4-Yani dinin naslarını kendi tekeline alan, kendisinden başka kimseye bu nasları yorumlama hakkı tanımayan, dilediği zaman kuralları değiştirme yetkisine sahip bir kutsallar sınıfı söz konusu değildir. /Muhammed Kutub-Çağdaş Konumumuz
1- İslâm'da diledikleri gibi yasa koyan, arzularına göre yöneten "din adamları" sınıfı yoktur. Âlim ve fakihler vardır. Bunların kendilerine özgü giysileri yoktur. Bunlar bir sınıf olmadıkları gibi siyasal, toplumsal ve ekonomik bir otoriteleri yoktur. +
+ Takva, Allah'ın öfkesi ve gazabından sakınmaktır. Bu ise, ancak Allah'ın emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından sakınmakla gerçekleşir. Sabır ve takva bu şekilde gerçekleştiğinde, o zaman düşman ne yapabilir?
/Muhammed Kutub-Çağdaş Konumumuz
Arzu edilen sabır, bu dinin emirleri ve gereklerini yerine getirme, dinin emirleri üzere dosdoğru yolda olma ve düşmanlar ne yaparlarsa yapsınlar dinde ısrar etme anlamındaki sabırdır. +
+ Sonra onlar, tüm durumlarda sonuçlardan emin değildirler. Dolayısıyla İslâmî cihad, bastırılamayan bir ruhtur. Askerî bir yenilgi ile bir süreliğine bastırılsa da şüphesiz ölmez. Herhangi bir zamanda, bir kez daha canlanabilir.
/Muhammed Kutub
İslâm'ın düşmanları çok iyi bilirler ki kendileri için en tehlikeli olan şey, dindeki cihat ruhudur. Kuşkusuz onlar, askerî açıdan daha güçlüdürler. Tüm terör araçlarına sahiptirler. Sonunda devrimi bastırabilirler, ancak bu, onlara daha fazlasına mal olur. +
Bu din sağlam yaratılışın ve "özgür" düşüncenin kabul edemeyeceği pek çok hurafeyi, saçmalığı ve Allah'a yönelik iftirayı bünyesinde taşıyordu. Düşünce savaşının köleleri, öncelikle -bozulmamış ilahî din- İslâm ile kilisenin bozulmuş dini arasındaki temel farkı unutmuşlardı.
İkinci olarak onlar şunu da unutmuşlardı: Avrupa'nın karanlık orta çağı, tarih olarak gerek doğuda, gerek batıda, gerekse de Endülüs'te İslâm'ın aydınlık dönemine denk gelmektedir. Avrupa karanlıktan aydınlığa nasıl çıkacağını İslâm'ın bu aydınlık dönemi sayesinde öğrendi.
Avrupa o karanlık dönemin sebebinin din olduğunu söylemektedir. Onlar için dinden kurtuluş, aynı zamanda karanlıktan kurtuluş olmuştu. Çünkü o dönemde din, ilâhi değil; kilise yapımı, beşeri -cahilî- bir dindi.
"Karanlık Orta Çağ" sözü, Batı'ya köle olmuş insanların dilinde serbestçe dolaşan düşünce savaşının kavramlarından biridir. Onlar bu sözle İslam'ı kasdetmektedirler. Gerçekten Avrupa kendi orta çağını karanlık olarak nitelemektedir. Çünkü o dönem, gerçekten karanlık bir dönemdi.