çocukken hatasız sandığımız büyüklerimizi, gençken en sert biz kınarız. yetişkinlik ise hayatın yükünü omuzlayıp onların da bu yolu ilk kez yürüyen, haritası eksik birer insan olduğunu anlamakla geçer. meğer kınamak çocukluk, şefkatle anlamak büyümekmiş.
kendi küçük dünyanda huzuru bulmak gibisi yok. düzenli bir ev, pencere önünde açan çiçekler, taze demlenmiş çayın yayılan kokusu. bu dinginliğe eşlik eden dürüst dostluklar ve sadakatle kurulan sade bir hayat. az insan, temiz bir yaşam ve içten gelen derin bir huzur.