"Dünyayı duyumlarım aracılığıyla yorumlarım. Bu nedenle, var olduğunu bildiğim tek şey duyu izlenimlerimdir. Örneğin bu elmanın var olduğunu söyleyebilir miyim? Hayır. Tüm söyleyebileceğim onu gördüğüm, hissettiğim, kokladığım, tattığımdır."
Narin Güran'ın ailesi Kürttür. Bu nedenle yıllardır Kürt halkının hakkını, hukukunu ve onurunu savunduğunu söyleyen siyasi partilerin bu davaya karşı gösterdiği ilgisizlik daha da dikkat çekicidir.
@DEMGenelMerkezi milletvekilleri @CengizCandar@gergerliogluof ve @SevilayyCelenk'in konuya duyarlılık göstermesi, dosyayı gündeme taşıması ve adalet talebine kulak vermesi kıymetlidir. @HurDavaPartisi Genel Başkanı @zyapicioglu ve Milletvekili @FarukDinc_'in de konuya dikkat çekmesi önemlidir. Ancak mesele birkaç kişinin vicdanıyla taşınabilecek kadar küçük değildir.
Sormak gerekiyor:
DEM Parti nerede?
HÜDA PAR nerede?
Kürt halkının temsilcisi olduğunu iddia eden siyasi yapılar neden bu dosyaya kurumsal düzeyde sahip çıkmıyor?
Bir Kürt ailesinin adalet arayışı, siyasi maliyeti düşük olduğunda mı değerli oluyor?
Yoksa kalabalıkların alkışlamadığı dosyalarda sessizlik tercih mi ediliyor?
Temsil iddiası, yalnızca seçim meydanlarında yapılan konuşmalarla değil, zor zamanlarda gösterilen cesaretle ölçülür.
Eğer Kürt halkının hakkını savunmak bir ilkeyse, Narin Güran dosyasında da aynı kararlılığı görmek zorundayız.
Eğer adalet herkese lazımsa, bu aile için de lazımdır.
Bu nedenle başta DEM Parti ve HÜDA PAR olmak üzere tüm siyasi partileri, milletvekillerini, hukukçuları, gazetecileri ve vicdan sahibi insanları 28 Haziran Pazar günü saat 16.00'da Ankara'da gerçekleştirilecek basın açıklamasına katılmaya davet ediyoruz.
Bugün sessiz kalanlar, yarın "Neden konuşmadınız?" sorusuyla yüzleşecektir.
Adaletin yanında durmak için daha ne bekleniyor?
Narin Güran ailesi yalnız değildir. Bizler onların yanlarında olacağız.
Sizler de orada olacak mısınız?
@DEMGenelMerkezi@HurDavaPartisi
Narin Güran dosyasında ortaya çıkan ciddi soru işaretleri, kamu vicdanında cevap bekleyen pek çok hususu beraberinde getirmiştir.
Adaletin tam anlamıyla tecelli etmesi için, dosyanın bütün yönleriyle yeniden ve titizlikle değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Bu amaçla, Narin Güran İçin Adalet Platformu tarafından 28 Haziran'da Ankara'da gerçekleştirilecek basın açıklamasını destekliyoruz.
Hakikatin üzerinin örtülmediği, hiçbir masumun cezalandırılmadığı ve hiçbir sorumlunun cezasız kalmadığı bir adalet anlayışı için sesimizi yükseltiyoruz.
Erdemliler Platformu olarak, adalet arayışının yanında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.
Tüm vicdan sahibi insanları, hakikatin ortaya çıkması ve adalet talebinin duyulması için bu çağrıya destek vermeye davet ediyoruz.
#narin
#naringüraniçinadalet
Sayın @erkbas (Erkan Jusović)'ın bu açıklaması bana ilkesel bir duruştan çok siyasi bir alışverişin işareti gibi geliyor.
Bir sosyalistin ölçüsü emek, adalet ve sınıf mücadelesi olması gerekirken, bugün çıkıp cumhurbaşkanı adayını Kürtçe bilip bilmemesine göre değerlendirmek; siyaseti ilkeler üzerinden değil, kimlikler üzerinden pazarlamaktır.
Ben bu sözlerin toplumsal bir talebin ifadesinden çok, DEM Parti'ye verilmiş bir siyasi mesaj olduğu kanaatindeyim. Çünkü ortada ne emekçinin derdi var, ne yoksulluğun çözümü, ne de adalet arayışı. Konuşulan tek şey seçim matematiği ve siyasi pozisyonlar.
Yıllardır; bu berbat iktidarı eleştirenlerin büyük bir kısmı, farkında olmadan değil, bilerek ve isteyerek sürekli iktidarın değirmenine su taşıdığını görüyoruz.
Toplumu ortak sorunlar etrafında birleştirmek yerine, yeni ayrım çizgileri üretiliyor.
Sosyalizm adına konuşup sınıf siyasetini terk edenler, sonunda emekçinin değil siyasi hesapların temsilcisi haline gelirler.
Bu yüzden bu açıklamayı bir ilke beyanı değil, siyasi hesap kokan bir çıkış olarak değerlendirmek lazım.
Vesselam...
"DEM Parti ile yeniden ittifak yapmanız mümkün mü?" sorusuna TİP lideri Erkan Baş'tan yanıt:
"Ana dili Kürtçe olan bir adayla çıkmak isteyebilirler. Biz burada ortaklaşmayabiliriz.
Bunlar konuşulur. Ama TİP açısından şunu söyleyeyim: Biz seçimlere kendi başımıza ve kendi adaylarımıza girme ihtimalimizi gözeten bir hazırlık içerisindeyiz"
Bence "sevgi emektir" sözü, sevginin ne olduğunu açıklamaktan çok onun sonuçlarından birini tarif ediyor.
Sevgi ve emek aynı şey değildir. Emek başka, sevgi başka bir olgudur.
Bir kavramı, kendisinden farklı bir kavramla tanımlamaya çalıştığımızda anlamlar birbirine karışır. Bu yüzden sevginin tanımı tam olarak yapılamıyor.
Eğer sevgi emek olsaydı, emek verilen her şeyin sevilmesi gerekirdi.
Oysa insan bazen sevmediği şeyler için de büyük emek harcar. Bazen de sevdiği şeyler için hiçbir karşılık beklemeden çaba gösterir.
Demek ki emek, sevginin kendisi değil, ona eşlik edebilen bir durumdur.
Bana göre (İdealistChe) sevgi, ancak kendi kavramlarıyla anlaşılabilir.
Onu emekle, fedakarlıkla, tutkuyla ya da alışkanlıkla açıklamaya çalıştığımızda, sevginin kendisini değil, onun etrafında oluşan yansımaları tarif etmiş oluruz.
Bu nedenle "sevgi emektir" cümlesi eksik geliyor. Çünkü sevgi, emeğin bir türü değildir. Emek de sevginin tanımı değil. Olsa olsa bazen onun görünüş biçimlerinden biridir.
Sorumuz şu olsun:
Sevgi'nin kendi kavramları nelerdir?
İnsanlar sizi sevmezler, sevdiklerini söylediklerinde dahi sevmezler… sadece onda bıraktığınız hissi severler ve çoğu kez bunun farkında dahi olmadan seviliyoruz zannederiz.
Bu yüzden emek görmediğiniz hiçbir sevginin, Cengiz Aytmatov’un Kırmızı Eşarp/Selvi Boylum Al Yazmalım eseriyle bize öğrettiği gibi, gerçekliğine inanmayın.
İnsanlar, sevdikleriyle değil emek verdikleriyle, yatırım yaptıklarıyla kalırlar. Siz zannetmiş ve hatta kanmış olmanın kırgınlığıyla kalırsınız.
gündüz kuşağı polisiyesinde dinledikleriyle galeyana gelen öfkeli kalabalıklar, gitmedikleri, görmedikleri, bilmedikleri bir köyde cadı avına çıkar.
140journos'tan "şeytantepe"
1 saat 22 dakika.
https://t.co/6kqX5QmEaE
@ismailsaymaz@rojdaaltintas@onur__erkan@tuncaybesikci
Narin’e...
Bir çocuk gülüşüydün, yarım kaldın,
Diyarbakır sokaklarına suskunluk saldın.
Toprağa düştü sesin, göğe Yüksel'di adın,
Şimdi her mazlum yürekte yankılanır feryadın.
Bir okul defterinde eksik kalan satırsın,
Bir annenin gözünde dinmeyen acısın.
Oyuncakların sessiz, yolların boynu büküldü,
Sen gittin gideli dünya biraz daha küçüldü.
Soruyor vicdanlar hep:
"Neden bir çocuk eksildi?"
Hangi karanlık gece,
Bir yıldızı böyle sildi?
Adalet bekler, durur ağır ceza mahkemelerinde,
Hakikat dolaşırken o patika izlerinde.
Bir gün bütün perdeler kalkarsa aradan,
Adın umut taşıyacak zulme karşı koyanlardan.
Uyu şimdi Narin'im,
Rüzgâr saçlarını tarasın.
Yarım kalan türkünü
Mazlumlar tamamlasın.
Ve bil ki;
Bir çocuğun hatırası kolay silinmez dünyadan.
Bazı isimler mezar taşına değil,
İnsanlığın kalbine kazılır, sonradan.
#Şeytantepe belgeseline sığabilenler yalnızca buzdağının görünen yüzüydü.
Buradan yayılan lağım ve pis kokuları durdurmanın tek yolu, “kanun yararına bozma” mekanizmasının işletilmesidir. @adalet_bakanlik@abakingurlek
Hiç kimse adaletin, onu bu hale getirenlerle birlikte büyük bir foseptik çukurunda batıp kaybolmasını izlemek istemez.
#nariniçinadalet #HaksızDava
📢 | Alanda toplanmaya başladık. 13:30 civarı programımız başlayacak.
Barışçılar Kulübü sayfasından canlı yayın yapılacaktır. Programı canlı yayın üzerinden takip edebilirsiniz.
@pinaroaks Bugün Narin ve ailesi için susanlar, yarın kendi çocukları için konuşacak meydan bulamayabilirler.
Bugün hakikati aramaktan vazgeçenler, yarın adaleti aradıklarında onu bulamayabilirler.
Bu yüzden kim ne yapıyor ise,kendisi ve kendi ailesi için yapıyor.
Narin Güran ve ailesi için Pazar günü saat 13.30’da Diyarbakır Dağkapı Meydanı’nda buluşuyoruz. Barışçılar Kulübü’nün çağrısını önemsiyor, farklı platformların kendi adlarıyla bu haykırışta yer almasını da değerli buluyoruz.
Biz de Erdemliler Platformu olarak orada olacağız...
@berze_brz Bir davayı büyüten şey sadece meydanda bulunanlar değil, o davaya gönül verenlerin toplam iradesidir.
Biz yarın orada birkaç kişi olarak değil, adalet isteyen herkes adına duracağız. Bu yüzden sizin yüreğiniz de bizimle birlikte Dağkapı Meydanı'nda olacak...👍
Yarın inşallah, Narin Güran ve ailesi için yapılacak olan Adalet Talebi'ne destek olmak üzere, saat 08.00 de Ahlat'tan yola çıkacağız. Tatvan,Bitlis,Baykan,Kozluk ve Silvan üzerinden Diyarbakır Dağkapı meydanında olacağız.
Bu yol ve güzergahta bulunan, gelmek isteyen 3 kişiyi alabiliriz.
Narin Güran ve ailesi için Pazar günü saat 13.30’da Diyarbakır Dağkapı Meydanı’nda buluşuyoruz. Barışçılar Kulübü’nün çağrısını önemsiyor, farklı platformların kendi adlarıyla bu haykırışta yer almasını da değerli buluyoruz.
Biz de Erdemliler Platformu olarak orada olacağız...