Ziya Selçuk’u niye sevdiğimi anlamayanlar var.
Açıklayayım;
1- Dilindeki kelimeler eğitim sistemi. Siyaset değil.
2- Eğitimden anlayan eğitim kökenli bir bakan
3- İşi yapamadı ya da iş yaptırmadılar fark etmez. Onuru ile istifa etti. İstifa etmeyi başarabildi. Mühim mesele bu.
Demek ki mevzu devlete hizmet.
Siyasi ideoloji değil. Bana göre insanın vatana verdiği hizmete göre doğru ve yanlış vardır.
İdeolojiye göre yanlışı ya da doğruyu savunmak değil!
"Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.
Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı dördüncü telefon ikinci de televizyon diye pişkin pişkin güldü.
6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile yapma demedi.
Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden "özgüveni kırılır" diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı banyoyu ben temizledim.
Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için "örtü sereyim de öyle yesin" dedim. Annesi "Oturup yemez ki" diyerek omuz silkti.
Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, "Çocuğumdan daha kıymetli değil" karşılığını alıyorsun.
Sorun çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram'da izlediği iki videoyla kendini "çocuk ruhundan anlayan ebeveyn" ilan eden yetişkinlerde.
Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?
Yeni bir akım ortaya çıkardılar: "sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik"
Disipline "travma", sınır koymaya "baskı" adını verdiler bir de...
Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.
Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu...
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik."
Şeyma Çekici
@FatihKoak264472 Benzer bir durum yaşadım. Doğumdan sonra bebeğimize yapılan her işlemin ilk 28 gün ücretsiz olması gerekirken tonla para ödedik Medipol'e. SGK ya, 170'e, Cimer'e şikayet de ettim. Fakat devlet sorumlularının bana söylediği şey 'hastane sahibi malum'... Hiçbir dönüş olmadı.
Ali Şehirlioğlu: “Hangi Kürt vatandaşı istediğini olamamıştır Türkiye'de?
Müteahhit, otel sahibi, öğretmen, komutan, meclis başkanı ve cumhurbaşkanı olmuştur.
Bu Kürt sorunu değil, terör sorunudur. İnsanlarla dalga mı geçiyorsunuz siz?”
"Türkleri yenemedik" dedi Churchill.
"Türkleri öldürebilirsiniz lakin onları yenemezsiniz" dedi Napolyon.
"Bizans'ı alan Türkler korkarım orada durmayacaklar" diyordu Vatikan'ın başı.
"Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türkler ile savaşmalıdır" dedi komutan Towsend.
"Türk kadınlarının en büyük süsü. Türk oluşlarıdır" dedi Lady Mary Wortley Montagu.
"Artık Türklerle savaşmam, onlar çok cesur ve iyi insanlar" dedi Andreas Phitiades.
"Dünyada iki bilinmeyen vardır, biri kutuplar diğeri Türkler" dedi Albert Sorel.
"Türklerle dost ol ama sakın düşman olma" dedi Gianni De Michelis.
"Türkler cesurdur, anavatanlarını çok severler ve onun için gerekirse canlarını verirler" dedi.. Albert Einstein..
Herkes, yüzyıllardır bize TÜRK dedi. Şimdi ise bizim kendimize TÜRK dememiz ayıp oldu...
Söylem: İmam hatip
Eylem: Özel kolej
Çelişkinin adı: Din üzerinden göz boyama
Söylem: Merdiven altı öğretmenler
Eylem: Atayamadığı öğretmenler
Çelişkinin adı: Suç bastırma, halka oynama
Söylem: Atanamayan öğretmenler başarısızdır.
Eylem: Kızını onların çalıştığı koleje vermek
Çelişkinin adı: Samimiyetsizlik ve çifte standart
Özetle, halkın çocuklarına başka, kendi çocuğuna bambaşka bir sistem dayatan bu anlayış; din üzerinden göz boyamanın, suçu başkasına yıkmanın ve en büyük samimiyetsizliğin adıdır.
22- Ümit ÖZDAĞ: “Sn. Hakim, eğer bir hukuk devleti olsaydık sizin cesur olmaya ihtiyacınız olmazdı. Ancak siz bugün cesur olmak zorundasınız. Allah yardımcınız olsun!”
#ÜmitÖzdağaÖzgürlük
Kuzey Makedonyada Türk kebapçıda yemek yiyoruz. Porsiyonlar öyle büyük geliyor ki... "Bu kadar şeyi ben nasıl yiyeceğim, fazla söylemişim" diyorsunuz. Ayran istedim kapalı şişe koca ayran geldi. Çevreme baktım turist falan değil yerel halk, insanlar mutlu, huzurlu yemek yiyorlar. O an aldatıldığımızı, insanımızın, insan muamelesi görmediğini anladım. Keşke imkan olsa da ülke insanını turlarla çok uzağa değil balkanlarda turlatsak. Yaşamanın, insan muamelesi görmenin ne demek olduğunu anlatabilsek. Göklerde uçan IHA'ların dahi insanın mutluluğu, huzuru için olduğunu, insanca yaşanmayan bir ülkede kıtalararası füzeniz olsa anlamsızlığını (bkz K.Kore) anlatabilsek...
"Ot gelip, saman gitmek yaşamak değildir."
Gebze'deki katliamı olağan karşılayıp, kadına, çocuğa dönük şiddete isyan edemezsiniz. Hayvana dönük şiddet ile insana dönük şiddet birbirini tetikler. Bunların hepsi anlatıldı ama içimize nefret ektiler, şimdi fırtına biçiyoruz. #GebzedeKatliamVar