Ivan Illich’in Tüketim köleliği kitabında Kabiliyetsizleştirici Uzmanlıklar Çağı dediği şey. Oturmuşlar masa başında yazmışlar bir şeyden anlamayan kanun yapıcı eline vermişler olmuş bir yönetmelik. Ondan sonra herkese ihtiyaç diye dayatılan şeyler olmuş. Onlar geniş halk yığınları için pranga ama parası olanlar için delinip geçilen örümcek ağları. O yönetmelikler sayesinde insanlar, David Graeber’in Bullshit Jobs dediği işleri yapıp ömürlerini beton yığınları arasında tüketen köleler haline gelmiş. Siyah noktalarda yaşamaya devam.
Mark Zuckerberg az önce internette insan bağının ölümünü anlattı ve kimse dönüp bakmadı.
Tek bir cümle. On beş yıllık aşınma, on iki kelimeye sığdı.
Mark Zuckerberg:
“Sosyal medya başlangıçta insanların ağırlıklı olarak arkadaşlarıyla etkileşim kurduğu bir yerdi. Ve şimdi… en azından içeriğin yarısı, insanların içerik üreticileriyle etkileşim kurmasından ibaret.”
Eskiden telefonunu açtığında arkadaşlarının ne yaptığını görürdün.
Şimdi açtığında yabancıları izliyorsun.
Bunu sen seçmedin. Senin yerine algoritma seçti.
Arkadaşlarını, optimize edilmiş yabancılarla karşılaştırdı.
Arkadaşların kaybetti. Her seferinde.
Daha iyi ışığı olan, daha iyi zamanlaması olan ve daha iyi “kanca”ya sahip bir yabancı, seni seni seven birinden üç saniye daha uzun tuttu.
Ve algoritma, en yakın arkadaşının düğün fotoğraflarını, hiç tanımadığın Dubai’deki birinin yemek videosunun altına gömdü.
Sen de o yemek videosunu izledin.
İlk değişim buydu. Arkadaşlar, yabancılarla yer değiştirdi. Neredeyse fark etmedin.
İkincisi ise çoktan başladı.
Eğer algoritma zaten yabancıların gerçek ilişkilerinden daha iyi performans gösterdiğini kanıtladıysa ve yapay zekâ artık yaşayan herhangi bir insandan daha ilgi çekici bir “yabancı” üretebiliyorsa, geriye kalan hesap kendini tamamlar.
Yapay zekânın kötü haftası yoktur. Dikkatsiz bir şey paylaşıp algoritmanın gözünden düşmez. Tükenmez.
Her kelime ayarlanmış.
Her kare optimize edilmiş.
Her duraksama, parmağını kaydırmaman için tam doğru aralıkta yerleştirilmiş.
Bununla rekabet eden bir insan içerik üreticisi, matbaanın icat edildiği bir dünyada taş tabletlere yazı kazıyan biri gibidir.
Ekonomi zaten eşit değil.
Bir insanın kiraya, uykuya ve motivasyona ihtiyacı vardır.
Makinenin ihtiyacı olan tek şey elektriktir.
Mükemmel içerik üretmenin maliyeti sıfıra yaklaştığında, akışın içi var olmayan yüzlerle dolacak.
Tanıdık gelen seslerle.
Sana güven hissi verecek kadar sana benzeyen fikirlerle.
Sanki yıllardır tanıyormuşsun gibi hissettiren, sıfırdan inşa edilmiş kişiliklerle.
Geçişin ne zaman olduğunu fark etmeyeceksin.
Zaten mesele bu.
Akış, dikkatini çeken şeyin bir nabzı olup olmadığını umursamaz. Orada kalıp kalmadığını umursar.
Ve seni senden daha iyi tanıyan bir makine, seni her zaman bir insandan daha uzun süre tutacaktır.
Bu bir uyarı değil. Yarısı zaten gerçekleşti.
Arkadaşlarını yabancılara kaptırdın ve fark etmedin.
Yabancıları da makinelere kaptıracaksın ve onlara “arkadaş” diyeceksin.
Başka bir uygulamada, başka bir sekmede, şu anda bulunduğun odada, seni gerçekten tanıyan biri bir an yaşıyor.
Senin asla göremeyeceğin bir an.
Paylaşmayı bıraktıkları için değil.
Sen artık orada olmadığın için.
@opdrokanozdemir hocam sizi severek takip ederim ama fener sevdasına saçmalıdınız, gs bu takımlarla kaçıncı maçını yapıyor? peki fener kaç kere?? bırakın başakşehiri..
🗣️ Prof. Dr. İlber Ortaylı:
“Ben senin yüzünden 'Türkiyeli' gibi acayip bir tabir içine giremem. Senin beni kendi çamaşırın içine sokmaya hakkın yok.
Ben Türkiyeli değilim, Türk'üm."
Ne acı bay bakan, ne acı!
Türkiye Cumhuriyeti henüz 5 yaşında iken dönemin Sağlık Bakanı Refik Saydam’ın kurduğu Umumi Hıfzıssıhha Enstitüsü’nde Kuduz Aşısı dahil 17 aşıyı üretiyor, Cumhuriyet ilan edildiğinde 12 milyon nüfusun yarıdan fazlasını pençesinde inleten sıtmadan frengiye, tüberkülozdan trahoma bütün salgın hastalıkları kontrol altına alıyor, kendi ilaç sanayisini kuruyor, 1938’de Kolaradan kırılan -hükümetinizin 2020 Covid pandemisinde Sinovac aşısı için kapısında kuyruğa girdiği- Çin’e BM’nin ricası Atatürk’ün talimatı ile 1 milyon doz kolera aşısı hibe ediyordu.
2011 de iktidarınız kapattı o enstitüyü ve sayenizde ülkemiz aşı üretemez oldu.
100 yıl önce ürettiğimiz aşıyı 100 yıl sonra (2026’da) üretebilir hale geleceğimizi müjdelemek (!), diğer aşıları da “inşallah kısa sürede”üreteceğimizi söyleyip “kendi aşılarımızı biz yapacağız” demek, “biz yıktık, biz yapacağız” demek değilse, nedir? Yıkanın yapabileceğine inanılır mı?
Güzelim memleketimizin şu haline üzülmüyor musunuz?
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
Türk milleti, kendinin ve memleketin yüksek çıkarları aleyhine çalışmak isteyen bozguncu, alçak, vatansız ve milliyetsiz beyinsizlerin saçmalamalarındaki gizli ve kirli emelleri anlayamayacak ve onlara hoşgörüyle davranacak bir topluluk değildir.
Mustafa Kemal Atatürk
Abur cubur firmalarının en basit içerikli ürünlerinden olan çubuk krakerler çoğu zaman zararsız düşüncesiyle çocuklar ve yetişkinler tarafından atıştırmalıkların başında geliyor.
Bugün bu ürünlerden Eti markalı Crax Çubuk Kraker ürününü inceleyeceğiz.
https://t.co/kDcLnc1kqJ