Ekrem İmamoğlu, duruşma salonundan çıkarken, "Benim Ankara'da yargılayacaklarım burada yargılayanlara müdahale etmeye çalışıyor. Adalet Bakanlığı çöküş bakanlığıdır. Adalet millete aittir ben millete konuşuyorum" ifadelerini kullandı.
Mahkeme başkanı “takvime uyun, pazarlık yapmayın, savunma hakkı sınırsız bir şey değil” dedi. İmamoğlu, “niye geriliyorsunuz” diye yanıt verdi. Mahkeme başkanı devam edilirse İmamoğlu’nu salondan çıkaracağını söyledi.
Ekrem İmamoğlu: Siz bana “Tamam” dediniz. Ama Perşembe günü gelip sıralamayla ve zaman planıyla ilgili konuştuğumda “Hayır” dediniz. En son “Konuşmayacaksınız, Fatih Bey sona kalacak” dediniz. Hatta “Uzar ise Fatih Bey 10 Ağustos’ta devam eder” dediniz. Dolayısıyla kararı değiştiren siz oldunuz.
Ama bugün hiç karar değiştirmemişsiniz gibi bana ithamda bulunmanız, “Birkaç gün duruşma yapamadık” diyerek başta yaşanan olaylardan dolayı beni suçlamaya kalkmanız çok tek taraflı bir yaklaşımdır. Yanlıştır. Sizi de Türk yargısını da yaralar.
Ortada sadece bir hak arayışı vardı. Taleplerimizi dile getirdik. Kaldı ki sözünü ettiğiniz durum dört aylık yargılamada yalnızca iki-üç günlük bir süreçtir. Bugün yanılmıyorsam 64. duruşmadayız. Dört gün yarıda kesilmiş bir duruşma, dört aylık yargılamanın kusuru olamaz.
Bir şey daha eklemek istiyorum. Ben soru sorarken kısa bir açıklamayla soruya geçmek istediğimde her defasında bana, “Ekrem Bey, savunma sıranız geldiğinde bunları uzun uzun anlatırsınız. Burada niye bu konuya giriyorsunuz?” dediniz. Şimdi o gerekçeyi bugüne taşımanızı doğru bulmuyorum. Bu durum adil yargılanma hakkının ihlaline doğru gidiyor.
Ekrem İmamoğlu davası, yani İBB davası, bu mahkeme salonuna sığacak bir dava değil. Biz burada aynı zamanda yüce Türk milletine konuşuyoruz. Bu dava siyasi bir davadır. Bu sadece benim değil, kamuoyunun büyük çoğunluğunun kanaatidir. Böyle bir davada bana “Dört-beş saatte konuş, avukatların da savunmasını bitirsin” derseniz, bugüne kadar verdiğiniz bütün emekler boşa gider.
109 arkadaşımın bazen tek bir eylemini yarım gün, bazen tam gün dinlediniz. Bu sizin takdirinizdi. Şimdi gelip 2 bin 500-3 bin yılla yargılanan Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını kısıtlıyorum demeniz size zarar verir. Kürsünüze zarar verir, Türk yargısına zarar verir. Size verdiği zararı umursamıyorum; onunla siz baş başa kalırsınız. Ama Türk yargısı zarar görür.
Bu nedenle kararınızı hem kendinizi, hem heyetinizi, hem bu sürecin siyasi sorumlularını, hem bizim adımıza açıklama yapan siyasetçileri hem de Türkiye’nin yargısını düşünerek vermeniz gerekir.
Bir iki hatırlatma yapmak istiyorum. On gündür 203 uygulanıyor. Savunmamın hangi gün yapılacağı, hangi sırada olacağı konusunda bir dayatma yaşanıyor. “Ekrem İmamoğlu’nun savunması mutlaka 9 Temmuz’da bitecek” anlayışı izah edilemez.
Bugün burada ne konuşacağıma siz karar veremezsiniz. Böyle bir şey mümkün değil. Savunmamın içeriğini ben belirlerim. İddianamede, mensubu bulunduğum siyasi parti olan CHP’nin ele geçirilmesi sonrasında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde örgüt liderinin aday gösterilmesi amacıyla hareket edildiği iddia ediliyor. İşin temelinde Cumhurbaşkanı adaylığı var. Mevcut Cumhurbaşkanı’nın bu sürece nasıl dahil olduğu konusundaki düşüncelerimiz var. Ekrem İmamoğlu’nun Türkiye’ye bakışı var. Elbette burada yargılanan arkadaşlarımızın kendilerini savunmaları da var.
63 duruşma bitti. Tek bir delil, tek bir belge, tek bir ses kaydı bu salonda ortaya konulamadı. Biz iddia makamının yaklaşımını zaten hukuk cinayeti olarak görüyoruz. Ama sizden beklentimiz, Türk yargısının daha fazla yıpranmasına izin vermemenizdir. Kimsenin yere düşen Türk yargısına tekme vurmasına müsaade etmeyin.
Beni susturmanın ne faydası var? Dünya liderleri Türkiye’deyken, Ankara’da böyle bir atmosfer varken Ekrem İmamoğlu’nun susturulmasını hangi ülkeye, hangi muhataba izah edebilirsiniz?
Mahkeme Başkanı: İtirazlarınızı sabırla dinliyoruz. Bu programın bu kadar gecikmesine heyet olarak biz sebep olmadık. Yargılama boyunca savunma hakkına müdahale etmedik. Ancak iyi niyetli olmayan birtakım davranışlarla süreç bu noktaya getirildi.
Bizim sizi susturmak gibi bir durumumuz söz konusu değil. Bir program yaptık. Bu programı avukatlarınızın ve tüm sanıkların huzurunda açıkladık. İlk celsenin hangi gün tamamlanacağını söyledik. Buna rağmen sürekli uzatmaya yönelik pazarlıklar yapıldı. Bu nedenle iki gün fazladan süre kullandık. Bu süreyi de sizin savunmanıza ekledik.
Ekrem İmamoğlu: Hangi iki günü kaybettiniz sayın başkan? Hangi pazarlık?
Mahkeme Başkanı: Ekrem Bey, şu anda da aynısını yapıyorsunuz. Bakın, yargılamanın bir usulü var. Mikrofonu alıp…
Şu an huzurdasınız. Hakkınızdaki isnatlar belli, iddianame belli. Dört aydır yargılama sürüyor. Üstelik tensip zaptından duruşmaların başlamasına kadar da sekiz aylık bir süre geçti.
Burada artık iki seçenek var: Ya savunmanızı alacağız ya da savunma yapmıyorsanız susma hakkınızı kullandığınızı zapta geçireceğiz ve celseyi kapatacağız. Takdir sizin.
HAKAN TOSUN İÇİN ADALET İSTİYORUZ
Yaşam savunucusu ve gazeteci Hakan Tosun’un katledilmesine ilişkin dava bugün görülüyor. Doğanın ve halkın sesi olan Tosun'un öldürülmesini sıradan bir vaka olarak görmüyoruz. Tüm sivil toplum ve çevre örgütlerini adalet talebini büyütmeye çağırıyoruz. Kamera hâlâ kayıtta.
📅 Duruşma Tarihi: 8 Temmuz 2026
⏰ Duruşma Saati: 14.00
📍 Yer: Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi
İstanbul metrosunda bir genç, NATO’yu sözlü protesto ediyor.
Tam bu esnada sivil polis olduğunu söyleyen bir şahıs ve metro güveliği gence müdahale ediyor.
Ama dikkat ederseniz “boynunu kıracak seviyede” arkaya çekiyorlar adeta gence işkence yapıyorlar!
Üstelik böyle bir yetkileri yok! Bu olayın sonuna kadar takipçisiyim! Kimse bir gence böyle müdahale edemez!
Geçen hafta Kemal Kılıçdaroğlu’nun benimle Marmara Ceza İnfaz Kurumu’da görüşmek istediğini gazeteden okudum. Dün duruşmada gazeteciler sorunca da “evet bir girişim varmış, ben de gazatede okudum, öyle haberdar oldum. Gelirse de görüşmem dedim.” ++
Gözaltından çıkan gazeteci Hazar Dost:
"Gece boyu tuvalete çıkarılmadım. Kullanmam gereken ilaçlar verilmedi. Polisler tarafından fiziksel şiddete maruz kaldım ve yapılması gereken sağlık kontrolü yapılmadı."
Avukat Tora Pekin, Ekrem İmamoğlu'nun salona getirilmemesi kararının hukuka aykırı olduğunu belirtti ve “Bu keyfi bir karar” dedi.
Tora Pekin, ile mahkeme başkanı arasında geçenler şöyle:
Tora Pekin: Sayın Başkan, itiraz edeceğimiz bir husus var. Müvekkilimin, anladığım kadarıyla herhangi bir karar olmaksızın duruşma salonuna getirilmemesine yönelik bir iradeniz var.
Mahkeme Başkanı: Bunu zaten yazdırdık.
Tora Pekin: Tebligatı da göremediğimiz için isterseniz bunu tutanağa geçirelim, ben de itirazlarımı dile getireyim.
Mahkeme Başkanı: Tamam, yazarız.
Tora Pekin: Şu anda müvekkilimin duruşma salonunda bulunması gerektiği apaçık. Öncelikle geçen duruşmada verilen kararın, “bundan sonra hiçbir zaman duruşmaya getirilmeyecek” şeklinde yorumlanması mümkün değil sayın başkan. İkincisi, yasa açık. 204. madde ortada. Oturum sonuna kadar uygulanabilecek bir tedbir var; sonsuza kadar duruşmaya getirmeme diye bir düzenleme yok.
Mahkeme Başkanı: Savunmasını almak için kendisini getireceğiz. Savunmasını aldıktan sonra da yargılamaya katılmasını sağlayacağız. Ama şu anda…
Tora Pekin: Şu anda da burada olmalı. Eğer duruşma düzenini bozarsa, o zaman 203. madde kapsamında değerlendirirsiniz. Bu elbette sizin yetkinizdedir. Şu anda Fatih Bey burada. Ben onun insicamını da bozmak istemiyorum. Sadece hukuki tartışmayı yapalım istiyorum. Müvekkilin duruşmayı dinleme hakkı var. Diğer sanıkları dinleme hakkı var. Mahkemeniz aracılığıyla soru yöneltme hakkı var. Geçen haftaki olayın bugünle hiçbir ilgisi yok. Kararınızı hukuken değerlendirmek mümkün değil. Bu keyfi bir karar. Talebimiz, müvekkilin şimdi salona getirilmesi ve duruşmayı izlemesinin sağlanmasıdır.
Mahkeme Başkanı: Bulunduğu salona kadar getirilmeyeceğini belirttik. Yokluğunda yapılan işlemler kendisine bildirilecek.
Tora Pekin: Bu itirazımız yalnızca size değil, heyetinize yöneliktir.
Mahkeme Başkanı: Evet, heyet olarak karar alındı.
Tora Pekin: O halde bu kararın heyetiniz tarafından alındığını da tutanağa geçiriyorum. Ama adil yargılanma hakkı açısından bu kadar yanlış uygulamalarla bu davayı nasıl sonuçlandıracaksınız, doğrusu merak ediyorum. Bakın Sayın Başkan, ben size 203. maddeyi tartışmıyorum. O konudaki itirazımız saklı. Ben bugün burada olmamasını tartışıyorum. Buna hiçbir cevap vermiyorsunuz. Yasa açık. 204. madde yalnızca o oturumla ilgiliydi.
Mahkeme Başkanı: Yarın kendisini getiririz. Yazarız.
Arkadaşlar, güzel dostlar...
Yazan, arayan, soran ve dayanışmaya gelen herkese ayrı ayrı teşekkür ederim. Bu dayanışma yorgun geçen bir gecenin ardından bana güç ve moral verdi. Bu moralle işimizi yani gazetecilik yapmaya, yazmaya daha sıkı sarılıp devam edeceğiz.
Yarın Silivri'de görüşürüz...
Mahkemede ve gözaltı sürecinde yanımda olan avukatlarım @ehermaner@EcevitKilic@tolgayguvercin ve Sema Özdemir'e ayrıca teşekkürler.
Gözaltından çıktığı gibi desteğe gelen meslektaşım @hazardost'a da sevgiler.
Duruşma salonu önünde bekleyen tüm meslektaşlarım ve @ozgurcelikchp'e ayrıca teşekkürler.
Unuttuğum geri dönüş yapamadığım herkesin de affına sığınıyorum 🙏
Yere fırlatılan, ters kelepçe takılıp, darp edilerek araca bindirilenler TİP üyeleri.
TİP Sözcüsü Sera Kadıgil, elinde telefon kötü muamele ve işkenceyi belgelemeye çalışıyor.
TİP Genel Başkanı Erkan Baş da farklı bir noktada ablukada.
Ankara‘da Kurtuluş Parkı’nda kanlı suç örgütü NATO’nun liderlerini ve katil Trump’ı protesto eden yüzlerce yurttaşımız zorbalıkla göz altına alındı.
Bölgemizi kan gölüne çeviren, Filistin topraklarındaki soykırımı destekleyen Trump’ı selamlamak için Boğaz Köprüsü’nü ABD bayrağının renkleriyle donatan iktidarın polisi bugün de ABD askerliğine soyundu.
Ankara İl Başkanımız ve onlarca üyemizin de gözaltına alındığı protestoda basın emekçilerine de şiddet uygulandı.
Türkiye’nin dört bir yanında ve bugün Ankara’da, katil sürüsüne meydan okuyan, ülkemizin çocuk katilleriyle anılmasını kabul etmeyen tüm onurlu yurttaşlarımıza selam olsun.
Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!
Kahrolsun ABD!
Kahrolsun NATO!
Kahrolsun işbirlikçi AKP!
🗣️ La mort de Gürkan Türkoğlu després de mesos de vaga de fam és conseqüència de la repressió exercida per l'Estat turc contra els revolucionaris.
🔥 Davant la criminalització, l'aïllament i la vulneració de drets, reafirmem la necessitat de la solidaritat internacionalista.