"Toplumsal bir haksızlık karşısında korkakça davrananlara katlanamam. Günümüzün sorunları ancak gözü pek ve köktenci bir kararlılıkla çözülebilir." John Kennedy Toole
nödtveidt’in bağlı olduğu yapı olan misanthropic luciferian order (mlo), “anti-kozmik satanizm” olarak bilinen bir düşünce sistemini savunuyordu. bu öğretiye göre evren kaotik bir düzene geri dönmelidir ve ölüm, bir son değil bir geçiş olarak görülür.
jon nödtveidt'ının ölümüne değinelim;
nödtveidt, evinde yerde bir çemberin içinde bulundu; bu çemberin etrafı yanan mumlarla çevriliydi. yanında bir silahın yanı sıra okült içerikli bir kitap yer alıyordu. +
Bret Easton Ellis'i ilk okuduğumda kafayı yemiştim, Faulkner'i ilk okuduğumda kafayı yemiştim. Şimdi yaşamın bokluğundan uzaklaşmak için okuduklarım eskisi kadar tatmin etmiyor. Yaşımdan, hayatımdan, ülkemden dolayı içimde bir şeyler ölmüş gibi hissediyorum bu konuya dair.
Eskiden bazı tartışmalar için çok çaba harcardım, şimdi "güzel olan" şeyleri paylaşmak dışında bir arzu duymuyorum. Haklı çıkmaya düşündüğümüz kadar ihtiyacımız yok.
Gece düşüncelerim:
Oturup sakinleşip üzülmeye de zaman ayırmalıyız.
Kötü deneyimlerimizi atlatmak için onları küçümsemek kişisel hakaret gibi geliyor.
Net olmayı sevmiyorum.
Nosferatu'yu yeni izleyebildim. Vampir temasının "birileri gelecek ve karımıza kızımıza sulanacak" korkusuyla bağdaştırılması her defasında çok şaşırtıyor.
Yaş aldıkça birilerini herhangi bir sebeple de olsa yargılamanın komplekslerimizi dışa vurmanın en şapşal yolu olduğuna kanaat getirdim. Her hâli komik ve çiğ duruyor, boşuna enerji kaybı.
Her hafta vizyona giren noname cin filmlerini veya 10 yıllık film Interstellar yerine Nosferatu'yu gösterime soksanız olmaz mıydı? Bu ülke sadece üç şehirden ibaret değil. @paribucineverse
Baba kontenjanından gözüme çarpan Brandon Cronenberg'in filmleri kafayı yedirtti bu hafta. Sırrı anne baba sebebiyle toplumda ayrıcalıklı olmak mıdır genetik miras mıdır bilemedim.
Öyle bir kitap ki hikayesiyle de bağdaşır şekilde önce sizi bunaltıyor, sonra travmalarınızı tetikleyecek kadar manipüle ediyor ve en son olarak da insan doğasından korkmanıza neden oluyor. Son otuz sayfayı nefesim kesilerek okudum, son cümlede bir beş dakika kendime gelemedim.
Az önce hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan birini kenara bıraktım. İçinde bu kadar yoğun bir duygusallık barındırıp böylesine insanın anılarını canlandıran bir kitap olması bir lütuf gibi geliyor.
"Giovanni'nin Odası" için sonsuz teşekkürler James Baldwin.
Birkaç ay sonra kafamı toparlayıp Dave Grohl'un kitabını bitirebildim. Yaşayan en popüler rocker çok da iyi bir "hikayeci" aynı zamanda. Meşhur İsveç konserinden Kurt'e ve Scream'e kadar her şeyi çok akıcı şekilde anlatmış. Mutlaka alın, okuyun.
Burayı artık çok kullanmıyorum ama çok güzel bir fırsat gördüğüm için yazıyorum. Alfa Kitap'ın 5 kitap 195 TL kampanyasında Clive Barker'ın Abarat'ı da var. Diğer indirimli kitaplar pek iç açıcı değil ama uydurursunuz bir şeyler.
Şu kitabın 208 lira gibi bir fiyata satılıyor olması çok garip bir durum. Türkiye'deki herhangi bir yayınevinin herhangi bir kitabı 250 liradan falan satılıyor şu an. Baya da güzel kitaptır bu arada.