Az önce podcastte çok güzel bir söze denk geldim. Diyordu ki: Aslında seni arasa ömrü yetmez bulmaya; ama tesadüfen bulduğu için sıradan sanıyor. Anlam yüklediğimiz onlarca şeyin özetidir.
Bu hayatta biraz mutlu olmak istiyorsanız, Ailenize ve İşinize sarılın, hiç kimseyi oy verdiği partiye göre sevmeyin/yermeyin, Yaprak Sayar dinleyin, Nutuk okuyun, hayvan sevin, parmak kaldırarak söz isteyin, önyargıları yıkın, durgun denizde gemileri izleyin, kahve için...
Açık ve dürüst bir iletişim kurarak “Hayır” demek yerine, ölü balık taklidi yaptığınızda, karşı tarafı daha çok incitir ve değersizleştirirsiniz. Bunun yerine dürüst bir iletişimi tercih ettiğinizde, söyledikleriniz karşı tarafın hoşuna gitmese de, en azından size saygı duyar.
Rümeysa, O Ses Türkiye’ye katıldığında jürilerden hiçbiri dönmemiş. Performansını izleyen Sezen Aksu ise jüri koltuğunda oturan Hülya Avşar’ı arayıp, “Kızım siz iyi misiniz, bu sese nasıl dönmezsiniz?” diye tepki göstermiş. Ardından Sezen, bu şarkıyı Rümeysa’ya armağan etmiş.
Gene güllaca methiyeler düzüp onu çok özlemiş ve çok seviyormuş gibi yapıp, 1 ay sonra da unutup hayatımıza hiç girmemiş gibi davranıcaz, 11 ay boyunca hiç arayıp sormıycaz.
Konunun güllaçla alakası...