“İktidar değişecek” demek hem siyasi
bir öngörüdür hem de düşünce ve ifade özgürlüğüdür.
Çünkü, normal ülkelerde iktidarlar değişir. İktidarlar zaten sabit yapılar değildir, gelip geçicidir. Siyasi iktidarlar, liderler ve hükümetler geçici; devlet, toplumsal hafıza, kültür ve halkın iradesi ise kalıcıdır. Siyaset bilimi, sosyoloji ve felsefe tarihi boyunca bu gerçeğin altı defalarca çizilmiştir.
Gücü elinde bulunduran yapılar zamanla değişse de toplumların temel kurumları ve ortak değerleri varlığını sürdürmeye devam eder. Bu bilimsel bir gerçektir.
Ayrıca, Evet!
İktidar tabii ki değişecek. Hiçbir iktidar sonsuz ve süresiz değildir.
Ve Türker Ertürk yalnız değildir.
Sayfa arkadaşım Günay Kuzucu sayfasından alıntıdır
Üsküdar iradesine sahip çıkıyor.
Hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve millet iradesini savunmak adına tüm Üsküdarlıları 30 Temmuz Perşembe günü saat 19.00’da Üsküdar Sahili Marmaray çıkışında buluşup, hep birlikte belediye binamıza yürümeye davet ediyoruz.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli'nde tarihin en büyük insanlık suçlarından biri olan katliamda yitirdiğimiz canları, saygı ve özlemle anıyoruz.🕊
Müzik: @LivaneliZulfu
Fotoğraflar: https://t.co/4vbYWWj5ec
Video: @inkilapkitabevi#UnutMADIMAKlımda
SAYIN KEMAL KILIÇDAROĞLU'NA AÇIK MEKTUP
Kemal Bey, mutlak butlan kararının üzerinden 24 saat geçmeden X hesabınızdaki profilinize "Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı" yazmışsınız. Çocuksu bir heyecan ve telaş içerisinde olduğunuzu görmek ilk başta sevimli gibi gelse de, bu ülkedeki gerçek vatansever, milliyetçi, Cumhuriyetçi ve Atatürkçüler için ne sevimlisiniz ne de genel başkan.
Kemal Bey; 23 Nisan'da da çocuklar o koltuklara oturtuluyor, kameralar karşısında iki kikirdiyorlar, büyük büyük konuşuyorlar ancak sonra sütlerini içip uyuyorlar evlerinde. Siz o çocuklar kadar bile ciddiye alınmıyorsunuz artık bu ülkenin vatanseverleri tarafından.
13 seçim kaybettiniz. Kaybetmelere doymadınız. Evde boş boş oturmaktan sıkıldınız heralde ki, gidip bir seçim daha kaybedeyim ben deyip koşa koşa CHP'nin başına çöreklenmeye kalktınız.
Sayın Kılıçdaroğlu; önünüze kahraman olmak için pek çok fırsat geldi. Bu ülke tarihinin en unutulmaz, en onurlu, en gurur duyulacak isimlerinden biri olacakken, önce Ekmeleddin'i sardınız başımıza. Yetmedi, yüzde 1 bile oyu olmayan parti müsveddeleri ile masa falan kurup hem AKP eskilerini meclise soktunuz, hem de seçimleri ellerinizle mevcut iktidara hediye ettiniz.
Son seçimlerde aday gösterilebilecek en az 3 milyon isim sayabilirdim size. Oysa aday olmayacak tek isim vardı; Kemal Kılıçdaroğlu. Aday olmak uğruna masalar devirdiniz, size güvenenleri sattınız.
Attığınız her adımda, derdinizin Türkiye ve Cumhuriyet olmadığını, kendi çıkarınız olduğunu suratımıza haykırdınız.
Kahraman olabilirdiniz Kemal Bey. Oysa şimdi, öldüğünde "ohh be!" denecek, verdiği zararlarla tarih boyunca hatırlanacak ve mezarınızın yanından bir kerecik geçtiğimde o mezara tüküreceğim biri oldunuz.
Karakteriniz, kişiliğiniz, zarafetiniz, insanlığınız umurumda değil, nikahıma almayacağım sizi zira. Ben, bu ülke için yaptıklarınız üzerinden yargılıyorum sizi ve asla affetmeyeceğim.
Ne kadar sinsi olduğunuzu daha CHP'nin başına geçtiğiniz ilk gün göstermiştiniz zaten. Sizin gerçek yüzünüzü o gün görememek bizim ayıbımız olsun.
Ama siz kendi ayıbınızla, öldüğünüzde dahi huzur bulamayacak, kıvranacaksınız, bilesiniz.
Saygılarımla;
Emre Dölcel
Ana sayfamda, neredeyse tüm CHP hesaplarının görünürlüğünü kısıtlamak amacıyla “ghost ban” uygulanmış.
Bu gönderinin altına, hem “ghost ban” almış hesaplar hem de muhalif arkadaşlar yorum atsın; birbirimize destek olalım.
Bir yıldır zorluklarla başa çıkmayı çok iyi öğrendik. Böyle basit uygulamalarla bizi yıldıramazsınız.
Sn. @omerrcelik, Genel Başkanımız Özgür Özel’in bugün kamuoyuyla paylaştığı belgeler üzerine "Belgesi varsa yargıya gitsin" şeklinde bir açıklama yapmışsınız. Partimizin nicedir hukukçu kurmayıyım; size eksik bırakılan bir bilgiyi ilk elden vereyim istedim. Biz bu konular için belgelerimizle defalarca yargıya ve HSK'ya gittik.
Bir haber daha vereyim, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in bugün açıkladığı belgeleri de yargıya taşıdık.
📌 07.11.2025 tarihinde, Akın Gürlek'in Lüksemburg merkezli ETIMINE SA şirketindeki kanuna aykırı yönetim kurulu üyeliği belgeleriyle HSK'ya,
📌 17.12.2025 tarihinde, Tema İstanbul 2 ve Senfoni Etiler'deki hayatın olağan akışına aykırı astronomik gayrimenkul trafiğini (Haksız Mal Edinme) delilleriyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına,
📌 26.01.2026 tarihinde ise reddedilen dosyamız için (Karar No: 2025/23972) yeniden inceleme talebiyle tekrar HSK'ya başvurduk.
Ancak belgeleriyle yargıya yaptığımız her başvuru bir biçimde ya hukuka aykırı şekilde kapatıldı ya da HSK'da beklemeye alındı. İşin en trajikomik yanı ise, şikayetlerimizi değerlendirecek olan HSK'nın başında şimdi Adalet Bakanı sıfatıyla bizzat şikayet edilen kişi, yani Akın Gürlek oturuyor.
Baktık ki yargıya giderek, yargıyı kilitleyenlerden bu gerçeğin hesabını sormak fiilen imkansızlaştırdı; Genel Başkanımız da bu durumu halka götürdü ki kararı milletimiz versin.
Belgeler savcılık ve HSK raflarında duruyor, dileyen bakabilir.
Takdir yüce milletimizindir.
TV'de kanalları gezerken ATV'de ABİ adlı bir diziye denk geldim.
Yaylım ateşi ile 7-8 kişi birine saldırıyor, arada kadın yaralanıyor.
Mafya bozuntusu rolünde bir psikopat, kızdığı elemanına çat diye ateş edip, kolundan vuruyor.
Şaşkınlıkla izlerken araya reklam girdi.
O da ne?
Kuruluş Orhan adlı bir dizinin fragmanı.
Kılıçlarla insanları doğruyorlar, darağacında adam sallandırıyorlar.
Bu ülkede neden mafya cirit atıyor, neden şiddet attıyor, neden kadın cinayetleri rekor kırıyor?
Cevap istiyorsanız dizilere bakın!
Aman ha!
Bir kadeh içki ile sigarayı göstermeyin, buzlayın.
Hem zararlı, hemde haram..!
❌ Yurt dışı alışverişi yok
❌ Alım gücü yok
❌ Uber yok
❌ Paypal yok
❌ Booking yok
❌ Discord yok
❌ Roblox yok
❌ Starlink yok
❌ Wattpad yok
❌ Amazon Global yok
❌ Apple pay yok
❌ Google Pay yok
❌ Samsung Wallet yok
❌ Sony yok
❌ Pringles yok
❌ Vize randevusu yok
❌ Apple maps street wiew yok
❌ Spotify listeleri yok
❌ Yeterli et tüketimi yok
❌ Kiraz yok
❌ Erik yok
❌ Geri dönüşüm sistemi yok
❌ Gap year yok
❌ Gönüllü askerlik yok
❌ Kaliteli operatör yok
❌ Özgür yurt dışı alışverişi yok
❌ Yangın uçağı yok
❌ Dışarıdan telefon getirme izni yok
❌ Bireysel silahlanma yok
❌ Sahipli köpeklerde ağızlık yok
❌ Deprem planı yok
❌ Denetim yok
❌ Tarafsız medya yok
❌ Sağlıklı gıdalar yok
❌ Özgür kürtaj hakkı yok
❌ Trafik kuralları yok
❌ Özgür konser yok
❌ Özgür festival yok
❌ Fikir özgürlüğü yok
❌ Güvenli sokaklar yok
❌ Yeşil alan yok
❌ Ekonomik özgürlük yok
❌ Temiz çevre yok
❌ Bisiklet yolu yok
❌ Bilim yok
❌ Felsefe yok
❌ Sansürsüz TV sanat yok
❌ Sansürsüz sinema yok
❌ Yeterli protein erişimi yok
❌ Yaya önceliği yok
❌ Hukuk yok
❌ Adalet yok
❌ Eğitim yok
❌ Eşit yurttaşlık hakkı yok
❌ Hilesiz seçim yok
❌ Halk iradesi yok
❌ Yaz saati yok
❌ Kaliteli sanat yok
❌ Alım gücü yok
❌ Tarım yok
❌ Şehir planlaması yok
❌ Estetik yok
❌ Airbnb yok
❌ Öğrenciye ev yok
❌ Liyakat yok
❌ Muhalif CB Adayı yok
❌ Girişimciye destek yok
❌ Hızlı internet yok
❌ Basın özgürlüğü yok
❌ Yaşama umudu yok
❌ 5G yok
❌ Musluktan içilebilir su yok
❌ Porno siteleri yok
❌ Yeterli demiryolu hattı yok
❌ İfade özgürlüğü yok
❌ LGBT hakları yok
❌ Nike'tan online alışveriş yok
❌ Ucuz ulaşım yok
❌ Yüksek oranlı bahis yok
❌ Legal esrar kullanımı yok
❌ İçki içme özgürlüğü yok
❌ Sınır güvenliği yok
❌ Özgürlük yok
❌ Emeğin karşılığı yok
❌ Neşe yok
❌ Huzur yok
❌ Can güvenliği yok
❌ Mal güvenliği yok
❌ Saygı yok
❌ Sevgi yok
❌ Medeniyet yok
❌ Demokrasi yok
❌ Gelecek yok
- Distaste
Onun adına ben özür diliyorum...
Laik Türkiye'yi yıkmak derdindeki gerici AKP yönetimi ile el altından işbirliği yaparak:
*Alevi felsefesine ve duruşuna ters davranan...
Kemal Kılıçdaroğlu adına bir Alevi aydını olarak ben özür diliyorum.
Biz bu değiliz!