Alparslan Savunma Bilimleri ve Millî Güvenlik Enstitüsü Müdürlüğünde 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılında düzenlenen “Bilgi Sistemleri Subay Temel”, “Elektronik Harp” ve “Siber Güvenlik” sertifika programlarının mezuniyet töreni; Rektör Yardımcımız Tümamiral Erhan Aydın, Kara Harp Okulu Komutanı Tümgeneral Levent Sabahattin Güldağı, Kara Harp Okulu Dekan Vekili Prof. Dr. Arif Sarı ve diğer davetlilerin katılımıyla gerçekleştirildi.
Yaşının ötesinde hâlâ çalışarak kazanan ve kazancının bereketi helal emeğinde olan babam ...
Rabbim ömrünü sağlıklı, bereketli, huzurlu ve hayırlı kılsın.
İyi ki babamsın 🇹🇷
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisemizde bu sabah meydana gelen silahlı saldırı, hepimizi derinden sarsmış ve büyük bir üzüntüye sevk etmiştir.
Olayda yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar diliyor; öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize ve tüm eğitim camiamıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Yaşanan hadiseyle ilgili gerekli soruşturma ve incelemeler derhâl başlatılmış olup süreç, ilgili kurumlarımızla tam bir koordinasyon içinde ve titizlikle yürütülmektedir.
Eğitim ortamlarının güvenliği ve huzuru konusunda hiçbir ihmale müsamaha gösterilmeyecek, benzer hadiselerin bir daha yaşanmaması için gereken tüm tedbirler kararlılıkla alınacaktır.
İLBER HOCA'NIN BİLİNMEYEN HASSASİYETİ ; DUA BEKLEYEN KİMSESİZ CARİYE VE SARAY AĞALARI
Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamızın Müslümanlığına dair bir şeyler yazmayı ayıp ve de yersiz addederim. Fakat hakkında yazılanlar bu yazıyı yazmaya beni mecbur bıraktı. Hoca aleyhinde yanlış zan sahibi olabilecekleri hem aydınlatmak ve hem de tarihe not düşmek için bu yazıyı yazdım. Merhum Ortaylı hocamız samimi bir Müslümandı, fakat bunu birilerine göstermekten hassaten ictinab ederdi. Allah ile kul arasında olan ve başka kulların da haberdar olmasının gerekli olmadığı çok güzel hasletlere sahipti.
Fazla kişinin bilmediği, hocamızın hassasiyetini gösteren aşağıda anlatacağım olay ise ibretlik tarihi bir hadisedir. İlber hocamız 2005 yılında Topkapı Sarayı Müzesi müdürü tayin edildi ve bu görevde 2012 yılına kadar kaldı. Göreve geldiğinde ilginç bir âdet başlattı. Müdür tayin edildiği senenin Ramazan ayında Topkapı Sarayı’nda görev yapmış ağalar, cariyeler ve diğer hizmetliler için hatim okuttu. Hatim bittiğinde küçük bir katılımcı grubu ile duasını okuttu. Kasım 2005 tarihindeki hatim duasına davet edilen birkaç kişiden biri olan değerli dostum Murat Kargılı o gün yaşananları şöyle anlattı: “2005 Ramazan ayında [5 Ekim-2 Kasım] İlber Hoca beni aradı ve ‘Yarın (Salı) Hırka-i Saadet’i açacağız ve siz de gelir misiniz’ dedi. Ben de severek davete icabet ettim. Saat 11.00 gibi Topkapı Sarayı’na intikal ettim. Salavatlar eşliğinde Hırka-i Saadet açıldı. İlber hoca daha önceden destmâller hazırlatmıştı. Hırka-i Şerif’in açılması töreninden sonra Hocamız bana ‘Murat, akşam iftar yapacağız gelir misin’ dedi ve gelmem hususunda ısrarcı oldu. İftardan sonra Fatih Çollak Hoca bir aşir okudu. İlber Hoca aşir kıraatinden sonra elime ekte fotoğrafını yayınladığımız belgeyi verdi. Fatih Hoca, İlber hocanın listesini hazırladığı ağaların duasını yaptı. Duadan sonra İlber hocanın listesini aldım, hocaya imzalattırdım ve tarih attırdım. Hoca o sırada bana ‘Bu sarayın sahipleri sultanlar değildir, asıl sahipleri bunlardır, bunların adı sanı unutulmuştur ve bazılarının nesepleri kesilmiştir, kimseleri de yoktur' dedi'.
İlber Ortaylı hocamız müdür olduğunda başlattığı bu âdedi sonraki yıllarda da devam ettirdi. Her Cuma muhakkak ağalar ve cariyeler için hayır yapar, Kur’an okur ve okuturdu. 2005-2012 yılları arasında hiç ara vermeden Ramazan aylarında Topkapı Sarayı’nda ağalar, cariyeler, Enderun hizmetlileri ve diğer hizmetlilerin ruhu için hatim duası okuttu. Bunu özellikle Osmanlı teşrifatına uygun bir şekilde Hırka-i Saadet ziyaretlerinden sonra yaptırırdı. Hatim duasına davet edilenler arasında muhakkak Saray’ın o dönemdeki “çalışanları da” bulunurdu. Bu hadiseye şahit olanlardan biri de hocam Prof. Dr. Mehmet İpşirli’dir. İpşirli Hocamız şahit olduğu töreni şöyle anlattı: “İlber, Saray’a müdür tayin edildiğinde Ramazan ayında bir gün beni aradı. Akşam hatim duası yaptıracağını ve duayı da benim yapıp yapamayacağımı sordu. Ben de hukukumuza binaen kabul ettim. Akşam yaklaşık on kişinin katıldığı bir iftar yemeği verildi. Yemekten sonra bizzat İlber’in okutturduğu hatimin duasını okudum. Katılımcılar farklı meslek gruplarından idi. İlber, hatimi Saray’da hizmet etmiş ağalar, cariyeler ve diğer hizmetliler için yaptırdığını, çünkü bunların arkalarında kendilerine dua edecek ve Kur’an okuyacak kimselerin bulunmadığını söyledi. Duadan sonra tatlı bir sohbet oldu ve daha sonra dağıldık”.
Ekte bu hadiseye dair ilginç bir belge yayınlıyorum. Belgeyi değerli dostum Murat Kargılı gönderdi. Merhum Hocamız, Topkapı Sarayı Müzesi müdürü olduğu 2005 yılı Ramazan’ın da ağalar ve cariyeler için hatim indirttiği gibi kendisi de 50 Yasin-i Şerif adamış. Fotoğraftaki listeyi bizzat İlber Hocamız, Murat Bey’e bir hatıra olarak vermiş. Listede kimler için dua edildiği yazıyor. İlber hocamız bizzat kendisi “50 Yasin-i Şerif adadım” yazmış.
Bir ülkenin güvenlik mimarisini çökertmek özellikle beklenene hazırlıklı bir halefiyet sistemi oluşturan ülkelerde kişileri öldürmekle mümkün olmaz. Nitekim İran açısından bu savaş sürpriz değil; hazırlıkları da var.
Ancak, yapılan saldırı ABD-İsrail blokunun teknik ve askeri kapasitesinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. Ortada aşırı dengesiz bir durum var. Herkesi bir vuruşta öldürmüşler.
Arzu ettikleri kişi koltuğu alana kadar da gelen herkesi bertaraf edebilecek bir teknik istihbarat kapasiteleri olduğu görünüyor. Buna ilave olarak gerek diasporada gerekse ülke içinde mevcut rejimi devirmeden İran’ın makus talihini değiştiremeyeceklerini düşünen muhalif kesimlerin sağladığı insani istihbarat kapasiteleri (humint) var.
Şurası net: Hiç bir rejim dışarıdan gelen böylesine güçlü bir baskıya içeride tam bir dayanışma olmadan karşı koyamaz. Ulusal dayanışma ise onbinlerce muhalifi öldürmek yoluyla sağlanmaz; aksine direnişi kırar.
İran devleti bu bloka karşı askeri bir savaşı kazanamayacağını bilecek kadar tecrübeli. Özellikle sosyal medya üzerinden gelişen kamuoyu desteğini kazanmak adına “savaş sonrası iletişim savaşına” hazırlanıyorlar. Orada şimdilik kuvvetliler ama algoritmaları değiştirmek hala ABD/İsrail tarafının insiyatifinde. Her iki ülkede de seçimler yaklaşıyor, savaşın etkisini göreceğiz.
Bize düşen şey de net: Yankı odalarımızda birbirimizin fikirlerini duyarak yaşanmakta olan şeyin gücünü küçümseme lüksümüz yok. Bu, hazırlıksız yakalanmamıza neden olabilir. Gözlüksüz bakma pratiğimizi geliştirmek durumundayız.
Tarihe not ...
ABD'nin Abraham Lincoln savaş gemisi ( ki 5000 personeli var ) savaş tamtamlığı yaparken; nasıl bir ironi ise İran ABD üstlerini tehdit eder noktada varlığını sürdürüyor 😂
📜5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü, Türk kadınının, seçme ve seçilme hakkını elde etmesiyle, demokratikleşme yolunda atılmış önemli adımlardan biridir.
1930’da birçok Avrupa ülkesinden önce kadınların belediye seçimlerine katılabilmesi onaylanmış ve siyasal alanda ilk kez temsil hakkı tanınmıştır.
5 Aralık 1934’de ise milletvekili seçme/seçilme hakkı verilmiştir. Kadınların ilk kez aday olabildiği 8 Şubat 1935’de 17 kadın Milletvekili Meclis’e girmiştir.
Merhum Ziya Gökalp’ın dediği gibi “Kadın yükselmezse alçalır vatan..Samimi olamaz onsuz bir irfan.”🇹🇷
#DünyaKadınHaklarıGünü
#5Aralık
Tarihe not ...
İlk ekümenik konsil 1700 yıl önce İznik"te toplandı. Yüzlerce din kitabı içinden dört kitap seçilerek İncil ortaya çıktı.
Şimdi Papa 14. Leo İznik Konsolu"nin 1700.yılında İznik "i ziyaret ediyor.
Peki İznik"i Türklerin fethinin 950. yılı.
Türkiye neden kutlamıyor.
DEM eş başkanı " Meclisteki süreç komisyonu İmralı'ya gitmeli ve bebek katili terörist başı Öcalan'la görüşmeli"
söylemiyle devletin " barış içinde bir arada birlikte yaşama " niyetini yanlış anlamış herhalde ...
Eğer bu istek yerine getirilirse devlet erk'leri sorgulanmaz mı ?