İnsan kaynaklarına ve idari kadro çalışanlarına meslekte tükenmişlik sendromu yaşamamaları için okumasını önerdiğim kitaplar.
* "İlk doksan gün"
(Geçiş dönemindeki yöneticiler için kanıtlanmış stratejiler)
* "Atomik Alışkanlıklar"
( Küçük değişiklikler büyük sonuçlar )
Maviye çıkan tatil yollarını sevemedim, yeşile çıkan köyümün yollarını özlüyorum. Anneannemin evi, cevizli ekmeği, yorganlarının mis kokusu, kapı önü yaz akşamları, fırın önünde ikram edilen pide, aşşağı mahalle, ormancının orası, okulun bayırı... Kırsal ruhum 🤍
Sevmek duygusunun en gerçeğini aradım hep.
Ta ki yabancılara gülümsediğimi, bebekleri çok sevdiğimi, yaşlılara sonsuz saygı gösterdiğimi, meyve ağaçları diktiğimi, ambulans geçerken dua ettiğimi, sürekli kitap okuduğumu farkedene kadar.
Sevgi zaten içimdeymiş, benmişim 🤍
Muhteşem Yüzyıl’da bi sahne vardı. Şehzade Mustafa Sultan Süleyman için “ben babama benzedikçe, o benden daha çok uzaklaşıyor” minvalinde bir cümle kuruyordu. Bazıları sizi en çok da, kendilerine benzettikleri için sevmiyorlar. Ondaki ateş sizde de varsa, o ateşe düşman oluyorlar
Antes pensaba que nuestros padres eran demasiado estrictos, pero ahora, al observar a los jóvenes de hoy, creo que nuestros padres nos salvaron la vida. 🙏
İki seçeneğiniz var;
Ya sınırlarınızı koyarsınız yada benim gibi ömür boyu çekeceğiniz bir otoimmün hastalığınız olur 😃
( Mutsuz bağırsaklar ile dördüncü senemiz )
En itici bulduğumuz kitleler:
1-Dünyayı kurtardığını sanan plaza yöneticileri ve ik departmanı
2-Motivasyoncu vücut geliştirmeciler
3-Arabanın yakıtıyla kafayı bozanlar
4-Kadın erkek flört ilişki işlerinden başka gündemi olmayanlar
Başkalarının iyi olmasına gerçekten
sevinirim. Çünkü güneş herkes için doğar.
Hayat bir rekabet değil, bir nimettir.
Kıskançlık ise küçük ruhların hastalığıdır.
Avrupa yakası, yedi numara, süper baba, ekmek teknesi, ikinci bahar izlemiş kişilerin günümüzdeki kuma, aldatma, şiddet içeren birbirinin aynısı dizilerden keyif alması imkansız.