Slacktivizm ya da Ahlakı Başkası Üstünden Yaşamak
Bugün yaklaşık 50 civarında isimsiz arkadaş benzeri şeyler yazmış. Bir ikisine cevap verdim. Burada kısmen Tufan hoca, kısmen onlara cevap vereceğim. Hepsi Tufan hocaya yönelik olmayacak.
1. Önce temel bir terimle başlayayım. Slacktivizm, sosyal veya siyasi bir amacı desteklemek için online yapılan asgari çaba gerektiren eylemleri ifade eder. Kişi twit atar, profil resmi değiştirir, rt yapar.
Bu eylemlerin amacı anlamlı bir çaba, risk veya emek harcamadan manevi tatmin ve katılım hissi sağlamaktır. Tabi bir de ahlaki üstünlük duyarlar. Malum "paylaşmayanlar ahlaksız çünkü".
2. Ben hiçbir zaman pratik siyasette slacktivizme inanmadım. Siyaset sahada yapılır ve uzun bir emekle yapılır.
Ben lise ve gençliğimde kısmen siyasi aktivizm yaptım (merak edenler için Makedonya Türk Demokratik Partisi Ohri gençlik kolları başkanıydım, bir de Makedonya'da sol diyebileceğimiz gruplarla ilgiliydim). Afiş astım, dayak da yedim, sandıkta da gözetmenlik yaptım, insanları ikna için konuştum vs. Tekrar pratik siyasete girecek olsam öyle yaparım. Emek harcar ucuz ve çabuk sonuç beklemem. Aksini söyleyenler sizi kandırıyordur arkadaşlar. Muhtemelen duygularınızı manipule ediyordur.
En önemlisi de sonuca yönelik iş yaparım. İnsanlara saldırarak sadece onları kaybedersiniz. O yüzden özellikle ılımlı insanlar, yani fanatik olmayanlara saldırmamak önemli bir stratejidir. Slacktivistler bunu anlayamazlar çünkü dürtüsel hareket ederler, stratejik değil. Ortadaki bir adamı karşıya yöneltmenin en etkili yolu ona saldırmaktır.
Sonuca yönelik iş yapın. Barikatı yıkacaksanız ne için yıktığınızı ve nereye gideceğinizi bilin. Bunu bilmiyorsanız dürtüsel hareket ediyorsunuzdur... Bu ise bir çok açıdan sıkıntılıdır. Yapmayın.
3. Gelelim benim durumuma. Ben ilkece gündelik siyaset ile ilgili paylaşım yapmıyorum. Çok önemsediğim konularda bile yapmadım. Siyasi bir gruba ya da şahsa sahip çıkmadım. Bunun da birçok sebebi var:
3.1. Türkiye çok kutuplu bir ülke. Çok travmalı gruplar var. Bazıları benim çok kolay kavrayabildiğim travmalar da değil (kürt dostların travmalarını azınlık olduğum için çocuklukta anlıyorum çok kısmen, ama Alevilerin anlamıyorum mesela). Bazı şeyleri yeni yeni okuyabiliyorum. Ha Türkiye'de tarihsel yaraları okuyamayan çok dost var orası ayrı.
3.2. Bu kutuplu ortamda, eğer siyasetle çok meşgul olursanız vermek istediğiniz asıl mesaj çok sayıda fanatik tarafından sizi dinlemeleri önünde bariyer oluyor. Ben böyle bir bariyer olsun istemiyorum. Ülke fanatik dolu. Her siyasi görüşün fanatiği. Benim mesajlarım ise siyasetle çoğu zaman ilgili değil. Siyasi bir menfaat da beklemiyorum.
3.3. Gündelik siyaset görünenden karışıktır. Sizin göremediğiniz, kavrayamadığınız oyunlar vardır. Eminim ki çoğu kişi her olayda büyük resmi gördüğünü sanıyordur. Ben o kadar kolay göremiyorum. Zaten siyasete etki edecek bir gücüm de yok.
Bazıları yok sen Filistin'e sahip çıktın, yok Suriye ile ilgili yazdın diyorlar. Filistin ve ya Suriye'de hiçbir siyasi şahıs ya da grupla ilgili paylaşım yapmadım. Nokta meseleleri de tartışmadım. Kadın hakları, hayvan hakları konuştun diyorlar. Bunlar gündelik siyaset değil arkadaşlar, korksam bak orada dururdum. Mesela hükümet İstanbul Sözleşmesinden çekildiği zaman yanlış dedim. Hayvan haklarından acayip linç yedim.
Neye göre gündelik siyaset diye soranlar var? Kendi profilim arkadaşlar bırakın da ben ona karar vereyim değil mi?
4. Gelelim Tufan hoca ve 50 civarı arkadaşa.
4.1. Bu adsız dostlar tam bir ironi. Adam sahte bir profil açmış, pikacu isim, anime karakteri resim. Gelip sana cesaret dersi vermeye kalkıyor. Yahu daha sen adınla açıktan paylaşım yapamıyorsun. Önce kendine kendi gerçek kişiliğinin paylaşım yapmasını iste. Pikacu ile yazabilirsin kendine bu mesajı.
4.2. Tufan hoca ise yakışıksız retorik bir hamle yapmış. Meta-etik bir argümanın bu konularla hiç alakası olmadığının farkındadır. Ben ahlaksız bile olabilirim, benim argümanımla ne alakası var. Üzücü olanı tam da bir slaktivist refleksle bunu yapması. Biz ahlak konuşamayız, onlar bizden üstün ahlaklı!
Yakışıksız neden dedim? Birincisi hedef gösteriyor. İptal kültürünün bir uzantı tavrı ile "bak bunlar ilerde ahlak konuşurken bir daha düşünsünler". Niyeti o olmayabilir de insanların gerginliğinin yüksek olduğu bir ortamda lince davet çıkarıyor. Ne için?
İkincisi ise sende benim telefonum yok mu? Ararsın konuşursun. Mesaj atacaksan biz senle sosyal medyadan mı iletişim kuracağız bu konuda? Slaktivizm böyle bir şey işte arkadaşlar... Amaçları insanları kazanmak ya da onlarla iletişim değildir. Pikaçu bunu yapar adam için ben sosyal medyada bir profilim. Yahu senin için ben insanım Tufan hocam!
4.3. Bir de bana sürekli üniversitendeki pozisyonunu kaybedersin diye mi korkuyorsun diyorlar. Diyelim ki dediğiniz doğru (değil de açacağım). Yahu benim neden kötülüğümü istiyorsunuz o zaman? İşsiz kalsam bana siz mi bakacaksınız?
Bir de hep derim. Bir şeyi başkasından isteyecekseniz o standardı karşılamanız lazım. Pikaçular siz de! Tufan hoca mesela üniversitedeki pozisyonunu kaybedecek bir şey yaptı mı geçmişte? Çoğu eminim benim kadar bir sıkıntı çekmemiştir hayatlarında.
Ama elbette ki üniversitem ile alakalı bir sorun yok bu şekilde. Üniversitem sizden daha liberal, hiçbir zaman paylaşımlarımı yönetmeye kalkmadılar sizden farklı olarak. Bugün bana demokrasi dersi veren bazı dostların dahil olduğu gruplar (Tufan hocamı kast etmiyorum) ise benim etkinliklerimi iptal ettiler. Beni konuşturmadılar. Yazsam liste çıkar burada. Daha bu Ramazan oldu.
En son @serbestiyetweb yazımda doğrudan bizim üniversitemin yeni devreye girecek atama ve yükseltme kriterlerini eleştirdim. Mesela Tufan hoca böyle bir şey yapar mı üniversitesinin belli uygulamaların eleştirir mi? Bu sorularım çirkin farkındayım, sadece onun yaptığının benzerini yapıyorum.
5. Ben ideolojisi ne olursa olsun (yolunu yanlış bulsam da) dava adamlarına çok saygı duyarım. Onlar hayatlarını ve emeklerini bir davaya adarlar (çoğu zaman bu davaları için ödedikleri bedelden başkaları beslenir). O yüzden komünist ya da ülkücü dava adamlarına da saygı duyarım. Onların eleştirileri başımın üstünde. Takip de ederim ve kim çağırsa gider konuşurum. Bir dava adamı büyüktür 500 slaktivist. Zaten dikkat edin bir davada yol alındıysa arkasında bu adamlar vardır... Buradaki lafım onlara değil.
6. Bana saldıran iki grup arkadaşa ise dönün kendinize bakın tavsiyesinde bulunacağım.
Birincisi beni takip etmeyen arkadaşlar. Siz neden benim paylaşımlarımı takip etmezken ne yaptığımla bir anda ilgilenir oldunuz?
İkincisi ise ara ara bana farklı sebeplerden laf sokan dostlar var. Bazısı din felsefecisi, bazısı ufak çaplı sosyal medya fenomeni. Sizin derdiniz paylaşım yapmamam olamaz, çünkü sürekli bana laf sokma derdindesiniz. Peki o zaman derdiniz ne? Kendim için sormuyorum bunu. Sizin için soruyorum. Kendinizle ilgili bir şey öğreneceksiniz bu soruya cevap verirseniz.
Tüm arkadaşlara ise şunu söyleyeyim. Ben kalkıp hiçbir zaman size polislik yapmadım. Böyle bir şeyi doğru da bulmam. Ama madem bana yukarıdan bakıp ahlak dersi vermeye kalkıyorsunuz size bir egzersiz önereyim. Sizinle farklı millet, siyasi görüş ya da çok ters dini cemaatlerdeki insanlarla konuşun bakalım sizi hangi konularda sessiz kalmakla suçlayacaklar. Cevaplar sizi şaşırtabilir... Tabi bunları dinleyebilecek olgunluktaysanız.
7. Bitirmeden madem konuya girdim hakkında çok iyi şeyler duyduğum biriyle ilgili özellikle üzüntümü paylaşmak istiyorum. Kendisini tanımam, aynı ortamda hiç bulunmadık. Ama @mhrpolat beyin tarihi eserlerle ilgili bazı iyi çalışmalar yaptığına uzaktan şahit oldum. Tutuklanmasına üzüldüm.
Not: İlim meclislerinde de, sosyal medyada da istediğim konularda, istediğim şekilde paylaşım yapmaya devam edeceğim. Bu en doğal demokratik hakkım...
Ve yine kimseyi engellemeyeceğim dileyen herkes istediği eleştiride bulunabilir...
Bilmiyorum ne kadar mümkün ama rahmetli Teoman hocamızda olduğu gibi üniversitemizdeki bir sınıfa Zeynep Cilan kardeşimizin adının verilmesi mümkün müdür acaba? Ailesinin de rızası olacaksa tabi, adını bu şekilde ölümsüzleştirebiliriz diye düşünüyorum.
@ibnhalduni
final tarihleri sınıfın çoğunluğuna uymuyor ve sınav tarihleri değiştirme talep edilir, hoca da HERKES okayse değiştirelim der,
O sırada sınıfın uyumsuzu:
Aslında kampüse bir tane rüzgar türbini koysak kampüsün bütün enerji ihtiyacını karşılar. Okul üstüne para kazanır, burs miktarını artırır, yurt da bedavaya gelir. Mis gibi