neredeyse bütün ünlü, iyi, seviyem türk dizi oyuncuları şu an atv'deki bi dizide oynuyor. sezonun en fazla dizi çıkaran kanalı atv oldu. bariz bişey var burda da kimse çok üzerine konuşmuyor. atv "bizden" oyuncular sayesinde meşrulaşıyor şu an
Günaydın. Ekrem Başkan'ı almamız lazım. İktidar eliyle yaratılan tüm suni gündemleri ikinci plana atmamız lazım. Cumhurbaşkanı adayımız ve önümüzdeki dönemin muhtemel cumhurbaşkanı 50 gündür Silivri'de esir tutuluyor.
İmamoğlunun mallarına şimdiden çökmüşler. Öyle bir yasa çıkardılar ki asılsız, haksız ve yersiz bir soruşturma açıp herkesin malına mülküne çökebiliyorlar. Adamın babasından kalma mallarına sorgusuz sualsiz çökmüşler. Yağmacı bir yönetimimiz ve doymayan yandaşları var.
İktidar düzeni tamamen yok ederken; “basel ajan”
“acab askeri kapsar”
“tkp kemalisttir”
“tip eylem kırar”
“Atatürk vs Kaypakkaya”
“milliyetçi devrimci olmaz”
“Deniz, Mahir bizim”
gibi tartışmalar içinde bulunmanın zararını anlatmak zorunda olmak zül geliyor. Rasyonel olacaksınız.
minguzzi davasında hukuk değerlerine sahip çıkan, akılcı konuşan herkese "sen kürtçüsün, pkk'lısın, teröristsin" diyen birileri var. belli ki iktidar, faşist hezeyanları araçlaştırarak çocukların yetişkin kategorisine sokulmasının önünü açma niyetinde.
Çocuklar yetişkin gibi yargılanmasın, sistemde yetişkin muamelesi görmesin diye mücadele verildi. Şimdi korkunç bir cinayetin yarattığı infiali kullanarak, liseli çocukları siyasi diye tutuklayıp hapse atmalarını sağlayacak yasaların geçmesine alet mi olacaksınız?
Dün Mahir Polat, bugün tutuklu gençlerle ilgili güzel haber aldık. Bunu mücadelemizle biz mümkün kıldık, kendimizle gurur duyabiliriz.
Ama tam da bu noktada bir uyarım var, çok dikkatli olmalıyız dostlar.
Bu iki gelişmenin ortak noktasını, iktidarın planını iyi kavramalıyız.
Bunu, iktidarın bir “zayıflığı” olarak görmemeliyiz. Bu, iktidarın optimum otoriterlik seviyesine ulaşma arayışının deneme yanılmalardır.
İmamoğlu’nun içerde, toplumun “o kadar da tepkili” olmadığı bir frekansı arıyorlar.
Hemen açıklayayım.
İki olayın ortak noktası, “tepkilerin” kontrolden çıkması, kitleselleşmiş olmasıydı.
Mesela ünlüler belki “İmamoğlu’nu bırakın, bu bir darbedir” diyemiyordu ama çocuklara ve Mahir Polat’a sahip çıkabiliyordu. Zira bu iki olay da “apolitik” bir formda tepkiyi mümkün kılıyordu.
Zaten paylaşımların dili de bu yönde oldu.
Ama iktidar bunu da bir tehdit olarak algıladı. Çünkü apolitik bir tondan da olsa bunları konuşmak, “olağanüstü hal” hissini güçlendiriyor, olayları gündemde tutuyordu.
Bu “zulümlerin” konuşulması muhaliflerin direnişini normalleştiriyor; boykot ve eylemleri “ülkeyi batırmaya çalışıyorlar” diye sunmaya engel oluyordu.
Bu süreçte muhtemelen çoğunuzun çoktan unuttuğu bir olay bence stratejilerini net şekilde gösterdi:
Hatırlarsanız Trabzonda’da İmamoğlu’na imza toplayan genç bıçaklandı. O kişiye ne oldu biliyor musunuz? Apar topar tutuklandı. Alışkın değiliz değil mi böyle şeylere? “Normalde” o çocuğun serbest kalması, bir de AKP İl Başkanı ile fotoğraf paylaşması gerekirdi.
Peki, bütün bunlar nasıl mümkün oldu?
Çünkü normalde bağırarak çağırarak, söverek sayarak savaşmasına alıştığımız iktidar bu kez “sessiz ama derinden” plan kurguluyor.
Çünkü bu kez BAĞIRABİLECEKLERİ elle tutulur bir argümanları yok. Uğruna milleti kutuplaştırabilecek kutlu bir davaları yok. Yaratabildikleri bir ortak bir düşman yok. En önemlisi, kitlelerini bütün bunlara ikna olmaya teşvik edecek güçlü bir ekonomi yok.
Bu kez yaptıkları (“bu adam beni yenecek” diyerek rakiplerini hapse atmak) DÜMDÜZ bir zorbalık.
Bunu da bağırarak değil, susarak savunabilirler. Herkesin de susmasını isterler.
Dolayısıyla ANA HEDEFLERİ Ekrem İmamoğlu ve ekibinin içerde kalmaya devam etmesidir. Buna hizmet ettiği müddetçe her türlü tavizi görebilir, çok farklı “şaşkınlıklar” yaşayabilirsiniz.
Bugün çocuklar evlerine kavuşmuş, Mahir Polat iyileşmeye başlamıştır. Sahi, bu ülkede ünlüler için “paylaşacak” bir şey kalmamış mıdır?
Daha önce de söylemiştim: Küçük zaferler bizi ne gevşetmeli ne de “yenilmez” hissettirmeli. Bu başarılar, ERTESİ GÜN bir önceki günden DAHA KARARLI direnmeyi mümkün kılan enerji hapları olmalı.
Nihai hedef CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZ EKREM İMAMOĞLU’nun tutsaklığının sona ermesi, sandığın önümüze gelmesidir.
Bu senaryo dışında HER İHTİMAL, kurdukları rezil düzeni döndürmek için yaşayan onursuz kölelere dönmemiz anlamına gelir.
Boynumuza bir ip geçirmişler, bazen fazla sıkıyorlar, çırpınıyoruz. Bir noktada o ipi fazla sıkmayı bıraktılar diye minnet duymayacağız. O ipi boynumuzdan söküp atacağız.
O güne dek bıkmadan usanmadan mücadeleye devam.
🦡🍯 Kobra yılanıyla dövüşüyor bal porsuğu. Deviriyor yılanı. Ama arada ısırılıyor. Zehir de çok güçlü. Normalde direkt ölmesi lazım. Ki bal porsuğu da düşüyor, dili falan sarkıyor, ölü... Ama iki saat sonra diriliveriyor. Kalktığı gibi de kobrayı yiyor.
https://t.co/VrtX2ycMj8
Mahir Polat'ın hastanede ya da evde bakımına onay vermeyen hekim arkadaşlar,belaya girmesin diye bu zalimlere boyun eğen başınızı yerden kaldıramayacağınız zamanlar çok yakın.