Devlet dediği iktidarını sonsuzulaştırmak derdinde olanlar tarafından ele geçirilmiş. Devamlılık esaret olmuş, cumhuriyet yıkılmış. Bu kadar fazla analize gerek yok.
İmamoğlu Özel'in Evet kararına açıkça destek veriyor. Metni okuyanlar ortada bir devlet projesi olduğunu ve iktidara gelmek istiyorsa Yeni Parti'nin de bu projeyi sahiplenmek zorunda olduğunu görebilirler. Ama ulusalcı refleksleriyle hareket edenler maalesef bunu göremedi/göremiyor.
Farelerde anı oluşturup silebilme,korku koşullanması yaratıp onu da ortadan kaldırabilme gibi bir çok şey yapılabiliyor. Anılar beyinde iz bırakır, buna da engram denir. İnsan beyninde de bunu yapabilmek mümkün bence ama etik😬
Zihinsel her şeyin beyinde fizyolojik karşılığı var.
Patronu daha fazla kazansın diye excel’de kör olmuş aptalın tesellisi mi bu ? O dokunulmazlığı ağızlarında sakıza dönüştürdüler ancak böyle ahmak itirazlarınız var. Öldükten sonra, o beden bir anı artık, beden de değil. Ceset.
Hayir. Oncelikle kime gideceginden emin olamayacagim icin 1. hayir. Digeri de kimsenin beden butunlugunu, vucut dokunulmazligini bu sekilde ihlal edemezsiniz. Insanlarin organlari uzerinde kafaniza gore tasarrufta bulunamazsiniz. Dilekce vermeyenden zorla mi alacaksiniz mesela?
Seanslar gelip ölüme çarpmıyorsa profesyonel hizmet almış sayılmazsınız ama genelde terapistler ölümden ve cinsellikten kaçarlar. Bdt gibi teknikleri bunları terapistin kaygısına çözüm! üretecek biçimde ele alır. Yani kaçırmak için konuşturur. Konuşmak için değil.
İntiharla ilgili beyanınız varsa,terapistiniz ailenize ve polise bildirmek zorundadır.Eğer terapistiniz bunu yapmamışsa profesyonel bir hizmet almıyorsunuzdur.
Klinik Psikolog Beyhan Budak, 20 günlük ilişkisinin acısını 8 yıl yaşayan danışanını anlattı:
🔹 “Yıllar önce bir danışanım, ‘Hocam, 8 yıldır ayrılık acısı çekiyorum’ dedi.”
🔹 “Ben de herhalde 10-15 yıllık bir ilişkisi vardı diye düşündüm.”
🔹 “‘Ne kadarlık bir ilişkiydi?’ diye sordum.”
🔹 “‘Hocam, 20 günlük bir ilişkiydi’ dedi.”
🔹 “‘Beni de tanıştır, nasıl bir erkekmiş bu?’ dedim.”
🔹 “Fotoğrafını gösterdi; adama bakınca cüzdanınızı kontrol ediyorsunuz, öyle bir kriminal tip.”
🔹 “Sonradan adamın dolandırıcı olduğu ortaya çıktı.”
🔹 “Kadının üzerine kredi çekip kaçmış.”
🔹 “Ama kadın 8 yıldır onu unutamıyordu.”
🔹 “Çünkü adam gittikten sonra yerine kimseyi koymamıştı.”
🔹 “O 20 günde hissettiği güzel duyguları özlüyordu.”
🔹 “Niye başlıma bu geldi, başka türlü davransam ne olurdu diye geçmişle savaşma hali onu bırakmamış.”
🔹 “Biz insanı değil, onun yanındaki kendi hâlimizi özleriz.”
“Aslında trafik kazasında ölme ihtimaliniz, uçak kazasında ölme ihtimalinizden daha fazla” diyerek, uçağa binemeyen danışanı arabaya da binemeyen bir hale ikna etmek… bilince, bilgiyle müdahale çalışabilse durum bu olurdu. Çok şükür çalışmıyor.
Bir olay ne kadar çok gündemde ise, aklımıza ne kadar sık gelir, o zamanda bu olayın o kadar sık yaşandığını düşünürüz. Bu yüzden medyada geniş yer bulan nadir olayların (örneğin uçak kazası) riskini büyük görürken, çok daha sık görülen riskleri (trafik kazası) küçümseyebiliriz. Tversky ve Kahneman’ın (1973) deneyleri, zihnimizin olasılık hesaplamasını çoğu zaman istatistiklere göre değil, belleğimizdeki örneklere göre yaptığını gösterdi. Bu bulgu onlarca yıldır yüzlerce araştırmayla doğrulandı.
Çoğu insanın bir iç sesi vardır. Düşünürken sanki zihninde biri konuşur gibi olur. İlginçtir ama bazı insanların iç sesi olmuyor. Ben bu durumla çok konuşma arasında bir korelasyon olabileceğini düşünüyorum. Bence iç sesi olmayan insanlar sürekli dışarı konuşuyor.
Bdttapar hocam iyi bir klinisyen değil. Bir kaç yıl çalışmış her psikoterapist, eğer kendisini bu öznel körlüğe emanet eden koca bir beneğe sahip gözlüğü kulaklarından suratına dikmemişse, şunu görür: kaygıda, arzuyla ilgili bir şey var.
Bilimsel veriler, Freud‘un tanımladığı şekilde evrensel bir Odipal karmaşa olduğu varsayımını desteklememektedir. Günümüz çocuk gelişimi araştırmaları çocuğun ebeveyne yakınlığı ve kıskançlığını bağlanma, güvenlik arayışı, sosyal öğrenme ve kimlik gelişimi ile açıklayarak, ebeveyne yönelik cinsel arzuya ilişkin deneysel bir kanıt olmadığını göstermektedir.
Olmasından korktuğun şeyde beklenti kristalize olur. Obsesyonların önemli bir kısmında tam da “uygunsuz” bir cinsel içerikten kaçınmak üzere kompulsiyon oluşturulduğu pek açık. Türkçe’de bir şey tanıdık gelir: “Anam avradım olsun.”
@CarmelCa@cihancelik3@muratonderman Psikanaliz klinikten doğdu, tarih ve arkeolojiden değil. Bu alanlara kullanışlı bir bakış sunmanın haricinde, klinik teammülden çıkarılamaz. Sadece bir “Teori“ değil psikanaliz.
Aldığı eğitime bakılıp konuşulursa klinik psikologdan da klinisyen olmaz. Klinik psikolojide gayretkeş düzeltoterapist olmaktan başka ne öğretiliyor? Bir iki program dışında.
Dostlar bu arada doktordan terapist olmaz. Formasyondan geçerse analist olur, ilaç düzenleyen olur ama psikoterapist olmaz. Tıp fakültesi bozuk makineyi tamir etmek üzerine kurulu bir fakülte, insanı ve insanlığı anlamlandırmak üzerine değil. Eğitimlerinizi doktordan almayın
Belki de cinsellik bastırılınca, bir çok şey cinselleşmiştir. Doğru, örtük bir genital cinsellik amaçladığınızı unutmuşum. Seslerden uyarılanları da evrimsel psikolojiyle açıklıyorsunuz nasılsa. Klinikte de çoraplarınızı danışanın başına örebilirsiniz.
Bilimsel veriler, Freud‘un tanımladığı şekilde evrensel bir Odipal karmaşa olduğu varsayımını desteklememektedir. Günümüz çocuk gelişimi araştırmaları çocuğun ebeveyne yakınlığı ve kıskançlığını bağlanma, güvenlik arayışı, sosyal öğrenme ve kimlik gelişimi ile açıklayarak, ebeveyne yönelik cinsel arzuya ilişkin deneysel bir kanıt olmadığını göstermektedir.
Bu epistemik megalomaninin ne olduğunu vurgulandığı yer de küçük harfli bilginin dönüştürücülüğüne dair fantazmla başka bir ilişki kurabilirsin. Saymalardan, harfleri saymalardan vazgeçebilirsen tabii
Analitik bir çalışmaya katıldığında da kendini böyle büyümemekten büyülenmiş olarak bulabilirsin elbet. Ancak klinisyen, senin yuvarlanıp durduğun imgesel karşılaştırmalar bataklığındaki bilgi tahtını kapmaca oyununa gelmez.
One of my big problems with therapy, frankly, is that I do not think the therapist is very likely to be higher-IQ, saner, or better read in the POLS/PSY/CBT lit than...I am.
I do have personal issues - aggression, etc. But I rather strongly feel that listening to a bunch of mid-wit moralism from a 32 year old leftist is unlikely to resolve these. #no_hate
Psikanaliz okumalarım eksik. Lacan’ın imgeseli, simgeseli ve gerçeği, ayna evresi, Jung’un kolektif bilinçdışı kavramı, arketipleri vs. iyi hoş ama bende hep yüzeysel kaldılar. Jung’un Kırmızı Kitap’ını alacağım. Lacan’a da bi’bakayım. Derinleşmek lazım.
Kut'sanmış hiyerarşi ile testesteron savaşları başlıyor. İlişkileri eskaza testesteron savaşından ibaret olmayabiliyorsa, belki, bir bakış mümkün oluyor. Onun da bir leke olduğunu, ve o lekeyle ne yapacağını bilmeyen birinin başında mümkün oluyor tabi.
İnsanlara hiç dahil olamamaktan, bakışlarında kendini bulamamaktan, paylaşacak bir şey oluşturamamaktan şikayet edenlere "hey, dostum, kolların biraz ufak mı kalmış senin?" diye bir şey sokuşturuveriyorsun.
Guy every few months: "Prescribe your depressed patients exercise"
How I would have heard it 10 years ago while depressed and training to be therapist: "Tell your depressed patients that they're lazy pieces of shit that need to work harder and this depression is their fault."😔
Elimizde şunu böyle bastım, bunu böyle kaldırdımdan ileri bir şey çıkıyor mu? Bu yetmediği için stoacı kabızlığa adım atıyorlar, belki biraz şoparhauyer okuyup, Jordan P. videosu izliyorlar. Odalarının düzenli olduğunda yükseleceklerini düşünen insanlar sürüsü ortaya çıkıyor.