Ay ne kadar problem yaşadığım şey varsa hepsi kendi sezgim yerine "daha mantıklı" diye dinlediğim akıllar yüzünden. Gerçekten mantıklı olsa bile bende patlıyor. Tekamülüm öyle değil çünkü.
Satürn döngümün bana iyi anlamda öğrettiği şeyler "kendi aklına ve sezgine güven" 3. Ev ve IC satürn kavuşumlu biriyim btw.
Kötü anlamda öğrettiği şeyleri yazsam roman olur. Belki bir gün gerçekten yazarım...
Rahatsızlıklar konusunda da fazla hassasım bence ya. İlgilenip ilgilenmediği turnusol gibi oluyor hemen. Ben karşımdaki kişilerde önemsediğim için böyle şeyleri.
İçimde sevildiğimi anladığım zamanlar genelde bana özel detayların ifade edilmesiyle oluşuyor. (Çoğu insanda böyledir zaten. Sadece kendimi ifade ediyorum) kendimi sevme şeklim yine böyle "özgünleştikçe" , özgünleştiğim alanları farkettikçe daha çok farkediyorum. Sevgi dilim aynı şekilde o kişiye özel şeyleri farkettiğimi ifade etmek şeklinde. Bu yüzden sevdiğim insanlarda ilk farkettiğim şey o kişiyi -sadece benim için değil, dünya içinde özel yapan- özel bir ruh yapan şeyler oluyor.
Çok uzun süredir bu gruptan gelen danışanım yok o nedenle spesifik bi gözlemim oluşmadı sadece şöyle düşünüyorum : 1989-1990'lıların chiron Yengeç Satürn Oğlak karşıtlığı var. Neptün de Oğlak. Ve Kad Kovalar. Tek olma iddiasının uzun vadede bu gruba pek yarar sağlamayacağı kanaatindeyim. Ya kendilerini ait hissedecekleri bi yapı kurmalılar ya da o tarz bi yere dahil olmalılar. Aile olarak ya da iş sektörü olabilir, vakıf, dernek olabilir. Çünkü ait hissettiği her yapının dağılması var. Daha manevi aidiyete ihtiyaçları var gibi.
1984-1988 arası doğumlular Chiron İkizler nesli. Bu neslin pek çoğunda Chiron, Uranüs Yay ile ya da Satürn Yay ile karşıt açı yapıyor. Benzer etki 1994-1995 arası grupta da var mesela onların da çoğunda Chiron Başak, Satürn Balık'tan karşıt açı alıyor.
Bu iki grubun zihinsel yeteneklerinin, iletişim becerilerinin ya otoriteler aracılığıyla ya ebeveynleri aracılığıyla bazen arkadaş grupları aracılığıyla yanlış yönlendirildiğini düşünüyorum. Bu yüzden ya kendi üsluplarıyla ve tepkileriyle ilgili ya da başkalarının üsluplarıyla ve tepkileriyle ilgili en çok problem yaşayan grup olabilir.
Bu gruptan olup bi de Merkür zor açılar altındaysa, retroysa, yanık ise çok daha görünürdür bu problem.
Tavsiyem, insanlarla açık iletişim kurmaya gayret edin. Anlamaya çalışın. Anlaşılmıyorum saplantısında kalmamaya çalışın. Özellikle 1984-1988 grubu biraz yargılamaya meyilli ve paradoksa dönmüş durumda olabilir.
Bilinçdışı, Ben'in neredeyse her bakımdan gizlenmiş ham halini içerir. Uzun süre gizli kalırsa erişilemez olur ve ilkel davranışlarda kişi farketmeden kendini gösterebilir. Ancak gün yüzüne çıkmaya başladıkça bilinçdışı ve bilinçli zihin arasında bir köprü oluşur ve ikisi arasında geçiş sağlanır. Bu tarz, kritik anlarda eğer kişi gerçekten uyanık ve dengeli sezgisel düşünce ve rasyonel düşünceye sahipse, istediği bilgiye erişebilir.
Doğum haritasındaki Pluto, Mars, Güneş ve Uranüs gezegenleri "Yapma" enerjisinde olmamız gerekenler gezegenler. Hangi evlerdeyse bu alanlarda hareket etmemiz gerekir. Baskılandığında o ev temalarıyla ilgili kompleksler geliştirmemize sebebiyet veriyor. Başkalarını yargılarken görebiliriz kendimizi ilk öyle açığa çıkıyor. Özellikle Güneşinizin bulunduğu ev alanında.
Sembollerin anlamını anlamak, görünür dünyanın ardındaki perdeyi kaldırma isteğiyle bağlantılıdır. İlk adım, bu sembolleri fark edebilecek bir “göz” geliştirmektir. Çünkü bu semboller hayatımızın her yerinde karşımıza çıkar. "Göz" ü geliştirebilmek ise, tamamen bireyin anlamlandırabilme yetisiyle ilgili. Sezebilmek ve sezdiğiniz şeye güvenebilmek ve sezdiğiniz şeylerin sizin egonuzdan mı yoksa gerçekler mi olduğunu farkedebilmek bunların hepsi "görebilmekle" ilgili şeyler. Ve tabii ki pratik gerektiriyor. Sancılı fakat sonucu insanı daha farkında yapıyor.