ÇIRÇIR BALIĞINI DA MARMARA'YI DA KORUYALIM!
Çırçır balığı (Bilimsel adıyla Symphodus cinereus), Marmara Denizi'nde yaşayan 200'den fazla balık türünden sadece birisi. Yumurtalarını deniz suyuna bırakmak yerine deniz kabukları, çakıllar, yosun ve deniz çayırlarıyla yuva yaparak ebeveynlik davranışı gösteren az sayıda deniz balıklarından.
Bahar aylarında üreme döneminde yuva yaparak dişileri yuvaya davet eden erkek balık, yumurtalar bırakıldıktan sonra yuvanın başında yavrular çıkıncaya kadar nöbet bekler.
Erkek balık, nöbet esnasında hem yengeç ve başka balıkların yumurtalara zarar vermesini önler hem göğüs yüzgeçlerini sürekli haraket ettirerek yuva içinde su sirkülasyonunu sağlamaya çalışır.
Müsilaj zamanında başka bir şey bulamadığı için müsilaj kümelerinden yaptığı yuvaya yumurta bırakıp üremeyi devam ettirmişti çırçır balıkları. Yani umutlarını kesmemişlerdi denizden.
Bugünlerde Marmara kıyılarında dalarsanız bu muhteşem manzalarla karşılaşabilirsiniz. Denizi kirletir, kıyıları doldurur, çayırları sökerseniz çırçırın geleceğini de karartacağınızı unutmayın!
Marmara canlarla dolu, lütfen koruyalım!
Görüntüyü 31 Mayıs 2026 pazar günü Erdek Körfezi'nde çektim.
Kuru sele siyah zeytin yaptım
Çok güzel,zeytinyağı ile sipariş verin yarın akşama kadar..
Az tuzlu ve az acı doğal lezzetli
Pazartesi günü kargo günüm🫒
#hatay#kuruSele#siyahZeytin
Okullarda doğru düzgün spor yok; müzik yok, yabancı dil yok, resim yok, tiyatro yok. Eleştiri yok, edebiyat yok. Doğayla, tarihle, toplumla kurulan sahici bağlar yok. Bunlarla ilgilenmeyi boş gibi gören bi düşünce yapısı var… Onun yerine yarış atı gibi bir sınav düzeni, sınırsız sosya medya kullanımı, bilinçsiz ebeveynlik hali var.
YAPMAYIN!
Dört hafta önce suyla ilgili en önemli gündemimiz barajların kuruması ve su kesintileriydi. Birkaç gündür taşkınlar, dolu savaktan salınan sözde "BOŞA AKAN" sular!
Lütfen yapmayın!
Sular boşa akmaz! Su, görselden de anlaşılacağı üzere hava küre (atmosfer), su küre (hidrosfer), taş küre (litosfer) ve canlı küre (biyosfer) arasında sürekli bir döngüye tabidir. Suyla ilgili kuraklık dahil yaşadığımız bütün sorunlar bu döngüyü bozmaktan kaynaklanıyor.
Yaşadığımız kuraklığı, denizlere ulaşamayan, baraj ve göletlerde tuttuğumuz sulardan bağımsız düşünemeyiz. Nehirler yer kürenin dolaşım sistemi gibidir. Denizler ise kalptir. Nehirler yeryüzünden topladıkları besinleri denizlere taşımazsa, denize ulaşmazsa su döngüsü bozulur. Denizdeki besin zinciri sekteye uğrar. Biyosfer, insandan, ihtiyacı olan tarımdan ibaret değildir. Bütün tatlısular tarımsal sulama, sanayi ve insan kullanımı için olamaz.
Bu kadar bencillik fazla!
Su yönetimi, suları barajlarda biriktirip insanın bencil ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Suyu ekosistem ihtiyaçlarını da dikkate alarak bütünsel şekilde yönetmek zorundayız. "Suyu yanlış yönetirseniz, azı kadar fazlası da zarardır. Bakın ovaları su bastı." benzeri açıklamalar yanlıştır. Nehir yatağını tarla yaparsan aradan bin yıl geçse bile birgün su basar. Ayrıca baskınlar toprak için bir çeşit doğal gübreleme işlevi görür.
Lütfen dereleri, çayları, nehirleri, ırmakları rahat bırakın! Sadece yatağından uzak durun. Yatağını işgal ettiyseniz ekip biçtiğinizi kâr sayın ve suya saygı duyun.
Ne güzel yağış gelmiş, baraj dolmuş, aç gözlülükle barajdan taşan suya da göz koymayalım. Bizim dışımızda da dünyada canlar, canlılar var. Hatta suyun da nehirlerin de hakkı var.