MUTLU OLMAK İÇİN
1. Bol su için.
2. Kahvaltıda çok, öğle yemeğinde orta, akşam yemeğinde az yiyin.
3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok, fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha az yiyin.
4. Hiç bir şeyi içinize atmayın.
5. İbadet ve dua için zaman ayırın.
6. Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun. Tefekkür edin.
7. Düzenli uyuyun.
8. Her gün 10-30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken gülümseyin.
9. Hayatınızı başkalarınki ile karşılaştırmayın.
Onların seyahatinin nasıl olduğuna dair hiçbir fikriniz yok.
10. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere sahip olmayın. Bunun yerine enerjinizi şu an için harcayın, nefes aldığınız her anın kıymetini bilin, keyfine varın.
11. Sadeliğin güzelliğini keşfedin.
12. Hayatı çok da ciddiye almayın. Fâni olduğunuzu unutmayın.
13. Kıymetli enerjinizi başkaları hakkında konuşarak boşa harcamayın.
14. Sû-i zandan kaçının.
15. Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır. İhtiyacınız olan her şeye zaten sahipsiniz.
16. Geçmiş meseleleri unutun.
Kişilerin geçmiş hatalarını hatırlatmayın. Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar.
17. Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır. Kimseden nefret etmeyin.
18. Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın.
19. Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada olduğumuzu unutmayın. Problemler, cebir dersi gibi gelip giden, ancak aldığımız Derslerin bir ömür boyu devam ettiği eğitim programının bir parçasıdır.
20. Daha fazla gülümseyin ve pozitif olmaya çalışın.
21. Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz. Aynı fikirde olmasanız da, anlaşın.
22. Ailenizi sık arayın.
23. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin. Gülümseme, Sevgi, teşekkür, iltifat, yardım, destek, moral...
24. Herkesi her şey için affedin.
25. 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.
26. Her gün en az 3 kişiye gülümseyin ve tanımadığınız birine SELÂM verin.
27. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü ile ilgilenmeyin.
28. Doğru olanı yapın, yanlışlarınız için de pişman olmayın. Ne oluyorsa ya da olmuyorsa, hayrımıza olduğu içindir!
29. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan her şeyden uzak durmaya çalışın.
30. ALLAH her şeyi iyileştirir, şu an fark etmesek de, yaşadığımız her şey iyiliğimiz içindir.
31. Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir. Durumu kabullenin.
32. Nasıl hissederseniz hissedin, kalkın, giyinin ve ortaya çıkın.
Kendinizi eve kapatmayın.
33. En iyisine henüz sıra gelmedi.
34. Sabah canlı olarak uyandığınız için ALLAH' a şükredin.
35. Maneviyatınız daima mutluluğunuzdur.
Hislerinizi önemseyin.
İnanın, dua edin, gerekeni yapın ve gerisini ilahi akışa bırakın...
Prof. Dr . Nevzat Tarhan
ÖNCE MİLYONLARCA İNSANI KULLANANLARDAN BAŞLASAK DA SONRA OTO KULLANANLARA SIRA GELSE ?
ABD de 80/90 yaşındakiler 5 yılda bir sadece göz muayenesi ile ehliyet yenilerler.
Ölümcül kaza yapanlar 65 yaş üstünde yüzde kaçtır toplam kaza içinde Türkiye de?
İLMİ DEĞERİ 1450 sene sonra anlaşılmaya başlanan muhteşem bilgileri açığa çıkaran MUHTEŞEM BEYİN RESÛLULLAH’IN DEĞERLENDİRENLERİNDEN OLMAK NASİBOLA BİZE!
Ne mutlu bize ki, 1450 sene önce KUANTUM İLMİNİ AÇIKLAYAN İHLÂS Suresini “OKU”mak şerefine erdik!
ŞÜKÜR ELHAMDULİLLAH !
“BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM” i söyleyebilmek için ne gerek? Üzerinde düşünelim mi?
Öncelikle kişinin, “LA İLAHE İLLALLAH” diyebilmesi gerekir!
Hatırlayalım ki, doğruluğu tartışmasız olan bir hadiste şöyle vurgulanmaktadır bir gerçek:
“MEN KALE LA İLAHE İLLALLAH FEKAD DEHALE CENNE!” Anlamı, KİM ANLAMINI DÜŞÜNEREK VE BÖYLE OLDUĞUNU HİSSEDEREK YANI SIRA BİR İLAH OLMADAN SADECE ALLAH OLDUĞUNU BİLEREK YAŞARSA CENNETE DAHİL OLUR!
Kurân’da geçen ‘kul&kale’ ifadeleri, papağanın demesi gibi ezberleneni tekrar anlamına gelmez! “DÜŞÜN, ANLA, KAVRA VE TASDİK EDİP DİLLENDİR” anlamınadır ‘kul’ kelimesi.
Bunu açıkladıktan sonra gelelim konunun hassas yanına… “İHLÂS” Sûresine…
“İHLÂS” Sûresine İMAN etmemiş olanın İMANI YOKTUR!
KELİMEİ TEVHİDDE İFADE EDİLEN “illa ALLAH”ın açıklaması “İHLÂS” sûresidir. İSMİ “Allah” olanın tarifi tanımı bu Surededir ki, bu tanımı kavrayıp, tasdik etmemiş olanın “ALLAH” imanından söz edilemez!
Nasıl başlıyor “İhlâs” Sûresi.. ‘KUL” yani, düşün, anla, kavra, hisset ve sonra dillendir ki…
1. Allah “AHAD” dır;
2. Allah “SAMED”dir;
3. Doğurmamış, doğurulmamıştır!
Şimdi bu üç tanımı iyi irdeleyelim..
Her yöne veya boyuta sonu olmaksızın bir TEK ten sözeden AHAD!
Ne içine bir şey girmesinden ne de içinden bir şey çıkmasından söz edilemeyen “SOM TEKİLLİK” anlamında “SAMED”! (Samed’in bu açıklaması GAZALÎ’ye aittir.)
DOĞURMAMIŞ VE DOĞURULMAMIŞ metaforu O TEK’in kendinden ayrı bir şey meydana gelmediğini ve dahi onu da bir meydana getiren olmadığını vurgular!
İsmi “ALLAH” olanın tanımı böyle bildirildiğine göre…
GERÇEKTEN BU TANIMLAMAYA İMAN EDİYOR MUSUNUZ?
Eğer olay bu ise, yaşam ve yaşamınız nedir? Nelerin kavgasını yaparak yaşamınızı yangın yeri yapıyorsunuz?
Neyse, konuyu dağıtmayayım…
Bu gerçeğe iman ettiğinizi kabul ederek, ANCAK İHLÂS SURESİNE İMAN ETMİŞLERİN DİLLENDİREBİLECEĞİ “BESMELE” ye gelelim…
“B”, “İSMİ”, “ALLAH”…
“B” HARFİ bizim müşahedemize göre, İHLAS SURESİNİN İŞARET ETTİĞİ ANLAM VE HAKİKATE İŞARET EDEN ŞİFRE HARFTİR! “HAKİKATİM,ORİJİNİM İHLAS SURESİNİN VURGULADIĞI GERÇEKLİKTİR Kİ; ben yoktan varolmuş yok olan bir varlığım; sadece ALLAH var, anlamındadır.
Buna şehadet eden, içselliğinde ve dışsallığında “ALLAH” tan gayrı olmadığına şehadet eder ki, gene şehadet eden de “ŞEHİDALLAHU….” Âyetinde anlatılan haldir!
Kısaca anlatmak gerekirse, “besmeleyi” okuduğunda sen yokluğunu yaşarsın, dillendiren, yaratan Allah olur!
Yaşamı İHLAS olanın dili de besmele olur!
Galiba ipin ucu kaçtı!
Estağfirullah!
(NOT: önce kelimei tevhid bildirilmiştir, sonra İhlâs suresi, sonra da Besmele)
8.7.2026
“OKUYUN” ki yanmayasınız,
Beşeriyet dünyasına ait ne varsa, SÜNNETULLAH dünyasında hiç bir anlam ve değer taşımaz!
Tüm yaşadıkların, beşeriyet dünyanın getirisi sonucudur!
ÇOK BASİT ANLATAYIM HERKES İÇİN…
“ALLAH İSTEMEDİKÇE SİZ İSTEYEMEZSİNİZ!”
Yani, ‘Allah istediği içindir ki siz istersiniz’ !
BU Âyet bir realiteye işaret ediyorsa; Allah neye göre ister?
Bu ayette kullanılan “ALLAH” ismi, kuantum beyninizdeki tüm özelliklere atıf yapar. Yani, her şeyi yaratacak sınırsız potansiyele (esma özelliklerine) işaret eder.
Öyle ise, “ALLAH’IN İSTEMESİ” neye bağlıdır?
Herkeste, her birimde geçerli olan bu sistem neye GÖRE ÇALIŞMAKTADIR?
“ALLAH”ın, sınırsız potansiyelindeki BİR ÖZELLİĞİ, DUANA İCABET için kullanmayı İSTEMESİ NEYE BAĞLIDIR?
KONUNUN PÜF NOKTASI, O ANA KADAR BİLGİ TABANINA GİRMİŞ OLAN BİLGİLERDİR.
Beyin, Her an, bilgi tabanına ulaşmış bilgileri analiz ve sentez yaparak, an içinde bunun sonucunu yaratır. Bu sonuc bir sonraki an için fıtrî DUANDIR!
YA İÇİNDEN GELEN DUAN? O da gene o ana kadar veri tabanına girmiş bilgilere göre, “ALLAH”ın sende yarattığı İSTEKTİR. Bu durum ALLAH’ın İSTEMESİ olarak anlatılmıştır.
Yani bilgi tabanına hangi bilgiler sürekli giriyorsa, ona göre isteğin oluşur; ki bu durum da Allah’ın istemesiyle bağdaştırılır.
Muhatap olduğun giren bilgiler beşeriyetinle ilgiliyse, otomatikman DUAN, İSTEKLERİN DE O YOLDA OLUŞUR.. Aynı şekilde, veri tabanındaki bilgiler hakikatını hissedip yaşamaya yönlendiriyorsa, DUAN ve isteğin de o olur ki, bu isteği sende açığa çıkaran da ALLAH OLUR!
KİMLERLE OTURUP KALKARSAN, ONLARDAN GELEN BİLGİ, VERİ TABANINI DOLDURUR; İSTEĞİN/DUAN ONLAR GİBİ OLMAK ŞEKLİNDE GERÇEKLEŞİR.
Daima, gelen bilgi yaratıcı potansiyele ulaşır; ona göre de, sonraki aşamanın isteği meydana gelerek, ‘şöyle istiyorum’ dersin. Böylece, ona göre Allah istetmiş, sen de istemiş olursun!
İbni Arabi’nin, “Allah mecburdur” demesinin arkasındaki sistem de bu açıklama çalıştığım döngüdür!
GİREN BİLGİ, SONUCUNUN YARATILMASINI MECBUR KILAR!
Müşahedemiz budur!
29.6.2026
KURÂN “BEYİN” demiyor ama…
Biz tutturmuşuz, BEYİN DE BEYİN, diyoruz!
Eleştiriyorlar bu yüzden.
“HALA AKLINIZI KULLANMAYACAK MISINIZ” derken Kurân, akıl kelimesiyle “BEYİN”e işaret etmiyor da başka bir organdan mı sözediyor?
Yaşamınıza yön veren her düşünce ve davranışınız “BEYİNinizden başka bir organdan mı açığa çıkıyor?
Kesin olarak bilin ki, KENDİNİ TANI cümlesindeki KENDİN, BEYNİNDİR!
“BEN” sözüyle aklından geçen HER ŞEY BEYNİNİN YARATISIDIR! ÇÜNKÜ BEYNİN BARINDIRDIĞI ÖZELLİKLER İTİBARİYLE RABBİN OLARAK BİLDİĞİN ALLAH ESMASINDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR!
BEYİN YARATIYOR DEDİĞİMİZ ZAMAN, BU RABBİN YARATIYOR CÜMLESİYLE AYNI ŞEYİ ANLATIR.
Ne var ki, beyin kelimesini İLİM boyutundan değil, GÖZ sınırlarında değerlendirenler BEYİNİN HAKİKATİNİ KAVRAYAMAZLAR!
“BANA HER ŞEYİN HAKİKATİNİ GÖSTER” duasına devam eden Resûlullah, yaşamdakileri göz boyutundan değil, ilim boyutundan değerlendirmeyi taleb etmiştir.
KUANTUM BEYİN, dedik; gözün algılama sınırlarına GÖRE tanımlamalarının ötesine geçirebilmek için. Maddenin yalnızca göz sınırlamasından kaynaklanan ALGI olup, GERÇEKTE 2D DALGABOYU EVRENDE VAR OLAN BEYİNİN DE BİR DALGABOYU/BİLGİ KOMPOZİSYONU OLDUĞUNU ANLATMAK İÇİN KUANTUM BEYİN TANIMINI KULLANDIK!
Yaşam, her an yeni bir şan alan bilgi kompozisyonundan ibarettir beyin için!
Bilinen BEYİNİN ORİJİNİ OLAN KUANTUM BEYİN, HER AN KENDİNE ULAŞAN BİLGİLERE GÖRE (ister evrenden ister zerrenden) yeni şanını yaratır!
“O HER AN YENİ ŞANDADIR” âyeti ötendeki tanrıdan değil, her an yeni şanda/kompozisyonda olan KUANTUM BEYNİNİN POZİSYONUNDAN sözeder.
Kurân’ ın, geldiği günün sosyal şartlarına göre olan önerilerini bir yana koyarsak, ana işlevi İNSANA HAKİKATİNİ/ORİJİNİNİ HATIRLATMAKTIR!
Bu hatırlamanın sonucu ise “Kaldır kendini aradan, ortaya çıksın Yaradan” işaretine çıkar!
İşte İHLÂS SURESİ de bunu anlatır ki, o yüzden Kurân’ın üçte biri olarak tanımlanmıştır.
İHLÂS SÛRESİ SENİN HAKİKATİNİ SANA FARK ETTİRMEK, KENDİNİ TANIMAN İÇİN BİLDİRİLMİŞTİR!
İster, her an kendine ulaşana/duaya göre yeni bir şan alan, yanısıra “BEN”inin olmayışına bilimsellik açısından bak; ister de, “KUL (anla ve de ki) HU VALLAHU AHAD, ALLAH US SAMED, LEM YELİD VE LEM YULED” de; ulaşacağın son nokta, YALNIZCA VAR OLAN TEK’dir ki, ONDAN GAYRI HİÇ BİR ŞEY YOKTUR!
Gerisi, HER AN YENİ BİR ŞAN DA OLAN TEK’TİR!
HER AN HER NOKTADA ALGILAYAN, ALGILANAN, KENDİNİ SEYREDEN TEK’TİR Kİ; SEN DE O SEYR İÇİNDE SEYRETTİĞİSİN!
İSTEYEBİLİYORSAN, İSTE KENDİNİ TANIMAYI, DUAN OLSUN!
BU BÖYLECEDİR Kİ, SENDEN AÇIĞA ÇIKAN HER ŞEY DUAN OLARAK KUANTUM BEYNİNE/ RABBİNE ULAŞIR VE O DA İCABET EDİP GETİRİSİNİ YAŞATIR.
Rabbim niye vermiyor deme, duan olan düşünce ve davranışlarına bak! GÜNÜN NE KADARINDA BEYNİNDE NELER VAR, NE KADARINA RABBİN
TANIMAYLA MEŞGUL!
“RABBİNE FİRAR ET” uyarısını iyi düşün!
28.6.2026
DUA NİÇİN YAŞAMDAKİ EN ÖNEMLİ ŞEY?
“DUA VE ZİKİR” isimli kitabımızda bu konuya biraz değinmiştim. Burada o konuya önemli bir açıklama yapmak istiyorum.
DİNDE, “RAB” ismiyle işaret edilenin, holografik sistem sonucu, kuantum potansiyelin tüm özelliklerini barındıran KUANTUM BEYİN olduğunu önceki mesajlarımda yazmıştım.
Metaforik DİNSEL anlatımda, beyindeki bu potansiyeldeki özelliklere de “ALLAH ESMÂSI” denildiğine işaret etmiştim.
Dolayısıyla, her insan denilen beyinde bu özellikler tümüyle potansiyel olarak vardır.
“ALLAHA İMAN” denildiğinde, ÖTEDEKİ VEYA İÇİNDEKİ BİR VARLIKTAN DEĞİL; varlığının TÜMÜYLE kendisi olan KUANTUM BEYİN dediğimiz “POTANSİYELİNE İMAN”dan söz edilmektedir!
Sonsuz sınırsız özellikleri barındıran KUANTUM BEYİN/RABBIN, her an, kendisine ulaşan bilgilere GÖRE, O bilgilerin gereğine/icabına/farkındalıklı ya da farkındalıksız DUANA GÖRE, bir an sonranı YARATMAKTADIR!
İşte konunun en incelikli alanı burasıdır…
Oluşmuş bilgi tabanına GÖRE, sonsuz özellikler barındıran kuantum beyinin, AN içinde tüm verileri analiz edip, sonraki ANINI yaratır!
Bu hususa Resulullah, “TAKUNYANIZIN TASMASI DAHİ KOPSA ONUN İÇİN DUA EDİN” diyerek konunun önemine müthiş bir dikkat çekmiştir!
Çünkü yaşadığın her an, önceki andaki farkındalığın kadarıyla yönelişinin/DUANIN sonucu olarak açığa çıkacaktır!
“İLİM ÇİN’DE BİLE OLSA GİDİP ALIN” işareti Resûlullah’ın, her anki açığa çıkışının, İLMİNE GÖRE DUANA dayalı olarak meydana gelmekte olduğu esasına dayanır.
“RABBİM İLMİMİ ARTTIR” âyetiyle işaret edilen de; DUAN İLMİNE GÖRE/KADARDIR, SİSTEMİNE dayalı olan uyarıdır!
Eğer buraya kadar yazdıklarımla muradımı anlatabilmişsem…
ÖNCELİKLE GEREKLİ OLAN, ister RABBIM diye anla ister sonsuz potansiyelli olan KUANTUM BEYNİN diye anla; bu anladığına İMAN ETMEKTİR!
İMAN ETMEKTİR, çünkü akılla bu sistemi zihninde bir tür somutlaştırman mümkün değildir; ancak İMAN EDİLESİ bir konudur. BU YÜZDENDİR Kİ, DİN, AKIL DEĞİL, İMAN ESASINA DAYALI OLARAK ANLATIMIŞ VE ANLATIMLAR METAFOR ÜZERİNE GELİŞMİŞTİR!
İşte eğer sende böyle bir İMAN HALİ/İLMİ açığa çıkıyorsa, bu farkındalıkla ihtiyaç duyduğun her konuda, anında DUA EDERSİN! DUAN OLMAYAN HER ANIN DA İSRAFTIR, BİR BİLEBİLSEN!
YAŞAMIN, FARKINDALIKLI VEYA FARKINDALIKSIZ DUALARINA RABBININ İCABETİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR; BİR BİLEBİLSEN!
SELÂMETİN DUANDADIR,
RABBİM, ENTES SELÂM VE MİNKES SELÂM, TEBAREKTE YA ZÜL CELÂLİ VEL İKRAM !
26.6.2026
Rasulullah Efendimiz'in (SAV) bu günlerde şu duayı çokça okuduğu rivayet edilir:
"Allahümme barik lena fi Zilhicce ve belliğna yevme'l-Arafa ve'l-İyd."
(Allah'ım, Zilhicce ayını bize mübarek kıl; bizi Arefe gününe ve bayrama ulaştır.)
Bizim "katı madde" olarak gördüğümüz, dokunduğumuz, hissettiğimiz her şey aslında sadece birer veri dalgası ve koordinattır.
Bir bilgisayar ekranındaki piksellere yakından baktığında ortada ne bir insan ne de bir manzara vardır; sadece yanıp sönen ışık kodları (veriler) görürsün.
Evren de tam olarak budur: Bir laboratuvar veya rüya sahnesi değil, fiziksel kurallarla sürekli işlenen, geometrik ve matematiksel bir kod matrisidir.
Bilinç bir "karakter" veya "ruh" değildir; bilinç sadece bir enformasyon işlemcisidir (veri okuyucu).
Dışarıda akan ham bir veri (kod) vardır.
Bilinç bu veriyi algıladığı an, onu bizim anlayabileceğimiz biçime dönüştürür: Isı, renk, ses, zaman ve mekan olarak tercüme eder.
Yani simülasyon, ham verinin bilinç tarafından katı bir gerçeklikmiş gibi algılanması sürecinden ibarettir.
Yani sürekli akan, geometrik kurallara göre şekil değiştiren saf matematiksel bilgi (enformasyon) ve bu bilgiyi gözlemleyen bir farkındalıktır. Kısacası, ortada bir tiyatro, okul veya hapishane yoktur; sadece işleyen bir sistem vardır.
🎥@ kuantumfixik9
Video:
#Youtube Ne Var Ne Yok Programı
Sunucu:Türker Akıncı @turker_aknc
Konuk: Kendini Bilmek Varoluş Sırrı kitabının da yazarı /Sosyolog/Yazar /Eğitimci/Biyoenerji ve Metafizik uzmanı
ElifNur Selâm
“Bu Dünya Bir Matrix.Ben Şahit Oldum…
Görünen suretin ardında Saf Bilinç Var..”
#Bilim#Sinirbilim#Kuantum
🧠💫Beyinden Kozmosa Açılan Kapı:
Ortak Niyetin Gücü💫✨
Kolektif bilinç ve ortak niyetin (kitlesel odaklanma ve dua) gücü, spiritüel dünyada kalplerin tek bir frekansta buluşarak yüksek bir farkındalık düzeyine ulaşması olarak görülürken; nörobilim ve kuantum fiziği cephesinde de büyüleyici karşılıklar buluyor. Birlikte odaklanıldığında beyinlerimiz, "nöral senkronizasyon" adı verilen bir süreçle adeta aynı ritimde salınmaya başlar; ayna nöronlar devreye girer, stres hormonu kortizol düşerken bağ kurmamızı sağlayan oksitosin zirveye ulaşır. Bu kitlesel odaklanma, sadece zihinlerimizi eşitlemekle kalmaz; kalbin ve beynin yaydığı elektromanyetik alanlar aracılığıyla, makro düzeyde bir biyofotonik ağ (ışık parçacıkları ağı) oluşturur.
Kuantum dolanıklık prensibine göre, birbirine odaklanan zihinler zamandan ve mekandan bağımsız bir rezonans alanı yaratır. Princeton Üniversitesi çatısı altında yürütülen Küresel Bilinç Projesi (Global Consciousness Project), bu durumun en somut kanıtıdır. Dünyada büyük kitleler aynı anda ortak bir niyetle dua ettiğinde veya meditasyon yaptığında, yeryüzüne yayılmış olan kuantum tabanlı rastgele sayı üreteçlerinin (REG) matematiksel olarak imkansız sapmalar gösterdiği kanıtlanmıştır. Bu, insan bilincinin fiziksel madde ve olasılık dalgaları üzerinde doğrudan bir etkisi olduğunu gösteriyor.
Dolayısıyla, zihinlerimiz arasında kurulan bu nöro-kozmik köprü, biyolojik olarak beynimizde egoyu susturan somut bir şifa dalgasına dönüşürken; kuantum düzeyinde de evrenin dokusunu bir arada çarpan kalplerin ortak rezonansıyla yeniden örüyor.
The Science of Collective Consciousness
The Global Consciousness Project (Princeton)
https://t.co/sgre9hKajD
Constructive Interference in Acoustic Physics
Feynman Lectures on Physics / Wave Mechanics
https://t.co/T5dZ2n7rNt
Hazırlayan:AylinER
Bilimin bugün, açıklamaya başladığı mekanizmaları, @AhmedHulusi Kâbe ve Arafat’taki o muazzam işleyişi 63 senedir farklı zamanlarda bilimin açıklamalarından önce açıklıyor…
Örneğin:
“Keşif yollu tesbit edilen şudur ki; Kabe den semâya yükselen nur sütunu olarak ifade edilen, bir enerji vortexi mevcuttur. Ehlinin gördüğü! Tüm vortexler sağdan sola dönüş hareketi yaparlar. Birer vortex olan hortum ya da girdapları düşünün. Bu hareket çevresini kendinde toplar. Galaksiden atoma, tümü sağdan sola dönüş hålindedir. Çekim ve koruma gücü sağdan sola dönen çeşitli boyutlardaki vortexlerle oluşur. KABE'nin bulunduğu noktadaki NUR, enerji vortexi çevrede tavaf etmekte olan insan beyinlerinde bir uruç hissiyâtı oluşturur Ehli Hakkı görür. Enerji vortexleri varlıktaki çekim merkezleridir. Pekçok oluşumun sırrı bu enerji vortexleri sırına dayanır. Vortexlerin frekanslan farklı. VORTEX KONUSUNDAKİ keşif yollu müşade edilen çok önemli bir sırra da daha sonra devam edelim. Bugün keşfe dayanan bazı vortex olaylarından sözdelim. Isteyen inanır! Girdap, hortum türü görünür vortexler yanısıra birde görünmezler var. Bizi ilgilendiren görünmez vortexlerin başında "yatay vortex" adını taktığım, insan bilincini yutup, kilitleyen vortexler mevcuttur. Bu "yatay vortexler", insanların toplu enerjilerinden kaynaklanır ve olayın boyutuna göre büyüyüp güçlenerek ve insan bilinçlerini yutar. Bu "yatay vortex"ler insan beyinlerinin aynı frekansta yayınıyla güçlenir ve içine aldığı her bir beyinin yayınıyla daha kapsamlı olur...”
#Arafat tepesi ve civarında toplanan yüzbinlerce, milyonlarca insan, yerden aldıkları son derece güçlü radyasyon ile beyinlerinden tek bir mânâda yayın yapmaktadırlar;
«Vakfe» denen olay, insanların bu tek mânå üzere toplu «yönlendirilmiş dalga» yayınına yönelişleridir.
«ALLAHIM BİZİ AFFETI.»
Yüzbinlerle, milyonlarca insan beyni; sanki laser ışını gibi, tek bir anlamdaki dalga boyundan yayın yapmakta ve bu dalga boyundan oluşan dev bir manyetik bulut, tüm Arafat Bölgesini kaplamaktadır!
...
Şimdi hemen hatırlamaya çalışın...
Üzerine herhangi bir görüntü çekilmiş video
bandını, çalışırken video cihazının üzerinde unutursanız ne olur?.. Video cihazının yaydığı manyetik alan bandın üzerindeki kaydı siler!..
Isterseniz siz buna görünmeyen eller bandı sileri
de diyebilirsiniz!...
Evet. işte misâl yollu anlatmaya çalıştığım gibi, orada
«ALLAHIM GEÇMİŞ
GÜNAHLARIMDAN DOLAYI BENİ AFFETI» dediğiniz anda hem bu tür bir dalga oluşturmuşsunuzdur; hem de beyninizi bu mânâdaki dalgalara açmışsınızdır!.. Ve açılan bu kanaldan, güçlü manyetik alan bir anda beyninizi etkiler ve o ana kadar ruhunuza negatif yükle beyniniz tarafından kaydedilmiş tüm yazımlar siliniverir!..”
Detaylı bilgi için:
Video HAC: https://t.co/dgn4Dl1quy
Sesli Kitap İSLÂMIN TEMEL ESASLARI:
3:14:27 https://t.co/dfBLpCHQ0W
#Facebook
The Rasul of Allah has claimed “HAJJ IS ARAFAT”. Neglecting this, some simply focusing on the fact that those who experience Arafat go on to make a sacrifice, called the celebration Eid al Adha.
WHEREAS THE SURAH AL KAWTHAR HIGHLIGHTS SOMETHING ELSE:
“KAWTHAR” refers to the qualities of Allah that constitute the essential reality of your brain.
Your Rabb is the potential in this RIVER named KAWTHAR
Al-Kawthar decrees:
TURN TO AND KNOW YOUR RABB,
SACRIFICE YOUR EGO FOR THIS.
Does this have anything to do with animal sacrifice?
108 - Al-Kawthar
Indeed, We gave you the Kawthar!
So, experience salat for your Rabb and sacrifice (your ego)!
Indeed, it is the one who resents you that is cut off (whose progeny has been made discontinuous)!
@AhmedHulusi
Al-Kawthar: https://t.co/ze0rv9uHpZ
https://t.co/OYoQqf3Mfr

#Arafat #Hajj #HajjMubarak
KURBAN KESME KONUSUNA BİR AÇIKLIK GETİRELİM BİLDİĞİMİZ KADARIYLA..
Kurban kesmek hacca gitmiş olanlar için, haccın VACİPLERİNDEN biridir.
Kurban kesmek, zengin müslümanlar için, yoksullara dağıtılmak üzere tatavvu (nafile yani yararlı) bir eylemdir.
Hz. Ebu Bekir ve Ömer kendi hilafetleri sürecinde KURBAN KESMEMİŞLERDİR; vacip zannedilmesin diye.
KURBAN KESMEYİ KEVSER SURESİNE, “NAHR” kelimesine bağlamak YANLIŞ değerlendirmedir; çünkü
Bu sûre bildirildiği süreçte (Mekke’de iken) henüz hac farz değildi ve kurban vacibiyeti söz konusu değildi.
“NAHR” kelimesi ise “BENLİĞİNİ (nefsini) KURBAN ET anlamındadır.
KEVSER SÛRESİNİN anlamı da ilmimiz kadarıyla şudur:
“BİZ SANA (beyninin boyutsal derinliğinde) KEVSERİ (esmaül hüsna özelliklerini) ihsan ettik ki bu senin RABBİNDİR.
Öyleyse salât ile (RABBİNE YÖNEL) ve NAHR (Rabbinin varlığını ve benliğini yarattığını fark ederek) BENLİĞİNİ KURBAN ET !
Sana hıncı olanlar var ya asıl onlar ebterdir (âhıret yaşamında kevser nimetlerini yaşamaktan kesiktirler..”
“Kevser havuzu” hadisi de metafor olarak dünya yaşamında beynindeki esmâ kuvvelerinin değerlendirmeyenlerin âhırette bu nimetten mahrum kalacağını açıklar keşfimiz kadarıyla.
108 - Kevser Sûresi
"Euzü Billahi mineş şeytanir racim"
BismillahirRahmanirRahıym
Muhakkak ki biz verdik sana O Kevser’i!
O hâlde Rabbin için salâtı yaşa ve kurbanı (benlik) kes!
Muhakkak ki sana hıncı olan var ya, asıl odur ebter (soyu kesik)!
@AhmedHulusi
https://t.co/K9Q8MSbzlK
“Kurban kesmek Hacca gitmiş olan hacılar için, kimine göre vacip kimine göre sünnettir.
Hacca gitmemiş olanların böyle bir yükümlülüğü yoktur.
Hele bugünün ekonomik şartlarında, borcu olanların böyle bir işe kalkışmaları çok yanlıştır.
Zenginler ise, yoksullara et dağıtmak amacıyla kurban kesebilir elbette.”
@AhmedHulusi