Deniz Göktaş’ın savcılık ifadesinden bazı bölümleri paylaşıyorum…
SORULDU: Şüpheliden, Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirligince tanzim edilen, 25/06/2026 tarihli açık kaynak araştırma ve video çözümleme tutanağında yer alan
"ya da ağzım merhaba diyor, sıfatım ilk üç kitapta iyiydi, dördüncüsünün çevirisi zayıf diyor " şeklinde söylem ile ne kastettiği kitaplardan ve çeviriden kastının ne olduğu hususu soruldu
CEVABEN: Bu söylemlerde, saçımın uzun olduğu dönemde insaların bana yönelik olumsuz önyargılı bakış açılarından bahsediyordum. Uzun saçlı halime bakan kişilerin ben bu tarz şeyler söylemesem de, söylediğimi varsaydıklarını, zaten şakanın içeriğinde belirtmiştim. Bu şakada çeviriden kasıt mealdir. Kitaptan kastedilen kutsal kitaplardır. 4. kitap olarak kasıtedilen ise Kuran-ı Kerim'dir.
Benim bu şakada herhangi bir aşağılama kastım yoktur. Çeviriden kastım Kuran-ı Kerim'in mealine yönelik tartışmalar ile ilgilidir, dedi.
Deniz Göktaş'ın emniyetteki ifadesi ortaya çıktı:
"Komedyenim, yüksek gelirliyim.
Deniz Göktaş rumuzlu YouTube hesabı bana aittir. Burada yapılan paylaşımlar benim tarafımdan yapılmıştır.
Soruşturmaya konu olan video, 1 Haziran 2026 tarihinde Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nda yapmış olduğum stand-up gösterisine aittir.
Bu stand-up gösterisindeki konuşmaların metni daha öncesinde benim tarafımdan hazırlanmıştır.
Tarafıma yöneltilen 'halkın belirli bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama' kastım kesinlikle yoktur.
Bu gösteri benim yaklaşık 3 yıldır Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde yaptığım bir gösteridir. 100 binin üzerinde seyirci bu gösterimi izlemiştir ve hiçbirinden bu kısma dair incindiklerine ilişkin bir şikayet gelmemiştir.
Gösterim boyunca birçok konuda konuşuyorum. Sadece dindarlar değil, her türlü politik görüş ya da popüler figür hakkında konuşmalarım vardır.
Burada da kötü bir şey demiyorum. Favori kitabım diyorum. 'Çeviride sorun var' cümlemi de yıllardır duyduğum meal tartışmalarına atıf olarak söylüyorum.
İnançlı bir insanı kırmak gibi bir amacım kesinlikle yoktur. Böyle bir yorumu günlük hayatta bir seyirciden duysam üzülürdüm.
Cumhurbaşkanına hakaret suçunu işlediğimi reddediyorum.
Herhangi bir şekilde Cumhurbaşkanını aşağılamak gibi bir niyetim yok.
Diktatör kelimesi siyasi bir nitelemedir ve sık sık kamuoyuna açık şekilde tartışılan bir konudur.
Demokrat, otokrat gibi bir kelimedir sadece.
Gösteri boyunca bu tarz popüler figürlere, ideolojilere ve Türkiye'ye dair sosyolojik olaylara yaptığım gibi mizahi bir yaklaşımdır.
Başka bir amacım yoktur.
Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum."
Sesini duyurmaya cesareti olanların ve daha hiç içini açamamışların yanındayım. Benim de çevremde benzer durumlar yaşatan kişiler varsa ve farkında olmadan bir bağlantım oluyorsa, lütfen beni de uyarın. Sizi görüyorum, duyuyorum,anlıyorum, biliyorum, hissediyorum…
Bu çok üst düzey bi kötülük gerçekten nutkum tutulmuştu ilk öğrendiğimde. İnsanın refleks olarak bile olsa ilk yapacağı şey ‘bağırarak’ herkesi ayaklandırarak kaçmaktır. Bilerek sessizce çıkmışlar. Belki de herkes kurtulacaktı. Oteliniz de paranız da batsın insanlık yoksunları.
Bakanlar, bürokratlar iki cümleyi bir araya getiremiyorken bir liseli kız öğrencinin yaptığı şu konuşmayı izleyin.
Siz bu çocukları nasıl yeneceksiniz!
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik "terörist, hırsız Erdoğan" şeklinde tezahürat yapan ve o anları sosyal medya hesabında paylaşan Buse Gül Yılmaz'ın ifadesinde "tüm suçlamaları kabul ettiğini ve pişman olmadığını" söylediği öğrenildi. (Pointer)