İkinci evliliğe başlamadan önce bir karar almıştım. Egomu kapının ardında bırakacak, asla eşimi rakip olarak görmeyecektim. Sonra nerdeyse her gün bu iddiamla sınandım. Eğer yüzde onunda egomu seçmiş olsam şu an ya boşanmış olurduk ya da ayrı uyuyan, aynı evde bir birine tahammülsüz iki bireye dönüşürdük. Evlilikte erkeğin egosuz olması her şey demek. Kadın bazen nazlanmak ister, erkeği arkasından koşsun ister, benim için çabalasını görmek ister. Çünkü bunu başka verecek kimse yok. Ya kocası verecek ya da başka erkekler. Egolu erkek bunu başaramaz. Küser, geri çekilir, cezalandırmaya çalışır. Flört-nişanlılık dönemlerinde erkeğin egolu olması hele de en yumuşak olması gereken dönemde egolu olması çok ciddi bir alarm🚨. Eğer kadın kapattıktan sonra erkek aklı başına gelsin diye mesaj atmıyor, aramiyorsa, küsüyorsa o ilişki kadının zorlaması, alttan alması ile yürüyecek demektir. Bir ömür bunu çekerim diyorsanız onun yerine bir evlat edinebilirsiniz. En azindan evlatlar vefalı olurlar size büyüyünce sahip çıkarlar. Ortada bırakma ihtimali minimal olur. İkisine de aynı emeği vereceksiniz çünkü. Hatta çocuk büyütmek daha kolay bile olabilir. Erkekler de egomu bırakırsam gurursuz mu olacagim diye düşünüyorlar ama ego geride kalınca kendisini eşine ailesine adamış bir koca en onore edilmesi gereken yer olan ailede hep baş köşede olacaktır. Bu asla ama asla bir eksiklik değil tam tersine çok yüce bir davranış. Erkek adam zeki olmalı, karısını asla rakip olarak görmemeli. Kadının duygusal anlarında ağzından kaçan komik derecede saçma kötü cümlelere aldırış etmemeli, ortamın gerilecegini anlayınca ordan uzamali. Evlilik vallahi çok kolay eğer erkek isterse. 😊