Ben Amir’i hiç unutamıyorum.. İsrail saldırıları altındaki Gazze'de bir parça yiyecek bulabilmek için 12 km yalınayak yürüdü, ABD'li bir görevliden yardım aldıktan sonra sevincinden onun elini öptü teşekkür etti. Sonra dönüş yoluna koyuldu ve kalabalığa karıştı. Çok geçmeden siyonist İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu yere yığıldı. Aldığı yardımı ailesine ulaştıramadan son nefesini verdi. Daha 10 yaşındaydı…
Zamanında da 3 final kaybeden winner olmaz demişti Alex için. Messi'nin direkt hiç düşünmeden kaybettiği 3 final var mesela aklıma gelen. Euroleague'in en büyük efsanesi Obradovi'in de finalde kaybettiği 3 şampiyonluk var.
7 senede 2 şampiyonluk diyor videoda doğrusu 8'de 3 ama son hafta kazanabilecekleriyle 8'de 7 de olabilirdi pekala.
Appiah'ın vurduğu şut içeri girse efsane kabul edilecek Alex, Appiah dışarı vurdu diye efsane olmuyorsa tek söyleyebileceğim spor böyle bir şey değil ama izlenme kaygısı tam olarak böyle bir şey.
Kahramanmaraş'taki saldırganın, PUBG oynamadığı ortaya çıktı.
Bahadır Telci'nin (Purplebixi) yayınında, saldırganın Steam arkadaş listesinde yer alan bir yabancı aracılığıyla kütüphanesine ulaşıldı ve PUBG'de süresi olmadığı tespit edildi.
Geleneksel medyada ise saldırganın PUBG bağımlısı olduğu iddia edilmişti.
The BBC just released a documentary on Israeli snipers shooting children in the head.
168 cases. 95 shot in the head or chest. Over two-thirds under age 12.
This has been happening since October 2023.
It is now April 2026.
🗣️ Can Bartu (İtalya macerası hk.):
"Fenerbahçe’de oynarken, Macar şampiyonu Csepel’le İstanbul’da bir maç yaptık. 97. saniyede gol yedik. 86. dakikada bir gol attım ve maç 1-1 bitti. Rövanş maçında da olağanüstü bir futbol oynadım ve 3-2 kazandık.
Maçı izleyen Macar futbolunun sembol isimleri Hidegkuti, Lantos, Kocsis bizim soyunma odasına geldiler. ‘8 numara kim?’ diye sordular. Ben de sıska bir çocuğum. Adamlar boynuma sarılıp beni öptüler. Hidegkuti beni gözüne kestirmiş. Daha sonra Fiorentina’ya Teknik Direktör olunca beni de transfer etti. Fiorentina’ya gittiğimde 25 yaşındaydım.
Oynadığın oyunla, oyundaki bilginle, verdiğin paslarla, attığın gollerle oluyorsun. İtalya’da penaltı kullanmadan 21 gol atmıştım. İspanyol Suarez penaltılarla 29, Milanlı Rivera 17 gol atmıştı...
Ben Moda çocuğuyum. Bir bilgi ve görgünüz varsa tabii ki farklı bir şey oluyor. Ona göre dostluklar kurabiliyorsunuz.
Bakın bir şey anlatayım. Spor yazarlığı yapmaya başladıktan sonra Galatasaray’ın Roma ile oynayacağı maç için Roma’ya gittik. Avaccio diye bir restoran var. Gitmeyeli kaç sene olmuş. Galatasaraylı bir grupla oraya yemeğe çıktık. Futbol oynadığım dönemde orayı kalabalık bir aile çalıştırıyordu. İçeri girdim, kapıdaki adam, ‘Bartu sen misin?’ dedi, sarıldık, öpüştük. Yarım saat sonra evden babalarını alıp geldiler. Adamcağız felç geçirmiş, tekerlekli sandalyeyle getirdiler. Böyle dostluklar kurulmuş yani.
Giyiminle, kuşamınla, yemeğinle, konuşmanla, arkadaşlığınla iyi ilişkiler kurman lâzım. Bunun yanında futbolu da iyi oynarsan büyük bir ağırlığın oluyor.
Oraya gittiğimde ‘piove’den başka kelime bilmiyordum. Domenico Modugno’nun ünlü şarkısının ismi. Her Cumartesi günü takım halinde sinemaya gidiyorduk. Sinemada neyin ne olduğunu anlıyorsunuz ve lisan öğrenmenize büyük katkı sağlıyor. Anlamadığınız şeyi arkadaşınıza soruyorsunuz, o size izah ediyor.
Televizyon seyrediyorsunuz. Sonuçta kısa sürede derdimi anlatmaya başladım. Inter’i 4-1 yendiğimiz maçtan sonra televizyon ve radyo benimle röportaj yaptı. ‘Ne kadar iyi İtalyanca konuşuyorsun,’ dediler. Basit ve kısa İtalyanca cümlelerle derdimi anlatabilmiştim.
Venezia’da müthiş oynadım. Milano’da Monza ile bir kupa maçı oynadık, 3-0 yendik, üç golü de ben attım. Venedik’te gazete basılmaz. Milano’da basılıp Venedik’e gelir. Geri dönüşte deniz otobüsüne bineceğiz, iskeleden gazete aldık, manşette ‘Bartu’nu yeni dansı’ başlığı var.
Lazio’dayken küme düşmemeye oynuyoruz. Son üç maçımız kalmış. O sırada da ‘Bir Avuç Dolar’ filmi oynuyor ve filmin ‘Bir şey olursa ben buradayım’ diye meşhur bir repliği var. Üç maçı da adeta tek başıma aldım.
Televizyoncular, gazeteciler geliyor. Onlara ‘Bir şey olursa ben buradayım’ diyorum. Birinci sayfalardayım. O performansımla Lazio kümede kaldı... Lazio ile Milano’da Milan’la oynuyoruz. Milan takımında Rivera, Altafini, Radice, Trapattoni, Cesare Maldini var. Sisli bir hava ve maç 0-0 gidiyor. Son 5 dakikada sis iyice yoğunlaşınca hakem maçı iptal etti.
Bir hafta sonra yine gittik, yine kötü bir hava var. 15 dakikada 2-0 yaptılar. Bizim kalecimiz de şimdiki Buffon’un babası. Devre arasında yine sis basmaz mı? Bu sefer Milan ağlıyor. Hakem yine maçı tehir etti. Üçüncü maçta hava cam gibi. O gün bir maç oynadım ki, Milan’ı mahvettik ve 2-0 kazandık.
Maçın bitmesine 5 dakika kala elimi kaldırdım ve teknik direktörümüze, ‘Ben oyundan çıkıyorum’ dedim. O zaman oyuncu değiştirme falan yok. Takım 10 kişiyle oyuna devam ediyor. Teknik direktörümüz yanıma gelip koluma girdi, kenarda yürümeye başladık.
Inter takımı da Teknik Direktörleri Herrera ile birlikte maçı izlemeye gelmiş. Bizim teknik direktörümüz de maçtan önce onlara, ‘Bartu bu Milan’ın canına okuyacak’ demiş. Inter de tabii Milan’ın yenilmesini istiyor. Benim sahadan çıkışımı gördüklerinde Interliler gülmekten ölmüş."
İsrail’de Filistinlileri hedef alan idam cezası yasasının onaylanmasının ardından, idam ipi rozetleri takmış ve aralarında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir’in de bulunduğu İsrailli yetkililerin kadeh kaldırarak kutlama yaptığı iddia edildi.
✅ Görüntüler güncel ve gerçeği yansıtıyor.
İsrail parlamentosu (Knesset), 30 Mart 2026'da "İsrail'in varlığına", "İsrail vatandaşlarına zarar verme" amacıyla işlenen ölümcül cinayetler için idam cezasını onayladı.
Parlamento yasayı “Teröristler İçin İdam Cezası Yasası” olarak tanımladı.
Yasa, Batı Şeria bölgesinde birisini “terör eylemi” ve “İsrail Devleti'nin varlığını ortadan kaldırmak” amacıyla öldürmekten hüküm giyenlere cezanın askeri mahkemeler tarafından verilmesini ve idam cezasının zorunlu ceza haline getirilmesini onaylıyor.
Yasada İsrailli vatandaşların Batı Şeria'daki uygulama kapsamı dışında olduğu belirtilmiş.
Batı Şeria’da bulunan bu askeri mahkemeler fiilen yalnızca İsrail vatandaşı olmayan Filistinlileri yargılıyor.
Yasa, askeri mahkemelerin “istisnai durumlar” söz konusu olduğunda cezayı ömür boyu hapisle değiştirebileceğini belirtiyor. Bu istisnai durumlar yasada belirtilmemiş.
Sonuç olarak, yasanın resmi hukuki metninde “Filistinliler” veya “Araplar” şeklinde bir etnik veya ulusal grup adı geçmese bile, standart idam cezasının sadece Batı Şeria’daki askeri mahkemelerle sınırlandırılması, yasada “İsrail Devleti'nin varlığını ortadan kaldırmak” ifadesinin geçmesi ve bu askeri mahkemelerde yargılanan tek grubun Filistinliler olduğu göz önünde bulundurulduğunda, yasanın fiili olarak sadece Filistinlileri hedef aldığı söylenebilir.
There was a plan for this boy never to be born, for my own children never to be born, for any of our children never to be born. Their laughter is our greatest revenge.
Olm bu nasıl bir saçmalık? Aylardır da devam ediyor. Hüseyin Doğru Alman vatandaşı bir gazeteci. Filistin'le ve AB'nin Gazze soykırımındaki rolüyle ilgili yaptığı haberlerden dolayı bu adama taktılar. AMA mahkemeye vermediler. Mahkemeye verseler ifade ve basın özgürlüğü denilecek ve salınacak.
Bunun yerine şöyle bir yöntem buldular. AB komisyonu Hüseyin'le ilgili Rusya'nın güdümünde Rusya'ya destek olduğunu ileri sürerek YAPTIRIM (Sanction) getirdi. Bunun sonucunda da ekonomik olarak herşeyine kısıt getirdiler: banka hesapları kapatıldı, arabasına sigorta bile yaptıramıyor. Herhangi bir hizmet alamıyor çünkü hizmet veren AB yaptırımını delmiş olacağı için cezalandırılabilir. Siz arkadaşı olarak bile yardım edemezsiniz aynı sebeple. Ulusal mahkemeler bişe yapamıyor.
Hüseyin Doğru'dan bağımsız gazetecilik yapan herkese bir ibret hikayesi oluşturmaya çalışıyorlar.
Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün sınırları Avrupa'da bile İsrail'in menfaatlerine kadar resmen.
Ülkedeki düşük zekalı büyük bir grup trafik cezalarının ceza olduğunun farkında bile değil. Adam emniyet şeridinden gitmek 20 bin olur mu diye ağlıyor. Ödediği cezayı emniyet şeridi kullanma ücreti falan sanıyor. Bu kadar zam olur mu diye isyan ediyor. Emniyet şeridinden gitmenin suç olabileceği ihtimalini bile düşünmüyor. Kırmızı ışık cezasını kırmızı ışıkta geçme önceliği ücreti sanıyor. Ehliyetsiz veya alkollü olarak cüzi bir ücret ödeyerek trafiğe çıkabileceğini düşünüyor. Hız cezası ceza değil hızlı gitme ücreti mesela. Parasını veren basabilir.
🔴#SONDAKİKA | İspanya Başbakanı Pedro Sánchez:
• 23 yıl önce, başka bir ABD yönetimi bizi Orta Doğu'da bir savaşa sürükledi.
• O zamanlar da, bu savaşın Saddam Hüseyin'in kitle imha silahlarını ortadan kaldırmak olduğunu iddia etmişlerdi ve demokrasiyi getirmek için saldırı yapıldığı söyleniyordu.
• Ancak gerçekte kıtamızın Berlin Duvarı'nın yıkılmasından bu yana yaşadığı en büyük güvensizlik dalgasını tetikledi.
• Irak Savaşı, cihatçı terörizmde ciddi bir artışa, Doğu Akdeniz'de büyük bir göç krizine ve genel olarak enerji fiyatlarında artışa yol açtı.
• Bir yasa dışılığa başka bir yasa dışılıkla karşılık veriseniz insanlığın büyük felaketleri işte böyle başlar.
• İspanya bu felakete ve savaşa karşıdır. Çünkü biz hükümetlerin insanların yaşamlarını iyileştirmek, sorunlara çözüm üretmek için var olduklarını, insanların yaşamlarını daha da kötüleştirmek için değil, anlıyoruz.
• Ve bu görevi yerine getiremeyen liderlerin başarısızlıklarını savaş dumanıyla örtbas etmeleri ve bu süreçte birkaç kişinin cebini doldurmaları kesinlikle kabul edilemez.
• İspanya bu savaşa karşıdır ve posizyonunu kimse değiştiremeyecektir.
Sinan Yılmaz benim uzun zamandır takip ettiğim, uzun vadede umarım çok iyi yerlere gelir dedigim bir yorumcuydu. Özellikle Bülent Kalafat'la çok iyi program yapıyorlardı. Ama son 1-1.5 senedir sosyal medya etkisine kapıldı. Artık kendi taraftarına rağmen yorum yapamaz hale geldi.
Komplocular, etkileşim delileri, reklam geliri avcıları piyasaya düşüp bu meseleyi de p.ç etmek için her yolu deniyor maşallah, belki de dünyanın karanlık tiranları ortalığı toz dumana katıp at izini it izine karıştırıp hakikat ve yalan arasındaki sınırları belirsizleştirip bu meseleyi güme getirmek istiyorlardır, kim bilir, bir sürü yapay zekâyla yapılmış fotoğraf ve videolarla birçok insanı hedef gösteriyorlar, bazen de bu aşağıdaki görselde olduğu bir fotoğrafı, videoyu, belgeyi bağlamından koparıp bambaşka hikâyeler yazıyorlar. Maradona'nın sevgilisiydi aşağıdaki kız, ilişkileri bittikten sonra bu kız, Maradona hakkında cinsel istismar ve şiddet iddialarıyla şikayetçi oldu ve Arjantin yargısı bu konuyla ilgili Maradona'yı mahkemeye çağırdı ve ifadesini aldı, kendisi bir mahkûmiyet almadı ve bu olay Epstein'ın adasında vs. olmadı.