SİVAS’I UNUTMAYACAĞIZ
2 Temmuz 1993’te, Sivas’ta ülke tarihinin en karanlık günlerinden biri yaşandı. Şeriat sloganları atan güruh, saatlerce kuşattığı Madımak Oteli’ni ateşe verdi. 35 kişi orada can verdi.
Sivas katliamı sıradan bir olay değildir. Katliam, Türkiye sermaye sınıfının 12 Eylül sonrası işçi sınıfını ve solu etkisizleştirmek için sahaya sürdüğü gericiliğin ülkede bir iktidar alternatifine dönüşmesinin yolunu açmıştır.
Katliamın hesabı sorulmadı. Yargılamalar sonuçsuz kaldı.
Sözümüz olsun Sivas’ta yitirdiğimiz aydınlarımıza, sanatçılarımıza, gençlerimize. 2 Temmuz’un hesabını mutlaka soracağız.
Üstümüze düşen Cumhuriyet’i ayağa kaldırmak, gericiliğe karşı aydınlanma mücadelesini büyütmek, eşitlik için, bağımsız bir ülke için örgütlenmeyi sürdürmektir.
Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komite
5 Temmuz'da NATO'ya karşı ülkemiz ve onurumuz için yürüyoruz!
🚩İstanbul, İzmir, Antalya, Adana, Çanakkale ve Samsun'da yapacağımız yürüyüşlere "Bağımsız bir ülkede yaşamak istiyorum, Türkiye'nin emperyalizme teslim edilmesini kabul etmiyorum" diyen tüm yurttaşlarımızı davet ediyoruz.
NATO'yu ağırlayacak olanlar, sevinçle karşılayanlar, sessizlikle geçiştirenler...
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, Cumartesi günü İstanbul'da yapılan buluşmada düzen siyasetinin NATO'culuğunu teşhir etti.
🚩5 Temmuz'da NATO'ya karşı ülkemiz ve onurumuz için yürüyoruz!
4 Temmuz’da İstanbul’da NATO Karşıtı Uluslararası Zirve’ye ev sahipliği yapıyoruz.
NATO üyesi ülkelerden komünist ve işçi partileri ile Dünya Barış Konseyi ve Dünya Demokratik Gençlik Federasyonu temsilcilerini bir araya getirecek toplantı hakkında daha fazla bilgi için:
https://t.co/C4XUtcJWYp
CHP lideri Özgür Özel Newsweek’ten sonra Financial Times’a da yazdı.
Bilinen yaklaşım sürüyor: AKP’ye güvenilmez, biz NATO’nun çıkarlarına daha uygun bir partiyiz.
Özeti bu.
Bunun bir özet değil, iftira olduğunu söyleyenler çıkabileceği için bir bölüm paylaşalım buraya Özel’in söylediklerinden:
“NATO zirvesinde Erdoğan kendini vazgeçilmez biri olarak gösterecektir. Ancak hiçbir ülkenin stratejik değeri, demokrasisinin yok edilmesiyle artmaz. Türkiye'nin müttefikleri, Erdoğan yönetiminin kendi çıkarlarına oluşturduğu riski net bir bakış açısıyla değerlendirmelidir. Kısa vadeli jeopolitik çıkarlar uğruna otoriter rejimlere meşruiyet kazandırmak tarihi bir hatadır. Bu yaklaşım nadiren istikrar getirir. Çoğu zaman ise ileride hesaplaşma anını daha tehlikeli kılar.”
Daha açık nasıl ifade edilebilirdi ki?
Özel Erdoğan’ın bir gün Moskova’ya, diğer gün Pekin’e de yanaşabileceğini hatırlatarak dikkatli olmaya çağırıyor Batılı ülkeleri.
Bütün bunları “Türkiye siyasetine karışmanızı istemiyoruz” uyarısı telafi etmiyor, etmez. Kaldı ki, bu yazı NATO’nun Türkiye siyasetinde ne kadar ciddi bir ağırlığa sahip olduğunun itirafı olarak da okunabilir.
Türkiye’de düzen siyaseti NATO konusunda mutlak bir uzlaşı içinde. İç politikada bu kadar gerilim varken bu mutabakat şaşırtıcı gelebilir. Ama aslında şaşırtıcı bir şey yok.
İç politikadaki gerilimlerin yarattığı tozu toprağı kenara çekin, karşınıza yine çok güçlü bir mutabakat çıkar: Piyasa ekonomisi. Yani kapitalizm. Yani sermaye egemenliği. Yani sömürü düzeni. Yani yoksulluk, eşitsizlik, adaletsizlik, işsizlik ve kriz üreten toplumsal sistem.
İçerdeki bu mutabakatın ürünüdür dışarıdaki NATO mutabakatı.
Komünist Bakış bu akşam canlı yayınla soLTV ekranlarında olacak.
📌AKP nereye gidiyor?
Saat 21.30'da başlayacak programı kaçırmamak için Youtubeda @soLTVkanal'a abone olabilir, bildirimleri açabilirsiniz.
NATO onursuzluk ve ölümdür. Yaşasın yaşam, bağımsızlık ve sosyalizm!
NATO'yu tanıyoruz, suçlarını biliyoruz. Ankara'da bu suçların hesabını soracağız.
🚩5 Temmuz Saat 16.00
📍Ankara Tandoğan Mitingi
Ortaklaşa Dergi'nin NATO başlıklı Haziran-Temmuz sayısını konuşmak üzere semt evimizde bir araya geldik. Verimli geçen sohbetin sonunda TKP'nin düzenleyeceği 5 Temmuz NATO karşıtı mitinge çağrı yapıldı.
@AnkaraTkp
@dergiortaklasa
Ortaklaşa Dergi Haziran-Temmuz sayısında Nato'yu konu ediyor. Emperyalist saldırganlığın aracı olan NATO'nun Ülkemizdeki ve dünyadaki rolünü konuşacağımız buluşmamıza tüm mahalleli dostlarımız davetlidir!
@AnkaraTkp@dergiortaklasa
@dergiortaklasa NATO gündemli yeni sayısıyla İlker Semt Evimizde! Ortaklaşa Dergi'nin yeni sayısına ulaşmak için Semt Evimize uğrayabilir ya da mesaj gönderebilirsiniz...
@AnkaraTkp
Tavrımız ve çağrımızdır
Sol kimlikçi bir tartışmanın parçası olamaz. Yurttaşlarımızın etnik ya da mezhepsel kökeni Türkiye’yi aydınlığa, eşitliğe, özgürlüğe, bağımsızlığa, refaha taşıyacak bir mücadelenin doğrultusunu değiştiremez. Şu ya da bu makama gelecek kişinin dünya görüşü, çalışkanlığı, halka adanmışlığı, yurtseverliği, bilgi ve becerisi, dürüstlüğü dışında hiçbir kriterin önemi yoktur.
Bu ülkede etnik ve mezhepsel eşitsizliklerin, ayrımcılığın olduğu açık bir gerçektir. Önemli olan, bu gerçeğe nasıl yaklaşılacağı ve nasıl çözümler üretileceğidir. Kimliklerin birbirinin karşısına konduğu bir taraflaşmanın herhangi bir çözüme yardımcı olması mümkün değildir. Çözüm, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu derin sömürü, ağır yoksulluk ve adaletsizliğin kaynaklarını kuruturken bu eşitsizlik ve ayrımcılığı da birleştirici bir perspektifle ortadan kaldırmaktadır.
Türkiye solu bu çok basit gerçeği unutmuş ve emekçi halkımızı bölen kimlikçi politikaların peşinden gitmiştir. “Alevi Cumhurbaşkanı seçilemez”, “anadili Kürtçe olan bir Cumhurbaşkanı adayını desteklemeyiz” gibi siyasal ve kamusal alanda hiçbir yeri olmaması gereken açıklamalara yol açan da solun kimlikçi siyasetin yarattığı sıkışmadan kurtulamamasıdır.
Bütün bu yalpalamaların ortasında bir kesim sola haksız ithamlarla, genellemelerle düşmanlık geliştirmekte, sosyalist hareketin milliyetçi hezeyanlarla hedef alınması ve günah keçisi ilan edilmesi için kampanyalar düzenlemektedir. Oysa sol, başından beri her tür milliyetçilik ve liberalizm karşısında başka hiçbir hesap gütmeden, yalnızca kendi ideolojik-siyasal ilkelerine ve devrimci hedeflerine sadık kalarak dik dursaydı, bağımsızlığını korusaydı, birlik ve müttefiklik ilişkilerini bu zeminde kursaydı, bugün tamamen farklı bir ülkede yaşıyor olurduk.
Solun tartışılamayacak ilkeleri vardır ve bu ilkeler korunarak çoğalmak, güç olmak mümkündür. Yıllardır söylediğimiz gibi, DEM Parti ve CHP gölgesindeki bir sol ilkelerini gözden çıkarmış bir soldur. Anti-emperyalizm, laiklik savunusu ve kapitalist sömürüye karşı olmak sekterlik ya da küçük düşünme değildir. Tersine, Türkiye’nin geleceği bu ilkelerden hareketle inşa edilecektir.
TKP, çok uzun bir süredir DEM Parti ve CHP gölgesinde sosyalist hareketin gelişemeyeceğini ve bu partilerin peşinden gidilmemesi gerektiğini yüksek sesle ifade etmektedir. Solun bir dönem CHP’ye, sonra DEM Parti’ye, sonra tekrar CHP’ye bel bağlayarak siyaset yapar hale gelmesi bugün toplumun umutsuzluk ve örgütsüzlüğünün en önemli nedenlerinden biridir. Bazı sol kesimlerin DEM Parti merkezli politikaları terk ederek CHP yörüngesinde siyaset yapmasını bir olumluluk olarak görenler, meselenin özünü kavrayamamaktadır. Kuşkusuz DEM Parti ve CHP farklı tarihsel ve ideolojik dinamiklerin ürünüdür. Ancak bu farklılıklar Türkiye’nin sömürüden, zorbalık ve adaletsizlikten arındırılması mücadelesinde sosyalist hareketin bağımsızlığı söz konusu olduğunda önemsizleşmektedir.
İşte bu koşullarda bir kez daha bütün samimiyetimizle çağrımızı yineliyoruz: Düzen siyasetinden bağımsız; devrimci, yurtsever, sermaye karşıtı, emperyalizmin bütün biçim ve kurumlarından kopmuş, Aydınlanmacı ve Cumhuriyetçi bir solun toplumsal ve siyasal bir güç haline gelmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.
"Amalar" ve "fakatlar" bir köşeye bırakılabilirse, sol gerçek bir kimlik kazanacak ve başlı başına bir siyasal güç merkezi haline gelecektir. Solu ilkelerinden uzaklaştıran "en geniş güçlerin birliği" yaklaşımı derhal terk edilmelidir. AKP iktidarıyla mücadele o iktidarın kaynakları iyi teşhis edilerek başarıya ulaşabilir. Tarikatlarla, holdinglerle, NATO’yla, Avrupa Birliği ile hesaplaşmayı erteleyen bir solun “en geniş güçlerin birliği”ni kime ve neye karşı oluşturmak istediği emekçi halk açısından kocaman bir belirsizlik içermektedir. Oysa sol ancak açık, yalın ve tutarlı bir siyasal-ideolojik kimlikle çaresizlik içindeki yoksul halk kesimlerine umut verebilir, seçenek oluşturabilir.
Madem son gelişmelerle birlikte solun kendisine yabancı ideolojik-siyasal zeminlerde mevzi elde etmeye çalışmasının maliyetleri ve çıkışsızlığı açık bir biçimde görüldü, o zaman cesaretle ders çıkarmanın zamanı gelmiştir. TKP geriye dönük tartışma ve ayrım noktalarını bir kenara koyarak tamamen geleceğe odaklanmaya ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırdır.
Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komite
Emperyalizm Yenilmez Değildir, Sıra NATO’yu Kovmakta!
Bugün, ABD ve İsrail’in aylardır bölgede sürdürdüğü askeri operasyonlarla, suikastlerle ve ablukayla İran’a dayattığı savaşın sona erdiği, İran tarafından ilan edildi.
Savaşın ilk gününden itibaren dile getirdiğimiz gerçek, bugün bir kez daha görünür hale geldi: Askeri ve teknolojik üstünlüğüne, NATO ateş gücüne ve desteğine rağmen emperyalizmin yenilmez olmadığı bu savaşla bir kez daha kanıtlandı.
Dünyanın ve bölgemizin kaderinin yalnızca uluslararası güç odaklarının masalarında ya da işbirlikçi iktidarların siyasi hesaplarında şekillendirilemeyeceği görülmüş oldu.
Emperyalizme boyun eğmeyen İran halkına selam olsun!
Bölgedeki emperyalist varlığa, İncirlik ve Kürecik başta olmak üzere ülkemizdeki üslere karşı durmaya ve NATO’yu kovana dek mücadeleye devam edeceğiz!
Bu vesileyle halkımızı bir kez daha, 5 Temmuz’da Tandoğan Meydanı’nda düzenlenecek NATO karşıtı mitingimize davet ediyoruz.
Aklınızdan bile geçirmeyin!
Ülkemizin içine bir ur gibi yerleşip yayılan dünyanın en büyük terör örgütü NATO’nun 36. Zirvesi 7-8 Temmuz’da başkent Ankara’da düzenlenecek.
Lafa gelince “vatan, millet, sakarya” diyenlerin ülkemizin bağımsızlığı ve egemenliğine yönelik en büyük tehditlerin başında gelen emperyalist ABD’nin ve onun liderlik ettiği NATO’nun emir eri gibi davranmaya ne kadar hevesli olduklarını bu vesileyle bir kez daha görüyoruz.
Tam da bu kapsamda, Ankara’da NATO karşıtı bir miting düzenlenecek diye kenti açık hava hapishanesine çevirme niyetlerini yakından takip ediyoruz.
Partimizin çağrısını yaptığı, 5 Temmuz'da Tandoğan'da gerçekleşecek mitingin yasaklanacağı haberlerini üstü kapalı olarak servis etmeye çalışanları uyarıyoruz: Aklınızdan bile geçirmeyin!
Daha geçtiğimiz aylarda Filistin ve Lübnan halkının üzerine, komşumuz İran halkının üzerine yağdırılan ABD menşeli bombalar tüm dünyanın ve tabii ki halkımızın hafızasında ve vicdanında yakıcılığını koruyor.
Bu düzenin ev sahibi olan patronlar, AKP iktidarı ve buldukları her fırsatta NATO övücülüğü yapan düzen muhalefeti tüm bu katliamların bir numaralı sorumlularından Trump’ın, ülkemize gelecek olmasından mutlu olabilir.
Yeni anlaşmalar ve yeni görevlerle kendi servetlerini, koltuklarını sağlama alacaklarını düşünüyor olabilirler.
Ancak bu ülke onlardan, işbirlikçilerden ibaret değil.
Memleketimizin bağımsızlığını ayaklar altına alacak, halkımızı kendi çıkarları doğrultusunda ölüme gönderecek ABD’nin planları önünde boyun eğecek bir halk yok bu ülkede!
Kalbi İsrail ve ABD caniliğinin karşısında, sonuna kadar Filistin ve İran halkının yanında atan milyonlar var bu ülkede.
Memleket toprağındaki ABD ve NATO üslerinden utanç duyan bir halk var bu ülkede.
Bunları aklınıza kazıyın ve asla unutmayın.
Ankara’da NATO’yu hak ettiği gibi karşılamak, on binlerce kişiyle bu emperyalist haydutluğun karşısına dikilmek bu ülkenin yurtseverlerinin, cumhuriyetçilerinin, devrimcilerinin, komünistlerinin boynunun borcudur.
Bu miting bu anlamıyla sadece TKP’nin değil, ülkemizin tüm onurlu yurttaşlarının ve emperyalizme karşı samimi olarak mücadele yürütenlerin mitingidir.
Çağrımız onlaradır, gelin memleketimizin bağımsızlık bayrağını hep birlikte yükseltelim, gelin işbirlikçilerin ve emperyalist haydutların karşısına hep birlikte dikilelim.
BU MEMLEKET BİZİM!
Bu akşam saat 21.30'da #KomünistBakış'ta:
📌KOÇ'lar, tek adamlar ve birlikte yürüyenler
Programı kaçırmamak için soLTV Youtube kanalına abone olmayı unutmayın.
TKP'den iktidara NATO mitingi uyarısı
❝Partimizin çağrısını yaptığı, 5 Temmuz'da Tandoğan'da gerçekleşecek mitingin yasaklanacağı haberlerini üstü kapalı olarak servis etmeye çalışanları uyarıyoruz: Aklınızdan bile geçirmeyin!❞
https://t.co/3IFX8gvN9V
100 yıllık hırsızlığın, Koç’un karşısına dikildik!
Halkımız büyük bir yoksulluk içindeyken Koç Holding’in 100. yılı dolayısıyla Ankara’da kutlama yapan sömürücüler, karşılarında bu ülkenin komünistlerini, yurtseverlerini buldular.
AKP, CHP ve MHP dahil tüm patron partilerinin liderleri, cumhuriyet ve emekçi düşmanı bu düzenin sahiplerinden Koç’un kutlamasında önlerini ilikleyerek yer aldı.
O "kutlamaların" önünden seslendik: Bu ülkede karşınızda önünü iliklemeyenler var. Sözümüz söz: Halktan çaldığınız her şeyi devletleştireceğiz!
Doruk Maden işçilerinin yanındayız!
4 Haziran Perşembe günü saat 12.00’de tüm Ankara halkını ödenmeyen haklarının hesabını sormak için Yıldızlar SSS Holding önünde toplanacak olan maden işçileri ile dayanışmaya çağırıyoruz.
NATO, ölüm ve onursuzluktur!
Yaşasın barış, bağımsızlık ve sosyalizm!
🔴5 Temmuz'da NATO karşıtı büyük mitingte buluşuyoruz!
AKP Temmuz ayında NATO zirvesi için Ankara'da hayatı durdurmaya hazırlanıyor. Kurulduğundan beri dünyanın her yerinde halklara kan kusturan bu uğursuz örgüt Ankara'daki zirvede Türkiye'nin savaş ve yıkım planlarının daha fazla içine çekileceği bir yeniden yapılanmaya gidecek. NATO'nun emperyalist planlarına ve Türkiye üzerinde yaptıkları hesaplara yine Ankara'da dur denmelidir.
Halkımızı 5 Temmuz günü NATO zirvesi öncesinde emperyalistlere kuvvetli bir uyarı için büyük NATO karşıtı mitingde buluşmaya davet ediyoruz. Mitingde bir araya gelecek yurtseverler "NATO, ölüm ve onursuzluktur; yaşasın barış, bağımsızlık ve sosyalizm" diyerek NATO'cu emperyalistlere Türkiye'nin de dünya halklarının da sahipsiz ve çaresiz olmadığını gösterecektir.
TKP Ankara İl Örgütümüzden bir heyet ile bugün Doruk Madencilik işçilerinin yanındaydık.
İşçiler ödenmeyen maaşları ve gasp edilen hakları için Nisan ayında Ankara'ya yürüyürek ülkenin gündemine oturan bir mücadele örneği göstermişlerdi. 15 Mayıs'a kadar tüm haklarının ödeneceği sözü verilmesine ve 3 Bakanlığın garantör olmasına karşın, ödemeleri tamamlanmadığı için ikinci kez Ankara yoluna düşen, ancak kente girişi engellenen işçiler, Beypazarı'nda direnişini sürdürüyor.
Direniş alanında açıklama yapan TKP PM üyesi İlter Aslaner: “Bu ülkede bakanlık koltuklarında oturanların çoğu patronlar. Şunu biliyoruz, o koltukları patronlardan, patron temsilcilerinden almadığımız sürece bu tür hak gaspları devam edecek. Türkiye Komünist Partisi, Doruk Madencilik işçileri haklarını alana kadar yanlarında olmaya devam edecek”
🔴Bu akşam #KomünistBakış'ta:
📌CHP bölünmeye mi gidiyor?
📌Devlet aklı bunun neresinde?
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan'ın gündeme ilişkin soruları yanıtlayacağı programı kanala abone olarak takip edebilir, bildirimleri açabilirsiniz⤵️
https://t.co/oZEp8atNah