19 Mayıs, parçalanmak istenen bir vatanın bağrından doğan Türk milliyetçiliği şuurunun, Samsun ufkunda tekrar şahlanışıdır.
107 yıl önce bugün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak basarak tutuşturduğu istiklal meşalesi, esaret zincirlerini eriten millî iradenin adıdır. Türk gençliği, bu mukaddes ateşin sönmeyen koru ve büyük Türk ülküsünün ebedi teminatıdır.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, kahraman silah arkadaşlarını ve aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!
“Alaman işgalinden sonra, Kırım’ın Ruslar tarafından tekrar zaptında, bütün Kırım Türkleri Kırım’dan Ural ve Sibirya’ya dayanamayacakları iklimlere sürülerek ölüme mahkum edilmişlerdir.”
Doğu Büyük Ülkü Gazetesi, Aralık 1948
#18Mayıs1944#KırımTatarSürgünü
3 Mayıs Ruhu Ebediyen Yaşasın!
“3 Mayıs, Türkçülüğün tarihinde bir dönüm noktası oldu. O zamana kadar yalnız duygu ve düşünce olan, edebi ve ilmi sınırları pek de aşmayan Türkçülük, 1944 yılının 3 Mayısında birdenbire hareket oluverdi.”
Hüseyin Nihal Atsız
Türkçüler Günü kutlu olsun!
“Yıl 1944, 3 Mayıs. Yine böyle bir bahar sabahı, Millî Mücadele’nin kara bağrında, Ankara'da bir kıyamet koptu! Bu kıyamet hayra alametti! Şer gibi gösterildi!”
#3Mayıs Milli Feveranı
Serdengeçti, Serdengeçti, Mayıs 1950
Yazının tamamı için:
https://t.co/38ftW3ygUR
“Emek-sermaye barışının kurulabilmesi için, işletmedeki sosyal ortamdan doğan kârdan emeğe de pay verilmelidir.”
İşçi ve Sendikacılık
Halil Kılıç, Devlet, Aralık 1975
Yazının tamamı için:
https://t.co/LeE29rDaO8
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. yıl dönümünü ve bu kutlu iradenin geleceğimize emanet edildiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir gururla kutluyoruz.
Meclisimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, tüm istiklal kahramanlarımızı ve aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
23 Nisan kutlu olsun!
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!
Türk milliyetçiliği davasını 9 Işık ile aydınlatan Başbuğ Alparslan Türkeş’i vefatının yıl dönümünde rahmet, minnet ve bağlılıkla anıyoruz.
O, ömrünü Türk dünyasının birliğine, Türk milletinin bekasına ve gençliğin millî şuurla yetişmesine adamış bir irade abidesiydi. Bizler, onun "Hepiniz birer Türk Bayrağı'sınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin, yere düşürmeyin." vasiyetini omuzlarımızda taşıyoruz.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Türk milliyetçiliğinin siyasi alandaki en önemli temsilcilerinden, ömrünü Türk milliyetçiliği davasına adamış şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu’nu şehadetinin yıl dönümünde rahmet, minnet ve derin bir özlemle anıyoruz.
İfade Fikir Derneği olarak, Muhsin Yazıcıoğlu suikastinin tüm yönleriyle aydınlatılması ve şüphelerin giderilmesi noktasındaki çağrımızı bir kez daha en yüksek sesle yineliyoruz.
Rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı Ramazan ayının ardından, hidayet ve bereket müjdesi olan Ramazan Bayramı’nı idrak ediyoruz.
Başta vatan uğruna can veren şehitlerimizin aileleri olmak üzere, Türk milletinin ve İslam aleminin Ramazan Bayramı’nı en kalbi duygularımızla tebrik eder; sağlık, huzur ve esenlikler dileriz.
Bayramımız dirlik, birliğimiz ebedi olsun.
18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yılı kutlu olsun.
Çanakkale ruhu, bugün de geleceğe yürürken en büyük kılavuzumuzdur.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatanın bekası için toprağa düşen aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve hürmetle anıyoruz.
“Herhangi bir sebep neticesinde, milletlerine bağlılıkları körletilmiş ferdlerden terekküp eden milletler, varlık sahasından yokluk sahasına göçmüşlerdir.”
Bugün; hukukçu, tarihçi, sosyolog ve dil bilimci kimliklerini tek bir potada eriten büyük Türk milliyetçisi Sadri Maksudi Arsal’ın aramızdan ayrılışının yıl dönümündeyiz.
Onun hayat hikâyesi, Kazan’ın Taşsu köyünden başlayıp Ankara’da modern Türkiye’nin inşasına uzanan
devasa bir hizmet serüvenidir. Rusya’da II. ve III. Duma üyesi olarak Kazan Türklerinin muhtariyet ve hürriyet davasını savunan Arsal; 1917-1920 yılları arasındaki zorlu siyasi mücadelelerin ardından, Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde bizzat Atatürk’ün davetiyle Ankara’daki yerini almıştır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk ve tarih alanlarındaki kurucu felsefesine rehberlik eden Milliyet Duygusunun Sosyolojik Esasları ve Hukuk Tarihi Dersleri gibi temel eserleriyle millî şuurun akademik zeminini kuran Arsal, sadece bir devlet adamı değil, disiplinler arası bir düşünürdür.
Millî kimliği, sosyolojinin ve hukukun sağlam temelleri üzerine inşa eden bu büyük Türk milliyetçisini rahmet ve minnetle anıyoruz.
Ruhu şad, mekânı uçmağ olsun.
Üniversitelerin bölücü terör örgütünün hakimiyet alanı haline getirilmesini de bu durumla mücadele edip eğitim hakkını savunurken şehit olan Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nu da unutmayacağız.
Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nu şehadet yıl dönümünde rahmetle anıyoruz.
Büyük Türk şairi Bahtiyar Vahabzade’yi vefatının yıl dönümünde (13 Şubat 2009) rahmetle, minnetle ve Turan ülküsüne olan sarsılmaz inancımızla anıyoruz.
Vahabzade, demir perde gerisinde bile Türk’ün ruhunu, dilini ve özgürlük aşkını haykıran; kalemiyle sınırlar ötesinde bir gönül köprüsü kuran bir mücahit-şairdi. Meşhur Gülüstan şiiriyle bir milletin parçalanmışlığına isyan ederken, Ana Dili şiiriyle bizlere Türkçenin mukaddes bir emanet olduğunu hatırlattı.
Vahabzade’nin dizeleri, Hazar’ın kıyısından Anadolu’nun bağrına uzanan o kadim ve kopmaz bağın en güçlü tercümanıdır.
Onun şiiri ve mirası; dilde birliğin, fikirde birliğin ve işte birliğin en saf halidir.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Türk edebiyatının hafızası, kültür dünyamızın mümtaz isimlerinden Ahmet Kabaklı’yı vefatının yıl dönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.
Ahmet Kabaklı, sadece bir yazar değil; bir neslin "millî kültür" ile bağını kuran en güçlü köprülerden biriydi. Onun meşhur "Türk Edebiyatı" külliyatı, sadece bir antoloji değil, bir milletin ruh köklerini arayışının ve buluşunun hikâyesidir.
Bizlere edebiyatın sadece kelimelerden ibaret olmadığını; bir vatan, bir namus ve bir kimlik davası olduğunu öğretti.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Bugün, 5 Şubat 1997’de Gulca’da yükselen hak ve hürriyet sesinin kanla susturulduğu o karanlık günün, Gulca Katliamı’nın yıl dönümündeyiz. Doğu Türkistan’da sadece inançlarını yaşamak ve kimliklerini korumak isteyen masum soydaşlarımızın dondurucu bir Şubat soğuğunda maruz kaldığı şiddet, tarihin sayfalarına silinmez bir acı olarak kazınmıştır.
Gulca, insan onurunun, kimlik bilincinin ve var olma iradesinin sessiz ama derinden gelen feryadıdır. O gün dökülen yaşlar ve çekilen acılar, bugün dünyanın her yerindeki bütün Türklerin yüreğinde bir sızı olarak yaşamaya devam ediyor.
Gulca’da hayatını kaybeden soydaşlarımızı rahmetle anarken, adaletin ve insan haklarının her türlü baskıdan daha güçlü olduğu bir gelecek temenni ediyoruz.
"Ben sadece Türk olduğum için hapse götürülüyorum. Eğer Türk olmak suçsa, burada tekrar ediyorum: Türk'üm ve öyle kalacağım." — Dr. Sadık Ahmet
Bugün, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın varlık mücadelesini dünyaya haykırdığı şanlı 29 Ocak Milli Direniş Günü'nün yıl dönümündeyiz. 1988 ve 1990 yıllarında Gümülcine sokaklarında yankılanan o hürriyet sesi, sadece bir protesto değil; bir toplumun kendi ismine, kültürüne ve köklerine sahip çıkma iradesinin ete kemiğe bürünmüş halidir.
Bu kutlu mücadelenin öncüsü, ömrünü Batı Trakya Türklerinin haklarına adayan Dr. Sadık Ahmet; adaletsizliğin karşısında eğilmeyen başı ve "Kimliğimiz, onurumuzdur" diyen duruşuyla hepimize rehber olmuştur. Onun attığı adımlar, bugün sadece birer hatıra değil, gelecek nesillerin yolunu aydınlatan birer meşaledir.
Vazifemiz; 29 Ocak ruhunu taze tutmak ve bu vakur direnişi, kimliğine sahip çıkan bilinçli nesillerin omuzlarında geleceğe taşımaktır. Çünkü biliyoruz ki; geçmişin direnişi, geleceğin dirilişidir.