“Kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim. Kimseden akıllı, kimseden güzel, kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok. Kimse için en değilim. Daha değilim. Bu devasa iddiasızlığın bana verdiği özgürlüğün hastasıyım.”
― Sabahattin Ali
Mükemmel tesbitler. Hele bu dünyaya doğan gençlerin kendini kapitalist kandırmacadan kurtarması çok zor. Ama gözlemlediğim kadarıyla çok zeki çocuklar, gençler bu saçmalıklara kendilerini gayet uzak tutabiliyorlar
neden dinlenmek için bir uçağa binmemiz, kilometrelerce gitmemiz, bir deniz görmemiz gerektiğine inandık ki biz?
dinlenmek için değil de "dinlendiğimizi ispatlamak" için gidiyoruz sanki.
dinlenmeye gücümüz yetmiyor ama dinleniyormuş gibi görünmeye yetmek zorunda gibi yani.
bir yere gittik ama story atmadıysak, sanki hiç gitmemişiz gibi. güzel bir yemek yedik ama fotoğrafını çekmediysek, lezzeti eksik kalmış gibi.
tatil deneyim falan olmaktan çıktı kanıt dosyası gibi oldu.
denizin kenarındaki o kare, kahvaltının üstten çekimi, gün batımına karşı silüet...
hepsi birer delil.
neyin delili?
"benim de bir hayatım var"ın. "ben de yaşıyorum"un.
ne kadar kırılgan bir varlık hâline geldik ya!
var olduğumuza inanmak için başkalarının gözüne muhtacız. görülmedikçe, beğenilmedikçe, onaylanmadıkça kendimizi tam hissedemiyoruz sanki. sanki hayatımız, izleyicisi olmadan oynanmayan bir oyun gibi.
o yerin bize ne hissettirdiğinden çok, bizi izleyenlere ne hissettirdiğiyle meşgulüz. "güzel bir yerdeyim" demek yetmiyor; o güzelliğin görülmesi, onaylanması, kıskanılması falan gerekiyor.
işin özü biz yani modern çağın teşhirci köleleri, kendi kodesimizin hem gönüllü gardiyanı hem de alkış bekleyen mahkûmu olduk.
yaşamayı "seyredilmek" zilletine indirgedik.
eşref-i mahlukat olma şerefini cebimizdeki cam parçasına bozdurduk. göze girmeyi, "göze gelmeye" tercih ettiğimiz o günden beri, yeryüzünün hiçbir denizi temizleyemez üzerimize sinen bu naylon kokusunu.
kendimizi kaydetmekten yaşamaya vakit bulamadığımız bu plastik düzende dirilmek; ancak o kayıt tuşuna basmayı reddedip, tarihin ve tabiatın önünde çırılçıplak, sahipsiz ve "ispat edilmemiş" kalabilme cesareti göstermekle mümkün.
buna cesaret edemezsek içimizdeki boşluğu taşıyacak uçak kanadı arar dururuz.
ezgi akgül
29 haziran 2026 / ankara
Bu sebebe kim inanır? dosyadan çekilmek nedir? Cidden bu ülke hiç bir memlekette görülmedik, duyulmadık bir toplu cinnet yaşıyor.Sebep olanların..... Bana inanmayan bu podcasti dinlesin. Tıp doktoru Dr Fatih Altınöz e kulak versin.
https://t.co/p5yvPZbdVV
Van Barosu, Rojin Kabaiş dosyasından çekildiğini açıkladı:
"Sayın Nizamettin Kabaiş'in verdiği adalet mücadelesindeki zorluk ve aydınlatılmamış şüpheli ölümün yarattığı derin ruhsal yıpranmanın, baba ile dosyanın takibine ilişkin sağlıklı iletişim ve koordinasyonun sürdürülmesini güçleştirdiği kanaatine varılmıştır.
Babanın içinde bulunduğu bu zorlu süreci ve etkilerini anlayışla karşılıyoruz."
Biz de burada alık bir millet olarak aval aval diyar memleketlerde bizden nasıl bu kadar ucuz et, balık meyva fiyatı olur diye bakıp sonra tüm proteinsizlikten beyni erimiş geri zekalılar gibi ağzımızın suyu akar, midemiz guruldarken hamd edip, şükredip, makarna yeyip oturalım
Bu sabah Varvakios Agora ‘ya yani Atina Hal’ine gittim. Bolluk, bereket yıkılıyor!
Hal, 1880’lerde inşa edildi ve adını, yapımını finanse eden Yunan hayırsever Ioannis Varvakis’ten alır.
En pahalı balık kofana 10 avro. 3-6 avro arasında kaliteli, taze balık alırsınız.
Haşarat-ı bahriye de bol. Çeşit çeşit kalamari!
Kuzu etinin kilo fiyatı 8 avro!
Kiraz kilosu en pahalısı 5 avro. 3 avroya da var…Her şey taze, mis gibi…
@idgoktas@muratagirel “Bu Bakara iyi makara” diyenleri hiç dert etmeyen sahtekarlar, senin espirilerine mi bozulmuşlar?
NATO’cu katiller gelecek diye ülkenin başkenti esir alınıyor. Hiç Umurunda bile olmayan çakallar seninle mi uğraşıyor?
Tek kelimeyle siktir et gitsin.
@turkerbalkar İncir renk vermez, mor incir değil ise. Mor rengi kara üzüm ya da kuş üzümü verir. Onları ayrıca haşlayıp servis sırasında eklemek gerekiyor.
Deniz Göktaş'ın gösterisini izledikten sonra koşa koşa twitter'a gelip "kesin alırlar" yazanların, bunu Deniz Göktaş için endişelendiklerinden değil, Deniz Göktaş'ın cesaretini takdir ettiklerinden de değil, kendi siyasal sinikliklerini onaylatma refleksiyle yaptıklarını düşünüyorum. Bu aptallığın başka açıklaması olamaz.
@ilkerarslan1985@akrumeysa5 Bu dediklerine hakikaten inanıyor musun yahu:)) akape gidince tesettürlüler "stendup" gösterisine bile alınmazmış:)) peh peh peh merak etme onlar da "standup" gösterilerine giderler mis gibi:))) senin kesin akapeli olmayan tesettürlülerden de haberin yok:) yazııık
Tek yaptıkları hakları olan insani bir devlet öğretmeni maaşını almak. Bu yapılanlar, engelleme, gözaltı nedir? Üstelik de"öğretmenlere". Son yıllarda hiç bir adi suçluya bu tür bir muamele görülmedi. Öğretmenlik mesleğinin kalitesi bilinçli olarak ayaklar altına alınıyor.
İstanbul'da haklarını arayan öğretmenleri döve döve gözaltına alıyorlar.
Yere yatırıp boğazlarını sıkarak...
Bu çürük düzeni işbirlikçiler ve şiddetle savunabiliyorlar
Bodrum Belediye Tesislerinde bira 180,Türk kahvesi 80 İstanbul Beltur Cafe Türk kahve 60,duble olursa 80, Kadıköy birahaneler de 110/120,Beşiktaş ve pek çok yerde 99 Liraya da var. Yakaladığını öpme devletin tarzı olunca esnaf da devletle yarışta olur elbet.
Namık Kemal Zeybek: "Bir araştırma sonucuna göre; Türkiye, Diyanet Kurumundan kurtulması halinde her yıl Anadolu'da 200 fabrika açabiliyor."
Diyanet'in ağır yükü ile sığınmacıları ülkelerine geri gönderip, AB ile yapılan ihanet anlaşmaları iptal edilirse, Türkiye 2 yılda ayağa kalkar, hayat normale döner, her şey ucuzlar.
@aksklliaslhn@beehaber İnsanların beyinleri ve zamanları bomboş tamtakır kuru bakır. Dindarsan da , değilsen de bana ne? Halkın ve twitter ahalisinin de kalitesiz, seviyesiz muhabbetleri bunlar işte. Bir insanın kendini anlatma merakı her zaman marazî bir durumdur. Şahısları tanımam etmem.
@caktagla@antihistamink Eğer dalga geçmiyorsa AI ya sor yaş kilo sedanterlik her şeyi gir o sana en teferruatlı cevabı verir ve kas için program yapar, yumurtayı da tavuğu ile yersin
@OUZHANKIVRAK1@orkunpanik@antihistamink Ben sarıları ayırıyorum beyazlar pişmeye yakın üzerine yerleştiriyorum.1 yemek kaşığı su üzerini kapa. Sarıların üst zarı beyazlayınca istediğin kadar bekleyip altını kapa, kapağı aç. Hemen servis er. Bana bana yemek harika oluyor sarısı katılaşmayınca ancak çok ekmek yediriyor
@ErolRstem@ogretmensitemiz Bizde ebeveynler bunun devamını şöyle getirirler;Güya müdahaleci ebeveyn olmamak,"özgür" yetiştirmek adına çocuğun masa örtüsünü çekip üstünde ne varsa talan olmasına, dakikalarca çocuğun garsonların geçiş yolunu tıkamasına bile müsaade eder restoranın işleyişini bozarlardı...