretinceye kadar, yani kendi cevherinden beslenmeyi öğrenip, insanı Kamile ulaşıncaya kadar o din senin, bu ideoloji benim debelenip durursun.
İki kitap okumuş tarihte Türk yoktur diyor adam.
Oysa adı Türkiye olan ilk Türkiye İngiltere adasında kurulmuş, milattan binlerce yıl önceye ait kalıntılar bulundu, adı Türkije. İngiliz devleti sır gibi saklamaya çalışıyor.
Milattan önce İskit devletinin devamı olarak Hazar ülkesi devam etmiş, ta ki Selçuklu kuruluncaya kadar. Nerede? Bugünkü Ukrayna, Avrupa'dan Kazakistan'a kadar geniş bir coğrafya, Türkiye adıyla anılmış, bin yıldan fazla sürmüş. Başkendi İdil. Almanca'da İdil kelimesi halen Cennet demek, İdyl diye yazılır.
Üçüncü Türkiye Mısır'da resmen kurulmuş, 1250 yılında Memlük adıyla, Devlet üt Türkiyye.
Aynı yıllarda Hacı Bektaş Anadolu'suna Türkiye demişler, 700 yıl sonra adı resmen Türkiye olmuş.
Adı Türk olan köyler de var, Almanya'da bizzat gidip gördüm, Avusturya sınırında Salzburg yakınlarında. Köyün adı Türk, kuruluş tarihi 795. Daha islamiyetle tanışılmadığı yıllar. Diğeri Untertürken (Aşağı Türkler) bir diğeri Obertürken (Yukarı Türkler) yine oralarda kuruluş tarihleri 800.
Çin, Hindistan, İran, Sibirya zaten dolu.
Yunanistan'ın eski cumhurbaşkanı Karamanlis, Karamanoğlu demek. Karamanlar Yunanistan'da ve Anadolu'da, 400'lü yıllarda Bizans'ı fethe gelen Avarlardan kalmışlar, sonra Türkmenler gelmiş ve karışmışlar, bir kısmı Müslüman/Alevi olmuş diğerleri Hıristiyan olarak yaşamışlar ve halen Yunanistan'da yaşamaya devam ediyorlar. Kazancakis de onlardan biri, en ünlü Yunan edebiyatçılarından. Yaşayan büyük yıldız futbolcu Karagünes de bunlardan.
Yani İlyas Salman'ın Kürtleşmesi ve Kürtlük uğruna ömrünü geçirmesi ilk değil. Örneğin Sinemilli aşireti bir kısmı Kürtçü, Kürtçe konuşuyor, bir kısmı Türkmen olduklarını belgelerle ispat ediyorlar.
Türklüğü islamlık, sünnilik, hanefilik, maturidilik ve nakşibendilik ile sınırlayan Ziya Gökalp ülkesinde Türkler bu kılıflara uymadıkları için sahipsiz, kimsesiz, yağmalanıyor. Sahipsiz Devlet adlı son eserimizde daha detaylı inceledik.
Ama bilinmesi gereken odur ki, zamanın sahibi Erenlerdir, Erenler erimişlerdir, toprağın en derununa, ağacın özüne, çiçeğin balına, insanın arısına ermişlerdir.
Erenler sahibi zamandır, vakti saati gelince göğ-erir,
aşk ile...
alıntı
@Dede38__ 1945 Tüm Avrupa Savaştan Yıkık Perişan Halde Çıktı ve 10 Yılda Tümü Birden Kalındı
Biz O Savaşa Girmedik
Peki 100 Yıldır Neden Kalkınamadık?
Abd Nere Türkiye Nere Arada 10BinKmMesafe
Nasıl ve Kim Getirdi?
Bu Abd'nin Ulusal Menfaat Manifestosu/And'ı
ve Dediklerini Bir Bir Yaptılar
🔴🔴 Yıl 2005 Türkiye ile bir alakası olmayan John Perkins kitabında anlatıyor;
"Kendi otomobilini üretemeyen ülkeye borç verip otobanlar yaptırırız.
Sonra onlara arabalarımızı satarız. Sonra bankalarını satın alırız.
O bankalardan halka ucuz krediler verip daha çok araba almalarını sağlarız.
Böylece verdiğimiz o krediyi arabamızı satarak geri alırız, hem de faiziyle.
O ülkeye dünya bankası ya da kardeş kurumlardan kredi ayarlarız.
Ayarlanan kredi "ASLA" o ülkenin hazinesine gitmez.
O ülkede 'proje' yapan bizim şirketlerimizin kasasına girer.
Enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar, dev havayolları yapılır. Aslında insanların işine yaramayan bir yığın beton.
Bizim şirketlerimiz kazanır o ülkedeki birileri de nemalandırılır.
Toplum bu düzenekten hiç birşey kazanmaz. Ama ülke büyük bir borcun altına sokulmuş olur.
Bu o kadar büyük bir borçtur ki ödenmesi imkansızdır.
Plan böyle işler...
Sonunda ekonomik danışmanlar/tetikçiler olarak gider onlara deriz ki;
"Bize büyük borcunuz var ödeyemiyorsunuz.
O zaman petrolünüzü satın, doğal gazınızı bize verin, askeri üslerimize yer gösterin, askerlerinizi birliklerimize destek olmaları için savaştığımız bölgelere gönderin, Birleşmiş Millletler de bizim için oy verin!
Elektrik su kanalizasyon sistemlerinizi özelleştirin!
Onları Amerikan şirketlerine ya da diğer çok uluslu şirketlere satın..."
Sosyal hizmetleri, teknik sistemleri, eğitim kurumlarını, sağlık kurumlarını hatta adli sistemleri ele geçiririz.
Bu, ikili, üçlü, dörtlü bir darbeler serisidir..."
Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları
John Perkins
🔴🔴 Yıl 2005 Türkiye ile bir alakası olmayan John Perkins kitabında anlatıyor;
"Kendi otomobilini üretemeyen ülkeye borç verip otobanlar yaptırırız.
Sonra onlara arabalarımızı satarız. Sonra bankalarını satın alırız.
O bankalardan halka ucuz krediler verip daha çok araba almalarını sağlarız.
Böylece verdiğimiz o krediyi arabamızı satarak geri alırız, hem de faiziyle.
O ülkeye dünya bankası ya da kardeş kurumlardan kredi ayarlarız.
Ayarlanan kredi "ASLA" o ülkenin hazinesine gitmez.
O ülkede 'proje' yapan bizim şirketlerimizin kasasına girer.
Enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar, dev havayolları yapılır. Aslında insanların işine yaramayan bir yığın beton.
Bizim şirketlerimiz kazanır o ülkedeki birileri de nemalandırılır.
Toplum bu düzenekten hiç birşey kazanmaz. Ama ülke büyük bir borcun altına sokulmuş olur.
Bu o kadar büyük bir borçtur ki ödenmesi imkansızdır.
Plan böyle işler...
Sonunda ekonomik danışmanlar/tetikçiler olarak gider onlara deriz ki;
"Bize büyük borcunuz var ödeyemiyorsunuz.
O zaman petrolünüzü satın, doğal gazınızı bize verin, askeri üslerimize yer gösterin, askerlerinizi birliklerimize destek olmaları için savaştığımız bölgelere gönderin, Birleşmiş Millletler de bizim için oy verin!
Elektrik su kanalizasyon sistemlerinizi özelleştirin!
Onları Amerikan şirketlerine ya da diğer çok uluslu şirketlere satın..."
Sosyal hizmetleri, teknik sistemleri, eğitim kurumlarını, sağlık kurumlarını hatta adli sistemleri ele geçiririz.
Bu, ikili, üçlü, dörtlü bir darbeler serisidir..."
Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları
John Perkins
📌Soner Yalçın'dan Bahçeli'ye tarihi mektup...
Bak sana ne anlatacağım..?
Bu yazacaklarımı MHP’nin “parti okulu“nda bulamazsın.
Unutturdular sana çünkü…
Gagavuz Türk‘ü, Hıristiyan’dır.
Yunanistan’daki Karaman Türk’ü de, Hıristiyan’dır...
Karaim ya da Hazar Türk’ü, Yahudi‘dir…
Altaylar, Tengrici’dir...
Saha-Yakut Türkleri Şaman‘dır...
Uygur Türk‘ünün kimi Budist’tir...
Azerbaycan Türk’ü ya da İran’ın Azeri Türk’ü Şii‘dir...
Anadolu Türkmen‘i Alevi’dir...
Ne sandın?...
“Türk milliyetçisi” denilince aklına sadece Müslüman Sünni mi geliyor?...
“Türk milliyetçiyiz” diyerek kimin ahlakını kime dayatıyorsun?...
Bak kardeşim !...
Dünyada ilk “Türk Derneği”, Macaristan-Budapeşte’de 1908 yılında açıldı.
Üniversitelerde ilk Türkoloji kürsüsü 1870 yılında Budapeşte’de kuruldu...
Macar Türklerini bilir misin?...
Turan fikrinin nereden doğduğunu sanıyorsun?...
Bugün...
Sadece Devlet Bahçeli‘yi bilmekle olmaz...
Gabor Vona‘yı da bileceksin!...
Hâlâ Necip Fazıl mı okuyorsun?...
Oysa Attila Jozsef‘i okumalısın!...
Hadi Yusuf Akçura’yı, Sultan Galiyev’i bildiğini düşüneyim; Turar Rıskulov‘u ya da Ethem Nejat‘ı bilir misin?...
Sahiden “sağ” nedir, “sol” nedir hiç kafa yordun mu?...
Tarihindeki Türk milliyetçi hareketler sömürgeciliğe karşı çıkarken, senin neoliberalizme/ vahşi kapatilizme karşı neden hiç sesin çıkmıyor?...
Evet sen kardeşim!...
“Türk milliyetçileri” adını kullanarak kimin ahlakını kime dayatıyorsun?...
Kızma bana !...
Bak sana bir Türk efsanesini hatırlatayım...
Cengiz Aytmatov’u bilirsin. Kırgız Türk’ü...
Türk birliğinin yılmaz savunucusu. Dünya edebiyatına armağan ettiğimiz Lenin ödüllü usta bir kalem...
1980 yılında yazdığı bir romanı var:
“Gün Olur Asra Bedel”.
Okudun mu?...
Kişinin, öz köküne yabancılaşmasını anlatır. Bunu Türk “Mankurt Efsanesi”ne dayandırır.
Şöyle...
Juan-Juan adlı barbar bir toplum, tutsak ettiği kişileri işe yarar köleler haline getirmek için belleklerini silerek “mankurt” haline getirirmiş !...
Bir insanı “mankurt” yapmak istediklerinde bak ne yaparlar:
- Tutsak kişinin saçları iyice kazınır,
- Kafasına devenin boyun derisi gerdirilerek geçirilir,
- Tutsak başını yerlere vurmasın diye bir kütüğe bağlanır,
- Yürek parçalayan çığlıkları duyulmasın diye elleri ayakları bağlı olarak ıssız bir yerde sıcak güneş altında dört beş gün aç susuz bırakılır,
- Sıcağın etkisiyle deve derisi büzülür ve bir mengene gibi kafayı sıkıştırır,
- Deve derisinin artık kafa derisiyle bütünleşmeye başlamasıyla kazınan saçlar yeniden uzamaya başlar,
- Fakat, deri kafaya o kadar yapışır ki, zaten sert olan deve derisi sıcağın etkisiyle iyice sertleşir ve uzayan saçlar deriyi delip uzamasına devam edemez,
- Bu nedenle saçlar kafanın dışı yönünde değil, içine doğru uzamaya başlar,
- Sıcaktan büzüşen deve derisinin kafatasına yaptığı baskı ve kafanın içinde ters yönde uzayan saçların kafatasını delip, beyne doğru ilerlemesiyle tutsak kişi büyük acılar çeker,
- Beşinci günün sonunda tutsakların çoğu ölür,
- Sağ kalan tutsak ise zamanla kendine gelir; yiyip içerek gücünü toparlar.
- Ama o artık bir insan değildir; ölünceye kadar geçmişini hatırlamayan “mankurt” olmuştur.
Artık hafızası yoktur...
Kim olduğunu, hangi soydan geldiğini, anasını, babasını ve çocukluğunu bilmez hale gelir.
Artık düşünemez...
İnsan olduğunun farkında değildir. Ağzı vardır, dili yoktur.
Kaçmayı dahi düşünmeyen, hiçbir tehlike arz etmeyen bir köledir sadece. Bilinci, benliği olmadığı için, sadece efendisine boyun eğen bir köle...
Evet...
Mankurt, için önemli olan tek şey efendisinin emirlerini yerine getirmektir...
Akıl yoksunluğunu ifade eden “mankurtlaşma” artık bir kavram olarak kullanılmaktadır...
Anadolu’da “mankafa” derler !...
Kimbilir...
Belki de Cengiz Aytmatov “Bozkurtları” uyarmak istemektedir...
Anlayana...
▪️Türk Bayrağı’nın yakılmasını, göklerden/direklerden indirilmesini protesto ettin mi?
Hayır!...
▪️Atatürk heykellerinin parçalanmasını protesto ettin mi?
Hayır!...
▪️Bu ülkenin parsel parsel özelleştirme adı altında satılmasını protesto ettin mi?
Hayır!...
▪️Türk kimliğinin-kavramının Anayasa’dan çıkarılmak istenmesini protesto ettin mi?
Hayır!...
▪️Devlet nişanından, devlet kurumlarından Türkiye Cumhuriyeti ibaresi kaldırılmasını protesto ettin mi?
Hayır!...
▪️Andımızın kaldırılmasını protesto ettin mi?
Hayır!..
▪️23 Nisan gibi, 19 Mayıs gibi milli bayramlarının kaldırılmasını protesto ettin mi?
Hayır!...
▪️Soma katliamını protesto ettin mi?
Hayır!...
▪️Doğa katliamlarını protesto ettin mi?
Hayır!...
▪️Kaçak Sarayı protesto ettin mi?
Hayır!...
▪️Kuzey Irak’ta Türkmenlerin katledilmesini protesto ettin mi?
Hayır!...
▪️Süleyman Şah Türbesi’nden kaçılmasını protesto ettin mi?
Hayır!...
▪️Ülkenin parçalanma projelerini protesto ettin mi?
Hayır!...
Peki neyi protesto ettin?...
Sadece, bu ülkenin yüz akı sanatçısı Bedri Baykam‘ı protesto ettin !...
Beyoğlu Piramid Sanat Galerisi’nde Almanya, Fransa, Japonya ve ABD’den sanatçıların eserlerinin de yer aldığı “Çırılçıplak” başlıklı sergiyi “ahlaki değerlere” aykırı bulup Taksim‘e sokağa çıktın ve “Bizler; Türk Milliyetçileri, Türk İslam Ülkücüleri, Türk Milletinin ahlak değerleri ile ters düşen ve sanat adı altında perdelenmek istenen bu çirkin sergiyi kabul edemeyiz” dedin...
Demek: Türk kavramının yok edilmesi, Türk bayrağının yakılması, Atatürk heykelinin parçalanması, Andımız’ın, ulusal bayramlarımızın kaldırılması, “ahlaki değerlere” uygunmuş ki sesin çıkmadı!...
Türklüğün sadece “bacak arasına” indirgendiğinin farkında değil misin?...
Soner YALÇIN
CELAL ŞENGÖR HOCA'dan MÜTHİŞ YAZI...
Türkiye halkı kravat takar, lüks otomobillerde dolaşır, bikinili hatunları sosyetik plajları doldurur, plansız şehirlere şekilsiz gökdelenler inşaa ederek yaşanmaz hale getirir, ama tüm bu halk zenginiyle fakiriyle, şehirlisiyle köylüsüyle zır cahildir.
Kendi tarihinden habersizdir. Aslında ne dilini, ne dinini bilir, ne geleneklerini tanır, ne de toplumsal değerlerinin evriminden haberdardır.
Muhteşem Yüzyıl diye televizyonlarda alkışladığı dönemde, devletinde Amerika'dan gelen gümüşün ilk enflâsyonu başlattığını bilmez (çünkü Avrupalı dünyayı keşfederken, muhteşem(!) padişahları hareminde gönül eğlendirmekte, dünyayı öğrenelim diyen Pirî Reis'in kafasını vurdurmaktadır...
O, muhteşem(!) yüzyılda Anadolu'da medrese o kadar ayağa düşmüştür ki, öğrenci haydutluğa başlamıştır (buna softa şekâveti denir). Avrupa'da ilk yenilgimizi Muhteşem(!) Süleyman devrinde aldığımız gibi (1.Viyana bozgunu 1529), Hint Okyanusuna her çıkışımızda mini mini Portekiz'den sopayı yiyip Kızıldeniz'e veya Basra Körfezi'ne tıkılışımız da bu büyük(!) padişah efendimizin devrindedir.. Yine onun zamanında dünya keşfedilirken, Hint Okyanusu'na kadırga denen sandallarla açılan ve 1554'te Hindistan'da karaya oturan büyük(!) bir amiralimiz, yürüyerek üç senede Hindistan'dan Edirne'ye gelmiş ve meşhur bir kitap (Mirât-ül Memâlik) yazmıştı. El alemin dünyayı öğrendiği bu dönemde Seydî Ali Reis gazel söyleyip, eğlence partilerini anlatmaktan başka tek bir detaylı coğrafya bilgisi toplamayı gerekli bulmamıştı...
Büyük(!) Sultanımız Süleyman'ın Fransa kralı 1.François'i hapisten bir mektupla kurtardığını okurduk mektepte. O François'nın kurduğu Collège de France bugün dünyanın en önemli araştırma kurumlarından biridir. Bizimkinin hangi kurumu ayakta kaldı? Hangi kurumunun insanlığa beş paralık bir faydası oldu?
Tek becerdiği kalıcı şey, aklı başında öz oğlu Şehzade Mustafa'yı Hürrem uğruna katlettirip, devleti bir ayyaşa teslim ederek halkının geleceğini karartmak oldu..
Artık yeter!. Bu ve benzeri rezillikleri yalanlarla bezeyip yücelten, buna karşılık bize bütün dünyada saygınlık kazandıran, aklımızı kullanıp onurlu insanlar olmamızı sağlayan Atatürk'ü aşağılayan âlim pozlu, ukala tavırlı zır cahilleri her gün halkın karşısına diken televizyon kanallarından ve gazetelerden gına geldi. Yükselen ahlaksızlık grafiğimiz kimin eseridir sanıyorsunuz? Cehalet tüm fenalıkların anasıdır. Biz de o anayı besleyip büyütüyor, onun tosuncuklarına oylar veriyoruz... Artık yeter! Memleketimde her elimi attığım yerde cehalet çirkefine bulaşmaktan bıktım...
Prof.Dr. Celal Şengör
Ayrıca, halka bilgi vermekten çok uyutmaya odaklanan, kavgalarla Reyting toplamaya çalışan, yok kuaförüm sensin, yok yemekteyiz veya temizlik benim işim gibi basit, birbirini aşağılayan, saçma sapan programlardan da bıktık, usandık, bu kanalları yönetenleri şiddetle kınıyor ve bir an önce aydınlatıcı öğretici programlar yapmalarını diliyorum.
#fblifestyle
#ALINTIVEŞİİRSEL
SAKLANAN GERÇEK ORTAYA ÇIKTI!
BU MECLİSİN YENİ ANAYASA YAPMA YETKİSİ YOK!
Kimse kendi kendine gelin güvey olmasın!
Sistem tıkır tıkır işliyor, planlar perde arkasından yürütülüyor olabilir... Ama unuttukları, halktan gizledikleri devasa bir HUKUKİ DUVAR var!
Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’ndan, Yeni Anayasa ve Başkanlık heveslilerine sarayları titretecek, ezber bozan tarihi uyarı geldi!
"Eğer Cumhurbaşkanı 'gözlerimi kaparım, işimi yaparım' dese bile; SEÇSİS ile her şey kurgulansa bile... BU MECLİS YENİ ANAYASA YAPAMAZ!"
İŞTE SİSTEMİ KİLİTLEYEN 3 BÜYÜK GERÇEK!
Mevcut parlamento istese de, zorlasa da hukuken sıfır noktasındadır. Neden mi?
📍YETKİ SINIRLI: Bu meclis, halktan sadece 5 yıl boyunca yasama (kanun yapma) yetkisi almıştır; devleti sıfırdan kurma yetkisi değil!
📍NAMUS YEMİNİ: Meclisteki her bir milletvekili, mevcut anayasaya sadakat yemini ederek o koltuğa oturdu.
Kendi namus yeminini çiğneyerek anayasa değiştiremezsin!
📍YETKİSİZLİK: Yukarıdaki iki somut nedenden dolayı, mevcut meclisin yeni bir anayasa yapma HUKUKİ YETKİSİ YOKTUR! Hukuken hükümsüzdür!
GERÇEK BİR ANAYASA İÇİN GEÇİLMESİ İMKANSIZ OLAN O 3 AŞAMA:
Eğer gerçekten yeni bir anayasa yapılmak isteniyorsa, o gizli planlar değil, şu "Kırmızı Çizgiler" uygulanmak zorundadır:
👉1. ADIM: Önce halka sorulacak! Halk yeni bir anayasa istiyor mu, istemiyor mu? Referandum şart!
👉2. ADIM: Halk "Evet" derse; barajsız, tam demokratik bir seçimle sadece bu iş için bir "KURUCU MECLİS" kurulacak!
👉3. ADIM: Kurucu Meclis'in hazırladığı o taslak, tekrar halkın onayına (ikinci referanduma) sunulacak!
Bunların dışındaki her yol, hukukun katledilmesidir!
VATANINI SEVEN HERKESE AÇIK ÇAĞRIDIR!
Yarın Kendi Elinle İdam Fermanı Yetkisini Verecekmisiniz?
Bu hukuki gerçekler kulaktan kulağa yayılmasın diye sansürleniyor, üzeri örtülüyor!
Eğer ülkenin geleceğini, Cumhuriyet'i ve haklarını korumak istiyorsan... Bu gerçeğe kör kalma!
ŞİMDİ PAYLAŞ, HERKESİ UYANDIR, OYUNU BOZ!
MALDINI şunları biliyor mu?
veya Fenerbahçe'ye getirmeyi düşündüğünüz yabancı hoca şunları biliyor mu?
- Kasımpaşa'da Emre Belözoğlu, Fenerbahçe'den puan almak için %200 motive olur.
Ama eğer Galatasaray şampiyonluğu ilan etmediyse Okan Buruk'tan daha puan almışlığı bile yoktur!
- Aynı Kasımpaşa'nın önemli oyuncusu Kerem Demirbay, Galatasaray'ın forveti gol atmak üzereyken yanından koşarak uzaklaşabilir!
Maçtan sonra da elinde GS Store poşetiyle stattan ayrılabilir!
- Eyüpspor'un başkanı, Galatasaray soyunma odasındaki kutlamalarda tren yapabilir!
- Galatasaray'ın elden çıkarmak istediği yabancı oyuncu varsa Eyüpspor alabilir!
- Gaziantep, Fenerbahçe ile oynayacağı zaman şehir birleşir. Oyuncular motive edilir. Gaziantep'in kaptanı Maxim, en hırslı maçlarını hep Fenerbahçe'ye karşı oynar.
aynı Maxim, Galatasaray'a karşı ise süt dökmüş kediye döner!
- Konya'da Fenerbahçe maçı oynanırken Tümgeneral, mesaj verircesine stadın üstünde F16 uçurabilir!
- Alanyaspor Başkanı'nın çeşitli sebeplerle hep en büyük hayali Fenerbahçe'ye çelme takmaktır.
- Rizespor'un Galatasaraylı Başkanı, hakemin hiçbir büyük hatası olmayan Fenerbahçe maçı sonrası takımı sahadan çekmekten bahsettiği bir açıklama yayınlayabilir.
- Samsunspor'un Galatasaraylı başkanı, Galatasaray'ın bazı maçlarını Rams Park'ta locada izler!
Samsunspor'un başarısından ziyade Galatasaray'ın şampiyon olması onun için daha önemlidir! Fenerbahçe'den puan almak, Avrupa şampiyonu olmaktan bile daha önemlidir onun için!
- Samsunspor'un eski Galatasaraylı kalecisi, Fenerbahçe maçlarında pantere döner, Galatasaray maçlarında kolunu unutur!
- Samsunspor'un eski Galatasaraylı futbolcusu, rakip Galatasaray olunca kale boşken bile şut atmayıp pas verir!
- Başakşehir'in Galatasaraylı Başkanı, Galatasaray aleyhinde asla açıklama yapmaz. Ama Fenerbahçe'nin otobüsü kurşunlandığında bile "Fenerbahçe sahaya çıkmazsa sonuçlarına katlanır" der!
- Göztepe Stadı'na Fenerbahçe gelince ortam cehenneme döner. Ama aynı stada Galatasaray gelince tribünlerde çok sayıda Galatasaraylı olur!
- Trabzonspor kalecisini sana satmayı düşündüğünde şehirde kıyamet kopar.
Ama aynı kaleciyi Galatasaray'a hediye paketiyle gönderir!
- Trabzonspor'un eski yöneticisi Nevzat, Trabzonspor taraftarını Fenerbahçe'ye karşı kışkırtmak için sezon boyu elinden geleni yapar.
Ama Galatasaray'dan sadece övgüyle bahseder!
- Trabzon Belediye Başkanı sezon boyu Fenerbahçe ile Trabzonspor'u düşmanlaştırmaya çalışır. Ama Galatasaray yalamalığı yapar!
- Fenerbahçe, işlerin kötü gittiği bir Anadolu takımı ile karşılaşacağı zaman o şehirde seferberlik ilan edilir! Şehrin ileni gelenleri, milletvekilleri, işadamları, Garnizon komutanı, emniyet müdür, taraftar grupları o takımın idmanını ziyaret eder. Baklava ikram edilir. Taraftarlar meşalelerle tezahüratlarla takıma moral vermeye çalışır.
- Rakip takımlarda en büyük primler Fenerbahçe maçları için verilir.
- Rakipler yeni stat açılışlarını mümkünse Fenerbahçe maçına denk getirir.
- Rakipler yeni hocayı mümkünse tam Fenerbahçe maçı öncesi getirir.
- Fenerbahçe'nin eski oyuncuları, Fenerbahçe'ye karşı hep çok iyi oynarlar, goller atarlar, kaleciler panter kesilir.
Ama Galatasaray'ın eski oyuncuları, Galatasaray'a karşı oynarken elleri ayakları tutmaz!
- Fikstürde sen hep Anadolu'nun en zorlu deplasmanlarına sezon başında gidersin.
Galatasaray aynı deplasmanlara sezon sonu bu takımların hedefi azalınca gider.
- Fikstürde Avrupa maçlarının yoğun olduğu 1. devre sen daha fazla deplasmana gidersin, daha fazla İstanbul dışına çıkarsın.
Galatasaray hep İstanbul'da oynar.
- MHK Başkanı sezon boyunca Galatasaray ne isterse onu yapar!
- İllegal ilişki mahsulü hakemler, Galatasaray kazansın diye gerekirse 90. dakikada %100 penaltıyı bile görmezden gelirler.
Rams Park'taki her Fenerbahçe maçında Fenerbahçe'yi 10 kişi bırakırlar.
Osimhen rakip oyuncuyu boğazlasa bile kırmızı kart göstermezler!
Galatasaraylı oyuncular suratına küfür dahi etse duymazdan gelir, Fenerbahçeli oyuncu "stupid decision" bile dese kırmızı kart görür!
- Bu ülkenin Spor Bakanı çıkar, lig bitmeden Şampiyon Cimbom diye bağırır!
- Bu ülkenin Kültür Bakan yardımcısı maç bitince amigo gibi sahaya atlar, Galatasaraylı oyuncularla kutlama yapar.
- Bu ülkenin TFF Başkanına, Galatasaray Başkanı "SAKIN HA, aramızdaki konuşmaları anlatma" der.
biliyorlar mı bunları?
hayatlarında hiç görmüş, duymuşlar mı bu rezillikleri?
nasıl kepaze bir lige geldiklerinden haberleri var mı?
Atatürk ömründe tek bir soruya cevap veremedi
Soru şuydu ;
Mustafa kemaL, Mersin gezisindeyken şehirde gördüğü büyük binaları sormuş.
- bu köşk kimin?
- Kirkor'un
- Ya şu koca bina kimin?
-Yargo'nun
- Ya şu?
- Solomon'un
Atatürk Sinirlenerek sormuş.
' Onlar bu binaları yaparken siz neredeydiniz !? '
Toplananların araSında bir köyLünün Sesi duyuLur;
- Biz yemende tuna boylarında balkanlarda
Arnavutluk Dağları'nda, Kafkas'larda, Çanakkale'de savaşıyorduk Paşa'm !
Atatürk bu hatırasını anlatırken 'Hayatta cevap veremediğim yegane insan bu aksakallı ihtiyar oLmuştur.'
demiştir.
Şimdi ise benim cevap bulamadığım bir soru var !?
-bu şeker fabrikaSı kimin?
-İsraiLin !
-Tekel kimin?
- İsraiLin!
-Sümerbank kimin?
-İngilterenin !
- Seka kimin?
-Yunanistanın!
-Pektim kimin?
- Amerikanın!
- Peki ya tüpraş kimin?
- Amerikanın!
-Telekom?
-Amerikanın!
-Limanlar kimin?
-Yunanistanın!
Peki onlar bunları alırken siz neredeydiniz Türk haLkı !?
Hangi cephelerde savaşıyordunuz da bunları kaybettik?
Susma Lan ! Susmaa !
Birşey söylee. Vatanım için şunu yapıyordum da kaybettim de !
O aksakallı dedemin söylediği gibi birşey söyle!
Şu Şehit kanlarıyla suLanmış toprağa girmeye yüzün oLsun !
Sen yaa elleri titreyen.. Sen evett.. Yazık yaa . .
Ata'm bu yaşananları görse kalpten giderdi.
Ata'sını sadece belirli günlerde anan zavallı Türk gençLiği.
Hiç bir şey yapamıyorsan paylaş be kardeşim... !
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE. .🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Belgeseller izledim, konferanslar dinledim, yazılanları okudum. Hiçbiri yıllar önce en saf haliyle Seval Öğretmenin Çanakkale zaferini anlattığı bu amatör video kadar etkilemedi beni.
Kendim de daha güzel ifade edemeyeceğim için o konuşmadan küçük bir kesitle anmak istedim Çanakkale’yi.
KAZIK YEMEYELİM...!!!
ÖZEL HASTANEDE MUAYENE OLAMAYAN TÜM SOSYAL GÜVENCESİ OLANLARIN, EMEKLİLERİN DİKKATİNE.!
SOSYAL GÜVENCESİ OLANLAR, EMEKLİLER...
ÇOK ÖNEMLİ... DİKKAT...!
HERHANGİ BİR ÖZEL HASTANEYE GİTTİĞİNİZDE MUHTEMELEN SİZDEN FAZLA PARA ALACAKLAR. OYSA SGK İLE ( Ssk, Bagkur, Emekli Sandığı gibi) ANLAŞMASI OLAN ÖZEL HASTANELERİN ALMASI GEREKEN PARA BELLİ VE ÇOK AZ BİR MİKTAR.
AYNI ZAMANDA TEŞHİS AŞAMASINDA İSTENEN TAHLİL, FİLM GİBİ İŞLEMLER İÇİN İSE 1 KURUŞ BİLE TALEP EDEMEZLER. BUTUN BUNLARA RAGMEN EĞER SİZDEN GEREK MUAYENE GEREKSE TAHLİL VEYA FİLMLER İÇİN PARA İSTENİRSE ÖDEMENİZİ KREDİ KARTI İLE YAPIN, AYRINTILI FATURA İSTEDİĞİNİZİ BELİRTİN VE MUTLAKA FATURANIZI ALIN.
MUAYENE VEYA TEDAVİNİZ OLUN. İŞİNİZ BİTİNCE ELİNİZDEKİ BELGELERLE HER HASTANE İÇİNDE BULUNAN HASTA HAKLARI VEYA MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜNE GİDEREK SİZDEN FAZLA TAHSİL EDİLMİŞ OLAN PARAYI TALEP EDİN. EVELEYİP GEVELEYEBİLİRLER. KONUDAN GERÇEKTEN HABERİNİZ VAR MI YOK MU ONU ANLAMAYA ÇALIŞABİLİRLER.
SAKIN GERİ ADIM ATMAYIN VE EĞER PARANIZI GERİ VERMEZLERSE SGK'YA ŞİKAYET EDECEĞİNİZİ SÖYLEYİN. ŞİKAYET DURUMUNDA HER İŞLEM BAŞINA 5 BİN TL CEZA ÖDEMEK ZORUNDALAR VE ONLAR BU CEZAYI ÖDEMEK YERİNE EMİN OLUN SİZE PARANIZI SEVE SEVE GERİ VERECEKLER.
VE SAKIN BİR DAHA AYNI HASTANEYE GİTMEKTEN DE ÇEKİNMEYİN..
MADEM Kİ SGK İLE ANLAŞMIŞLAR KURALLARA UYMALARI GEREKTİĞİNİ BİLİYORLAR, İŞLERİNE GELMİYORSA ANLAŞMAYI FESH ETSİNLER.
BUNU DA ONLARA SÖYLEYİN. BEN BU HABERİ İLK DUYDUGUMDA TEREDDÜT ETMİŞTİM ANCAK 950 TL LİK İŞLEMİN 900 TL SİNİ GERİ ALINCA INANMANIN ÖTESİNDE ÇOK DA SEVİNDİM. VE YAKLAŞIK 4 AYDIR AYNI HASTANEDE İŞLERİMİ YAPTIRIYORUM,HEPSİ DE BENİ TANIYOR ARTIK.VEZNE BAŞINA GİDİNCE İŞLEMLERİ ONA GÖRE YAPIYORLAR.SESSİZ VE SAKIN. BAŞKALARI DUYMASIN DİYE.
AMA BEN SİZE BUNU DUYURAYIM. ZULME SESSİZ KALMAK DA ZALIMLİKTİR
Okuduysanız başkaları da okusun diye paylaşır mısınız lütfen...?!
OKUYACAĞINIZ BU YAZIYI, L'EXPANSİON 2011 YILINDA YAZMIŞTI!
Fenerbahçe'ye dünyada eşi emsali görülmemiş böylesine büyük bir operasyonun niye yapıldığını çok iyi anlayacaksınız.
Buyrun okuyun.
👇👇👇
ANNECİĞİM FENER GELİYOR.
L'expansion, Avrupa'nın dev kulüplerinin F.Bahçe'nin ekonomik büyümesinden korkması gerektiğini savundu.
Fransız ekonomi gazetesi, 'F.Bahçe, Avrupa'ya örnek bir kulüp. Aynı mali yapıda gelişme sürerse, çok uzun yıllar değil, belki 10 yıl içinde Şampiyonlar Ligi'nin sürekli şampiyonu olacak' diye yazdı
Fransız ekonomi gazetesi L'expansion, F.Bahçe'nin mali gelişiminin Avrupa'nın devlerini tehdit edecek düzeye gelmek üzere olduğunu yazdı. Camille Belsoeur imzalı makalede Avrupa'nın pek çok büyük takımını mali açıdan önümüzdeki yıllarda büyük bir yıkımın beklediği anlatıldı. Belsoeur, F.Bahçe ile FC Kopenhag'a özel bir yer açarken, 'Danimarka ekibi ve Fenerbahçe incelenmesi gereken mali yapıları ile Avrupa'nın zengin takımlarına örnek oluşturuyorlar' diye konuştu.
FENERİUM PİYASAYI ELE GEÇİRDİ
Belsoeur, F.Bahçe için şu yorumu yaptı: 'İstanbul'un büyük kulübü istihdamı çeşitlendirme stratejisi ile ivme yakaladı. Başarılı olması hisse fiyatlarını yükseltti. Her yıl daha da güçlenen mali yapısıyla F.Bahçe, dünya çapında 64 mağazası ile yıllık ortalama 25 ila 30 milyon euro kar ediyor. Bu Fenerium'un incelenmesi gereken bir başarısı. Daha ilginci ise Fenerbahçe'nin ezeli iki rakibi Beşiktaş ve Galatasaray da aynı şehrin, İstanbul'un iki takımı.
BAŞARI 10 YIL İÇİNDE GELİR!
Tek bir şehirde bu kadar önemli iki rakibiniz varken, piyasayı bu kadar önemli şekilde ele geçirebilmek gerçekten araştırılması gereken bir olay. DOW Jones Stoxx Football endeksinde % 42 oranla Türk kulüplerin hisse senedi ağırlığı gözleniyor. Şu anda Türk kulüpleri özellikle Fenerbahçe Avrupa futbol piyasasında pek prestijli görünmüyor fakat aynı mali yapıda gelişme sürerse, çok uzun yıllar değil belki 10 yıl içinde Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'nin sürekli şampiyonu olacak.
FUTBOLA 181 MİLYON LİRA
F.Bahçe'nin 2011 yılı bütçe tasarısında en önemli pay futbola ayrılıyor. Giderler kısmının en büyük kalemini, futbolcu transfer giderlerini de içeren 181 milyon 150 bin liralık profesyonel futbol faaliyet giderleri oluşturuyor.
Kaynak: Akşam
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'ndan güzel bir analiz;
EĞER;
TIP okursan karşına insan DNAsının şempanze ile %98 aynı olduğu çıkar...
BİYOLOJİ okursan karşına evrim çıkar...
FİZİK okursan karşına BİG BANG çıkar...
KİMYA okursan karşına elementlerin kaynaşmasıyla İLK CANLILARIN nasıl oluştuğu çıkar...
TARİH okursan karşına dinlerin nasıl ortaya çıktığı çıkar...
JEOLOJİ okursan karşına dünyanın 4,5 milyar yıl yaşında olduğu çıkar...
ARKEOLOJİ okursan karşına tüm Ortadoğu dinlerinin temelini oluşturan SÜMER kültürü çıkar...
PALEONTOLOJİ okursan karşına dinozorlar çıkar. Din kitapları yazmaz bunu...
EMBRİYOLOJİ okursan karşına insanın balık atasından kalma solungaçları ve kuyruk çıkar...
Ama hiçbir şey okumazsan
sana ne söylenirse ona inanırsın.
Hep başkasının sana sunduğu hayatı yaşarsın,
başkalarının doğrularıyla yaşamak zorunda kalırsın,
seni herkes kandırır.
Ama sen bunların hiçbirisini fark etmezsin bile...
12 adaları 1912’de verdik.....
Nerde mi?
Lozan şehrinin Ouchy semtinde.
Şu Lozanda adaları verdik diyip oku emrinden uzak güruhun meydanlarda Lozanda verdik deyip algı yaratması bundan!!
Araştırmayan halk da: “ulan savaşı kazandık- adaları verdik”e inandırıldı...
Osmanlı Devleti, bugün 12 Adalar olarak bilinen adaları İtalya'ya bırakıyor.
Sene 1912, “Uşi Anlaşması”dır bu gördüğünüz anlaşma. İtalya'ya bırakıyor fakat geçici olarak.
Anlaşma şartlarına uyulduğu takdirde adalar tekrar Osmanlı Devleti'ne geri verilecek.
Fakat şartlara uyum sağlanmıyor.
Bu yüzden 3 yıl sonra, yani 1915'te Londra'da bu konu gündeme geliyor ve Londra Paktı denilen anlaşmada bu adaların tamamı İtalya'ya bırakılıyor.
Bakınız itiraz eden hiçbir padişah yok. Hiç sultan yok.
Adaları İtalya'ya bırakmakla kalmıyorlar aynı sene bir de Çanakkale Boğazı'na dayanıyorlar ve Çanakkale Savaşı'nı yapıyoruz.
Yani 12 Adalar önce Uşi'de, sonra da 1915’de Londra'da İtalya'ya verilmiştir.
Osmanlı temsilcilerinden biri Rumbeyoğlu Fahreddin Bey'dir.
Bu adam kim mi?
Türk milleti bir milli mücadele verirken, Kuvayı Milliye'yi kurmuşken, bu adam Kuvayı Milliye'nin karşısına Damat Ferit'in kurduğu Kuvayı İnzibatiye ile çıkan adamdır ve Yunan ordusunun yanında olmuştur. Savaş kazanılınca sürgün edilenlerin arasında yer almıştır.
12 Adaları İtalya'ya bırakan heyetin içerisinde bu adam vardır.
Şimdi asıl olaya gelelim...
Uşi Anlaşması'nın ismini aldığı Uşi, Lozan şehrinin bir semtidir. Bu yüzden 1912'de imzalanmış olan Uşi Anlaşması, İtalyan tarihinde Lozan Anlaşması olarak geçer. Fakat bizim bildiğimiz yani 1923'te imzalanan Lozan Barışı ile bu anlaşma birbirine karıştırılmasın diye bu anlaşmaya Uşi denmiştir.
İşte arkadaşlar sahte kiralık tarihçiler, yani Kadir Mısıroğlu, Armağan ve çetesi, bu durumdan faydalanıyor ve
12 Adaların Lozan Anlaşması'nda gittiğini söylüyorlar.
Halbuki o Lozan başka, bu Lozan başka. Ne yazık ki bunu bütün millete yutturdular ve böylece milletimizi Lozan barışına düşman ettiler.
Bizim bildiğimiz Lozan Anlaşması'nda ise bilakis Ege'de birçok ada Türkiye'ye geçmiştir.
Türkiye'ye Lozan Anlaşması ile geçen bu adalar ise, son 10 yılda Yunanistan'a bırakılmıştır.
Bugün Yunan papazların mangal yaptığı Ege adaları, uluslararası anlaşmaya göre halen daha Türklerindir...
Umulur ki bol bol paylaşılır, gruplara atılır, milletimiz bilgilendirilir...
Prof.Dr. Yusuf HALAÇOĞLU
1⃣ Tarihe geçecek"Ofsaytımsı" pozisyonu ile şampiyon oldular. Yuh bu kadar da olmaz dedik. Oldu
2⃣ Kundra fabrikasında dönemin TFF başkanı ile şampiyonluk pazarlığı yapıldı. Ortaya çıkınca ulan Türk futbolu bunu da kaldırmaz artık dedik. Kaldırdı.
3⃣ Kendi çalışanları kulüp eliyle karaborsa yapıldığı iddiaları paylaştı. Soruşturulur dedik. Üstü kapatıldı
4⃣ Formaya illegal bahis firması reklamı aldılar. Tamam burası işin son noktası ceza geliyor dedik. Gelmedi
5⃣ Kimsenin anlamadığı pozisyonda verilen penaltı sonrası hakemlerin toplantısının görüntüleri ifşalandı. TFF - MHK istifa eder, Türk futbolu temizlenir dedik. Temizlenmedi
6⃣TFF başkanı ile gizli toplantıda "şampiyon olmazsak biteriz" dedikleri iddia ediliyor. Hatta bu toplantı sonrasında "sakın ha açıklama" diye aba altından sopa gösterilip gerçekler gizleniyor.
Bizde hala saf saf birileri bu işin üstüne gider diye umut ediyoruz. Bizde akıllanmayız.
Ya kanal ya İstanbul denince İstanbul halkı cevap olarak "İstanbul!" demişti. İktidar ise ısrarla "Kanal!" diyor. Hem de İstanbulluların itirazlarını hiçe sayarak, onların helal oylarıyla seçtiği belediye başkanını içeri tıkarak. İmamoğlu'nun içeride olmasının bir sebebi de bu rant projesi, bunu unutmayın.