Geçenlerde Antalya Kemer’deydim.
Saat 22.00 suları işlek caddenin üzerinde haşlanmış mısır satan bir seyyar satıcıyla sohbet ettik.
“İş yok, geçenleri görüyorum, eskiden ellerinde dolu poşetler, çantalar olurdu, şimdi sadece su şişesi var” dedi, ekledi:
“Bugün sadece iki tane mısır sattım.”
Bu esnada lahmacunun 220 lira olmasından dert yandı, karnını doyuramadığını söyledi.
Zor bir dönemden geçtiğimizi anlatıp kaygılarının önemli kısmına hak verdiğimi ifade ettim.
Ama küçük bir itirazım oldu:
“Sen de mısırı 150 liradan satıyorsun, sana maliyeti tüm masrafıyla 20 lirayı geçmez.”
Seyyar tezgah için belediyeye aylık 10 bin lira kira ödediğini belirterek kendini savunmaya çalıştı.
O arada mısır almak için tezgaha yanaşan kadın da fiyatı pahalı buldu, “en tepedeki sağolsun” diyerek cumhurbaşkanımıza gönderme yapmasın mı?
“Bir saniye” dedim:
“Kirayı kim belirliyor?”
“Belediye”
“Belediye kimde?”
“CHP”
“O halde kiranın en tepedekiyle ne ilgisi var?”
Başını eğdi, sustu.
Esnafın sorunlarını kabul etmekle birlikte, kimsenin kendi fırsatçılığını veya siyasi tarafgirliğini iktidara ciro etmesini de doğru bulmuyorum.
Özetle.
Ekonomik güçlükler ve fırsatçılık kolkola geziyor.
Son dönemde Köfteci Yusuf'ta kalitede korkunç bir düşüş var.
Bu platformda defalarca Köfteci Yusuf övmüş bir insanım ama son 4-5 aydır Kalite yerlerde.
Şirketin duruma çok acil müdahale etmesi gerek.
Özel bir şirkette olsa milli değerdir. Umarım bu kalitesizlikten dönerler.
@__Tevazu__@ticaret@omerbolatTR Bu durumun sorumlusu AKP döneminde "üreticiyi destekleyeceğiz" diye açılan "sertifikalı depoculuk" uygulamasıdır. Gidin sertifikalı depolara bakın, ağzına kadar mal dolu. Parası olan tüccar malı alıp depoya koyuyor, fiyatlar arttıkça da kısım kısım satıyor. Stokçuluk suç mu(!?)
Tatile giden herkes kazıklanmamak için zincir restoranlarda yemek yiyor.
AVM'ye giden herkes kazıklanmamak için zincir restoranda yemek yiyor.
-Fiyat belli ve her yerde aynı,
-Kuver, hizmet bedeli, zorunlu vale yok
-en azından kaç liraya ne yiyeceğin belli
Donuk hamburger köftesini ısıtıp hazır ekmeğin arasına koyup 900 lira isteyen
50 liralık Hazır mantı haşlayıp ev yapımı kayseri mantısı diye tabağı 500 liraya satan
5 dilim tavuk sucuğu+ 3 dilim mantar dizip üzerine yarım avuç "eritme tost" peyniri koyup pide fırınında köşeleri yanana kadar pişirdiği pizzanın ortasına 1 yaprak fesleğen koyup 1200 liraya satan,
3 harfli marketin tavuk dönerini tavada ısıtıp "wrap" adı altında 500 liraya satan,
Yeşillenmiş köfteyi salça ve acıbiberle tekrar yoğurup special köfte diye 700 liraya satan,
Ahlak yoksunu esnaf batsa da kurtulsak.
Bir Turkcell kullanıcısının paylaşımı
Turkcell Faciası
Ön not:
Bu ülkeyi yönetenlerin de yönetilenlerin de gerçekten adil bir yargılama sistemi istediklerine artık inanmıyorum.
Mayıs ayında eşim Mine Hanım'a yeni bir telefon almak için Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisine birlikte gittik.
Eşimin kullandığı Samsung A71'in üst modeli olarak Samsung A07'yi önerdiler. Biz de güvenip fiyatını sorduk.
"Peşin 15.000 TL, 12 ay taksitle 18.000 TL." dediler.
Biz de taksitle almaya karar verdik.
Eski telefondaki bilgileri yeni telefona aktarmaya başladılar ve "2-3 saat sonra gelirsiniz." dediler. Akşam saat 19.00 civarında ben gidip telefonu teslim aldım.
Daha sonra telefonun piyasa fiyatının yaklaşık 9-10 bin TL olduğunu öğrendim.
Üç gün sonra tekrar bayiye gidip, "Peşin alırsam fiyat ne olur?" diye sordum.
"12.650 TL." dediler.
Birkaç gün sonra yeniden gittim. Bu kez "12.900 TL oldu." dediler.
"Olur." dedim.
Gerekli işlemler yapıldı ve ödemeyi gerçekleştirdim. Bana üzerinde "Mali değeri yoktur, irsaliye yerine geçmez." ibaresi bulunan 12.991,70 TL tutarında bir fiş verdiler. Ben de memnun bir şekilde ayrıldım.
Eşimin kullandığı telefon paketinin aylık ücreti 327 TL idi.
Bu ay fatura 746 TL gelince, telefonu aldığımız Setbaşı'ndaki bayiye tekrar gittik.
Bize telefonu satan Halil Köse'nin başka bir şubeye geçtiğini öğrendik.
Kendisini "Ben Kemal." diye tanıtan görevli,
"Size bir de şarj cihazı satılmış. Onun için de 12 ay boyunca aylık 280 TL, toplam 3.360 TL ödemeniz gerekiyor." dedi.
Biz böyle bir ürün almadığımızı söyleyince kamera kayıtlarını izledi.
Kayıtları izledikten sonra bize dönerek:
"Haklısınız, şarj cihazı bizde kalmış." dedi ve cihazı bana uzattı.
Ben de:
"Ben bunu almak istemiyorum." dedim.
Bunun üzerine:
"Parasını zaten alacağız, şarj cihazınızı da alın." cevabını verdi.
Ben de şu soruyu sordum:
"Eğer ilk yaptığım sözleşmeye göre her ay 1.500 TL ödeyip toplam 18.000 TL ödeseydim, bu şarj cihazı için ayrıca ücret isteyecek miydiniz?"
"Hayır." dedi.
"Toplam 18.000 TL'nin içindeydi."
Bunun üzerine şunu söyledim:
"O hâlde benim peşin ödediğim 12.991 TL'yi sadece hesap kapatmak için mi aldınız? Bu nasıl bir satış anlayışı, bu nasıl bir aldatmaca?
Farz edelim ki bugün buraya hiç gelmeseydim. Şu an bana uzattığınız şarj cihazını hiç teslim almamış olacaktım. Buna rağmen kullanmadığım, teslim almadığım bir ürün için 3.360 TL ödeme yapacaktım.
Sizde hiç vicdan yok mu?"
Görevlinin cevabı ise kısa oldu:
"İstediğiniz yere şikâyet edebilirsiniz."
Bayiden ayrıldıktan sonra Turkcell müşteri hizmetlerini aradım.
Konu hakkında özür dilediler ve bayiden savunma istediklerini söylediler.
Ancak daha sonra bana, bayinin savunmasını esas aldıklarını ifade ettiler.
Ardından Osmangazi Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyeti Bürosu'na gittim.
Görevli:
"Siz telefonu peşin ödeyerek almışsınız. Biz ancak şu şarj cihazıyla ilgili işlem yapabiliriz. Bunun için bayiden finansman sözleşmesini, taksitli satış sözleşmesini ve faturayı getirmeniz gerekiyor." dedi.
Bayiye gidip bu belgeleri istedim.
Vermediler.
Aslında bunu önceden tahmin ettiğim için hakem heyetindeki görevliye,
"Ya vermezlerse?"
diye sormuştum.
Aldığım cevap ise şu olmuştu:
"Bizim yapabileceğimiz bir şey yok."
Sonuç olarak anladım ki, vatandaş dolandırıldığını düşünse bile çoğu zaman hakkını arayacak etkili bir mekanizma bulamıyor.
İşin ilginç yanı, Tüketici Hakem Heyeti'ndeki iki görevli bana,
"Amca, başka gidecek yer mi bulamadın? Turkcell bayisine girilir mi?"
diyerek sitem etti.
Ben de gülümseyerek,
"Özür dilerim, bir daha olmayacak."
dedim.
İşin doğrusu, artık mahkemeye ya da hakem heyetine gitmeyi düşünmüyorum.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım da bir hukuki süreç başlatmak değil.
Tek amacım; haksız kazancı normal gören, müşteriyi mağdur eden Bursa Setbaşı'ndaki Turkcell bayisini ve bu süreçte bayisinin savunmasını esas alan Turkcell'in yaklaşımını eşe dosta duyurmak ve insanları benzer durumlara karşı uyarmaktır.
Hepsi bu.
Arif Kılıç
@drrmznplt@0tafar Profilinde Atatürk portresi bulunan ne kadar çok dangalak var memlekette.
Yazık ki bi b*ktan anlamayıp, Mustafa Kemal’in hatırasını yaralıyorlar.