"O ki malını vererek arınır. Bunu kimseden karşılık beklemeden yapar. İsteği yalnızca Yüce Rabb'inin rızasını kazanmaktır. Ve yakında, Razı olacaktır."
(Leyl, 92/18-21)
Bu burada kalsın şimdilik..
Kilade- anahtar - sebeb- Zülkarneyn, cross- Constantin- Paul
PX (Chi-Rho / ☧) monogramı; tepesindeki kilit halkası (kilâde), gökten yere inen dikey taşıyıcı urgan (s-b-b) ve dört yönü birbirine bağlayan çaprazın (cross) tek bir imparatorluk mühründe birleşmiş halidir.
Resmi tarih anlatısında, Konstantin’in Yaşamı (Vita Constantini) eserinde aktarılan Milvian köprüsü savaşında göğün anahtarı Kilade-cross görmesi ile Kehf 84. ayeti bağlantılı...
Çünkü konstantin bağlamında bu olay, "göğün kapısını/anahtarını açma yetkisi", dönemin hükümdarlık anlayışını ilahi bir yetkilendirme ile yeniden şekillendirmiştir.
İlahi Meşruiyet ve Krallık Yetkisi (Gök ile Yer Arasındaki Bağ) -sbb kelimesi kadar -qld ilede bağlantılıdır.
Roma'da Claudus hanedanı ile kilade aynı semantik. Augustus ve Ceasarın bağlı olduğu hanedan ismidir.
Latince clavis (anahtar) ve claudere (kilitlemek) kelimeleri de aynı mantıkla PIE *kleh₂w- (bükük dal, kanca mandal) kökünden gelir. Yani hem cross/crook hem de clavis/claud- ailesi, "düz olmayan, eğilip kanca haline getirilmiş araç" çekirdeğinde birleşir.
Mesela Clavis: Eğri çengel biçimindeki bu anahtarın kendisi.
Claudere: O kanca ile sürgüyü yerine oturtup kapıyı kapatmak, kilitlemek, hapsetmek. (İngilizcedeki close, clause, exclude, claustrophobia buradan türemiştir).
Clavicula: "Küçük anahtar" / bükük kemik; anatomiye köprücük kemiği olarak geçmiştir.
Arapça Kilâde (قلادة), kök anlamıyla boyuna dolanan bükülmüş halka, zincir veya tasmadır. Taklîd (تقليد) ise birinin boynuna bu bağı takarak onu bir otoriteye bağlamak veya ona yetki devretmektir (kılıç kuşanma/nişan takma).
Bu yapı, Cross ve Claud- kavramlarıyla doğrudan kesişir.
Q-L-D kökünün kilit ve anahtar semantiğini taşıyan mekâlîd biçimi de iki ayette yer alır:
Zümer Suresi, 63. Ayet:
لَهُ مَقَالِيدُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ...
"Göklerin ve yerin anahtarları / kilitleri (mekâlîd) O'nundur..."
Şûrâ Suresi, 12. Ayet:
لَهُ مَقَالِيدُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ...
"Göklerin ve yerin anahtarları / tasarruf yetkisi (mekâlîd) O'nundur..."
Mesela, Petrus'un Çapraz Anahtarları (Claves Regni Caelorum), teolojide ve hanedan armalarında anahtarlar daima çapraz (cross / decussata) formda resmedilir. Biri göksel otoriteyi (çözme/açma), diğeri dünyevi otoriteyi (bağlama/kilitleme - claudere) simgeler.
Claudus / Claudere etimolojisinde gördüğümüz "kancayla kilitleme, hapsetme, kapıyı kapatma" eylemi, Zülkarneyn kıssasının zirve noktasıdır:
Klasik filolojide (Lisânü'l-Arab) Q-L-D (قلد) eylemi; iplerin basitçe yan yana konması değil, ipliklerin birbirine çaprazlama katlanarak ve burularak (cross-twisting) mukavemetli bir halat/kordon haline getirilmesidir:
Kal��id (Gerdanlık/Bağ): Çapraz ilmiklerle boyna dolanan kilit halkası.
Mekâlîd / İklîd: Dört yönlü tork üreten, içerideki sürgüleri zıt eksenlerden kavrayan çapraz mandallı anahtar.
Cross Key (İstavroz Anahtar): Modern kilitte de dört yönlü artı profiliyle silindiri aynı anda her açıdan kilitleyen mekanizma.
-SBB ile -QLD semantik aynı yere çıkar.
Çift taç Zülkarneyn kapsamında bu semantik daha nettir:
Qarana / İktirân: İki nesneyi birbirine çapraz bir boyundurukla bağlamak, bitiştirmek demektir. Kilade ile semantikdir.
Evlatlık almanın nesep meydana getirmediğini söyleyen ayetleri (Ahzab:4-5) sanki evlatlık almak haram kılınmış gibi yansıtmak tam da yahudiye yaraşır bir hareket.
Mantık yok, ilim yok, feraset yok, okuduğunu anlama yok safi kötülükten teşekküller.
Roma hukukunda zina suçu sebebiyle verilen kırbaç cezası, ve kadınlarına zina iftirası atmaları sebebiyle kırbaçlanan eşleri.
Makale başlığı da içeriği gibi oldukça ilgi çekici. Late Roman Law and the Quranic Punishments for Adultery, Geç Dönem Roma Hukuku ve Zina'nın Kurani cezası.
Karşılaştırma İçin; https://t.co/yZsUGfjMBG
Tesadüf(!)lerde bugün: Paul Reid’dan Pan tablosu.
Çift boynuzlu keçi kafası, çift boynuzu işaret eden sağ el, pale (Paul) skin yani soluk/açık ten. Bu tene Dune’daki Paul’da da rastlarız.
Keçi = Goat = G.O.A.T = God = Gott (Almanca)
G.O.A.T = Tüm zamanların en iyisi
“Yaratanların en iyisini bırakıp da Baal’e mi yöneliyorsunuz?”
Saffat: 125
Eski Ahit’e göre çölde kendisinden yiyecek isteyen İsrailoğulları'na zehirli yılanlar gönderen Yehova, Musa'nın aracı olması ile zehirlenenlerin şifa bulması için halkı direğe asılı tunç yılan heykeline/Nehuştan taptırır.
Kur’an’ın tasdik ettiğine inandığınız Tevrat gerçekten bu olabilir mi? Kur'an'ın Allah'ı ile Yahve aynı kişi olabilir mi?
Çocuk istismarını savunabilecek bir anlayışla din konusunda “ortak payda” aramayın. Çocuklarınızı emanet etmeyeceğiniz insanlarla inancınızı da ortaklaştırmayın.
Bu topraklar üzerindeki asıl dili karartma çalışmalarının örneklerinden biri de bu olmuş.
“Karpuz” kelimesinin aslı, Koinē Grekçesindeki καρπός (karpós) = “meyve” kelimesine dayanır.
Bu kelimeye Yeni Ahit’te bile rastlarsınız:
πᾶν δένδρον ἀγαθὸν καρποὺς καλοὺς ποιεῖ
Pan dendron agathon karpous kalous poiei
“Her iyi ağaç iyi meyve verir.”
Matta 7:17