Bolluğun, bereketin ve paylaşmanın anlamıyla hatırlanırken; aynı zamanda derin acıların da hatırlandığı 10 Muharrem Aşura Günü’nün rahmet ve bereketinin hepimizin üzerine olmasını diliyorum.
#AşureGünü
Evladının tatlı gülüşü, candan hatır soruşu için ömrünü severek adayan, özlemlerini içine gömen, kaybıyla ömrü boyunca ciğeri yanan, baba olmanın onuruyla yaşayan tüm babaların, bir güne sığmayan Babalar Günü kutlu olsun.
Rahmetli Babam ve Kayınpederim başta olmak üzere vefat eden tüm babalarımızı rahmetle anıyor, kıymetlerinin bilinmesi duasıyla hayatta olanlara sağlıklı, hayırlı, uzun ömürler diliyorum.
📌 LGS Zümre Farklılığı; Soruları hazırlayan komisyon ile dijital platformları (MEBİ) yöneten zümrelerin farklı olması, beklenen ile karşılaşılan arasında kopukluk yaratı.
Bakanlığın yalnızca bizim soruları dikkate alın uyarısı biraz havada kaldı
#LGS2026@bilginpelister
Bugün LGS yapıldı. Katılan öğrencilerimize ve ailelerine başarılar diliyorum. Soruları gördüm ve değerlendirmeleri okudum. Birçok ciddi eleştiri var ama bunların en önemlisi sanıyorum, daha önce yapılan resmi hazırlık sınavlarıyla bu gerçek sınavın arasında dağlar kadar fark olduğuyla ilgili olanlar… Şüphesiz eğitimde ve sınav sisteminde devamlılık esastır. Elbette sınav zor olabilir, bence olmalıdır; çeldirici sorular olması sınavın tabiatı icabıdır. Ancak @tcmeb LGS e hazırlık amaçlı sınavlar yapıyorsa, her sınav zorluk ve benzerlik açısından giderek asıl LGS’e yakınlaşmalıydı ki bir anlamı olsun, çocuklarımız, aileler ve öğretmenler, kendi durumlarını bilerek gereksiz hayal kırıklığı yaşamasınlar. Sınavlarda elbette bazıları kazanır ama diğerleri böylesine yıkıcı bir hayal kırıklığı yaşarsa o sınav sınav olmaktan çıkar, travmatik bir tecrübeye dönüşür. Lütfen bu konuda daha özenli olunsun. @Yusuf__Tekin@meb_ogm@tcbestepe
Yarın LGS’ye katılacak öğrencilerimize başarılar diliyorum.
Gösterdiğiniz çabanın karşılığını alacağınız, hedeflerinize ulaşacağınız, huzurlu, mutlu bir gelecek sizin olsun.
Ç***** Meslek Lisesinde yaşanan REZİLLİK. İzlerken kendinizi zor tutacaksınız.. Öğretmenlik mesleğinin düştüğü konuma bakın.. Meslektaşımız adına çok talihsiz anlar... 'Öğretmen orda kırmızılı çocuğu kolundan itse ihraç edilirdi.' ÖĞRETMEN ALEYHİNE VİDEOLAR BOY BOY PAYLAŞILIYOR. LÜTFEN 'PAYLAŞIP YAYILMASINI SAĞLAYIN.
📌 12 yıl mecburi eğitim uygulaması memlekete çok büyük zararlar verdi❗️
📌 Başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere, iktidarın yetkili ve sorumluları “Nüfus artış hızının çakılmasının ne büyük tehdit olduğuna” dikkat çekiyor ya sürekli olarak...
📌 Bu durumun en büyük sebeplerinden biri, belki de en büyük sebebi bu 12 yıllık mecburi eğitim uygulaması❗️
📌 Bir de üniversite öğrencisi sayısında bizden kat be kat fazla üreten Almanya’yı üçe katlamak!
*
Siz böyle yaparak ne yaptınız❓️
Okumak isteyenlerle okumak istemeyenleri, 18 yaşlarını bitirinceye kadar bir arada, okulda tuttunuz.
Okumak istemeyen okumak isteyenin huzurunu bozdu.
Öğretmenin huzurunu bozdu.
Okulun huzurunu bozdu.
Herkesin huzurunu bozdu.
Toplumun huzurunu bozdu❗️
*
Sonunda “memleketimizi çok seven” herkes kaybetti.
Eğitim sektöre sinmiş lobiler ile yan sektörlerden beslenen lobiler kazandı.
Arada da….
Mücahit, müşahit, müteahhit, her şeye müsait durumları oldu.
Zira…
Her kriz “yeni fırsatlar” doğurur.
Ve tabii “yeni fırsatçılar” doğurur❗️
12 yıla devam! - Serdar Arseven - Haber 7 https://t.co/oxkKaLQer8
Bu hafta yaklaşık 100 öğretmenimle iletişime geçtim ve şu sonuçlara vardım:
Milli Eğitim Akademisi adı altında öğretmenlere yaşatılan süreç bir mesleki eğitim değil, açıkça sistematik bir mobbing ve angarya silsilesidir!
AGS’de derece yapıp hakkıyla atanmış, yıllarca sahada dirsek çürütmüş donanımlı öğretmenlere "lise öğrencisi" muamelesi yapıp ego tatmin edemezsiniz. Üniversitede çoktan başarıyla verdiğimiz dersleri slayttan okutarak, haftalık anlamsız raporlarla evrak ameleliği yaptırarak eğitime vizyon katmıyor; sadece öğretmenlerin meslek aşkını, sağlığını ve psikolojisini bitiriyorsunuz.
Verilen komik maaşla fahiş kiralar ve ulaşım krizine terk edilen, çocuklarından ve eşlerinden koparılıp aileleri parçalanan, hijyenden yoksun binalarda saatlerce hapsedilen öğretmenlerin sabrı taştı!
Liyakati ve alın terini çöpe atan, atamayı hocaların iki dudağı arasına ve ezberci klasik sınavlara mahkûm eden, standardı olmayan bu ucube sistem acilen gözden geçirilmelidir.
Öğretmenine saygısı olmayan, onu değersizleştiren bir sistemin bu ülkenin eğitimine katacağı hiçbir şey yoktur! Yeter artık, öğretmeni rahat bırakın!
Bana mesajlarla anlatılanlar “öğretmen yetiştirme” değil, açıkça yıpratma düzenidir.
Sınav kazanmış, derece yapmış, yıllarını bu mesleğe vermiş öğretmenlere hâlâ “çocuk”, “öğrenci”, “aday” muamelesi yapılıyor. 3 güne 9 sınav sıkıştırılıyor; 50 dakikada sayfalarca açık uçlu cevap isteniyor. Aynı akademide, hatta yan sınıfta bile farklı hoca, farklı soru, farklı zorluk, farklı puanlama var. Buna adalet denmez.
Derslerin çoğu üniversitede alınan, AGS/KPSS’de zaten çalışılan konuların tekrarından ibaret. Üstüne her hafta sayfalarca gözlem formu, kültür-sanat formu, günlük rapor, sunum, ödev… Öğretmenler eğitim almıyor; evrak, ezber ve baskı altında tüketiliyor.
Ulaşım ayrı çile, maaş ayrı yetersiz, yurt-kira-yemek masrafı ayrı yük. Akademilerde hijyen, su, elektrik, kantin, yemekhane, sınıf koşulları bile sorun. Evli, çocuklu, emziren öğretmenler ailelerinden koparılıyor; insanlar psikolojik olarak çöküyor, ağlıyor, uykusuz kalıyor, geçinemiyor.
Bu sistem öğretmen yetiştirmiyor; öğretmenin mesleğe olan hevesini daha göreve başlamadan öldürüyor.
AGS puanı yok sayılarak, hocanın inisiyatifine ve keyfî klasik sınavlara bırakılan bir atama puanı kabul edilemez. Akademi süreci kısaltılmalı, ortak ve adil ölçme yapılmalı, insani şartlar sağlanmalı ve öğretmenlere artık öğretmen gibi davranılmalıdır.
Bu kadar insan aynı şeyi söylüyorsa sorun bireylerde değil, sistemdedir.
#ÖğretmenlerTükendi
Öğretmen yetiştirme sistemi konusunda yeterli bilginizin olmadığını görüyoruz. @zafersahin06
Yeterince bilgi sahibi olmadığınız bir konuda oldukça iddialı söylemlerde bulunuyorsunuz. Yarın sayın bakan çıkıp “Akademi yanlıştı, vazgeçtik” dese, bu kez siz de “Aslında akademi bence de yanlıştı” diyecek misiniz?
Sayın bakanın mülakatlara methiyeler dizdiği dönemde siz de itiraz etmiyordunuz. Ancak sayın bakan şimdi “30 dakika yeterli değilmiş, biz de gördük, öğretmenler haklı” diyor. Peki şimdi siz de “Evet, yeterli değilmiş” diyecek misiniz? Sayın bakanın o açıklamalarından haberiniz var mıydı?
Ben size bir eğitimci olarak işin iç yüzünü anlatayım. Bu arada şunu da özellikle belirtmek isterim: Ben muhalif biri değilim. Anladınız ne demek istediğimi. Ben, devletimin israf edilen kaynakları karşısında duruş sergileyen gerçek bir vatanseverim.
1)Akademiler için “fakültelerdeki derslerden farklı dersler olacak” denildi. Böyle olmadığını gördük. Derslerin çoğunluğu benzer. Hatta bazı dersler fakültelerde varken akademilerde yok. YÖK’ün sitesindeki derslerle akademi derslerini karşılaştırabilirsiniz.
2) “Uygulama artacak” söylemi abartılı bir söylemdir. Derslerin çoğunluğu yine teorik. Fakültelerde birçok uygulama dersler zaten var. Fakültede uygulama daha çok. Bunu da artık gördük. YÖK programında sonu öğretimi ile biten derslerin tamamı böyledir. Ayrıca staj uygulaması zaten fakültelerde bir yıl boyunca yapılmaktadır. İddia edildiği gibi akademiler bu konuda yeni bir uygulama getirmemektedir.
3) “Öğretmenlere 32 bin TL maaş verilecek” denildi. Ancak sadece Sivas ve Aksaray akademilerinin kendi resmi sayfalarındaki paylaşımlarına bakıldığında, bu ücretin neredeyse tamamının konaklama ve yemeğe gittiği görülüyor. Yani öğretmenlere ailelerinden ekstra para almak zorunda kalacaklar. O artık bir maaş değil burstur. Bu sizi vicdanen rahatsız ediyor mu? Ki bu insanların içinde evli olanlar, çocuk sahibi olanlar veya ailesine bakmak zorunda olanlar veya maddi durumu kötü olanlar da var.
4) “Fakültelerdeki akademisyenler yetersiz, biz yetiştireceğiz” denildi. Ancak akademilere yine aynı bazı akademisyenler alındı. Hatta bazıları fakültede verdikleri dersleri aynen akademide de vermeye devam edecekler.
5) “Akademiler fakültelerden farklı olacak” denildi. Ancak görüyoruz ki burada da öğrencilere sürekli vize benzeri sınavlar uygulanacak.
6) İddia edildiği gibi mülakat kaldırılmadı. Akademi sürecinde daha kapsamlı devam edecek. Oradan da elenme ihtimali yine olacak.
7) Şu an ne bakanlıkta ne de akademide görev yapan kişilerin hiçbiri böyle bir süreçten geçmedi. Zaten çoğu öğretmenlik bile yapmadı. Hatta öğretmen kökenli olmayanlar bile var bakanlıkta. Yani bırakın herkesin öğretmen olabilmesini, öğretmenlikle uzaktan yakından ilgisi olmayan diplomalara sahip birçok kişi şu an bakanlıkta bile görev yapabiliyor. Öğretmenlik mezunu olmamasına rağmen, bakanlık düzeyinde farklı fakültelerden mezun birileri görev alabiliyorsa öğretmenlik düzeyinde mi herkes okullarda görev alamayacak?
8) “Her mezun öğretmen olabilir mi?” sorusunun cevabı Türkiye’de maalesef ve kesinlikle EVET. Bunu bilmeyen neredeyse yok. Şu an en az 70-80 bin ücretli öğretmen var ve bunların yarısından fazlası eğitim fakültesi mezunu değil. Bu durum, sendika raporları ve akademik çalışmalarla da ortaya konmuştur. Sadece Türk Eğitim Sen’in geçen haftalarda yayımlanan raporuna bakınız. O rapordaki verilerin kaynağı il ve ilçe milli eğitim müdürlükleridir.
Sonuç olarak, bu konuya vakıf olmadı��ınız açık ve net. En azından bu işi sahada yaşayan insanların söylediklerine kulak verin. Haber yapacaksınız veya paylaşım yapacaksınız buyrun bu bilgilerin kaynağını test edin.
Milli Eğitim Akademileri işlevini ve hükmünü yitirmiştir. MEB, akademileri adeta ��ğretmenevine dönüştürdü. Süreç artık eğitimden çok konaklama ve organizasyon işine evrilmiş durumda.
1)YÖK diyor ki: “Lisans eğitimi kısaltılsın, insanlar daha erken göreve başlasın.” MEB diyor ki: “Hayır, öğretmenler en az 1–1,5 yıl daha eğitim alsın.” Aynı devlet içinde iki farklı yaklaşım… Peki hangisi esas?
2) 32 bin TL “maaş” verildiği iddia ediliyor. Ancak bu tutarın neredeyse tamamı barınma ve yemek giderlerine gidiyor. O maaş değil burstur artık.
3)“Fakülteden farklı içerik sunulacak” iddiası da karşılık bulmadı (ki zaten boş bir iddiaydı). Verilen derslerin büyük bölümü eğitim fakültelerindeki derslerle aynı. Hatta bazı önemli içeriklerin akademide yer almadığı da görülüyor.
4)Mülakatlar öve öve bitirilemedi. Şimdi ise “pardon” deniliyor. 30 dakikada öğretmen değerlendirilemezmiş. Bunu da mülakatı ve 30 dakikayı getirenler söylüyor. Peki 30 dakikada kontenjan dışına itilen ve kontenjana dahil edilenler için vebal ne olacak? Yarın akademiler için de 'pardon' denilecektir.
5)Bu yapının desteklenebilecek tek yönü; doktoral�� öğretmenlere bir fırsat alanı açmasıdır. Bu öğretmenlerimizi destekliyorum. Ancak onların da özlük hakları oldukça zayıf; yani onlar da aslında mağdur ediliyor.
6)Kasıtlı bir şekilde sessiz kalan ya da destek veren akademisyenleri de unutmamak gerekir. Akademiyi eleştirmemeyi “devlete sadakat, vatana bağlılık” olarak görenler bile var. Akademisyen sadece makale, bildiri yazmak veya derse girmek değil. Alanıyla ilgili sorunlara dikkat çekmek, farkındalık yaratmak ve çözümler sunmak hatta bunları bilimsel ürünlerle desteklemek de mesleğimize dahildir.
7)Başta İstanbul olmak üzere birçok şehirden bana özelden ciddi şikâyetler geliyor. Hatta bazı akademilerin içinden yetkili insanlardan bile sorunlar bana iletiliyor. Ülkedeki sorunları çözmek, yetkisi olmayan bana kalmışsa vay bu sistemin haline! İnsanlar korkuyor. Kamuoyu ise olduğundan farklı bir tabloyla karşı karşıya bırakılıyor.
8)Akademilerin veya bakanlığın herhangi bir biriminde görev alan hiçbir insan bu süreçlerden geçmedi. Ancak öğretmenleri de bu sürece tabi tutuyorlar. Ve biz bu insanlara karşı akademiyi eleştiriyoruz. Yani bizimkisi de akıntıya karşı kürek çekmek gibi bir şey.
9) Akademiler yüzünden uzun yıllar öğretmenler atanmayacak. Bu öğretmenlerin yerine ise binlerce alan dışı kişi ücretli öğretmenlik yapacak. Erken okul terki riski ve öğrenme yoksulluğu artacak. Sonra da bu çocukları o öve öve bitirilemeyen yeni nesil soruların yer aldığı sınavlara tabi tutacağız. Maarif diye bir hedef belirlenmiş. Sözde yeni programı da birçok yerde ücretli öğretmenler uyguluyor! Bu vebalden ve mağduriyetten sıyrılan 1 öğrenci bile başarılı olunca da haber yapacağız. Çünkü bu döngüde onların başarılı olması beklenen bir senaryo değil. Başarılı olursa da haber konusudur. Matta etkisi, fırsat ve imkan eşitsizliği akademilerle iyice tescillenecek.
SONUÇ: Kamu israfı, öğretmenlerin düzeninin bozulması, zaman kaybı, alınan eğitimlerin boşa gitmesi var, eğitim fakültelerini bitirilmesi ve en önemlisi öğretmenlerin zara gören hayatları, hayalleri...
Ramazan Bayramı'nı savaşın gölgesinde karşılıyoruz. Dileğimiz, bir an önce savaşın sona ermesi ve kalıcı barışın sağlanması.
Bu duygu ve dualarla Mübarek #RamazanBayramı’nın; milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa huzur, sağlık ve barış getirmesini diliyorum.
Kardeşlik, paylaşma ile dayanışma duygularını güçlendirmesi ve acıların bitişine vesile olması temennisiyle Ramazan Bayramımız mübarek olsun.
İnancın, cesaretin ve millet olma şuurunun destanlaştığı 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vatan uğruna can veren tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. 🇹🇷
#18MartÇanakkaleZaferi
🟤 Yusuf Tekin:
▪️"Şu an bir genç 26 yaşında iş hayatına giriyor."
▪️"Bu yüzden 12 yıllık zorunlu eğitimi kısaltmayı ve üniversiteye giriş yaşını 15'e düşürmeyi planlıyoruz."
Milli Eğitim Akademisi müfredatına bakınca, dağın fare doğurduğu anlaşılıyor. Ne teoriye ne de uygulamaya katkı sağlamaz. Zaman, emek ve maddi kayıptan başka bir şey değil. Akademi ilk bakan değişikliğinden sonra hizmetiçi eğitime dönüşecektir. Çünkü sürdürülebilir değildir.
İşte size Milli Eğitim Akademisi israfının acı ispatı...
Halep ordaysa arşın burada!
MEB Akademi israfının hazırlık eğitim programını açıkladı. Bu programın eğitim fakültesinden %70 farklı olacağı iddiası vardı. Oysa başından beri akademinin tamamen kamu israfı olduğunu defalarca ifade ettik. Bu israf karşısında başından veri vicdanı sızlayan bir akademisyen değil de bu devletin her kuruşu konusunda hassasiyet gösteren bir vatandaş olarak size israfı sadece bir örnekle paylaşıyorum.
MEB'in Akademisinde Sınıf Öğretmenliği Programına ait başlıklar:
-Sınıf Eğitiminde Oyunlaştırma ve Etkinlik Geliştirme
-Sınıf Eğitiminde Geliştirici (Biçimlendirici) Değerlendirme
-Resimli Çocuk Kitapları ile Etkileşimli Okuma
-Sınıf Öğretmenleri İçin Okul, Aile, Toplum İş Birliği ve İletişim
-Sınıf Eğitiminde Okul Dışı Öğrenme
-Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli İlkokul Programları Okuryazarlığı
YÖK'ün Sınıf Öğretmenliği Programına ait başlıklar:
-Oyun ve Fiziki Etkinlikler Öğretimi
-Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme
-Çocuk Edebiyatı
-İnsan İlişkileri ve İletişim
-Okul Dışı Öğrenme Ortamları, Türk Eğitim Sistemi ve Okul Yönetimi, Eğitimde Program Dışı Etkinlikler
YÖK'ün programına buyrun kendinize bakın ve karşılaştırın. Akademi hiçbir yenilik getirmediği gibi eksik de kalmış. Sınıf öğretmenlerinin büyük çoğunluğu köy okuluna atanacak ama köy okullarına ve birleştirilmiş sınıflara dair hiçbir şey yok. Yani lisans eğitiminde aldıkları dersleri yeniden alacaklar. Ve burada görev alacak akademisyenler de olacak!
Not: MEB akademisindeki içeriklerin ve derslerin neredeyse tamamını bizzat verdim. Birçok sınıf eğitimi akademisyeni de verdi. Gerisini siz düşünün...
https://t.co/AwWYjt5FIG
Asrın felaketi 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde, bir daha yaşamamak dileğiyle, hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, acısını yaşayan herkese sabırlar diliyorum.
Ekonomik zorluklar karşısında en çok bunalan kesimlerin ilk sırasında 17 milyon civarındaki emekliler yer alıyor.
Bu öfkeli kitle, öyle kolay yatışacak gibi de gözükmüyor.
Eğri oturup doğru konuşalım.
Eğer bugün emeklilik sisteminde sorun varsa, EYT meselesinde olduğu gibi bunu biraz da biz bozduk.
Kaldı ki 24 yıldır iktidarız.
Siyaset, bahane bulma yeri değil, çözüm üretme adresidir.
AK Parti 2002’de iktidara geldiğinde askeri vesayet, 2001 ekonomik krizi gibi yakın tarihin en ciddi sorunlarıyla karşı karşıyaydı.
Enkaz edebiyatı yapmadı, çözdü, çözdükçe güven arttı, arttıkça oylar yükseldi, 24 yıllık başarı hikayesi böyle başladı.
Bugün şartlar ne kadar ağır olursa olsun, emeklilerin gelir sorunu hiçbir mazeretin arkasına sığınmadan çözülmelidir.
AK Parti’nin bu tecrübesi vardır,
Eğer, bu sorun aşılamazsa, emeklilerin öfkesi sandıkta Hiroşima etkisi yapar.
Ayrıca, emeklilerin durumu, siyasi fantezi alanı değildir.
Zorluklarını paylaşamıyorsak hiç olmazsa duygularıyla oynamayalım.