Tera fonunda parası kalanlar şu an duvardan duvara savruluyor.
- Para gelecek mi, belli değil!
- Devlet desteği, belli değil
- “Oh size iyi oldu” baskısı, full devam
- “Kumar bu” algısı devam
- İptal edilen emirlere cevap YOK
- Milletin parasını cepleyenler elini kolunu sallıyor.
Ne yapsın bu insanlar, @tcbestepe tüm ülkeye bir açıklama yapın ve bu bilgi kirliliği ortadan kalksın!
TV’den "Fon Krizi ile mücadelede 5 GÜNLÜK EYLEM PLANI ÖNERİLERİMi" paylaştım.
Videodaki kısmın özeti ve ilavelerimi de ekliyorum:
• 850 milyar TL’lik varlığın bir anda kilitlendiği bir ortamda asıl mesele likidite! "Fon payı karşılığında kredi" mekanizmasıyla piyasaya hızla likidite sağlanmalı. ABD bunu çok iyi yapıyor. (Şaka ile karışık: Biz yapamıyorsak Bernanke'yi getirelim )
• Hisse fonlarında tasfiye süresi 18 aya çıkarılmalı, para piyasası fonları 1 ay içinde tasfiye edilmeli. Daha erken bitirilmesi hedeflenmeli.
• Sistemden zenginleşenlerin mal varlığı ile havuz yapılıp, devletin maliyeti azaltılmalı
• Fon İhbar Hattı kurulmalı; belge ve bilgi toplanmalı.
• Tasarruf finansman sistemine sirayet etmeden Katılımevim/Birevim tarafında Emlak Katılım'a gerekirse 1 TL'ye devirle çözüm üretilmeli.
• Tera ve Pusula grubunun fiyatları şişirmek için ihtiyaç duyduğu şirketler incelemeye alınmalı, patronları açıklama yapmalı.
• Son halka arzlar incelenmeli, yeni arzlar durmalı.
• Borsa şirketlerine kolaylaştırılmış geri alım imkanı getirilmeli ve PD/DD 1’in altında olan ve imkanı olan tüm şirketlere geri alım yaptırılmalı.
• Borsa İstanbul, endekslerden 7 PY��’nin elinde olup endeksi negatif etkileyen hisseleri çıkarmalı. Yedek hisseler yetmiyorsa yeni yedekler ekleyip endeksi temizlemeli.
İnşallah az hasarla atlatırız. Bu insanlar, bu paralar ülkemize lazım!
TP2 yatırımcıları olarak tek ses olmak zorundayız.
Sabrımız kalmadı.
Günlerdir paramız rehin. Kiminin çocuğunun okul parası, kiminin kredi kartı borcu, kiminin ameliyat parası kiminin ise işçi ödemeleri TP2’de!
Ters repoymuş, teminatmış, hisseymiş umrumuzda değil! SPK’nın görevi onları takip etmek.
İvedilikle paramızı kuruşu kuruşuna istiyoruz.
Bizi çiftlikbank yatırımcısı ile karıştırmayın.
#tp2 #tera
An itibarıyla TAM 40 MİLLETVEKİLİ imza atmış bulunmakta, bu işin zor kısmı bitti geriye bir şey kalmadı, herkes dilekçe yazsın TBMM’ye iletsin ne kadar çoğuz o kadar güçlüyüz.
#terafonmagdurları#tly#tmv#dfi#thf#spk
FON VURGUNUNA KARŞI KAPSAMLI ÇÖZÜM ÖNERİMİZ
Türkiye’de yatırım fonlarında yaşanan kriz nedeniyle yüz binlerce yatırımcı parasını geri almayı beklerken, tasfiye sürecinde izlenecek yöntem büyük önem taşıyor. Batık fonlarda bulunan varlıkların Ziraat Bankası ve İş Bankası tarafından satılarak nakde çevrilmesi ve elde edilen kaynağın yatırımcılara payları oranında dağıtılması, tek başına yeterli bir çözüm değildir. Çünkü bu yöntem, mevcut varlıkların tasfiyesine odaklanırken ortaya çıkan zararın hangi işlemler sonucunda oluştuğu, paranın nereye aktarıldığı ve hukuki sorumluluğu bulunan tarafların kimler olduğu sorularını kapsamlı biçimde ele almayabilir.
Devletin görevi, bu krizin yarattığı mağduriyetleri gidermek, yatırımcıların haklarını korumak ve gerekli tüm hukuki, idari ve mali mekanizmaları işletmektir. Ancak bu sorumluluk, yalnızca fonlarda kalan varlıkların satılması ve elde edilen kaynağın dağıtılmasıyla sınırlı tutulamaz. Devlet, yatırımcıların zararlarının giderilmesi için bütün imkânlarını seferber ederken, zararın oluşumunda sorumluluğu bulunan kişi ve kuruluşlara ulaşılmasını da sağlamalıdır.
ABD’de Bernie Madoff tasfiyesinde uygulanan clawback mekanizması, Türkiye açısından değerlendirilmesi gereken önemli bir örnektir. Madoff tasfiyesinde, belirli hukuki koşullarda yatırımcıların geçmişte aldıkları ödemeler incelenmiş, yatırılan tutarı aşan ödemelerin geri alınması için hukuki süreçler işletilmiş ve geçmiş para transferleri tasfiye kapsamında değerlendirilmiştir.
Bu yaklaşım, tasfiye sürecinin yalnızca mevcut varlıkları satıp dağıtmakla sınırlı kalmaması gerektiğini göstermektedir. Türkiye’de de yatırım fonlarında yaşanan sorunlar bakımından, hukuki çerçevesi açıkça belirlenmiş bir geri alma ve tahsilat mekanizmasının oluşturulması değerlendirilmelidir.
Burada amaç, yatırımcıların tamamını sorumlu tutmak veya hukuki dayanağı olmadan geçmiş ödemeleri geri almak değildir. Amaç; zararın oluşumunda rol oynayan hukuka aykırı işlemleri tespit etmek, sorumluluğu bulunan taraflara ulaşmak ve mağdur yatırımcıların zararlarının karşılanmasına katkı sağlayacak ilave kaynakları ortaya çıkarmaktır.
FONLARIN GEÇMİŞ İŞLEMLERİ GERİYE DÖNÜK İNCELENMELİDİR
Tasfiye sürecinde öncelikle fonların yalnızca mevcut varlıkları değil, geçmiş dönem finansal hareketleri de incelenmelidir. Fonlara giren ve çıkan paralar, yatırımcı ödemeleri, ilişkili taraf işlemleri, varlık transferleri ve varsa olağan dışı finansal hareketler bağımsız uzmanlar tarafından araştırılmalıdır.
Bu inceleme sonucunda hukuka aykırı işlem veya transfer tespit edilmesi halinde, ilgili mevzuat çerçevesinde geri alma ve tahsilat yolları değerlendirilmelidir. Böylece tasfiye, yalnızca fonun elinde kalan varlıkların satışıyla sınırlı bir işlem olmaktan çıkarılmalı; zararın oluşumuna ilişkin kapsamlı bir araştırma ve hukuki takip süreciyle birlikte yürütülmelidir.
Çünkü yatırımcıya, “Fonun elinde ne kaldıysa onu alacaksın” denilmesi, zararın oluşumuna ilişkin bütün soruların cevaplandığı anlamına gelmez.
Devlet, mağdur yatırımcıların zararlarının giderilmesi için gerekli mekanizmaları işletmeli; bununla birlikte hukuki sorumluluğu bulunan taraflara ulaşılmasını sağlayarak tasfiye kaynaklarının artırılması için gereken adımları atmalıdır.
DEVLETİN SORUMLULUĞU, YATIRIMCININ HAKKINI KORUMAKTIR
Devletin sermaye piyasalarındaki denetim ve gözetim sorumluluğu, bu süreçte özellikle önem taşımaktadır. SPK, yatırımcı haklarının korunması, tasfiye işlemlerinin şeffaf biçimde yürütülmesi ve hukuka aykırı işlemlerin araştırılması konusunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.
Devlet, yatırımcıların mağduriyetlerini gidermek için gerekli tüm hukuki, idari ve mali araçları kullanmalıdır. Ancak aynı zamanda zararın oluşumunda sorumluluğu bulunan kişi ve kuruluşlara ulaşılmasını, hukuka aykırı transferlerin tespit edilmesini ve hukuken mümkün olan bütün tahsilat yollarının işletilmesini sağlamalıdır.
Bu yaklaşım, devletin sorumluluğunu azaltmak değil, tam tersine yatırımcı haklarını koruma görevini daha kapsamlı biçimde yerine getirmesini sağlamaktır. Çünkü kamu otoritesinin görevi yalnızca tasfiye işlemlerini yürütmek değil, mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli hukuki ve kurumsal kapasiteyi ortaya koymaktır.
Bu nedenle tasfiye sürecinde aşağıdaki adımların değerlendirilmesi gerekmektedir:
- Fonların geçmiş dönem işlemlerinin bağımsız biçimde incelenmesi.
- Para transferleri ve ilişkili taraf işlemlerinin araştırılması.
- Hukuka aykırı işlemlerden kaynaklanan zararların tespit edilmesi.
- Hukuken mümkün olan durumlarda geri alma ve tahsilat davalarının açılması.
- Yatırımcı zararlarının şeffaf ve denetlenebilir yöntemlerle hesaplanması.
- Tasfiye sürecinin düzenli olarak kamuoyuna açıklanması.
- Mağdur yatırımcıların haklarını koruyacak ek hukuki ve mali mekanizmaların oluşturulması.
Böyle bir sistem, mevcut fon varlıklarının tasfiyesinin yerine geçmek zorunda değildir. Aksine, varlık satışlarıyla eş zamanlı yürütülecek ilave bir inceleme ve tahsilat mekanizması olarak tasarlanabilir.
YATIRIMCININ HAKKI, FONDA KALAN VARLIKLARLA SINIRLANDIRILMAMALIDIR
Buradaki temel mesele, yatırımcının hukuken hak ettiği tutarın nasıl belirleneceği ve bu tutarın karşılanması için hangi kaynakların kullanılabileceğidir. Mevcut varlıkların satılması, tasfiye sürecinin bir parçası olabilir. Ancak geçmiş işlemlerden kaynaklanan hukuki taleplerin araştırılmaması veya değerlendirilmemesi, yatırımcıların zararlarının telafisi açısından eksik bir yaklaşım oluşturabilir.
Madoff tasfiyesinden çıkarılabilecek ders, finansal dolandırıcılık iddialarının ardından geçmiş para hareketlerinin de hukuki incelemeye konu edilebilmesidir. Türkiye’de de benzer bir yaklaşımın uygulanabilirliği, sermaye piyasası ve iflas mevzuatı çerçevesinde ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir.
Burada amaç, hukuki süreçleri işletmeden herhangi bir yatırımcıyı veya kurumu suçlamak değil; zararın oluşumuna ilişkin bütün bağlantıların ortaya çıkarılması ve hukuken mümkün olan tahsilat yollarının sonuna kadar kullanılmasıdır.
Devlet, mağdur yatırımcıların haklarını korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, hem mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli kaynakların ve mekanizmaların oluşturulmasını hem de hukuki sorumlulukların araştırılmasını kapsar.
SPK, YATIRIMCIYA SADECE TASFIYEYİ DEĞİL, HESAP VEREBİLİRLİĞİ DE SUNMALIDIR
Sermaye piyasalarında güven, yalnızca yatırımcılara ödeme yapılmasıyla yeniden tesis edilmez. Yatırımcılar, kayıplarının nasıl oluştuğunu, denetim süreçlerinin nasıl işlediğini ve sorumlulukların nasıl belirlendiğini de bilmek istemektedir.
Bu nedenle SPK, tasfiye sürecinde şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini güçlendirmeli; yatırımcıların bilgi alma hakkını güvence altına almalı ve hukuki olarak mümkün olan bütün tahsilat yollarının değerlendirilmesini sağlamalıdır.
Fon vurgununun yarattığı mağduriyetin giderilmesi, devletin sorumluluğundadır. Ancak bu sorumluluk, yalnızca kamu kaynaklarıyla veya fonlarda kalan varlıklarla sınırlı bir çözüm arayışına indirgenmemelidir. Devlet, yatırımcının hakkını korurken, zararın oluşumunda sorumluluğu bulunan taraflara ulaşılmasını ve hukuken mümkün olan bütün tahsilat yollarının işletilmesini sağlamalıdır.
Bugün yapılması gereken, mevcut varlıkları satıp süreci kapatmak değil; kayıpların izini sürmek, sorumlulukları ortaya çıkarmak, hukuken mümkün olan geri alma mekanizmalarını değerlendirmek ve yatırımcıların haklarını koruyan şeffaf bir tasfiye düzeni kurmaktır.
Çünkü gerçek adalet, yalnızca elde kalan parayı dağıtmak değil; kaybolan paranın nereye gittiğini araştırmak, sorumluları ortaya çıkarmak ve devletin bütün imkânlarıyla mağdur yatırımcıların haklarını korumaktır.
🔴 #SONDAKİKA | İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ile yürütülen soruşturma kapsamında:
• Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) Katılımevim Tasarruf Finansman (KTLEV),
• Destek Holding ve Hedef Holding paylarındaki işlemlere ilişkin piyasa dolandırıcılığı tespitleri doğrultusunda bugün yeni dalga operasyon gerçekleştirdi.
• İstanbul ve Aydın’da düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, haklarında yakalama kararı bulunan 15 şüpheliden 14’ü yakalanarak gözaltına alındı. Bir şüphelinin yurt dışında olduğu tespit edildi.
Bugün gerçekleştirilen operasyonla birlikte soruşturma kapsamında bugüne kadar:
• 60 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı;
• 4 şüpheli tutuklandı;
• 44 şüphelinin gözaltındaki adli işlemleri devam etmekte,
• 12 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürdürülmekte.
Operasyonu Adalet Bakanı Akın Gürlek duyurdu:
"Hukuken sorumluluğu tespit edilen her kim olursa olsun adalet önünde hesap verecek; suçtan elde edilen kazancın izi sonuna kadar takip edilecek ve mağdur vatandaşlarımızın haklarının korunması için gereken bütün hukuki tedbirler kararlılıkla uygulanacaktır."
TAKASBANK’TA ÇIKAR ÇATIŞMASINI TESPİT ETTİK: SATIŞ EMİRLERİ BİLEREK Mİ İPTAL EDİLDİ?
500 binden fazla yatırımcıyı etkileyen ve yaklaşık 1 trilyon liralık fon varlığının tasfiyesinin gündemde olduğu bir süreçte, 16 ve 17 Eylül 2026 tarihlerinde saat 13.30’a kadar verilen satış emirleri işleme alınmamış ve iptal edilmiştir.
Takasbank ise yayımladığı açıklamayla böyle bir işlemin gerçekleşmediğini öne sürmektedir.
Elimizde onlarca belge ve log kayıtları bulunurken Takasbank bu süreci nasıl inkâr etmektedir?
Soruyoruz:
•Vatandaşların satış emirleri neden yerine getirilmemiştir?
•Emirlerin iptal edilmesinin hukuki ve teknik gerekçesi nedir?
•6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında yatırımcı hakları korunmuş mudur?
Ayrıca Takasbank Yönetim Kurulu Başkanı’nın birden fazla kurumdan ücret alan bir bürokrat olup, Takasbank’ın 6 yönetim kurulu üyesinden 2’sinin, resmî kayıtlara göre portföy yönetim şirketlerinde ortaklık ve yönetim kurulu üyeliği bulunmaktadır.
Soruyoruz:
•Portföy işlemlerinin yürütüldüğü bir kurumun yönetiminde, portföy yönetim şirketi sahibi ve yöneticileri nasıl görev alabilmektedir?
•Bu kişilerin görevleri çıkar çatışması doğurmakta mıdır?
•Takasbank Yönetim Kurulu Başkanı’nın aldığı ücretler ve diğer görevleri kamuoyuna açıklanacak mıdır?
•Sermaye piyasalarının güvenilirliğinden sorumlu bir kurumun yönetiminde bağımsızlık nasıl sağlanmaktadır?
🚨 TERA DOSYASINI BIRAKMIYORUZ.
#TP2 yatırımcısı da,
#TLY yatırımcısı da,
#THF yatırımcısı da,
#DOH yatırımcısı da,
#T3B ve #TLV yatırımcısı da burada.
İş Bankası süreci, portföylerin nakde dönüşü ve ilk ödemeler…
Somut gelişme geldikçe paylaşacağız.
📩 DM açık. Yoğunluk nedeniyle takipçilerime öncelik veriyorum.
#TeraPortföy #SPK #TEFAS
Savcılık 19 Ağustos’ta SPK’dan fon manipülasyonu hakkında SPK’dan bilgi istedi.
“Gizli tutun” diye uyardı.
Gel gör ki, yazının içeriği sızdırıldı!
Serdar Turhan 24 Ağustos’ta…
Muhammed Yarız, 1 ve 4 Eylül’de 5 milyar TL kaçırdı.
Bir sızıntı daha var!
Yarız, 2 Eylül tarihli yurt dışına çıkış yasağı kararını da haber alıp süper yatla Yunanistan’a kaçtı.
VATANDAŞLARIMIZIN BİRİKİMLERİNİ HEDEF ALANLARDAN HUKUK ÖNÜNDE HESAP SORACAK, MAĞDURLARIN HAKLARININ TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ!
Sermaye piyasalarında gerçekleştirilen manipülatif işlemlerin ortaya çıkarılması, mağdur vatandaşlarımızın haklarının korunması, sorumluların hukuk önünde hesap vermesi ve adaletin tecelli etmesi amacıyla yürütülen soruşturmalar kararlılıkla devam etmektedir.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızca İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü ile yürütülen soruşturma kapsamında, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) Katılımevim Tasarruf Finansman (KTLEV), Destek Holding ve Hedef Holding paylarındaki işlemlere ilişkin piyasa dolandırıcılığı tespitleri doğrultusunda bugün yeni dalga operasyon gerçekleştirilmiştir.
İstanbul ve Aydın’da düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, haklarında yakalama kararı bulunan 15 şüpheliden 14’ü yakalanarak gözaltına alınmıştır. Bir şüphelinin yurt dışında olduğu tespit edilmiştir.
Bugün gerçekleştirilen operasyonla birlikte soruşturma kapsamında bugüne kadar 60 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış; 4 şüpheli tutuklanmış; 44 şüphelinin gözaltındaki adli işlemleri devam etmekte, 12 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.
Soruşturmanın mali boyutu da bütün yönleriyle incelenmekte; suçtan elde edilen kazancın ortaya çıkarılması, malvarlıklarının kaçırılmasının önlenmesi ve mağdur vatandaşlarımızın haklarının korunması amacıyla tüm adli ve mali tedbirler etkin bir şekilde alınmaktadır.
Hukuken sorumluluğu tespit edilen her kim olursa olsun adalet önünde hesap verecek; suçtan elde edilen kazancın izi sonuna kadar takip edilecek ve mağdur vatandaşlarımızın haklarının korunması için gereken bütün hukuki tedbirler kararlılıkla uygulanacaktır.
BU SÜREÇTE 3 KRİTİK NOKTANIN AÇIKLANMASINI İSTİYORUZ:
1️⃣ TASFIYE KARARI KAMUYA DUYURULMADAN EMİRLER NEDEN KAPATILDI?
17 Eylül sabahı tasfiye kararı ve esasları henüz kamuya açıklanmamışken, tefas, spk açılış itibarıyla emir alımı durduruldu.
Kamuya açıklama yapılmadan yatırımcının satış hakkı hangi hukuki/operasyonel dayanakla engellendi?
2️⃣ 16 EYLÜL'DE ALINAN EMİRLERİN VALÖRÜ NEDEN AYRI UYGULANDI?
Bazı aracı kurumların 16 Eylül'de 17:45'e kadar emir aldığı ve bazı emirleri sisteme ilettiği bakiyelerin hesaplara yansıdığı görülüyor.
Eğer kurumlar 16 Eylül günü bu saatlere kadar emir kabul ettiyse, bu emirlerin valörünün ve 17 Eylül'deki işlem sürecinin nasıl uygulanacağı açıkça belirlenmelidir.
16 Eylül'de günün ilerleyen saatlerine kadar emir kabul edilirken, 17 Eylül sabahında 13:30'a kadar neden aynı imkan sağlanmadı?
Burada valör kuralları ve eşit uygulama açısından ciddi soru işaretleri oluşuyor.
3️⃣ AYNI EMİR NEDEN ARACI KURUMA GÖRE FARKLI SONUÇLANIYOR?
İş Bankası, VakıfBank, Tera vb. üzerinden iletilen bazı emirler sisteme yansırken; başka kurumlarda, örneğin Midas'ta, yatırımcıların emirlerinin iptal edildiğine dair çok sayıda bildirim var.
Aynı fon, aynı tarih, aynı tasfiye süreci… Peki yatırımcının hakkı neden kullandığı aracı kuruma göre değişiyor?
Emrin geçerliliğinde hangi zaman esas alındı?
▪️ Yatırımcının emri verdiği saat mi?
▪️ Aracı kurumun emri kabul ettiği saat mi?
▪️ TEFAS'a iletildiği saat mi?
▪️ Fon sistemine ulaştığı saat mi?
Tüm emirlerin zaman damgaları, aracı kurum kayıtları ve TEFAS iletim kayıtları karşılaştırılmadan bu süreç açıklığa kavuşamaz.
@spkgovtr@Takasbank@Borsaistanbul
Bu üç konuda açık, somut ve emir bazında açıklama istiyoruz.
Mesele yalnızca zarar değil; aynı durumdaki yatırımcıların neden farklı kurallara tabi tutulduğu ve oluşan hak kayıplarının nasıl giderileceğidir.
Sorun büyümeden kayıtları inceleyin ve kamuoyuna açıklayın.
#THF #DOH #TLY #DFI #fonmağdurları