@tolgaertur Tekrar izleyin isterseniz. Salahın maliyeti çok yüksek onu transfer etmeyi düşünen ben değilim diyor. Gene de Fenerbahçe'nin ihtiyacıysa değerlendiririz diyor. Aslında böyle yüksek maliyetli oyuncu almak yerine daha makul fiyata aynı verimi alabileceği başka golcü almak istiyor.
Voleybolda CEV ve judo için bu kadar övgü varsa, Fenerbahçe'nin olimpik branşlara yatırımı ve kazandığı kupalar için övecek kelimeler bulamıyor olmaları gerekir
Önder Özen diyor ki Osimhen 5 maç Fenerbahçe forması giyseydi, tablo çok daha farklı olurdu. Çok haklı.. Osimhen Fenerde 5 maç oynasaydı 5 maçta da kırmızı kart görür büyük bir fark yaratırdı :)
"bugün "Cimbom Cimbom" diye avaz avaz bağırdığınız o an, 30 milyon Fenerbahçelinin kalbine bir hançer gibi saplandı." @KemalBkesim daha net anlatılmazdı
Bir hukukçu olarak çok tehlikeli bir gelişmeye dikkat çekme gereği duyuyorum:
Anayasa Mahkemesinin dün Resmî Gazete’de yayımlanan ve sessiz sedasız şekilde arada kaynayan kararı, anayasal düzen açısından kritik bir kırılmadır.
Mahkeme, “eylemli içtüzük değişikliği” konusundaki en ilerici içtihatlarından birinden vazgeçmiş bulunuyor.
Burada teknik ayrıntılarına girmek mümkün değil ama şunu herkes bilmelidir:
Dünkü kararla birlikte, Türk anayasa hukuku tarihinde emsali görülmemiş bir denetimsizlik alanına kapı aralanmıştır.
Bundan sonra TBMM'deki çoğunluk, adını “parlamento kararı” koyduğu işlemlerle — neredeyse her şeyi — yapabilir. Ve hiçbir mahkeme bu işlemlere dokunamaz.
OHÂL KHK'larını adeta anayasa hükmünde kararname kılan bu sorunlu yaklaşım, şimdi olağan zamana teşmil edilmiş bulunuyor.
İnanılmaz bir keyfîlik dönemindeyiz.
Hukuk camiasının umursamazlığı de en az kararın kendisi kadar ürkütücü.
Bilgi: pozisyon penaltı ama ilk anda olan temastan dolayı değil…
TERS AYAKLA Agbadou topa dokundu ama önce nakibe temas etti ve dahası top bir yere gitmedi . Top hâlâ Nene’nin oynayabileceği bir yakınlıkta fakat Nene oynayamıyor çünkü Agbadou’nun hareketinin devamında Nene ceza sahası içinde yere düşüyor.
Bu penaltıdır ama sarı kart kesinlikle değildir çünkü niyet topla oynamaktır ve çok sert bir müdahalede söz konusu değildir..
CADILARIN BAYRAMI
Bir gün öyle bir top oynar ki Fenerbahçe…
Aslında “O gün o kadar kötü futbol oynar ki Fenerbahçe…”
Yazmak daha doğru…
İşte o gün, kirli ‘süper’ ligimize ter temiz bir sayfa açılır.
***
O güne kadar yapılan;
Bilerek gösterilmeyen kartlar, bilinçli tüm hakem hataları, hata yapacaklarını bildikleri hakemi bileyerek atayanlar, yalandan kendini yere atanlar, yalan yapanlara ‘ben de kandırıldım’ demeye hazır adamlar, hepsi unutulur o gün.
Kara parayı kulübün bütçesine sokanlar, karaborsa da bilet satanlar, FETÖ şirketlerinden sponsor yapanlar, yasa dışı bahis reklamı alanlar, hepsi unutulur o gün.
“Sakın ha!” diyerek federasyon başkanını görünmez adam yapanlar, yanağını okşatarak seçimde taraf olanlar, uyuşturucu baronunun çocuklarını seremoniye çıkartanlar unutulur o gün…
Yenildikleri maçta oyuncusuna galibiyet pirimi verenler, beyinleri ile kalpleri arasında çelişki yaşayan futbolcular, kara para aklamadan tutuklu eski başkan yardımcıları, casusluk iddiası ile tutuklanan eski avukatlar, yasa dışı bahis soruşturmasında ceza alan genel sekreterler ve bir nedenle zor duruma düşen tüm sponsorlar, unutulur o gün…
***
O gün “Osimhen’i alan kazanır” günüdür.
Nasıl alındığı hiç sorgulanmaz.
Şampiyonun 15 milyon Euro kazandığı bir ligde bir oyuncuya 80 milyon Euro bonservis bedeli nasıl verilir? Sorusunu sormak ayıptır, vasat severliktir.
“Sen de al sen de kazan” diyenlerin haklı görüldüğü gündür o gün.
Artık Yusuf Demir, Ahmet Kutucu, Zaniola, Singo, İlkay, Jelert, Morata, Ziyech, Zaha, Ndombele transferleri sorgulanmaz.
Onlara kaç para verdin? Bu parayı nasıl verdin? Diye sorulmaz…
Temiz bir sayfa çekilmiştir, kazanan haklıdır(!)
***
Bayramdır o gündür…
Cadıların bayramıdır.
Çekilmiştir ligimize temiz bir sayfa…
Sonuna kadar hak ederek kaybetmiştir o maçı Fenerbahçe…
Haksız kazanç sağlayanların aklandığı gündür o gün.
“Oh” dedikleri gündür o gün.
Pusuda bekleyen gazetecilerin, o gazetecilerin dolduruşuna gelenlerin, “o futbolcu Fener’in topçusu değil zaten” diyenlerin, “bu hoca acil gitsin” diyenlerin, “bu yönetim hiç olmadı” demeyi sabırsızlıkla bekleyenlerin, cadıların günüdür o gün.
***
Sene de bir gün kutlanır.
Bütün sene o gün için pusuda yatılır, alt yapı hazırlanır.
Üzgünüm ki, kalpleri sarı lacivert atan birçok kişi de cazgırların dolduruşuna gelerek bu bayrama katılır.
Bağrına taş basanlar da televizyonları kapatır.
Son düdük öttüğünden ancak 24 saat sonra soluk almaya başlarlar.
Önce kendilerine kızarlar sonra takımlarına…
Daha sonra da yine takımlarına sahip çıkarlar.
Kırılırlar ama küsemezler…
***
İşte Karagümrük maçı, yani o cuma akşamı öyle bir akşamdı.
Ülkenin egemen bölümünün bayramıydı.
Kötülerin kendilerini akladıkları bir bayramdı.
Fenerbahçe çok kötü oynayarak kaybetti.
Yıllardır Türk futbolunu sömüren menfaat zinciri ‘Yapı’yı’ anlatan herkes kaybetti.
Yıl boyunca haksız kazanan herkes de yine beraat etti…
Hep birlikte doya doya kutlayın bayramınızı…
Her sene aynı film.
Kazanınca “hakemlerimize güvenelim” kaybedince “ligi bitirtmeyiz”.
Puan farkı azalınca “sakın haa” artınca “itidalli olalım”.
Şampiyon olurlarsa “sonunda iyiler kazanır” olamazlarsa “şampiyon olmamız engellendi”.