Kadir Mısıroğlu’nu övüp Türk’ün şanlı zaferinden rahatsız olanlar tarihini İngiliz muhiplerinden öğrenmiş İzmir’de denize dökülenlerin Anadolu ya saçılmış son kırıntılarıdır.
Babam Şöyle başımı o güven veren omzuna yaslayıp söküp atsam içimdeki tüm yorgunluğu Sen yine saçlarımı okşasan o şefkatli ellerinle ve fısıldasan kulağıma geçecek oğlum az daha sabır desen çok mu şey istemiş olurum babam
Gözüm hep o kapıda kulağım sokağın köşesinden gelecek o tanıdık motor sesindeydi Günlerce aylarca hatta yıllarca bekledim seni babam Kaç bayram geldi geçti de bir tek sen gelmedin Sonunda anladım artık o kapıdan hiç girmeyeceğini Şimdi sorsam sana ben gelsem yanına olur mu
sevgiyi bir ilgiyi başkasına nasıl verebilirsin Kendinde var olmayanı nasıl bağışlayabilirsin ki Sen daha o duygunun ne olduğunu kalbe nasıl dokunduğunu bile bilmezken
Özlüyor insan çocukluğunu Hep o masum yaşta kalmak istiyor Çünkü biliyor ki o zamanlar en büyük acın yalnızca kırılan bir oyuncağın kalbinde bıraktığı izdi Büyümenin bu ağır yükünü kim omuzlamak isterdi ki Kimse istemezdi Üstelik ruhun hiç tatmadığı gözünün hiç görmediği bir
Tosunun büyüdü babam
İçimdeki o çocuk hep yarım kaldı babam
Baba kelimesini sadece sözcüklerde kaldı babam
Tosunun seni çok özledi babam
Ben doyamadım sana kara toprak doydu babam
Babamm yarın bayram biliyormusun hani hatırlarmısın sabah kalkardık
o aldığın bana bayramlıkları giyerdim bir heycanla namaza giderdik gelince elini öperdim tosunum derdin bana al bayram harçlığın
Şimdi babam ne değişti sen gittin bayramın hiç bir tadı kalmadı