Ömer Candan, Kurtlar Vadisi evreninde görünürde bir ebru sanatçısı ve mahalle berberi gibi dursa da, gerçekte devletin, konseyin ve küresel odakların bile erişemediği en üst "derin akıl"dır. Dizi boyunca ne Polat Alemdar’ın çatışmaları ne de Mehmet Karahanlı’nın konseyleri onun kurduğu psikolojik operasyon ağının önüne geçebilmiştir. Aslan Akbey’in ilk bölümlerde işaret ettiği o devasa gölge mekanizmasının merkezinde, ne hırsları ne de silahı olan, yalnızca ney üfleyip kıssa anlatırken herkesin zihnini felç eden tek bir isim vardır: Ömer Baba.
Onun en tehlikeli operasyonel silahı ne namlu ne de gizli istihbarat raporlarıdır.. Bilakis "Bir gün Hz. Musa yürürken..." diye başlayıp en az 20 dakika süren hikayeleridir. Karşısındaki adam ister uluslararası bir mafya lideri ister gözü dönmüş bir tetikçi olsun, Ömer Baba’nın sofrasına oturduğu an sorgulama yetisini kaybeder. Çatışmanın ve krizin tam ortasında, hiç kimseden çekinmeden sakin bir tonla anlattığı bu metafiziksel hipnoz seansları, düşmanlarının direncini kıran, Polat Alemdar’ı bile "Tamam baba ben bir şey demiyorum" noktasına getiren en efektif kitle imha yöntemidir.
İskender Büyükler, Palalar, Tapınakçılar ve Konsey üyeleri Türkiye’yi dizayn etme sevdasıyla bir bir tasfiye edilirken, Ömer Baba tek bir kurşun bile atmadan vadinin en tepe noktasındaki dokunulmazlığını son ana kadar korumuştur. Tarafını asla belli etmeyen, en büyük kumpasları bir fincan çay ve ebru teknesi eşliğinde bertaraf eden Ömer Candan, derin devletin de, görünmeyen sistemin de, hatta Kurtlar Vadisi’nin de asıl ve yegane baronudur.
Bak bu açı çok güzel, siz topu kalecinin eline yapıştırıp servis ediyorsunuz. O hakem eskisi 3'lü eyyamci direkt faul diyor. Hani burada kalecinin tam top kontrolü ? @beINSPORTS_TR
ben bu show’u çok özledim
mahşer ve cümbüş adında iki takımın olduğu anında görüntü show; formatı tamamen doğaçlama tiyatroya dayanan türkiye’de yapılmış en iyi işlerden biriydi.
show daha sonra mahşer-i cümbüş adıyla devam etmiştir.