Şey çekti canım… Ilık bir yaz akşamında, hani yaseminlerin efil efil kokmaya başladığı saatlerde yazlık bir yerde yürürsün. Sen sadece bir yerden bir yere gitmeye çalışırken birilerinin balkonundan gelen karpuz ve rakılı sofra kokusu, başka bir sokaktan gelen kızartma kokusuyla karışır mesela. Hayattaki tüm ağırlığını sen yürürken bu karışık kokular alır; ayakların bile yorulmaz. O anın içine hapsolduğun saniyelerde aklın başından uçar gider ya, “ohh be yaşamak!” deyip şükürler edersin içinden. Kendin bile bilmezsin de bütün bir yıl sadece o birkaç saniyeyi yeniden yaşamak için kışa sabredersin aslında hani. O ne umarsız, o ne büyülü, o ne hem gerçek hem rüya bir küçük zamandır. Bundan çekti canım…