Babamın 4. Evre Kolon Kanseri Süreci ve İvermektin Deneyimimiz
Babamın bu yıl 4. evre kolon kanseri teşhisini atlatma sürecinde, ailece İvermektin’in en kritik araçlardan biri olduğuna inanıyoruz.
4. evre, kanserin oldukça agresif bir aşaması olduğu için, vücudun ihtiyaç duyduğu iyileşme hızına yanıt verebilecek güçlü bir dozaj uygulamak istiyordum. Ancak yine de vücudunun nasıl bir tepki vereceğini görmek adına sürece temkinli ve düşük dozlarla başlamak zorundaydık.
Şunu da belirtmeliyim ki ailemizden hiç kimsenin bu tür bir parazit ilacı (parazit önleyici) hakkında uzmanlığı veya geçmiş deneyimi yoktu; tamamen kendi araştırmalarımızla bir yol çizmeye çalışıyorduk.
Kasım 2025'te başladığımızda babam yaklaşık 88 kilo civarındaydı. İlk İvermektin dozu olarak 60 mg (12 mg'lık 5 tablet) verdik.
Süreçte rahat ayarlama yapabilmek adına farklı dozlarda (12 mg, 24 mg, 40 mg) ürünler temin etmiştik.
Yeni başlayacaklar için 12 mg’lık tabletlerin en pratik seçenek olduğunu düşünüyorum; hem bölme derdi olmuyor hem de gerekirse kesmesi oldukça kolay.
İlk verdiğimiz 60 mg’lık doz, onun vücut ağırlığına göre yaklaşık kilo başına 0,67 mg (0.67 mg/lb) gibi bir orana denk geliyordu.
İvermektin dozajları üzerine incelediğim bazı kaynaklara göre bu aslında oldukça düşük bir seviyeydi.
Ancak günün sonunda sezgilerime güvenmek, mantıklı bir tahminde bulunmak ve babamın genel durumunu gözlemleyerek bu noktadan başlamak zorundaydım.
Babam ilacı iyi tolere edince, 60 mg ile başladığımız dozu bir hafta içinde 72 mg'a çıkardık.
Yıl sonuna doğru ise bu miktarı birdenbire 172 mg seviyesine yükselttik.
Peki neden bir anda 100 mg’lık radikal bir artış yaptık?
Dürüst olmak gerekirse babam durumun ciddiyeti karşısında biraz endişelenmeye başlamıştı.
Dozaj konusunda bu kadar muhafazakar davranarak zaman kaybettiğimizi düşünüyordu.
O süreçte yaklaşık 7 kilo vermişti ve pek çok insanın böyle bir durumda hissedeceği gibi hayatını kaybetmekten korkuyordu.
Onun bu ısrarlı isteği üzerine dozu 172 mg’a çıkardık.
Bu da başlangıçtaki oranımızı kilo başına 2,1 mg seviyesine taşımış oldu.
2026’nın başlarına geldiğimizde, bu kombinasyonun kanser üzerindeki asıl vurucu güç olduğunu okuduğum için protokolümüze Fenbendazol ve Mebendazol’ü de dahil ettik.
Bu üçlünün bir arada muazzam bir sinerji oluşturduğuna inanıyorum, ancak sürecin ana aktörü kesinlikle İvermektin’di.
Tüm bu süreç boyunca ben de İvermektin kullanıyordum.
Önce 12 mg ile başladım, ardından 24 mg ve 48 mg seviyelerine çıktım.
İlacı kullandığım dönemde zihinsel berraklığımda, sindirim sistemimde ve özellikle şeker krizlerimin azalmasında gözle görülür bir değişim fark ettim.
Vücudumu gözlemlemek adına yaklaşık 2 aydır ara verdim ancak yıl bitmeden tekrar düzenli kullanıma dönmeyi planlıyorum.
Kanser teşhisi konmuş bir yakını için İvermektin’i merak edenler olabilir; kesin bir sonuç garanti edemem elbette ancak denenmeye değer olduğunu düşünüyorum.
Çaresiz görünen sağlık durumlarındaki başarılarına dair her geçen gün daha fazla kaynak yayınlanıyor.
Bizim ailece yaşadığımız tecrübe, babamın diğer uyguladığı yöntemlerin yanı sıra bu ilacın da iyileşme sürecine ciddi katkı sağladığı yönünde.
İlaç sektöründen bir tanıdığımız, bu süreçte İvermektin temini için bizi PharmacyInUSA firmasına yönlendirmişti.
Bu devasa kişisel deneyde veri tutarlılığını korumak adına son bir yıldır sadece onlardan sipariş verdik ve yalnızca tablet formunu kullandık.
Ancak jel/macun (paste) formunu da merak ediyorum, ilerleyen dönemde onu da denemeyi düşünüyorum.
Buralara kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.
Amacım iyileşme umudunu dünyayla paylaşmak; benimle birlikte öğrenmeye açık olan herkese minnettarım.
Şifa her zaman mümkündür 💚
Celal Şengör, zayıflama iğnesi kullanarak 50 kilo vermiş. Muhtemelen Ozempic adı verilen ve aylık maliyeti 10 bin TL olan bu iğne bir GLP-1 agonsitidir.
Bu iğne tıpkı vücudun kendi ürettiği D vitamini hapı almak gibidir.
Bu iğneyi kullananların büyük bir kısmı evet, kısa zamanda Celal bey gibi oldukça fazla kilo veriyor ama iğneyi bırakınca "hoooop" eski kilolar aynen geri geliyor.
Bu iğnelerin mide felci, bağırsak tıkanması, pankreatit, tiroit tümörü, körlük, böbrek hasarı, kas ve kemik kaybı gibi çok ciddi ve ölümcül de olabilen yan tesirleri de var.
GLP-1 (Glukagon Benzeri Peptit-1), vücudumuzda tabii olarak üretilen bir bağırsak hormonudur. Özellikle yemek yedikten sonra ince bağırsaktaki L hücrelerinden salgılanır.
✅Kan şekerini düzenler: Pankreastan insülin salgısını artırır, glukagon salgısını baskılar (bu sayede kan şekeri dengelenir).
✅Tokluk hissi verir: Mide boşalmasını yavaşlatır ve beyindeki iştah merkezini etkileyerek açlığı azaltır.
✅Kilo kontrolüne yardımcı olur.
Adam gibi beslenenlerde vücut bu hormonu yeteri kadar sentezler.O da adam gibi beslenseydi bu iğneye ihtiyacı olmayacaktı.
İnsanları sağlıklı beslenmeden, adam gibi yiyecek ve içeceklerden uzaklaştırıp onları ilaçlara ve takviye denen saçmalıklara mahkum eden ticari tıp' tan başka ne beklenebilir ki?
KOÇLAR İÇİN PLÜTON RETROSU ESKİ SAVAŞ BİTİYOR, YENİ KADER KAPISI AÇILIYOR
Sevgili Koçlar, bu Plüton retrosu sizin için sıradan bir geri çekilme değil. Bu süreç 2024’te başlayan, 2025’te derinleşen ve 2026’da artık tamamlanmak isteyen büyük bir kader temizliği gibi çalışıyor. Plüton 2024’te 2 Mayıs civarında retroya başladı ve 11 Ekim civarında düz seyrine döndü. 2025’te ise 4 Mayıs civarında tekrar retroya başladı ve 13 Ekim civarında etkisini tamamladı 2026’da ise 6 Mayıs civarında başlayan bu retro 15 Ekim 2026 civarında sona erecek. Ama Plüton öyle bir gezegen ki retro bitti diye konu bir anda kapanmaz. Retro süreci daha çok fark ettirme, yüzleştirme, bastırılmış olanı görünür kılma dönemidir. Retro bittikten sonra ise insan artık gördüğü gerçekle ne yapacağını seçmek zorunda kalır.
2024 Mayıs ile Ekim arasında Koçlar için ilk çatlak başladı. O dönem hayat size özellikle çevre, dostluk, ekip, sosyal alan, gelecek planı ve aidiyet konusunda bazı gerçekleri göstermeye başladı. Kim gerçekten sizinle aynı yolda, kim sadece sizden güç alıyor, kim dost gibi durup gizli rekabet taşıyor, kim sizin enerjinizle ayakta kalıyor bunlar yavaş yavaş açıldı. Bazılarınız o dönem bir çevreden soğudu. Bazılarınız aynı masada oturduğu insanlarla artık aynı ruhu taşımadığını fark etti. Bazılarınız dost bildiği kişilerden beklediği desteği göremedi. Fakat 2024’te çoğunuz bunu gördünüz ama tam koparamadınız. Çünkü Koç bazen en çok da alıştığı savaşı bırakmakta zorlanır.
2025 Mayıs ile Ekim arasında Plüton aynı dosyayı daha derinden açtı. Bu kez mesele sadece kimlerin hayatınızda olduğu değildi o insanların yanında sizin hangi kimliğe büründüğünüzdü. Güçlü görünmek için sustunuz mu? Herkesi idare ederken kendinizi unuttunuz mu? Bir ilişkiyi, bir işi, bir dostluğu ya da bir hedefi gerçekten istediğiniz için mi tuttunuz, yoksa geçmişte verdiğiniz sözlere sadık kalmak için mi taşıdınız? 2025 retrosu birçok Koç’a şunu gösterdi Ben bazı insanları bırakamadığım için değil, eski halime tutunduğum için yoruluyorum.
Şimdi 2026 Plüton retrosu bu üç yıllık döngünün tamamlayıcı kapısı gibi çalışıyor. 2024’te gördüğünüzü, 2025’te sorguladığınızı, 2026’da artık tamamlamanız isteniyor. Bu defa sadece fark etmek yetmez. Bu defa karar vermek gerekir. Bitmesi gereken ilişkiyi uzatmamak, kapanması gereken kapıyı zorlamamak, sizi küçülten çevrede daha fazla kalmamak, enerjinizi sömüren insanlara aynı sabrı göstermemek gerekiyor.
Sevgili Koçlar, 2024’te bazı şeyleri gördünüz ama belki sustunuz. 2025’te bazı şeyleri anladınız ama belki hâlâ bırakamadınız. 2026’da ise hayat sizden netlik istiyor. Artık eski savaşçı kimliğinizle yeni bir hayat kuramazsınız. Çünkü bu retro size şunu söylüyor Güç her şeye dayanmak değildir. Güç, artık seni tüketen şeyi taşımamaktır.
Bu süreçte geçmişten gelen eski ilişkiler, yarım kalmış konuşmalar, dostluk kırılmaları, iş ve çevre değişimleri, para ve güven meseleleri tekrar gündeme gelebilir. Çünkü Plüton unutulanı değil, üzeri örtülen şeyi açar. Siz hangi meseleyi sonra bakarım diye ertelediyseniz, bu retro onu önünüze koyabilir.
2026’nın 15 Ekim civarına kadar Koçlar için en önemli soru şu olacak Ben gerçekten yaşamak istediğim hayatın içinde miyim, yoksa sadece mücadele etmeye alıştığım için mi hâlâ buradayım?
Bu retro sizden kavga istemiyor. Bilinçli seçim istiyor. Her kapıyı yumrukla açmanızı değil, artık size ait olmayan kapının önünden çekilmenizi istiyor. Çünkü bazı savaşlar kazanılmak için değil, insanın kendini daha fazla kaybetmemesi için bırakılır.
Sevgili Koç, 2024 seni uyandırdı. 2025 seni yüzleştirdi. 2026 ise senden tamamlamanı istiyor. Artık eski hayatını korumaya çalışırken yeni kaderini geciktirme. Bazı şeyler yıkılıyorsa kaybettiğin için değil daha sahici bir hayatı taşıyabilecek güce geldiğin içindir.🤲👌
Hz. Meryem merhametin,
Hz. Asiye emniyetin,
Hz. Hatice sadakatin,
Hz. Fatıma nurun timsalleriydi.
Bu dört abidevi şahsiyet, sadece tarihsel figürler değil; insan ruhunun tekamülünde ulaşılabilecek en yüksek durakların, yani "asli erdemlerin" birer tecellisidir.
Bu kavramlar, aslında bir insanın içsel inşasının merhaleleri gibi de okunabilir.
MERYEM, "merhamet" isminin tecellisidir ancak bu merhamet sadece acıma duygusu değildir.
O, mutlak bir teslimiyetle gelen kalbi bir yumuşaklıktır.
Merhamet, burada "hayat veren bir rahmet" olarak karşımıza çıkar.
Kendi nefsinden vazgeçip ilahi iradeye bir kapı (rahim) olması, merhametin en yüksek makamıdır.
ASİYE, sarayların ve Firavun gibi bir gücün içinde "emniyeti" bulan kişidir.
Onun emniyeti dış dünyadan değil, içsel sükunetinden gelir.
Emniyet, insanın en karanlık zulmün içinde bile kalbinin sarsılmamasıdır.
HATİCE, sadece bir eş değil, davanın ilk ortağı ve sığınağıdır. Sadakat, burada sadece bağlılık değil, "sıdk" (doğruluk) makamıdır.
Kimse inanmazken inanmak, herkes sırt çevirirken varlığını ve ruhunu ortaya koymaktır.
O, Peygamberimiz'in kalbindeki huzurun ve davanın dünyadaki ilk dayanağının adıdır.
FATMA, "Zehra"dır; yani parlayan, nur saçan.
O, hem bir dal hem de bir köktür.
Nur, her şeyi aydınlatan ve hakikati görünür kılan güçtür. Fatıma, Peygamber ahlakının ve ilahi nurun nesiller boyu devam etmesini sağlayan kaynaktır.
Dünyevi hırslardan tamamen arınmış olması, onu "nurun timsali" yapar.
Çünkü nur, karanlığın (nefsin ve egonun) bittiği yerde başlar.
O, fedakarlığın ve saflığın nihai noktasıdır.
Bu sıralama bir bütündür:
Merhamet ile kalp yumuşar,
Emniyet ile sarsılmaz bir kale olur,
Sadakat ile yola revan olunur ve nihayetinde
Nur ile hakikat tecelli eder.
🔴ŞAŞIRAN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ (moleküler taklit)
⭐️SEBEP OLDUĞU HASTALIKLAR (otoimmün hastalıklar), ALİNACAK ÖNLEMLER
➖️Bazen bağışıklık sistemimiz; "BEN SENİ BİRİNE BENZETTİM " der VE;
🔹️Kemiklere, omuriliğe
🔹️Pankreasa
🔹️Kalp kapağına
🔹️Tiroit bezine saldırır
🔹️Sinirlere SADIRIR..
➖️Ve bu saldirilar sonucu;
🩸Ankilozan spondolit, Hasimato, diyabet, romatoid artrit, mitral kapak yetmezliği, MS(Multiple Skleroz) gibi hastaliklar ortaya çıkar...NEDEN ,NASIL ?
🟥MEKANİZMA.....
💧Bağışıklık sistemi bir şey düşmanmı dis mu tanımak için protein şekillerine bakar...
Eğer düşmansa;
🔸️Nötrofil gelir bu düşmanı yutar,parçalar
🔸️Ve Lenfositlerden ANTİKOR üretilir...
🩸Bu düşmanın protein yapısı hafizaya alınır...Eğer bir daha karşılaşırsak aynı antikor uretilir ve dusman faaliyete geçemeden yok edilir...
⭐️Aşı mantığıda böyledir...Patojenin küçük bir proteini lenfosite tanıtılıp antikor urettirilir ve o patojen vucuda girerse tanınır ve öldürulür...
➖️AMA BIR SIKINTI VAR....
❗️Bazı bakteri ve virüslerin protein yapısı ile bizim bazı dokularımızın protein yapısı bir birine benzer....
💧Bağışıklık sisteminin bakteri için oluşturduğu Antikor gider o dokuya saldırır....
➖️ÖRNEKLER:
1️⃣➖️KLEBSİELLA PNEUMONİAE bakterisi:
🔸️Normalde Bagirsaklarimizda bulunur ve bize orada bir zararı olmaz...
🔸️Ama LEAKY GUT, yani aşırı gecirgen bagirsak sendromu olursa kana karışır...
🔸️Bağışıklık sistemi bunu düşman olarak görür ve öldürür, bakteeinin protein yapisini hafızaya alır,ANTİKOR oluşturur.....
🔸️Bu bakteri ile OMURGA BAĞ DOKUSU PROTEİNLERİ, "entezis" birbirine benzer...
➖️Özellikle:
✅ HLA-B27 pozitif kişilerde Ankilozan spondoliti tetikler....
👆Alt tarafı aşırı gecirgen bagirsak vardı.....!
2️⃣➖️Boğazda ağrı var...Ve sebep STREPTOCOCCUS PYOGENES bakterisi...
➖️Bajteri ile dokularimiz arasi Moleküler benzerlik:
🔹️Kalp kapak proteinleri
🔹️Miyozin
➖️SONUÇ:
🔸️Romatizmal ateş
🔸️Mitral kapak hasarı
🔸️Otoimmün kardit
3️⃣➖️Epstein–Barr Virüsü (EBV)
➖️EBV proteinleri benzerlik gösteren vücut proteinleri
🔹️B hücre proteinleri
🔹️Nükleer antijenler
➖️İlişkili hastalıklar:
❗️Multiple Skleroz (çok güçlü kanıt)
🔸️SLE
🔸️Haşimato
➖️EBV = otoimmünitenin gizli tetikleyicilerinden birisi ama bu virus niraz fakli...
➖️Bu virus birbkere vucuda girerse bir daha tamamen temizlenmez.. yani LATENT...(gizlenir)
➖️Bir parçası mutlaka vucutta bir yerde gizli durur ve bagisiklik düştüğü anda harekete geçer, semptomlar olustur
➖️Aninda viruse karşı antikor seviyesi yukselir....Ve antikorlar tiroide ,Byinde bazi hucrelere saldırır....
➖️ÇOK YÜKSEK SEVİYEDEKİ ANTİKOR DA ZARARLI.....
▶️BAŞKA NE VAR ?
💧Guillain-Barrr Sendromu yapan "Campylobacter jejuni"
💧Pankreas beta hücre proteinlerine benzeyen "Coxsackie B Virüsü" (Diyabet tetikler)
💧TSH reseptörüne benzeyen :Yersinia enterocolitica".....Graves hastalığını tetikler....
➖️Bir çok bu sekilde benzerlik var.....Tamam benzerlik var da biz ne yapalim, ne gibi tedbirler alabiliriz ?
🟢YAPILACAKLAR➖️TEDBİRLER...
➖️En basta şunu yazayim. Iki konu çok önemli.
1️⃣.Aşırı gecirgen bagirsak sorununu önlemek
2️⃣.TREG hucrelerini güçlü tutmak....Yapilacaklar bu ikisi üzerine olacak...
🔵Ilk önce TREG.....
🩸Anlattığınız mekanizmanın adı immunolojide:
"MOLEKÜLER TAKLİT"(Molecular Mimicry)
💧Hepsi bağırsaklardan kana geçmez....Bazıları solumum yolu ile, Bazıları mukozal yol, deri yoluyla girer..
➖️Peki herkes enfeksiyon geçiriyor
Neden herkes otoimmün hasta olmuyor?
Çünkü 3 şart gerekir:
🔸️ Genetik yatkınlık (HLA tipleri)
🔸️ Bağırsak bariyer bozulması
🔸️ Uzun süreli antijen maruziyeti..
Üçü birleşince risk artar.
🩸Son madde...Hatirladiniz mı Coronavirus zamani aşı olanlarda benim antikorum şu kadar, benim antikorum bu kadar yarışı vardı..5-6-7 aşılar havada uçuştu..
🩸O zamanlarda yazdım ama, tabi o vakitler ortalik karışık...O karmaşada Sızıyı gidereni su zannedersin, suyun sızladığını kimseler bilmez.
👇DEVAMI ALT TWİTTE 👇