Ayten Boz:
• Hayalini bir kediye fısıldaman gerekir.
• Kedin bazen boş bir duvara uzun uzun bakıyor, aslında orada boşluğa bakmıyor.
• Ve onu gördüğün an, ona anlatacağın tek bir şey olacak.
• Mesela kedin hep aynı köşede yatar evde.
• İşte kedinin yattığı o köşe tesadüfi bir yer değil.
• Kedi evdeki en ağır yeri bulur ve oraya gider yatar, bütün ağırlığı üstüne alır.
• Evde gerginlik çıktığında kedi kaçmaz, tam ortasına gelir.
• Yani kediler sadece birer evcil hayvanlar değildir; görünmeyen alemin ve sessizliğin muhafızlarıdır.
• Onlara içini kemiren o şeyi anlattığında, onu alıp şifaya dönüştürürler.
• Peki bir kediye hayallerini anlatırsan?
• Almak istediğin o evi, hayal ettiğin o geleceği, yaşamak istediğin o aşkı, hayatı fısıldarsan, o sürecin nasıl hızlandığını ve hayatına onu nasıl çektiğini göreceksin.
• Kedi sadece seni orada dinlemez, kurduğun o hayalin frekansıyla hizalanır ve senin niyetine şahit olur.
• Bir kedi sana yaklaştığında, uzun uzun baktığında mutlaka onunla konuş.
• Ve hatta şu 3 şeyi mutlaka söyle: içindeki yükü, vazgeçmek istediğini ve hayalini.
• Şunu asla unutma: kedi senin etrafındaki, evindeki alanı arındırır.
• Ama içindeki alanı sadece sen temizleyebilirsin.
• Ve bir kedi sana bakıyorsa, bil ki senin için bazı şeyler çoktan başlamıştır.
Ekrem İmamoğlu:
“Herkesle öyle bir hesaplaşma arzum var ki… Yaradan biliyor. Allah içimi biliyor yani.
O anı bu millet bana nasip edecek. Gece gündüz Allah’ıma dua ediyorum. Edecek yani!”