‘insan bir yere ait olmak ister, bir zamana ait olmak ister. buraya, bu zamana ait değiliz. biz ancak geçip giderken birbirimizin gözüne çarpan gölgeleriz.’ der şule gürbüz. belki de ömür, ait bir yer bulmaktan çok yabancısı olduğun dünyada sana tanıdık gelen şeylere rastlamaktır
kendimizi anlatmak için bağırmayacağız. görünmek için çabalamayacak, değerimizi ispat etmeye uğraşmayacağız. çünkü bazı insanlar söze değil hâle bakar. bizi duyması gereken duyacak, görmesi gereken ise kalbimizden tanıyacak.
Elhamdülillah iyiyiz ama bulduğumuz her fırsatta başımızı usulca gökyüzüne çevirip rabbim bana göndereceğin her hayra muhtacım diye fısıldıyoruz..orası ayrı
şule gürbüz ‘bazı şeyler düşünerek değil, üzülerek öğreniliyor.’ der. çünkü dünya kadar bilgi yutmuş olsan da o sızı kapını çalmadan hayat sana tek bir kelime bile öğretmiyor. insan ancak kırıldığı yerden büyüyor, en derin gerçeğine yarası sayesinde dokunuyor.