KURTULUŞ SAVAŞI ve MİLLÎ MÜCADELE
Herkes tutturmuş Millî mücadele mi kurtuluş savaşı mı denmeli?!
Topraklarınız düşman tarafından işgal edilmişse ve esarete düşüp kurtarıldıysan, buna kurtuluş mücadelesi denir. Dolayısıyla verilen bu mücadeleye kurtuluş savaşı denir. Kurtuluş için ölümü göze alarak bir araya gelenlerin millî ruh ve şuurla yürüttükleri, düşmandan ülkeyi temizleme idealine ise milli mücadele ruhu denir.
Söz gelimi Adana ve Antep gibi şehirlerimizin ve Anadolu’nun düşmandan kurtarılması bir kurtuluş savaşıdır. Ve haklı olarak kurtuluş bayramları kutlanır. Haliyle buna bağlı olarak, kurtuluşu sağlamak uğruna, hayatlarını hiçe sayarak, düşmandan yurdu temizlemek gibi yüksek idealde birleşenlerin eylemlerine de millî mücadele denir.
Millî mücadele sadece savaş ortamıyla alakalı değildir. Nitekim Millî Eğitim Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı bunun örneğidir. Bu bakanlıkların faaliyeti kurtuluş savaşı olarak nitelendirilmez. Yani ülkenin geleceği için verilecek ve o ülkenin ve o ülkede yaşayanların, yani topyekün milletin mutluluğu ve varlığının devamı için çok önemli olan eğitim ve savunma çalışmaları, millî bir mücadeledir.
Dolayısıyla kurtuluş savaşı ile millî mücadele birbirinden ayrılmaz iki kavramdır.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın bunu göz önüne alması gerekmektedir. Osmanlı Devleti başkenti düşman eline geçmiş, İngiliz, ABD mandasının konuşulduğu bir dönemde, padişah onların elinde esir duruma düşmüş, Cuma namazına bile İngiliz subayının izniyle giderken, Kurtuluş Savaşı tabirinden vazgeçmek, adında Millî kelimesi olan bir bakanlığa yakışmaz ve derhal düzeltilmesi gerekir.
Mansur abi, seni bugün o bulunduğun şerefli makama taşıyan bu necip Türk milleti ve her türlü fedakarlığı yapan Ülkücülerdir. Ama ne yazık ki etrafındaki o garabet sisteme, kurulan o ahbap-çavuş düzenine uymadığı için; kimisi görevden alındı, kimisi istifa etmek zorunda bırakıldı, kimisi de sırf yüzünüze doğruları haykırdığı için "kötü adam" ilan edilip dışlandı pasif görevlere getirildi.
Bu mübarek Cuma gününün yüzü suyu hürmetine sana bir kardeş sitemi, bir kardeş uyarısı olsun Ülkücü’nün ahını alanın iki yakası bir araya gelmez, işi gücü rast gitmez! Üç beş akılsız dümencinin aklıyla koca Ankara yönetilmez, sadece senin de sonun hazırlanır.
O dışladığın, canını yaktığın, ekmeğiyle oynanmasına göz yumduğun vatan evlatlarından helallik almak için belki de hala geç kalmış sayılmazsın. Yol yakınken bu vebalden dön abi, çünkü bu mazlumların ahının faturası çok ağır olur! #hayırlıcumalar
@DemirtrkHarun bizimle aynı zamanda randevu talep eden 45 üyeli derneği kabul etti bizi ülkücüyüz diye kabul etmedi. Dediklerine bizzat şahit biri olarak katılıyorum.
@DemirtrkHarun Abi o kadar ki başkandan bir sivil toplum kuruluşu olarak randevu talep ettik 23 ilde örgütlü Suriye Irak Gürcistan Makedonya İran da akrabaları bulunan milliyetçi ülkücü yönetimi olan ancak ne hikmetse bizleri kaale alıp randevu veremedi +
Yeniçerilarin Türk olduğunu sanan bir sürü kara cahil var. Mehtar Yaniçeri Ocağının 2. Mahmud döneminde kaldırılmasıyla kaldırılmış, yerine batı tarzında Muzikayı hümayun kurulmuştur. Yeniden faaliyete geçmesi 1914’te olmuş, Günümüzde dinlediğimiz mehter marşlarının büyük bir çoğunluğu geleneksel değil, 2. Meşrutiyet dönemi sonrasında ve Enver Paşa'nın talimatlarıyla bestelenmiştir. En bilinen marşlardan biri olan "Ceddin Deden" (Mehter Marşı) 1917 yılında İsmail Hakkı Bey, "Hücum Marşı" ise Ali Rıfat Çağatay tarafından bestelenmiştir. Fetih Marşı ise bizzat Arif Nihat Asya tarafından yazılmış olup taa 1980 yıllarında Yıldırım Gürses tarafından bestelenmiştir.
Abdülhamid bizzat kendisi batı müziğinden hoşlanan, piyano çalan biriydi. Ha bunu kötü göstermiyorum. Sadece yanlış bilenler için yazıyorum. Ayrıca saraya şarap, şampanya, konyak, bira vs. İçki alındığının defterleri Yıldız Saray arşivinde mevcut. Yine Abdülhamid’in peçetesi, yatak çarşafı, küllüğü, bardağı, sürahisinde Latin alfabeli AH arması vardı. Okuma özürlü olunca insanlar böyle saçmalıyorlar. Mehter marşlarının çoğu da Cumhuriyet dönemine aittir.
ABD, NATO ve TÜRKİYE
Bir ülke düşünün. Müttefiki tarafından askerinin başına çuval geçirilmiş, ülkesini bölmek için terör örgütü kurmuş, onları desteklemiş, silah ambargosu uygulamış, olmayan bir soykırımı kabul etmiş, ülke menfaatlerine karşı diğer devletlerle her türlü ittifakı yapmış, ülkeye karşı başka ülkelerle ortak tatbikat yapmış, komşu ülkelerde kendisine karşı askerî üsler kurmuş, Kıbrıs gibi ülke için hayati bir konuda karşı cephede yer almış, terör örgütlerine binlerce silah sağlamış, askerî gemisini vurmuş, baskıyla istediklerini yaptırmış bir ülke için ne denir?
Herhalde dost denemez.
Dolayısıyla böyle bir ülkenin başkanı tarafından söz konusu ülkenin cumhurbaşkanı övülüyorsa, dost veya arkadaş olarak tanımlanıyorsa, pohpohlanıyorsa inanılır mı?
Evet NATO toplantısı için gelecek olan ABD başkanından bahsediyorum.
Ben olsam bırakın ABD isteklerini NATO için yapılacak teklifleri de kabul etmezdim. Hele hele çevremizdeki ve dünyadaki hak ve hukuksuz saldırılarını ve Kanada, Venezüela, İran ve bütün Avrupa devletlerine karşı açıktan tehditlerini de göz önünde tutarsanız. NATO’dan çıkma tehdidini de unutmamak gerekir.
Böylesine tutarsız bir kişinin sözlerine güvenip kimse Türkiye üzerinde kumar oynama hakkına sahip değildir.
Türkiye büyük devlettir.
Neden bir türlü "biz" olamıyoruz biliyor musunuz? Çünkü içimizdeki o çekememezlik, kıskançlık ve fesatlık ne yazık ki had safhada! Ne zaman bizden bir arkadaşımız, bir yiğidimiz hak ettiği bir makama otursa,kusuru varsa usulünce uyarmak yerine, kusuru yoksa bile varmış gibi gösterip paçasından aşağı çekmeyi çok seviyoruz. Kendi içimizden çıkan değerleri el birliğiyle aşağı çekmek hangi ülküdaşlık hukukuna sığar?
Oysaki birbirimizi iyimizle kötümüzle, hatamızla eksiğimizle, fazlamızla kabul etsek her şey çok daha güzel, çok daha güçlü olmayacak mı? Şurada kritik bir viraja girdik, aramıza fitne sokulmasına izin vermeyelim. Birbirimizin kuyusunu kazanlara inat kenetlenelim! Geçmişte yaşandığı gibi oyunlara gelip bölünüp parçalanmayalım kutsalımız olan o canım Ülküdaşlığımızı kişisel ihtiraslara ve fitnelere kurban vermeyelim. Gün, birbirimizin elinden tutma, omuz omuza durma günüdür! #tarihisorumluluk
Başını ülkücünün çekmediği hiçbir oluşumun içerisinde olmayınız!
Dün neredeysem, bugün de tam olarak oradayım. O gün verdiğim tepkinin de, yazdığım her bir satır yazının da sonuna kadar arkasındayım. Türk milliyetçiliğine, ülkücülüğe ve ülkücülere yapılan her bir haksızlığa, her bir vefasızlığa bizzat şahit olmuş bir Türk milliyetçisi olarak,Mesut Özarslan abime edilen o çirkin küfürleri ve hakaretleri doğrudan kendime edilmiş sayıp aslanlar gibi bir duruş sergilemiştim. İyi ki de sergilemişim, zerre pişman değilim!
Bugün geldiğimiz noktada zaman, kimin nerede durduğunu da, kimlerin dümencilik yaptığını da açıkça ortaya koymuştur. Biz şahısların rüzgarına göre değil, davamızın ahlakına göre saf tutarız. Hakaretlerle, sinsi algılarla bizi yolumuzdan döndüreceğini sananlar iyi bilsin ki,ülkücü hafıza asla unutmaz, asil duruş asla diz çökmez! Bizim yönümüz de bellidir, safımız da! @OzarslanMesut
Sevildiğin yere sık gidip gelme, Bal olsan tadına Doyarlar oğul.
Güvenip kimseye sırrını verme Tutamaz dilini Yayarlar oğul...
Diyardan diyara edilsen sürgün, doğru ol eğilme, dövülsen her gün.
Güçlüyüm diyenler yorulur bir gün, sırtlarını sana dayarlar oğul... “Şeyh edebali” #iyiakşamlar
Federasyonumuz Kutlu Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nu makamında ziyaret etti. Eğitimden tarihe, güncel siyasetten geçmişteki tarihi örneklere kadar geniş bir yelpazede gerçekleştirilen ziyaret geleceğe yönelik adımlar adına son derece verimli geçti #YusufHalaçoğlu
Beyler Divanı üyelerimiz,kıymetli fikir insanı Abdurrahman Dilipak ve beraberlerindeki heyetle birlikte bugün Genel Merkezimizi şereflendirdiler Ortak akıl ve istişareyleDulkadiroğlu adını ve kültürünü her alanda güçlü kılmaya kararlılıkla devam ediyoruz
#DulkadiroğluFederasyonu
MHP Mamak İlçe Başkanı Sayın Erkan Koçyiğit ve İlçe Başkan Yardımcısı Sayın Mahmut Dulkadir ve değerli yönetim kurulu üyeleri, federasyonumuzu ziyaret etmişlerdir.
Dulkadiroğlu Federasyonu olarak teşekkürlerimizi sunarız.
#DulkadiroğluFederasyonu#MHP#Mamak#BirlikveBeraberlik
Dulkadiroğlu Federasyonu Genel Başkanı Sayın Uğur Dulkadiroğlu ve yönetim kurulu üyeleri, vakıf genel merkezimizi ziyaret ederek yeni dönem tebriklerini ilettiler.
Bu anlamlı ziyaret için kendilerine ve değerli heyetine Kırşehirliler Vakfı olarak teşekkür ederiz.